HERKES KENDİNİ HAKLI GÖRÜYOR
Köşe Yazısı

HERKES KENDİNİ HAKLI GÖRÜYOR

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
07 Apr 2026 15 dk okuma 144

Gül Keskinler, ‘Akşam vakti İzmir’e selam olsun..,’ diyerek aklından geçenleri yazıyor:

“Hayatta ayakta olan bir insan, hareket ediyorsa…

Bu, aslında hâlâ mücadele ettiğinin en açık göstergesidir.

İnsan yürüdüğü sürece, çabaladığı sürece, etrafında birkaç destek bulan olur.

Yardım eden çıkar, omuz veren olur.

Ama işte mesele şu…

Düştüğün zaman, o kalabalık bir anda azalır.

Ve çoğu zaman insan, gerçekten kimlerin yanında kaldığını o an anlar.

Hayat biraz da böyle değil mi?

Ayaktayken alkış, düşünce sessizlik…

Belki de bu yüzden en önemli şey, önce kendi gücünü koruyabilmek.

Çünkü insanı yeniden ayağa kaldıran, çoğu zaman yine kendisi olur.

Bazı insanlar ise ‘ücretsiz terapi’ gibidir;

Gelirler, parıldarlar, bizi mutlu edip güldürürler, karşılığında bir şey istemezler.

İşte onlar, önemlidir, pırlantadır.

Tabii böylesi yok kadar azdır.

Emekli eğitimci Hüseyin Asar, son zamanların yorumunu yaparken, “Makarna ile beslendiği için ne dediğini bilmeyen bazı aklı evveller gelen zamları savunuyor. İnsanda biraz akıl fikir olur. İyi akşamlar…” diyor.

*- GENÇLER KAYGILI

Habitat Derneği & Infakto ortaklığıyla hazırlanan “Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Raporu”nun 6. baskısı yayımlandı.

Gençlerin yaşam memnuniyeti 2017’deki yüzde 70,8’den yüzde 53,6’ya, gelecekten umutlu olanların oranı ise yüzde 66,6’dan 44,5’e geriledi. Sürdürülebilir bir geleceğin ancak genç kuşağın güçlendirilmesiyle mümkün olacağını bir kez daha hatırlatıyor.

Habitat ve Infakto’nun hazırladığı ortak rapor gerçeği bir kez daha ortaya koydu:

Gençler kaygılı

9-24 Ekim tarihleri arasında Türkiye’nin kentsel genç nüfusunu temsil eden 33 ilde, 18-29 yaş aralığındaki bin 403 gençle yüz yüze yapılan görüşmelerden elde edilen raporda, gençlerin ülkelerine büyük oranda bağlı olmakla birlikte kaygılarındaki yoğunluğun devam ettiği görüldü.

Raporda gençlerin “Türkiye’ye hissedilen duygusal bağlılık” oranı yüzde 50.2 oldu. Yaşamından memnun olan gençlerin oranı 2017’de yüzde 70.8 iken bu oran 2025’te yüzde 53.6’da kaldı. Bu soruya doğrudan “memnun değilim” diyenlerin oranı ise 2017’de yüzde 28.9 iken 2025’te yüzde 46.3’e yükseldi.

*- ÜCRETLER DÜŞÜK OLUNCA

“Gelecekten umutluyum” diyenlerin oranı 8 yılda yüzde 66.6’dan 44.5’e geriledi, “Gelecekten umutlu değilim” diyenlerin oranı ise yüzde 32.8’den yüzde 54.6’ya yükseldi.

Gelecekten dikkat umutlu olanlar arasında iş arayanların oranı yüzde 16’da kalması çekti.

Çalışma durumuna göre gençlere yöneltilen “Gelecekten umutlu musunuz?” sorusuna evet diyenler arasında çalışanların oranı yüzde 49, iş arayanların oranı yüzde 16, öğrencilerin oranı 47, ev gencinin oranı yüzde 46 oldu.

Gençlerde “İş bulmak zor olur” diyenlerin oranı yüzde 71.9’a tırmanırken gerekçe olarak ise yüzde 28.1 yeterli iş olanaklarının olmaması, yüzde 17.2 iş bulmamı sağlayacak tanıdık bulamaması, yüzde 14.7 gerekli becerilerden yoksun olma ve yüzde 10 ücretlerin düşüklüğü gösterildi.

Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu raporda gençlerin dijital yetersizlik oranının yüzde 30 bandında olmasına dikkat çekti.

