İKİNCİ MESLEK, İKİNCİ DİL GİBİ ŞART OLDU
*- EY DOST! Bir zamanlar, ‘Bir dil bilen bir insan, iki dil bilen iki insan!’ sözü ünlüydü. İnsanlarımızı ‘Yabancı dil öğrenmeye’ yönelik bir girişimdi. Anımsıyorum; ‘Mektupla yabancı dil eğitimi’ de yaygındı. Halk Eğitimi Merkezleri vardı, ev işleri dışında yabancı dil eğitimlerine ağırlık veriyorlardı. Şimdi ‘dershaneler’ de var, ‘online’ dedikleri bilgisayardan bin kişiye aynı anda ders anlatan firmalar da var. İşleri süper… Her yaştan binlerce öğrenciye bir öğretmen yetiyor.
Geçenlerde İstanbul’da bir vale, 10 milyon liranın üzerindeki süper aracı park yaparken kaza yaptı.
Sahibi de işte bu ‘online ders veren’ bir kurumun sahibi idi.
‘Olur böyle vakalar’ diyerek, aracına büyük zarar veren valeyi afetti.
Benzer bir kaza da Beşiktaş’ta olmuş, bir sürücü son model mercedese arkadan çarparak büyük hasar vermişti.
Otomobilin sahibi bayan pilot, ‘Size bir şey olmasın’ diyerek kazayı yapanı teselli etti.
Bir böyle insanlarımız var, bir de trafikteki canavarları…
Şimdi bu laflardan sonra asıl önerime geleyim.
Kim olursan ol, ne olursan ol, mutlaka ve mutlaka ‘ikinci mesleğin’ olmalı…
Bazı üniversiteler nasıl ‘İkinci diploma’ veriyorlarsa, onun gibi ama benim söylemek istediğim, öyle bir şey değil…
Önce bir örnek vereyim, sonra konuyu biraz daha açayım:
*- İKİNCİ ADIMLAR!
Yıllar önce bir elektrik mühendisi arkadaşım vardı.
Adına Ahmet diyelim;
Elektrik Mühendisi Ahmet eşiyle konuştuktan sonra TEK’ten istifa etti bir büro açtı.
İşleri iyi idi.
Ama bu arada dünya çapında bir ekonomik çöküntü bizi de etkilemişti.
O günleri gören Ahmet Bey, bana da görüşünü söyleyerek, bir lokanta açtı.
İşi gereği müşterilerini, iş yapacağı misafirlerini ağırladığı bir ünlü lokantanın ustası ile anlaştı, Bornova’da o ustanın adı ile lokanta açtılar.
Ama birinci şart şuydu:
Kendileri de, çalışanlar da kesinlikle yediklerinin parasını ödeyeceklerdi.
Misafirlerinin yediklerinin parasını da vereceklerdi.
Böylece işlerini büyüttüler.
*- NE DEMELİ?
Bir başka arkadaşım da aynı zamanda bir lokanta açmıştı.
İflas etti.
Neden mi?
Ahmet Bey gibi Mehmet Bey hesabını yapamadı.
Benim gibi birçok arkadaşını davet etti, para almadı.
Bir de kendisi gibi içmeyi, eğlenmeyi sevenler vardı.
‘ Vur patlasın- çal oynasın!’ hikâyesinde olduğu gibi bu davetlere dağ bile dayanamazdı.
İyi niyet mi, desem.
Aptallık mı desem,
Bütün birikimi elinden gitti.
Tabii ki sonunda kilidi vurdu…
İki anlattığım da gerçek…
Sizlerin de benzer olaylara tanıklık ettiğiniz olmuştur, çevrenizdeki girişimci dostlarınızdan…
*- SANAT OKULU GİBİ
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Meslek Kurslarını’ duymuşsunuzdur.
Şu zamanda Vakıflar Müdürlüğü ile girdikleri ‘tapu mücadelesi ’ne neden olan tarihi binalarının, yani meslek okulu kapama tehlikesi içinde…
İşte İzmir ve civarındaki gençlere hatta herkese mutlaka bu ücretsiz meslek kurslarına katılmalarını öneriyor, tavsiye ediyorum.
Özellikle memurlar ve kurumlarda çalışan, geliri giderini karşılayamayanlara.
Hafta sonları, cumartesi- Pazar günleri, tatillerde, mutlaka öğrendikleri meslek ile maaşlarının çok üzerinde gelir sağlarlar.
Bir zamanların ‘sanat okulu mezunu’ gibi iş bulma, çalışma imkanları olacaktır.
Çünkü şu anda en büyük ihtiyaç da bu meslek okulunu bitirenler sayesinde giderilecektir.
Emin olan, yaş sınırı yok, İzmir Büyükşehir Belediyesi gibi İstanbul’daki başka şehirlerimizde de belediyelerimizin böyle önemli hizmetleri bulunuyor.
Ey dost bundan mutlaka yararlan ki ikinci mesleğin de olsun…
*-BONUSLAR REKOR SEVİYEDE
Editör Emma W. Thorne’den önceki yazılarımda söz etmiş, mekalelerinden alıntı yapmıştım.
