HİÇBİRİNE 'SENDENİM!' DEMEDİM
Köşe Yazısı

HİÇBİRİNE 'SENDENİM!' DEMEDİM

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
12 Dec 2024 7 dk okuma 125

*- ŞU SİYASETÇİLER VAR YA! Usta Gazeteci Celal Demir, aklımdan geçenleri ‘İkilem Yaşayan Siyasetçiler!’ başlığıyla yazmış. Celal Demir imzası yerine benim adım olsa fark etmez, zaten yıllardır bu konuyu hep işledim, anlatmaya çalıştım. Buyrun okumaya; ‘Gazetecilik hayatım boyunca siyasete bir türlü ısınamadım… Hele çıkarcı ve tutarsız bir siyaseti ise hiç mi hiç hazmedemedim… Bazılarına bakıyorsunuz, yapıştıkları

*- İDDİA ETTİ

Bir görüşme esnasında Timur, Hoca’nın hocalığına laf eder.

Hoca:

‘Hünkarım, ben sizin şu yanınızdaki eşeği bile okuturum!’ der.

Timur gülerek eşeğin yularını Hoca’nın eline tutuşturur ve şöyle der:

‘Madem öyle diyorsun, sana üç ay mühlet, götür eşeği okut!

Üç ay sonra, meydanda eşek kitap okuyacak.

Okuyamazsa hiç acımam alırım kelleni, ona göre!..’

*- YOLUNU BULDU

Hoca, eşeğin boyuna göre bir masa ve bir de kalın kocaman bir kitap yapar.

Eşeği yemleme zamanı gelince sayfaların arasına birer avuç arpa serpip eşeğin önüne koyar.

Hoca kitabı açınca eşek arpaları görür ve yemeğe başlar.

O sayfanın arpaları bitince diğer sayfayı, o da bitince ötekini açar. Nihayet kitabın sayfaları biter, eşeğin de karnı doymuş olur.

Hoca haftalar boyunca eşeği böyle yemler.

Öyle ki eşek ne zaman masayı ve kitabı görse kulaklarını diker, kuyruğunu sallar.

Üçüncü ayın dolmasına yakın kitabın sayfalarını Hoca’nın çevirmesine de gerek kalmaz.

Eşek diliyle sayfaları bir bir çevirip arpaları hüpletir olmuş.

*- TECRÜBE İLE

Hoca, Timur’un belirlediği günün bir gün öncesinden eşeği aç bırakır.

Beklenen gün gelir.

Hoca eşeği meydana getirir.

Masayı eşeğin önüne, kitabı da masanın üstüne yerleştirir.

Bir gün boyunca bu manzaranın özlemini çeken eşek derhal diliyle kitabın kapağını kaldırır.

Dudaklarıyla bir ileri bir geri yoklar, fakat arpa bulamaz.

Hemen diğer sayfayı çevirir, yoklar, orada da arpa bulamaz.

Hemen diğer sayfayı çevirir, yoklar, orada da arpa bulamaz.

Hemen diğer sayfaları çevirir, yoklar; orada da arpa bulamaz.

Sonra diğer sayfayı yoklar… sonra diğerini…

Arpa bulamadıkça garip sesler çıkarır, derin derin tıslar, her seferinde homurtuları ve fısıldamaları artar.

Sayfaların hepsini tek tek çevirir ama nafile…

Kitabın bütün sayfalarını bitirmesine rağmen tek arpa tanesi bile bulamayan eşek, bu duruma iyice sinirlenir ve uzun uzun anırır…

Eşeğin anırmasını takiben Hoca Timur’a döner ve şöyle der:

‘Bu da özeti hünkârım.’

*- SIKAR BİRAZ

Timur kahkahalara boğulur ve alaylı bir ifadeyle:

‘Hoca şimdi eşek kitabı okudu mu?’ diye sorar.

‘Okudu hünkârım, bakın sonunda uzunca özetini de yaptı.’

Timur:

‘İyi ama ben eşeğin okuduğundan hiçbir şey anlamadım!’

Hoca taşı gediğine koyar;

‘Bu normal Hunkârım.

Zira eşek kitabı kendi diliyle, yani eşekçe okudu.

Anlayabilmeniz için eşek olmanız gerekir.’

Tabii bu hikaye!

Tek söz sahibi Hünkâra, yani Timur’a böyle bir laf edecek, herhalde kendini Esat’ın ölüm ve işkence hapishanesinde bile bulamazdı.

Yani oracıkta kellesi giderdi.

*- SIRADAN OKUL DEĞİL

Şimdi anlatacağım bu okul, sıradan değil.