Gençlerde beceri ve güven düzeyinin artırılmasına yönelik çalışmaların çoğalmasının öneminin altını çizen Caldu, aynı biçimde girişimcilik konusunda da gençlerin cesaretlendirilmesi gerektiğini söyledi.

*- İNSAN MIYIZ?

İnci Küpeli Kız; Nurgül Demiröz, ‘Sokak hayvanlarını korumak, yalnızca hayvanlara duyduğumuz merhametin bir göstergesi değil; aynı zamanda insanlığımızın, vicdanımızın ve toplumsal sorumluluğumuzun da bir yansımasıdır.’ Diyerek devam ediyor:

“Şehirlerde bizimle birlikte yaşayan kedi ve köpekler, çoğu zaman zorlu hava koşulları, açlık, susuzluk ve hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalır.

Onların yaşam mücadelesi, aslında insanların doğayla kurduğu ilişkinin de bir sonucudur.

Sokak hayvanlarını korumak, toplumda empati duygusunu güçlendirir. Bir hayvana su vermek, onu beslemek ya da soğuk bir günde barınacak bir yer sağlamak; küçük gibi görünen ama büyük anlamlar taşıyan davranışlardır.

Bu tür iyilikler, özellikle çocuklara örnek olur ve daha duyarlı nesiller yetişmesine katkı sağlar.

*- BAŞKA ÖNEMLİ NOKTA

Ayrıca sokak hayvanlarının korunması, şehir yaşamının dengesi açısından da önemlidir.

Kontrolsüz çoğalma, açlık ve hastalık gibi sorunlar hem hayvanlar hem de insanlar için risk oluşturabilir.

Bu nedenle belediyelerin kısırlaştırma, aşılama ve bakım çalışmaları büyük önem taşır ama tabi ki doğru düzgün yaparlarsa..

Barınakları ölüm kampları değil güvenli yaşam alanları olmalıdır.

*- SESSİZ SAKİNLER

Unutulmamalıdır ki, sokak hayvanları bu dünyanın sessiz sakinleridir. Onlar konuşamaz, dertlerini anlatamaz ama sevgiye en az bizim kadar ihtiyaç duyarlar. Bir kap su, bir kap mama ya da küçük bir ilgi bile onların hayatını değiştirebilir.

Kısacası, sokak hayvanlarını korumak sadece onların değil, bizim de daha merhametli, daha yaşanabilir bir dünyada yaşamamızı sağlar. Çünkü bir toplumun gerçek değeri, en savunmasız canlılara nasıl davrandığıyla ölçülür.”

*- ANLAŞMIŞ GİBİLER

Hep bombaları ve adamın ne dediğini dinleyecek değiliz ya!

Bir de başka yönden Amerika’ya bakalım:

Araştırma şöyle:

Laura Stewart’a göre;

“Amerika'nın üst orta sınıfı, ücret artışının etkisiyle büyüyor…”

Aynı şekilde, Wall Street Journal'ın haberine göre, daha fazla Amerikalı aile daha yüksek gelir dilimlerine yükseliyor.

Amerikan Girişim Enstitüsü'ne göre, 2024 yılında Amerikalıların yaklaşık %31'i üst orta sınıf olarak nitelendirilirken, bu oran 1979'da sadece %10'du.

Pew Araştırma Merkezi de benzer eğilimler buldu; bir Pew araştırmacısı, "Herkes daha iyi durumda, ancak özellikle yüksek gelirli haneler daha iyi durumda" diyor.

Gazeteye göre, bu yükselişi ücret artışı tetikledi.

Ancak bu gelir dilimindeki aileler, konut ve yükseköğrenim masraflarının kendilerini hâlâ mali olarak zor durumda bıraktığını söylüyor.

*- ELEŞTİRİLER ARTINCA

Sevgili okuyucularım, yazımın başında bizim yani Türk gençleri ile ilgili araştırmayı naklettim,  Amerikalı Gençlere gelince,  kapitalizme ve serbest piyasalara yönelik eleştirel yaklaşımlarının artmasıyla birlikte, bu, modern zamanların en az rapor edilen ve en az takdir edilen gelişmelerinden biri oldu:

“2024 yılında Amerikalıların yaklaşık %31'i üst orta sınıfa mensuptu, bu oran 1979'da yaklaşık %10'du… Amerikan ailelerinin yaklaşık %19'u “yoksul veya yoksulluğa yakın” olarak kabul ediliyordu… bu oran 1979'da yaklaşık %30'du.”