Son yazılarından birinde Emma Hanım şunları söylüyor:
“New York Şehri denetçisinin Perşembe günü yayınladığı tahminlere göre, birleşme ve devralmalardaki canlanmanın etkisiyle Wall Street'te bonuslar 2025 yılında rekor seviyeye ulaştı.
Toplam bonus miktarı 49 milyar doları aşarak en az 1987'den beri en yüksek seviyeye çıktı; ortalama ödeme ise %6 artarak 246.900 dolara yükseldi.
Ancak, menkul kıymetler sektöründeki işler ülkenin diğer bölgelerine kaydığı için iş büyümesi yavaşladı.
Haftanın başlarında, JPMorgan Chase CEO'su Jamie Dimon, bankasının Teksas'taki çalışan sayısının son 20 yılda üç katına çıkarak yaklaşık 33.000'e ulaştığını belirtti.
*- ÇETE AVCILARI
“The Wall Street Journal bu sabah, Wall Street'in 2025 primlerinin ‘çete avcıları’ yılını yansıttığını bildirdi; ödemeler büyük ölçüde ‘ekiplerin ve firmaların performansına’ dayanıyordu.
Bu, Thelander verilerinin VC ve PE şirketlerinde neler olduğunu gösterdiğine dair güncel bir arka plan; burada ikramiyelerin nasıl belirlendiği sorusu daha incelikli bir hikâye anlatıyor.
Thelander x PitchBook Yatırım Şirketi Ücretlendirme Anketi'nden elde edilen veriler, risk sermayesi ve özel sermaye şirketlerindeki bonus yapılarının takdire bağlı ödemeye doğru eğilim gösterdiğini ortaya koyuyor; ancak benzerlik burada sona eriyor.”
Bu yorumlar bizim ekonomistlerin de Amerika ve dolayısıyla dünya piyasaları hakkında daha düzgün ve gerçek bilgi edinmelerini sağlıyor.
Ben de bir parça da olsa bizim uzmanlara bu paylaşımlarla yardım edebiliyorsam kendimi mutlu hissedeceğim.
Bu arada belirteyim; Bonuslar iki şekilde belirlenebilir:
- Takdire bağlı, yani tanımlanmış kriterler veya ölçütler olmaksızın tamamen ortakların takdirine bağlı
- Performansa dayalı, bireysel ve/veya şirket çıktısının açık ölçütlerine bağlı
Hem risk sermayesi hem de özel sermayede, takdire bağlı bonuslar baskın modeldir; ancak değişim derecesi ve yönü varlık sınıfına göre belirgin şekilde farklılık gösterir.
Risk sermayesinde, bu oran üç yıl üst üste istikrarlı kaldı; 2024, 2025 ve 2026 yıllarında firmaların %66'sı takdire bağlı bonuslar, %34'ü ise performansa dayalı yapılar kullanıyor.
Özel sermaye ise farklı bir hikaye anlatıyor.
*- SONUÇ NE?
2024 yılında %71 ile zaten VC'ye göre daha yaygın olan takdiri primler, 2026 yılına kadar %76'ya ulaşarak yükselmeye devam etti; buna karşılık performansa dayalı ücretlendirme ise %29'dan sadece %24'e düştü.
Sonuç ne?
İki varlık sınıfı arasındaki fark giderek açılıyor:
VC prim felsefesi sabit kalırken, PE, tanımlanmış performans kriterlerinden uzaklaşarak ortakların takdirine doğru daha da kayıyor. 2026 yılına kadar, PE firmalarının takdiri prim kullanma olasılığı VC firmalarına göre %10 daha yüksek (%76'ya karşı %66) - bu fark 2024'te sadece 5 puandı.
Ayrıntılar, firmanızın benzersiz ücretlendirme ihtiyaçlarına bağlıdır.
*- FARELERİN FAYDASI
Alzheimer’da çığır açan gelişme:
Farelerde beyin plakları %60 oranında temizlendi!
İspanyol ve Çinli bilim insanları, Alzheimer’ın en önemli tetikleyicilerinden biri olan beyin plaklarını temizlemek için nanoparçacıklarla gerçekleştirdikleri tedavide inanılmaz sonuçlar elde etti.
Sadece 3 enjeksiyon ile, farelerin beynindeki amiloid beta birikimi 1 saat içinde %60’a kadar azaldı.
Ve en çarpıcı gelişme:
Ciddi bilişsel bozukluklar gösteren fareler, 6 ay içinde tamamen normale döndü!
*- ÖZEL ARABALARI İLE…
Eski Maliye Bakanlarımızdan merhum Adnan Kahveci, Recep Yazıcıoğlunun Aydın valisi olarak görev yaptığı zaman ‘Recep, Ankara’dan çok sıkıldım hafta sonu özel arabamla sana geliyorum. Kimsenin haberi olmasın biraz kafa dinlendirelim’ der.
Yazıcıoğlu, 'çok iyi olur. Ben de sıkıldım tebdili kıyafetle şöyle uzak bir köye beraber gidelim' der.
Hemşerisi, çocukluk arkadaşı Kahveci özel arabası ile gelmiştir.
