İZMİR İLE İSTANBUL ANLAŞIYOR
*- GÖZLERİMİZİ KAPATIYORUZ Londra’dan Karcan Yayöz yazmış; ‘Gözler niyetleri gizler belki ama sonsuza kadar değil! Bazen bir bakış, en büyük yalanları saklamaya yeter. Güven verir gibi bakarsın, hissetmiş gibi davranırsın ama içinde yankılanan boşluk ne kadar saklanabilir ki? Sözler kandırır, dokunuşlar aldatıcıdır. Ama gerçek hiçbir zaman sonsuza kadar gizlenemez. İnsan kendi yalanına ne kadar inanırsa inansın, en sonunda kendiyle baş başa kalır. Bir maskeyi ne kadar takarsan tak, al
*- İHTİYACINI BİLMEN LAZIM
Melih Dizdaroğlu, ‘Ya yapamayacağınız ya da başaramayacağınız hiçbir şey kalmayacak kadar derin bir iç huzuruna ve güvene sahip olsaydınız?
Ya her gün o kadar berrak bir netliğe sahip olsaydınız ve neye ihtiyacınız olduğunu açıkça bilerek ilerleseydiniz?
Bu hayatınızı nasıl değiştirirdi?’ diye soruyor.
Bunun elimizde, beynimizde, düşüncelerimizde olduğunu belirterek, ilkeli olmak ve davranmak sayesinde her şeyi başarabileceğimizi anlatan Melih Dizdaroğlu, ilke sahibi olarak, kendimizi yetiştirerek, sistemi öğrenerek, sadece başkalarının değil, kendi hayatımızı da bu soruların yanıtlarına ulaşabileceğimizi belirtiyor.
Böylece ulaşacaklarımızı da anlatıyor Melih Dizdaroğlu, tabii bu da okumakla ve eğitim almakla başarılıyor:
İstenmeyen alışkanlıklardan, bağımlılıklardan, tetikleyicilerden ve yıkıcı davranışlardan kurtulabiliyorsunuz.
Yeni bir özgürlük ve farkındalık yaşam tarzı yaratıyorsunuz.
Sahip olduğunuzu bile bilmediğiniz yetenekleri ve potansiyeli keşfediyorsunuz.
Özetle okuyarak, araştırarak;
Kişisel gelişiminizi hızlandıracak, üretkenliğinizi üç katına çıkaracak ve daha önce sahip olduğunuzu bilmediğiniz yetenekleri ortaya çıkaracak beceriler kazanabiliyorsunuz.
Bu sizin elinizde…
Ama şunu da unutmayın, bunları size ücret karşılığı öğretecek, eğitecekler de var, bunlara sakın aldanmayın.
İş kendinizde…
*- UNUTMAYALIM
Filmlerini hep ilgi ve keyifle, severek izlediğim Audrey Hepburn, bir söyleşisinde şöyle demişti:
“Anneannem bana hep derdi ki;
Asla kendi hakkında başkalarına çok fazla bir şeyler söyleme!
Kıskançlık zamanlarında, körlerin görmeye başladığını, dilsizlerin konuştuğunu ve sağırların işittiğini unutma!...”
*- EGEMENLERİN ÇIKARLARI
Amerika’da hepimizin bildiği gibi ‘sinema dünyasının’ merkezi Holywood kentidir.
Geçenlerde büyük yangın geçiren yer.
Holywood yapımı film senaryolarının büyük bölümü, yalnız yoksul ülke insanlarının değil, Amerika halkının da beyinlerini, egemenlerin çıkarları doğrultusunda, yıkama amacına uygun olarak yazılır.
Çok az bilinen ya da dillendirilen bir gerçektir.
*- HER FİLMDE…
ABD Derin Devleti Pentagon’un, yani ABD Genelkurmayının onaylamadığı hiçbir sinema senaryosu filme çekilmez.
Çekilse bile, gösterime girmesine izin verilmez.
Namık Kemal Lisesi’nde tarih öğretmenimiz Nezihe Aras, hiç unutmuyorum, şöyle demişti:
‘Her Amerikan filminde mutlaka birçok sahnede Amerika’nın bayrağı vardır ve dalgalanmaktadır. Dikkat ederseniz bunu görürsünüz!’
