HUZURA GİDEN KESTİRME YOL
Köşe Yazısı

HUZURA GİDEN KESTİRME YOL

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
30 Jun 2026 6 dk okuma 202

*- KESTİRME YOL Ne duymak istiyorsan, o üslupla konuş. Ne tür davranış görmek istiyorsan, insanlara öyle davran. Sana ne kadar öncelik veriliyorsa, sen de insanları yüreğinde oraya koy. Ve hayatında ne kadar az sorun istiyorsan, mesafeni ona göre ayarla. Unutma, huzura giden en kestirme yol, kimin yanında ne konuşacağını ve kimin yanında susacağını bilmekten geçer.

*- ISLIKLI OKUN MUCİDİ

Büyük Hun İmparatorluğunun 2. Hükümdarı Mete Han 35 yıl hüküm sürdü.
Onlu teşkilat sistemini (onbaşı, yüzbaşı, binbaşı, tümenbaşı) kurarak
ilk düzenli Türk kara ordusunun temelini attı. Türk Kara
Kuvvetleri'nin resmi kuruluş tarihi, Büyük Hun İmparatoru Mete Han'ın
tahta çıkış yılı olan MÖ 209 olarak kabul edilmektedir.

Ona özgü olan Islıklı okun mucididir. Çin hanedanını vergiye bağlayan
ender kişilerdendir. Milattan önce 174 yılında öldüğünde, geriye
birçok kavimleri çatısı altında birleştiren büyük bir imparatorluk
bıraktı.

Bu imparatorluk yaklaşık 18 milyon kilometre kare büyüklüğe sahipti.
Devletin sınırları doğudan batıya Japon Denizi'nden İdil Nehrine ve
kuzeyden güneye Sibirya'dan Tibet ve Keşmir'e kadar uzanıyordu.

Mete Han’dan bu güne 2235 yıllık şanlı geçmişiyle milletimizin gücü ve
gururu olan Türk Kara Kuvvetlerimizin kuruluş yıl dönümünü saygı ve
gururla kutlamaya devam ediyoruz.



*- HATIRLIYOR

Tatar Ramazan filminde birlikte rol aldığı manken ve oyuncu Esin
Moralıoğlu, Kadir İnanır'a dair unutamadığı bir anısını paylaştı.

Moralıoğlu, "Filmden kazandığı paranın tamamını çekimler boyunca
çalışan ekibe dağıttığını bugün gibi hatırlıyorum" ifadelerini
kullandı.

Moralıoğlu, usta oyuncuya duyduğu hayranlığı ve saygıyı belirterek, "O
çok büyük bir değer, sinemamız için çok kıymetli" şeklinde duygularını
dile getirdi.

Tatar Ramazan filminde birlikte rol aldığı manken ve oyuncu Esin
Moralıoğlu, Kadir İnanır'a dair unutamadığı bir anısını paylaştı.
Moralıoğlu, "Filmden kazandığı paranın tamamını çekimler boyunca
çalışan ekibe dağıttığını bugün gibi hatırlıyorum" ifadelerini
kullandı.



*- 1884 MIGNONETTE OLAYI

Açlık ve çaresizlik kapınızı çaldığında, hayatta kalmak için
sınırlarınızı ne kadar zorlardınız?

Bugün sizlere, hukuk ve felsefe derslerinde yüzyıllardır tartışılan,
tüyler ürpertici gerçek bir hayatta kalma mücadelesi…

1884 yılında Mignonette adlı yat Atlantik Okyanusu'nda fırtınada battı.

Kaptan Tom Dudley, Edwin Stephens, Edmund Brooks ve 17 yaşındaki öksüz
miço Richard Parker, küçük bir filikayla okyanusun ortasında çaresiz
kaldı.

Günlerce ne bir gemi geçti ne de kara göründü.

Filikadaki 19. günde, yanlarındaki çok az yiyecek bitmiş ve deniz suyu
içtiği için ağır hastalanarak komaya giren genç miço Richard Parker'ın
durumu kritikleşmişti.

Kaptan, herkesin orada son nefesini vermesindense, zaten durumu çok
kötü olan genç miçoyu feda ederek diğer 3 kişinin hayatta kalmasını
sağlamak gibi acı bir karar aldı.



*- KABUL EDİLMEDİ

Bu karardan 5 gün sonra bir gemi tarafından kurtarıldılar.

İngiltere'ye döndüklerinde, denizcilerin yazılmamış kurallarına
güvenerek her şeyi dürüstçe anlattılar. Ancak İngiliz adalet sistemi
bunu bir "zorunluluk hali" olarak kabul etmedi.

Mahkeme, "Çaresizlik, bir insanın hayatına son vermek için yasal bir
gerekçe olamaz" diyerek tarihi bir karar verdi.

Önce çok ağır bir ceza aldılar, fakat halkın büyük baskısıyla cezaları
6 ay hapse çevrildi.



