HİÇ KİMSEYE EYVALLAHI YOK
*- GARİBANIN SESİ Her şehrin birden fazla kahramanı vardır. Bunlar kendilerine kentlerine adamışlardır. Manisa’nın Tarzan’ı gibi… Ürgüp’ün ‘eşekli kütüphanecisi’ gibi… Örnekleri çok… Fakir Baykurt kitap haline getirmişti. Foça denilince aklıma hep Servet Vural geliyor. Hiç ama hiç kimseye ‘eyvallah’ı yok… Gece yarısı belediye başkanından tutun da kaymakamı uyandırır, vatandaşın sıkıntısını anlatır. Hiç birinin de, hatta vali ya da parti başkanlarının da ‘Saat kaç?’ diye kendisini bir n
*- SERVET BIRAKMIYOR
Foça’nın şu anda en büyük sorunlarından biri de enerji…
Yeni sağlıklı ve güvenli binaları hizmete girdi.
Girmesine girdi ama alt yapı yok..,
Bunların başında da enerji geliyor.
Servet kaç zamandır bu işin peşinde…
Foça’da zaman zaman yaşanan enerji kesintileri ve altyapı ihtiyaçları için önemli bir adım atıldı.
GDZ İzmir Kuzey Bölge Müdürü Taner Yazıcı ve beraberindeki heyet başta sorunlu bölgeler olmak üzere önemli bir çalışma yaptılar.
AKP İlçe Başkanı Ramazan Genç ve yönetim kurulu üyeleri tarafından karşılanan heyet, ilçe genelindeki elektrik şebekesinin durumu, bakım çalışmaları ve vatandaşlardan gelen şikayetleri dillendirdi.
Toplantıda, Foça’nın enerji altyapısının güçlendirilmesi için yapılacak yatırımlar detaylıca konuşuldu.
Heyet, enerji kesintilerinin yoğun olarak yaşandığı ve altyapı ihtiyacının bulunduğu Hacıveli Mahallesi ve Yenibağarası Mahallesi’ne giderek incelemelerde bulundu.
Heyet, Yenibağarası merkez caddesinde enerji nakil hattı döşeme çalışmaları nedeniyle kazılan yolların son durumunu yerinde denetledi. Altyapı çalışmaları sonrası bozulan yollarda düzenleme işlemlerinin yapıldığı, üstyapı onarım çalışmalarının ise hızla devam ettiği belirtildi.
Hacıveli Mahallesi Muhtarı Necdet Tunçel de mahallesinde yaşanan voltaj düşüklükleri ve kesintilerle ilgili sıkıntıları Bölge Müdürü Taner Yazıcı’ya birinci ağızdan aktararak, vatandaşların taleplerini iletti.
Teknik ekip, sorunlu noktaları tek tek not alarak çözüm için teknik çalışma başlattı.
Şu kadarını söyleyeyim:
Sakın olaya basit bir gözle bakmayın, binlerce kişiyi yakından ilgilendiriyor, bunu
*- AVRUPA DUYDU
Geçenlerde Spor adamı Bahri Vreskala İzmir’e Avrupa’dan önemli bir kupa getirdi.
Türkiye Futbol Adamları Derneği İzmir Şube Başkanı, Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, Bahri Vreskala ‘İnsanlar sağlığında anılmalıdır’ diyerek, Türk gençliğine ve spora hizmet edenlere jüri sayesinde önemli ödüller verdi.
Yıllar önce bendeniz de jüri sayesinde bu önemli ödülü almıştım.
Tanınmış spor ve siyaset adamı Bahri Vreskala, iyice sinirlenmiş olmalı ki, kalemi eline alıp şunları yazmıştı:
‘8 bin yıllık geçmişi, 11.891 km2 ‘ lik yüz ölçümü ile 30 ilçesi olan, Cennet Vatanımızın Batı’ya açılan penceresi, ilk futbolun oynandığı ve bir çok ilk’in yaşandığı yer, Ege’nin incisi İzmir’de yaşıyoruz.
Yaşıyoruz ama benim gibi İzmir’imizin eski güzel günlerini gören, yaşayan bir İzmirli için, İstanbul gibi çok yoğun trafik çilesi olan bir şehirde yaşıyoruz.
Ama gelin görün ki, yapılan yatırımlara rağmen, İzmir’de ulaşım sıkıntısı, trafik çilesi azalacağına her geçen gün artıyor.
Yıllar itibariyle İzmir’in nüfus sayımlarını incelediğimizde, Cumhuriyetimizin kuruluşundan günümüze kadar çok büyük artışların olduğunu görebiliriz.
*- MESTER PLANI YOK
Ancak artan nüfusa göre istenilen, olması gereken şehrin çağdaş, modern, geleceğe dönük büyük hedefler ve amaca ulaşmak için belirlenen stratejilerin bütünü olan ‘Master’ planının olmadığını da görüyoruz.
1923’lü yıllarda 500 bin civarında olan İzmir’in nüfusu, 2023 yılı sonu itibariyle 4.479.525’e ulaştı ve Ülkemizin üçüncü büyük şehri oldu.