*- ÇIKARLARINA UYGUN
Holywood’u, kendi çıkarlarına uygun olarak yönlendiren ABD’nin sömürgeci ağa babaları, yani sülükler, yenidünya düzeni propagandalarında sinemayı yoğun bir şekilde kullandılar ve kullanıyorlar.
Bundan hiç şüpheniz olmasın…
*- AĞZIMIZI HAVAYA AÇMAYALIM
Yazmaktan duyurmaktan keyif almıyorum ama işte size bir gerçek daha;
‘Yaz aylarında serin yerlerde, arıcılar kovanlarını yayarlardı.
Örneğin Marmaris’e ya da Fethiye yörelerine gidenler ormanlık alanlardan geçerken bunları görürdü.
Çünkü sıcaklardan kaçınılırdı.
Şimdi, yani son yıllarda görüyor musunuz?
Çünkü kimyasallar her yerde, hatta daha yüksek kesimlerde bile kendini gösteriyor.
Bal toplamak için dolaşan arılar bunlardan etkileniyor, zehirleniyor.
Sonuç mu, hikâyelerde, çocuk şiirlerinde olduğu gibi artık bal arılarının sesleri duyulmuyor.
Bilmem bizim üreticilerimiz bu gelişmelerden bir şeyler çıkarırlar mı?
Devletin birimleri, ziraatçılar, kimyacılar da bunlardan kendilerine pay alırlar mı?
Daha geç kalınmadan yeterli ve gerekli tedbirler alınır, kimyasal tarım satıcıları daha sık denetlenir mi?
Zaman içinde bunu göreceğiz…
Ya da büyüklerimizden önceleri duyduğumuz gibi, ‘ağzımızı havaya açacağız!’
*- ZAMLAR ÖMRÜ UZATIYOR
Sizi biraz da güldüreyim mi?
Bakın tuzu kuru olanlar ne diyor?
“Evin içinin soğuk olması, kan dolaşımı için çok faydalıdır!
Karanlıkta oturmak, gözlerin daha iyi görmesini sağlar!
Ekmek arası kuru soğan da, antibiyotik görevi görür, vücudun direnci artar!
Fatura az gelsin diye, soğuk ve karanlık bir odada, ekmek soğan yerken, seni buna mecbur bırakanlara söylediklerin, kulaklarını çınlatman da antideprasan[Mh1] etkisi yapar!”
Hadi gene iyisiniz, zamlar sayesinde ömrünüz uzuyor!
*- YAŞLI MISIN?
UNESCO’nun ‘yaşlılık’ tanımı şöyle;
‘Bir insan konfor alanının dışına çıkamıyorsa!
Yeni şeyler öğrenmiyor, şaşırmıyor ve çoğu şeyi bildiğini düşünüyorsa,
Merak etmiyor, keşfetmiyorsa,
Geçmişte, anılarında yaşıyor ve sürekli eskiyi tekrar ediyorsa, yaşlıdır!’
*- GÖZ GÖZE GELİNCE
Gergin bir boğa güreşi sırasında matador Álvaro Múnera düşünülemez olanı yaptı.
Kalabalık bir sonraki dramatik hamle için bağırırken, o aniden boğadan uzaklaştı, arenanın kenarına doğru yürüdü ve oturdu.
Seyircilere sessizlik çöktü.
Daha sonra Múnera onu sonsuza dek değiştiren anı anlattı:
‘O anda, boynuzların tehlikesini unuttum.
Tek görebildiğim onun gözleriydi; öfkeyle değil, masumiyetle doluydu sanki ‘bana zarar verme!’ diye…
O bakışlar ile göz göze geldik.
Saldırmıyordu; hayatı için gözleri yalvarıyordu.
Bunun bir kavga değil, bir zulüm eylemi olduğunu o an fark ettim.
Kılıcımı düşürdüm, arenayı terk ettim ve ‘bir daha asla savaşmayacağıma’ yemin ettim.
‘Ona neden kılıcını saplamıyorsun?’ diyenlere, bir canlının acımasız şekilde öldürülmesinden zevk alanlara öfke duydum.
Bundan sonra, ‘acıyı eğlenceye dönüştüren bir dünyaya karşı’ savaşacaktım."
Múnera boğa güreşini bıraktı ve platformunu bir zamanlar savaştığı varlıklar adına savaşmak için kullanarak hayvan zulmüne karşı büyük bir savunucu oldu.
Onun hikâyesi, şefkatin gücünün ve değişmek için gereken cesaretin güçlü bir kanıtıdır.