İkisi de tanınmamak için köylü vatandaşlar gibi giyinirler.
Kahvecinin arabasıyla uzak bir köye doğru yola çıkıp, köyün biraz uzağına arabayı park edip, köye yürüyerek giderler.
Yolda köyün yakınındaki bahçede çalışan yaşlı bir ihtiyar görürler.
‘Amca, selamün aleyküm, kolay gelsin.
Biz Tanrı misafiriyiz. Karnımız tok. Bu gece bu köyde kalmak istiyoruz. Misafir alır mısın' derler.
İhtiyar amcada 'o ne demek evladım, başımızın üstünde yeriniz var. Hadi hemen gidelim eve' deyip, misafirlerini evine götürür.
Yaşlı hanımına ‘Hanım bak sana iki tane tanrı misafiri getirdim. Malın gittiğine bakma, yüzün ağardığına bak' der.
*- RAHAT ETMELERİ İÇİN
Yaşlı amca ve teyze misafirlerinin rahat etmeleri için, elinden geleni yapar.
Misafirler sabah erkenden kalkıp giderler.
Yaşlı amca, bakanı ve valiyi tanımıştır ama o da belli etmemiştir.
Hanımına:
‘Hanım, bu gece bizim fakirhaneye, devletin bakanı ve valisi misafir oldu, şereflendirdi der.
Yaşlı teyzede kocasına ‘Yok herif, benimle dalga mı geçiyon? Üstlerine başlarına bakmadın mı, şu kılıklı adamlardan bakan, vali olur mu hiç! ‘’ der ve inanmaz.
Aradan bir zaman geçer.
Bu sefer rahmetli Recep Yazıcıoğlu aynı köye makam arabasıyla gelmiştir.
Misafir oldukları yaşlı amcayı ve teyzeyi sorar.
Yaşlı amca ve teyze gelir ve sohbet ederken, ‘Sayın Valim, şimdi kendini teyzene tanıt.
Siz fakirhaneye şeref verdiğinizde teyzenize bunlar devletin bakanı ve valisi dediğimde, ‘yok baksana üslerine, başlarına, bunlardan bakan, valimi olur!’ diye inanmamakta inatlaşmıştı, der.
Teyze çok üzülür, mahcup olur.
Yazıcıoğlu, yaşlı teyzeye sarılıp, ‘Teyzem üzülme, sen haklısın ama o akşam ne ben valiydim, ne de arkadaşım bakandı. İkimizde şehirlerin havasından bunalmış ve kırlarda sade vatandaş olarak kafa dinlendirmeye gelmiştik!’ der.
Hayatta hemşeri ve arkadaş olarak benzer özellikler gösteren, yıllar geçse de unutulmayan ve yaşama on yıl arayla trafik kazasıyla veda eden merhum Recep Yazıcıoğlu (2003) ve Adnan Kahveci’yi (1993)
Bu vesile ile tekrar rahmetle yâd ediyoruz…
*- RAPORLU İKEN…
Çalışan hepimizin başına gelebilecek bir olayı paylaşayım.
Zafer Sivrikaya anlatıyor:
“01.09.2025 tarihinde işe başladım.
Yerinde üretime bağlı bir projede görev yaptım.
Çalıştığım süre boyunca görevimi sorumluluk bilinciyle yerine getirdim.
Çalışma sürem sırasında işyerinde bir iş kazası geçirdim.
Bu kaza hem hastane kayıtlarında hem de SGK sisteminde iş kazası olarak bildirildi.
Tedavi sürecim devam ederken ve raporlu olduğum dönemde 23.02.2026 tarihinde iş akdimin feshedildiğini öğrendim.
Fesih sonrasında tarafıma yalnızca ödeme ihbar tazminatı ödenmiş olup maddi manevi bazı zararlarım görünmezden geldiğini düşünmekteyim.
Bu nedenle yasal haklarımı korumak amacıyla arabuluculuk ve hukuki süreçlerini Çok Değerli Hukuk #Avukatı Av. (Y.G) #Avukat (E.K) Beyefendiler Tarafından Vekilim Sıfatıyla başlatmış bulunmaktadırlar.
Bana destek olmaları son derecede çok mutlu olduğumu kendilerine sonsuz #VEFAM olduğunu belirtmek isterim.
Paylaşımımın amacı herhangi bir kurum veya kişiyi hedef göstermek değil; iş kazası yaşayan çalışanların haklarına ve iş güvenliğine dikkat çekmektir.
Sürecin hukuk çerçevesinde adil bir şekilde sonuçlanmasını temenni ediyorum.
Sürecin sağduyu ve hukuk çerçevesinde çözüme kavuşmasını umuyorum.
Kvkk gereği paylaşamadığım ;
- SGK iş kazası bildirimi
- Hastane raporu
- İş kazası tutanağı
Sürecin karşılıklı iyi niyet ve hukuk çerçevesinde çözülmesini temenni ediyorum.
Umuyorum İstanbul’un Avrupa yakasında Edirne yönünde oturan bu insanımıza iş verilir ve sıkıntısı, üzüntüsü bir parça da olsa hafifletilir.
Yorumlar yükleniyor...