Nüfusu artan, yerleşim alanları genişleyen İzmir’de, gelişmiş ülkelerdeki gibi ulaşım ve yaşam alanları oldu mu?
Hayır, maalesef olmadı.
İleriyi göremeyen, yerel yöneticilerin yanlış ve hatalı yönetimleri, kısa vadeli plansız yatırımları, oy kaygısı ile çarpık kentleşmeyi, gecekondulaşmayı önlememeleri maalesef bu günkü olumsuz durumların meydana gelmesine, yaşanmasına sebep oldu.
Bu durum, İzmir’e yapılan, uygulanan yatırım, imar, ulaşım, otopark projelerinin, yanlış, yetersiz ve eksik uygulandığının göstergesidir.
*- PROJELER HAZIRLANMALI
Peki, yerel yönetimler neler yapmalıdır?
Cevabı çok basit.
Konularında uzman teknik ekiplerle kısa değil, uzun vadeli ve kalıcı projelere öncelik vererek yatırımları yapmalıdır.
Farklı alanlarda proje hazırlamalı ve geliştirmelidir.
Bunun için şehir ile ilgili master planlara ağırlık vermeli ve tavizsiz uygulamalıdır.
Master planda amaç; şehrin gelecekte sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için hangi alanların geliştirileceğini, yeni yapıların nereye inşa edileceğini, ulaşımın nasıl yönlendirileceğini ve hangi hizmetlerin sunulacağını belirlemektir.
*- HEDEF SAPTANMALI
Master plan; bir organizasyonun veya projenin başarılı olması için çok önemlidir.
Bunlar yapılırken de tarihi, yapıların, yerlerin aynen korunmaları esas alınmalıdır.
Zira tarih o şehrin geçmişidir, zenginliğidir, gelecek kuşaklara aktarılması çok önemlidir.
Bunlar yapılırken turizm çalışmaları da dikkate alınmalıdır.
Öncelikli olarak, neredeyiz, nereye ulaşmak istiyoruz, ulaşmak istediğimiz hedefe nasıl ulaşabiliriz sorularına göre çalışmalar yapılmalıdır.
Bu çalışmalar sağlıklı olmazsa şehir plansız gelişir. Kısa vadede yapılan plansız düzensiz yatırımlar, aşırı nüfus artışı, şehre birçok çevre sorununu da birlikte getirmektedir.
*- ANLAYIŞ ÖNEMLİ
Bu durum da şehirde çarpık yapılaşmaya, gecekonduların artmasına, çevre, görüntü kirliliğine, trafik sıkışıklığına, kaynak kaybına sebep olmaktadır.
Devamında hizmetlerin aksamasının, asayişin zor sağlanmasının yanında, şehrin tarih, kültür ve doğal kaynakları da tahrip olmaktadır.
Bu nedenle yapılacak projelerde en önemli hedef, kentin tarihine, doğaya saygılı, ulaşımı kolay, sosyal yaşam ile uyumlu, güzel, yaşamı kolaylaştıracak bir mimari imar anlayışı olmalıdır.
*- İMAR KANUNUNDA
Bilindiği üzere Ülkemizde 16 Ocak1957 tarihinde çıkarılan 6785 sayılı ilk İmar Kanunu yürürlükten kaldırılmış, daha sonra doğan yeni ihtiyaçlara göre birçok değişiklik yapılan yeni 3194 sayılı İmar Kanunu 09.05.1985 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Devamında 3194 İmar Kanununa yönelik düzenlemelerin yer aldığı Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair Kanun,10.Aralık.2018 tarih ve 30621 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle imar kanununda da değişiklikler yapıldı.
Buna bağlı olarak Büyükşehir Belediyeleri sınırları içindeki çevre düzeni planlarını, Büyükşehir Belediyeleri, Büyükşehir olmayan İllerde ise ilgili Bakanlık yapar, yaptırır ve onaylar.
Ancak ulusal ve bölgesel nitelikteki fiziki planları Bakanlık yapar, yaptırır ve onaylar.
Buna bağlı olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi Otopark Yönetmeliği Uygulama esasları 2018 yılında 30340 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak son şekli ile yürürlüğe girmiştir.
Yönetmeliğe göre; Otopark ihtiyacının, imar planı onaylanmış yerleşmelerde ve alanlarda Otopark Yönetmeliği’nin 4. maddesinde belirtilen istisnalar haricinde, bina içinde veya parselinde karşılanması esastır.
Plansız alanlar İmar Yönetmeliği'ne tabi parsellerde ise otopark ihtiyacının parselinde veya yapıda karşılanması zorunludur.
Ancak resmi oto park yönetmeliğine rağmen maalesef İzmir’de had safha da oto park sıkıntısı vardır.
Zira Belediyeler inşaat ruhsatı verirken istisnalar hariç otopark bedelini tahsil etmektedirler.
Halbuki yönetmeliğin uygulanması esastır.