Bazen dünyayı farklı görmek için tek gereken bir anlık bağlantıdır..
*-KADINLAR OLMADAN
Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanan ve her yıl 8 Mart’ta kutlanan Dünya Emekçi Kadınlar Günü, özünde bir mücadele ve hak arama günü. Aynı zamanda da kadınların ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlandığı bir gün.
Ne var ki hem ülkemizde hem de dünyada kadınların çalışma hayatındaki yerinin ve toplumdaki statüsünün çok fazla değişmediği, sorunların varlığını aynen koruduğu bir yılı daha geride bıraktık.
Oysa, iş hayatında kadın erkek eşitliği artık sadece bir adalet meselesi değil, ekonomik fayda yaratmanın olmazsa olmazı. Sürdürülebilir katma değer yaratmanın yolu, fırsat eşitliğinden geçiyor.
Türkiye’de kadınların iş gücüne katılımı yüzde 35’lerde, OECD ortalaması ise yüzde 65’lerde.
Şayet Türkiye’de kadınların iş gücüne katılımını OECD ortalamasına taşıyabilirsek Gayri Safi Yurtiçi Hasılamızı yüzde 20 oranında büyütebiliriz.
Bilişim Çağı’nın getirdiği hız ve giderek sertleşen küresel rekabet, üretimden tüketime her alanda eşitlikçi bir bakış açısının sağlanmasını stratejik bir hedef haline getirmiş durumda.
*- SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZMDE İKİ ÖDÜL
Selçuk ve Urla “Yeşil Destinasyonlar Gümüş Seviye Ödülü” sertifikası kazandı.
Uluslararası Sürdürülebilir Turizm Konseyinin (GSTC) akredite kuruluşu olan Green Destinations (Yeşil Destinasyonlar) tarafından verilen ödül ile İzmir, sürdürülebilir turizm alanında önemli bir başarıya ulaştı.
Yüzden fazla sürdürülebilirlik kriteri ve göstergesini kapsayan kapsamlı bir hazırlık ve raporlama sürecinin ardından, ayrıca bağımsız bir saha denetimi sonucunda, Urla ve Selçuk ilçeleri Green Destinations / QualityCoast Ödülü-Gümüş Seviye Ödülü almaya hak kazandı.
Bu ödül, doğa ve mirasın korunması, atık yönetimi, enerji ve iklim gibi tüm sürdürülebilir destinasyon yönetimi alanlarında mükemmelliği ifade ediyor.
Aynı zamanda, destinasyonun gelecekte turizminin çekiciliğini sürdürebilmesi için gösterdiği çabaların da bir takdiri.
Ölçülen unsurlar yalnızca doğal miras gibi somut ve görünür kriterler değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma ilkelerini dikkate alan politika ve yönetim planları.
*- BERLİN TURİZM FUARINDA
Dünyanın en kıymetli turizm fuarlarından biri olan Berlin Uluslararası Turizm Fuarı’nda Green Destination yönetimi tarafından doğa ve mirasın korunması, atık yönetimi, enerji ve iklim gibi tüm sürdürülebilir destinasyonun özelliklerini İzmir’in Selçuk ilçesinin taşıdığı kararlaştırıldı.
Doğasını, denizini, tarımını ve kültürünü koruyarak geliştirmeyi hedeflenen Urla’nın en çok tercih edilen bölge olduğu belirtildi.
Urla’da gastronomi kültürüne ve tarımsal üretime dayanan ‘GastroFarmUrla’ şemsiyesi altında oluşturulan rota, hem gastronomi ve tarım kültürünün görünürlüğünün artmasını, hem de bu kültürel mirası gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor.
Bu ödüller; Urla Bağ Yolu Rotası, Gastronomi Rotası, Zeytin Rotası, Gezilebilir Kültür Rotası ve Butik Konaklama Rotalarının, önümüzdeki yıllarda hem daha fazla tercih edilmelerini sağlayacak hem de yerelde sürdürülebilir kalkınma atağı yapmaları için büyük bir argüman olacak.
2024 yılında GSTC’nin akredite kuruluşu olan Green Destinations ile başlayan çalışmalarda sertifikaları alan ilk ilçeler Selçuk ve Urla oldu. Önümüzdeki günlerde Menderes ve Çeşme ilçelerinde de sürdürülebilir turizm sertifikası çalışmalarına başlanacak.