*- EDGAR ALLAN POE KEHANETİ

Bu olaydan tam 46 yıl önce, ünlü yazar Edgar Allan Poe bir roman yazmıştı.

Romanda bir gemi batıyor, hayatta kalanlar bir sandalda aç kalıyor ve
içlerinden birini feda ediyorlardı.

İnanılmaz olan şu ki; Poe'nun romanında feda edilen karakterin adı da
gerçek hayattaki çocukla birebir aynıydı:

Richard Parker!

Mutlak Adalet:

Koşullar ne olursa olsun, bir insanın hayatı bir başkasının yaşaması
için araç olarak kullanılamaz. Hukuk kuralları okyanusun ortasında da
geçerlidir....

Bizim görüşümüz:

Hayatta kalma mücadelesi değil düpedüz ahlaksızlık.

Tiksindim, yamyamlık hangi felsefede hangi hukuk düzeninde
meşrulaştırılabilir ki!



*- İLGİNÇ UYGULAMA

Japonya’da bazı çalışanlar 70 yaşından sonra bile işe gitmeye devam ediyor

Japonya’nın çalışma kültüründe, dünyanın birçok yerinde pek
rastlanmayan ilginç bir uygulama bulunuyor.

Bazı şirketlerde 70 hatta 75 yaşındaki çalışanlar hâlâ her gün ofise
gitmeye devam ediyor.

Ancak bu kişiler her zaman önemli kararlar alan yöneticiler ya da
kritik pozisyonlarda çalışan uzmanlar olmayabiliyor.

Bazı durumlarda görevleri oldukça sınırlı, sembolik veya danışmanlık
niteliğinde olabiliyor.

Bu durum Japonya’da halk arasında “Madogiwa-zoku” olarak bilinen bir
kavramla ilişkilendiriliyor.

Kelime anlamıyla:

“Pencere kenarına alınmış çalışanlar” anlamına geliyor.

Bu ifade, şirket içinde artık merkezî görevlerde bulunmayan ancak
işten de çıkarılmayan kıdemli çalışanları tanımlamak için
kullanılıyor.



*- SADAKAT VE KARŞILIKLI BAĞLILIK

Bu uygulamanın kökeninde Japon iş kültürünün önemli değerlerinden biri yatıyor:

Şirkete sadakat,

Uzun süreli bağlılık,

Karşılıklı sorumluluk…

Uzun yıllar boyunca Japonya’daki birçok büyük şirkette çalışanlar,
kariyerlerinin büyük bölümünü tek bir kurumda geçiriyordu.

Bunun karşılığında şirketler de çalışanlarına istikrar ve iş güvencesi
sunuyordu.

Bu nedenle bazı kurumlar, emeklilik yaşına yaklaşan veya aktif
görevleri azalan çalışanları tamamen sistemin dışına çıkarmak yerine
şirket bünyesinde tutmayı tercih edebiliyordu.



*- SADECE BİR İŞ DEĞİL, BİR KÜLTÜR

Bu uygulama Japonya’da yasal bir zorunluluk değildir ve tüm
şirketlerde görülmez.

Ancak bazı kurumlarda, çalışanların şirkete onlarca yıl boyunca
yaptığı katkılara duyulan saygının bir göstergesi olarak
değerlendirilmektedir.

Bu yaklaşım:

Kıdeme saygıyı,

Kurumsal sadakati,

Teşekkür ve minnettarlığı yansıtan kültürel bir anlayışın parçası…

Günümüzde birçok ülkede şirketler maliyet ve verimlilik gerekçeleriyle
yaşlı çalışanları daha hızlı şekilde iş gücünün dışına çıkarabiliyor.

Japonya’nın bazı şirketlerinde ise farklı bir düşünce hâkim:

“Birlikte geçirilen onlarca yılın ardından ilişkiyi tamamen koparmamak.”

Japonya’da bazı şirketlerde görülen “Madogiwa-zoku” uygulaması,
çalışanların yaşlandıkça tamamen sistem dışına itilmesi yerine, kuruma
yaptıkları katkıların bir tür saygı göstergesiyle karşılanmasını
temsil ediyor.

Bu durum, Japon çalışma kültürünün sadakat, kıdem ve kurumsal bağlılık
gibi değerlerinin ilginç bir yansıması olarak kabul ediliyor.

Not:

“Madogiwa-zoku” tüm Japon şirketlerinde uygulanan resmî bir sistem değildir.

Daha çok belirli dönemlerde ve bazı kurumsal yapılarda gözlemlenen
kültürel bir çalışma pratiğini ifade eder.

Türkiye’de asla uygulanmaz, zira 40’kından sonra işin bitmiş diyorlar.

Tabii sadakat sorununu da çözmek gerekiyor.

Çünkü güven tek taraflı değil, karşılıklıdır.

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...