*- PARA ÖNE ÇIKINCA
Gelişmiş ülkelerde inşaatların neredeyse tamamında inşaatın altında ihtiyaca göre 2-3 oto park katları yapılmaktadır.
Bu durum İzmir’de ‘yok denecek kadar az’ var.
Ne yazık ki İzmir’de sağlıklı bir master planı uygulanmamıştır.
Bu gün yaşadığımız olumsuz koşullar, çarpık kentleşme ve ulaşım sıkıntıları had safhadadır.
Hele son zamanlarda aşırı sayıda aracın trafiğe çıkması, çok yüksek binalara izin verilmesi trafik çilesinin yaşanmasına sebep olmaktadır.”
*- GERİ DÖNÜŞ
Doğan Karabulut gayet güzel dillendirmiş:
“Yazılarım üzerine gerçekleşen geri dönüşlerin benim açımdan hayat boyu sürdüğüne inandığım bir eğitim sürecinin parçası olduğuna inanıyorum.
Bir zamanlar sadece mail yoluyla oluyordu ama şimdilerde sosyal medya üzerinden mesaj yollayarak ya da bizzat telefon ederek ulaşan okurlarım var...
Her birinin görüşleri yolumu aydınlatıyor ve düşünce dünyamda elbette yeni pencereler açıyor.” diyor.
*- GÖRECEĞİZ
“Trump isterse İran’ı da bir günde dümdüz eder” diyenler var...
Orda duuur!
Doğan Karabulut bu düşüncede olanlara şu yanıtı veriyor.
Zaten bu geceyi ve yarını atlatırsak Amerika’nın saldırısı da belki başka bahara kalır.
Bence Amerikalılar İran’ın içinden satın aldıkları ile bir şeyler yapmaya çalışıyorlar.
1- Atalarımızın yüzyıllar öncesinden vurgulamış olduğu gibi “her kuşun eti yenmez!”
2- Vücudun organlarını işlevsel kullanabilmek önemlidir biliyorsunuz; “işkembe-i kübra”dan sallayabilirsiniz ama iş “göğsü siper etme”ye gelince ortalık mızıkçıdan geçilmez...
Hani nerede ABD’nin İran’a saldırısı! Avrupa bir anda kenetlenince, kükreyerek başladıkları Grönland konusunda bile ses tonları “miyavlama” seviyesine geriledi.”
Doğan Karabulut’un bir sözü hiç aklımdan çıkmıyor:
“Gerçekten bazı ‘zenginler’ o kadar fakir, o kadar fakirler ki, paralarından başka hiçbir şeyleri yok!”
“Sevgisizlik”, “sadakasizlik” ve “vefasızlık” ölüme yol açtığında, “sela” okunduktan sonra çiçeklerle mezara gitmenin hiçbir anlamı yok!
*- KOMEDİ FİLMLERİ
İstanbul Üniversitesinin eski Rektörlerinden, Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin emekli öğretim üyesi Değerli Bilim insani, Onkoloji hocası Prof. Dr. Bülent Berkarda'nın yazısı.
“Düşünceler beyinde nöropeptit üretimini tetikler.
Neşeli insan ile kederli insanın nöropeptitleri birbirinden farklıdır.
İyi şeyler düşünürsen iyi nöropeptitler üretirsin..
Bunlar kan yoluyla tüm vücuda yayılıp bağışıklık hücrelerini çalıştırır…
Bir tür enerji parçacığı gibi.
Hastalarıma neşeli insanlarla buluşmalarını, neşeli kitaplar okuyup komedi filmleri izlemelerini öneriyorum.
Norman Kazan’ın bir kitabı vardır; orada ‘kanseri her gün, dört kere Şarlo filmi izleyerek yendim’ der…
*- KAHKAHA ATIN
Durduk yere kahkaha atarak da bilinçaltı kandırılabilir..
Hasta eğer mutsuzsa yine de neşeli filmler işe yarar mı?
Aslına bakarsanız sebepsiz de gülünebilir.
Günde yirmi kere ‘Hahahahah’ diye gülebilir hasta durduk yere.
Ama bunu şimdi kime anlatacaksın, bizim millet inanmaz böyle şeylere, şüphecidir.
Halbuki beyin onu gerçek sanıyor.
Şuur altı kanar. Ne dersen ona inanır…
Kahkaha atıp ‘iyiyim!’ de; iyiymişiz der…
‘Kötüyüm!’ de; kötüymüşüz der…
*- TELKİN ÇOK ÖNEMLİ
İnsan vücudu bir gemi gibidir.
Emirleri kaptan verir, makine dairesi emirleri yerine getirir.
Bizde de kaptan beyindir.
Bilinçaltı da makine dairesi..
Telkin çok önemli.
Oturup günde on kere bugün çok iyiyim şükür de; karaciğerin, dalağın, akciğerin ona göre çalışır. Kaptan iyiyiz derse beyin iyi endorfin salgılar…”
(Onkolog Prof. Dr.Bülent BERKARDA)
*-
Yorumlar yükleniyor...