Bu okul Dünyanın ultra zengin adamlarının ve E-Bay, Google, Apple, Yahoo ve Hewlett-Packard gibi teknoloji devlerinin çocuklarını okuttuğu ‘Waldorf School of the Peninsula’ okulu.

Okulu ilginç kılan ve zenginlerin rağbet etmesine sebep olan tek bir özelliği var oda, ‘eski usul eğitim’ yani bu okulda bilgisayar, laptop, yada tablet gibi hiçbir teknolojik alet bulunmuyor, akıllı tahtalar yerine eski kara tahtalar, tebeşirler, kağıt kalem gibi tamamen çocuğun tüm becerilerini ortaya koyacak eski malzemeler kullanılıyor.

*- ÇOCUK KENDİNİ BULUYOR

Ayrıca örgü ve dikiş iğneleri ve bazen de çamurla aktivitelerin yapıldığı ve tamamen çocuğun el becerilerini geliştiren birçok ders var.

Bunun dışında bolca oyun odaklı öğrenme ve hikâye anlatma var.

Kısacası bu okuldaki bir çocuk yemek yapmaktan tutun, dikiş dikmek, bahçede çalışmak, heykel yapmaya kadar birçok konuda eğitiliyor…

Bu eski usul eğitim çocuğun el becerisinden zeka gelişimine kadar her şekilde katkı sağlıyor...

*- ACABA NEDEN?

Dünyanın en akıllı telefonlarını bilgisayarlarını üreten adamların, kendi çocuklarını teknolojiden uzak tutmalarının sebebini sanırım kolayca anlayabiliriz…

Teknolojik her cihaz başta çocukları da zeka tembelliğine yol açıyor. teknolojiyle haşır neşir olan çocukların radyasyona maruz kalmalarının yanı sıra, obeziteye yatkın olmaları ve daha saldırgan bir ruh hali içinde olmaları bir çok defa çocuklar üzerinde yapılan araştırmalarda dile getirilmişti...

*- FARKINDA DEĞİLİZ

Buna rağmen birçok aile, çocuklarına daha iyi bir eğitim sağlamak için akıllı tahtalardan tutun her türlü teknolojik aletlerin olduğu okulları tercih etmeleri akıl işi değil. üstelik çoğu aile bununla övünüyor..

Ailelerin bilinçsizliği çocuklarının geleceğini risk altına sokuyor maalesef..

Unutmayın;

Çocuklarınız klavyeyi iyi kullanması ya da mouse iyi hareket ettirmesi, onun zihnini harekete geçirecek, el becerilerini ortaya koyacak her türlü etkinlikten alıkoyarak, gün geçtikçe beden ve beyin tembeli olan biri haline getirir sadece...

*- KANSER HİÇ YOKTAN ARTMADI!

Urla’dan komşum Haluk Narbay araştırmayı sever.

Daha fazla sevdiği ise bulduklarını paylaşması.

Söylediğine göre, ‘Titanyumdioksit adında bir madde var!’

Ve bu maddenin ne kadar tehlikeli bir madde olduğunu kendisinden okuyalım.

Haluk Narbay, ‘titanyumdioksit’ i konuşturmuş.

‘Merhaba!

Ben Titanyum Dioksit!

Atom altı çalışan nanoteknolojik bir boyayım.

Nem dengeleyici olarak da işlem görebilirim.

Boyutum çok küçücük olduğu için sizin DNA yapınızı bile bozabilecek kadar tehlikeliyim ama çok sevimli değil miyim?

İçinde bulunduğum abur cuburun, ambalajıma bir bakar mısınız, ne kadar usluyum?

Çocuğunuz bu ürünü aldığı zaman o tazecik hücrelerine nüfuz edebilecek şekilde üretildik.

*- EVİMİZDEKİ CANLI

Hani gördüğünüz leke tutmayan duvar boyaları var ya, lekeyi yok eden. İşte o benim sayemde hep.

Atom altıyım ben.

Evinizde benim gibi bir canlı ile yaşıyorsunuz aslında.

Milyonlarca küçücük ve sevimli nanoteknolojik parçacıklar...

Biz bir aileyiz...

Mesela bir ağbi var. İşte o bizim için şöyle der;

‘Beyazlarınız için aldığınız deterjanlar aslında lekeyi çıkarmıyor. İçinde bulunan titanyum dioksit ile beyaza boyuyor.’

*- HER ZAMAN, HER YERDE

Bizler diş macunlarında da bulunuruz, dişlerinizi beyazlatmada görev üstleniriz.

Oradan da artık vücudunuzun neresine gidersek…

Biz Atom Altıyız...

Ahir zamanın en tehlikeli buluşuyuz ama sevimliyiz (!)

Haaa, bu arada, uluslararası kodum ise E171'dir…’

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 362

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 219

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 173

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 374

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 352

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...