Bunları uzmanlar söylüyor.

Sözde bilirkişilerin televizyonlarda söylediklerinin tersine, ABD ekonomisi her zamankinden DAHA ZENGİN gibi..

Daha fazla Amerikalı sadece en üst %1'lik kesime değil, üst orta sınıfa da geçiyor.

Bugün, ailelerin yaklaşık %31'i bu kategoriye giriyor; bu oran 1979'da yaklaşık %10'du.

Bunu ne tetikliyor?

*- MUTLU DEĞİLLER

Daha yüksek ücretler (özellikle üniversite mezunu profesyoneller için)

Çift gelirli haneler, Nesiller arası uzun vadeli yukarı doğru hareketlilik…

Ancak paradoks şu:

Gelirler yükselse bile, birçok kişi kendini "zengin" hissetmiyor.

Konut, eğitim ve sağlık hizmetleri maliyetleri, finansal rahatlığın gerçekte ne anlama geldiğini yeniden şekillendirmeye devam ediyor.

Özetle:

Sadece eşitsizliği değil, orta sınıfın kendisinin yeniden tanımlanmasını görüyoruz.

Ekonomik ilerleme gerçek.

Ama baskı da öyle…

Madalyanın arka yüzüne bakarsak şunu da görüyoruz:

“Musk, SpaceX'in halka arzı için bankalardan Grok abonelikleri satın almalarını istedi

New York Times'ın isimsiz kaynaklara dayandırdığı habere göre, Elon Musk, SpaceX'in yaklaşan halka arzında yer alan bankaların ve danışmanların yapay zekâ sohbet robotu Grok'a abonelik satın almalarını zorunlu kıldı.

Bu alışılmadık talep, Musk'ın halka arz için can atan finans kurumları üzerindeki önemli etkisini vurguluyor…

Şimdilik, Amerika ile İsrail’in İran’a yaptıkları güç gösterisini göre Amerika’da durum böyle…

Ancak Amerikan rüyasının bittiği de belirtiler içinde.

Biliyorsunuz, geri zekalı adam, ‘Amerika’yı yine büyük, çok büyük ve güçlü gösterin…’ talimatını aklınca birilerine vermiş bulunuyor.

*- GÜVEN MESELESİ

Zaman zaman Bertay Fişekçi’ye kulak veriyoruz, bugün olduğu gibi..

Bertay Fişekçi, "Güvenli Görünmek mi, Güvenli Hissetmek mi?” sorusunun yanıtını yine kendi sistemine göre ele almış:

“Bir toplantıya giriyorsunuz.

Enerjiniz yüksek, iletişiminiz güçlü, insanlar size ‘ne kadar özgüvenli biri’ diyor.

Gülümsüyorsunuz, rolünüzü oynuyorsunuz.

Sonra toplantıdan çıkıyorsunuz ve kafanızdaki sesler başlıyor:

‘Doğru şeyi mi söyledim?

Ya aslında beni beğenmedilerse?

Fazla mı iddialı oldum?

Ya bilmediğimi fark ederlerse?"

*- EL KALDIRMA

Bu sahneyi bir TEDx konuşmasında Maya Raichoora anlatıyor ve ‘Alex’ adını verdiği bu karakterin aslında hepimizin içinde yaşadığını söylüyor. “Salondaki herkes el kaldırıyor.

Ben de kaldırırdım.

İki farklı özgüven var;

Maya'nın konuşmasında beni en çok etkileyen ayrım şuydu:

Confidence (dışa dönük özgüven) ile self-confidence (içe dönük özgüven) aynı şey değil.

Dışa dönük özgüven alkışla, övgüyle, başarıyla büyür.

Bir sunum iyi gitti mi kendinizi harika hissedersiniz.

Terfi aldınız mı dünyanın tepesindeysinizdir.

Alkış durduğunda, başarı kesintiye uğradığında bu özgüven de onunla birlikte düşer, çünkü temeli dışarıdan gelen "takdire" bağlanmış, başarıya endekslenmiştir.

*- POZİTİF ZEKA

İçe dönük özgüven ise sessizdir.

Gösterişli değildir.

"Ne olursa olsun ben kendime güveniyorum" diyen bir iç sestir. Dışarıdaki koşullar ne olursa olsun -başarısızlık da olsa, eleştiri de olsa- ayakta kalmanızı sağlayan dayanıklılıktır.