*- RENKLER ve MARKA ALGISI
Renkler, tüketici psikolojisi ve marka algısında kritik bir rol oynar.
Doğru renk kullanımı, markaların kimliğini güçlendirir, duygusal bağ kurar ve satın alma kararlarını etkiler.
Günümüzde pazarlama stratejilerinde renklerin bilinçli kullanımı, markaların tüketicilerle etkileşimini artırmada önemli bir faktördür.
Her renk, farklı duyguları ve çağrışımları tetikler:
Şöyle söyleyebiliriz:
Kırmızı: Tutku, heyecan ve aciliyet hissi uyandırır. Hızlı tüketim ürünlerinde ve indirim kampanyalarında sıkça tercih edilir.
Mavi: Güven ve profesyonellik hissi yaratır. Bankacılık ve teknoloji sektörlerinde yaygındır.
Yeşil: Doğa, sağlık ve sürdürülebilirlik ile ilişkilidir.
Sarı: Mutluluk ve iyimserlik hissi verir.
Siyah-Gri: Lüks, zarafet ve güç simgesidir.
*- RENK SEÇİMİ
Bir markanın renk paleti, tüketicilerle olan iletişimini doğrudan etkiler. Araştırmalar, tüketicilerin bir markayı tanıma sürecinde renklerin %80 oranında etkili olduğunu gösteriyor.
Örneğin, Coca-Cola kırmızı ile dinamizmi yansıtırken, Apple’ın gri tonu lüks hissi uyandırır.
Belirtildiğine göre;
Tüketiciler, bir ürünün renginden etkilenerek daha hızlı karar verebiliyor.
İndirim ve promosyonlarda kırmızı ve turuncu gibi dikkat çekici renkler kullanılır.
Gıda sektöründe iştah açıcı renkler (örneğin, kırmızı ve sarı) tercih edilir.
Teknoloji ürünlerinde siyah, gri ve mavi güven hissi yaratır.
Yapılan araştırmalara göre, tüketicilerin en çok sevdiği renk %19,6 ile mavi. Samsung, Adidas ve Mavi Jeans gibi markalarla özdeşleşmiştir. Beyaz ve siyah ise ikinci sırada yer alıyor.
Öte yandan, kahverengi ve turuncu en az tercih edilen renkler arasında bulunuyor.
Markalar, bu verileri analiz ederek hedef kitleleriyle daha güçlü bir bağ kurar ve pazarlama stratejilerini geliştirir.
Renkler, yalnızca estetik değil, aynı zamanda tüketici algısını şekillendiren stratejik bir faktördür.
*- İKİ BÜYÜKŞEHİR’DEN TARİHİ İŞ BİRLİĞİ
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında riskli yapıların yenilenmesi, kültürel mirasın canlandırılması, afet yönetimi, yeşil alan çalışmaları, su ve kanalizasyon altyapısının yanı sıra misyon kent çalışmaları alanında örnek bir iş birliği modeli kuruluyor. İki kentin belediye başkanları Dr. Cemil Tugay ve Ekrem İmamoğlu’nun bir araya gelerek üzerinde mutabık kaldığı deneyim paylaşımı ve proje ortaklığının ilk adımı ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kiptaş ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Egeşehir Planlama iştirakleri arasında 8 Mart Cumartesi yapılacak imza töreni ile atılacak.
İki büyükşehir belediyesinin tarihi bir nitelik taşıyan işbirliği modelinin ilk somut uygulaması ise riskli yapıların yenilenmesi alanında olacak. 8 Mart Cumartesi günü iki başkanın katılımıyla Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kiptaş ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Egeşehir Planlama iştirakleri arasında imza töreni yapılacak.
İzmir’deki eski ve riskli yapıların, depreme dayanıklı, güvenli ve çevre dostu yapılara dönüştürülmesini amaçlayan İzmir Yenileniyor Platformu İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki Egeşehir AŞ’nin katkılarıyla desteklenecek.
Platform, olası bir İzmir Depremi’ne karşı dayanıksız olduğu düşünülen yapıların yenilenmesi sürecinde rehberlik ve bilgi sağlayacak.
İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, KİPTAŞ AŞ ve EGEŞEHİR AŞ iş birliğiyle hayata geçirilen platform, yapı sahiplerine şeffaf, güvenilir ve erişilebilir bir dönüşüm süreci sunmayı hedefliyor.
Yorumlar yükleniyor...