Maya'nın dediği gibi:

İçe dönük özgüven olmadan dışa dönük özgüven sadece bir maskeye dönüşür.

Pozitif Zeka bu ayrımı çok iyi açıklıyor

Maya'nın konuşmasını dinlerken sürekli Pozitif Zeka'daki sabotajcıları gördüm, zira dışa dönük özgüvene bağımlılık tam olarak sabotajcıların çalışma şeklini gösteriyor.

Maya'nın "dış onaya aşırı bağımlılık" dediği şey, Pozitif Zeka'da Memnun Etme Delisi sabotajcısının temel kalıbıdır.

"Beni beğensinler, kabul etsinler, onaylasınlar" sesi bu sabotajcıdan gelir. Ve bu ses ne kadar güçlüyse, dışarıdan ne kadar özgüvenli görünürseniz görünün, içeride o kadar kırılgan olursunuz.

*- BAŞARI DELİSİ

Maya'nın "başarı varken yukarıda, yokken dipte" dediği dalgalanma ise Başarı Delisi sabotajcısının imzasıdır.

Değerinizi sonuçlarla ölçersiniz.

Kazandığınızda kendinizi değerli hissedersiniz, kaybettiğinizde değersiz.

Özgüveniniz bir grafik gibi sürekli iner çıkar.

Ve Maya'nın "özgüveni başkalarını memnun etmek için performans olarak kullanmak" dediği şey -bu benim en iyi tanıdığım sabotajcı. Memnun Etme Delisi benim birincil sabotajcım. Yıllarca toplantılara "güçlü" girdim ve çıkışta "acaba ne düşündüler" diye kendimi yedim. Dışarıdan bakan herkes özgüvenli bir yönetici görüyordu.

İçeride ben bambaşka bir hikâye yaşıyordum.”

*- ÜÇ ADIM VE PQ BAĞLANTILARI

Maya'nın önerdiği üç adımın Pozitif Zeka ile bağlantısı dikkat çekici:

Birincisi:

Kendi imajınızın sahipliğini alın.

Maya "her sabah kendinize sorun: bugün kim olmayı seçiyorum?" diyor. Bu Pozitif Zeka'daki Bilge Beyin "Anlamlı Yön" gücüyle birebir örtüşür. Başkalarının sizden beklediği kişi yerine kendi değerlerinizle uyumlu kişiyi seçmek - bu sabotajcıdan bilge beyine geçiştir.

İkincisi:

Kendinize güveninizi inşa edin.

Maya "kendinize verdiğiniz sözleri tutun, ne kadar küçük olursa olsun" diyor.

Bu da PQ alıştırmalarının mantığıyla aynı.

PQ'da günde 15 dakikalık küçük zihinsel egzersizlerle bir kas geliştiriyorsunuz.

Her tutulan söz, her yapılan alıştırma o kası güçlendiriyor.

Maya'nın "spor salonu" metaforu Shirzad Chamine'in "zihinsel fitness" metaforuyla neredeyse kelimesi kelimesine örtüşüyor.

*- DEVAM EDELİM

Üçüncüsü:

Sonuçlardan bağımsızlaşın.

Bu belki de en zor adım ve Pozitif Zeka'nın en güçlü mesajıyla doğrudan bağlantılı.

PQ'nun temel prensiplerinden biri "her sonuç bir hediye veya bir fırsata dönüştürülebilir" perspektifidir.

Kaybettiğinizde de kazandığınızda da aynı iç dengeyi koruyabilmek -Maya buna "detach from outcomes" diyor, PQ buna "Bilge Beyin bakış açısı" diyor.

Farklı diller, aynı gerçek.

Peki siz neredesiniz?

Maya'nın konuşmasındaki şu soru çok güçlü:

"Dışarıya özgüvenli mi görünüyorsunuz, yoksa gerçekten içten gelen bir özgüvenle mi yaşıyorsunuz?"

Eğer cevabınız "aslında daha çok dışarıya oynuyorum" ise, bu bir zayıflık değil. Bu sadece hangi sabotajcının sizin özgüveninizi yönettiğini henüz fark etmemiş olmanızın bir işareti olabilir.

Bu farkındalık tek başına bile çok değerli bir başlangıçtır.

Çünkü fark ettiğiniz anda o ses sizin sesiniz olmaktan çıkar ve yönetebileceğiniz bir kalıba dönüşür.

Maya 30 günlük bir meydan okuma öneriyor.

Ben de öneriyorum:

Önce kendi sabotajcınızı tanıyın.,,”

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...