HER TARAFI SARMIŞLAR
Köşe Yazısı

HER TARAFI SARMIŞLAR

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
07 Apr 2026 17 dk okuma 173

*- YÜREKTEN KUTLUYORUM Bu haber benim gibi sizleri de çok mutlu edecektir. RS Research, Türkiye’de kanser tedavilerine yönelik yeni ilaçlar geliştiren bir biyoteknoloji start-up’ı. Amaçları, kemoterapinin etkisini arttırırken yan etkilerini azaltmak. Keşiften hastalara ulaşana kadar tüm süreçleri Türkiye’de gerçekleşen ilk özgün ilaç adaylarının klinik araştırmasının ilk aşamasını (Faz 1) başarıyla tamamlandı. Bu aşamada ilacın güvenliliği ve uygun doz aralığı değerlendirilir; yani insanlar

*- BU TARİHİ BİR OLAY!!

Ülkemizin keşiften kliniğe ulaşan ilk özgün ilaç adayı RS-0139’un Faz 1 klinik araştırmasını başarıyla tamamladı!!!

Seneler ve seneler süren emek, bilim, süreç tasarımları, yatırım bulmalar, tesis kurmalar, GMP öğrenmeleri,.....

Çok çok tebrikler…

ResearchRS’nin açıklaması da şöyle:

“Türkiye’nin keşiften kliniğe ulaşan ilk özgün ilaç adayı RS-0139’un Faz 1 klinik araştırmasını başarıyla tamamladık!

Biyoteknoloji girişimciliğinde çok önemli bir dönüm noktası olan bu gelişme, aynı zamanda ilaç taşıyıcı platform teknolojimizin klinik doğrulaması anlamına da geliyor.

Ulaştığımız bu başarı, portföyümüzdeki diğer ilaç adaylarının potansiyelinin büyüklüğünü gösteriyor.

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın HAMLE programı kapsamında TÜBİTAK tarafından desteklenen Faz 1 araştırmamızdan edindiğimiz deneyim ve İSEK iş birliği ile Teknopark İstanbul'da kurduğumuz üretim altyapımızdan güç alarak sonraki aşamalar için hazırlıklarımıza devam ediyoruz.”

*- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK GÜNDEMİ

TÜİK, 2024 yılına ilişkin sera gazı emisyonu verilerini açıkladı.

Toplam emisyonlarda yüzde 71,8 ile enerji sektörü başı çekerken, kişi başı emisyon 1990’daki 4,2 tondan 2024’te 6,8 tona yükseldi.

Toplam emisyon bir önceki yıla göre yüzde 5,3 artarak 584,5 milyon ton karbondioksit eşdeğerine ulaştı.

Bu veriler COP31 öncesinde Türkiye’nin iklim politikası için kritik bir referans noktası oluşturuyor.

*- “SIFIR ATIK BİR TERCİH DEĞİL, MECBURİYETTİR”

Türkiye’nin Seragazı Emisyonu 2024’te Yüzde 5,3’lük Artışla Rekor Kırdı

TÜİK’in açıkladığı verilere göre, Türkiye’de toplam seragazı emisyonu 2024’te bir önceki yıla göre %5,3 artarak 584,5 milyon ton karbondioksit (CO2) eş değeri oldu ve rekor kırdı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılına ilişkin seragazı emisyonu verilerini açıkladı. Bu dönemde, toplam emisyonlarda karbondioksit eşdeğeri olarak en büyük payı %71,8 ile enerji kaynaklı emisyonlar alırken, bunu sırasıyla %12,9 ile endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı, %12,6 ile tarım, %2,6 ile atık sektörü takip etti.

Kişi başı toplam seragazı emisyonu 1990’da 4,2 ton karbondioksit eşdeğeriyken 2023’te 6,5 ton ve 2024’te 6,8 ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesaplandı. Böylece 2024’te toplam seragazı emisyonu bir önceki yıla göre %5,3 artarak 584,5 milyon ton karbondioksit eşdeğeri oldu.

Enerji sektörü emisyonları 2024’te bir önceki yıla göre %5,6 artışla 419,9 milyon ton karbondioksit eşdeğerine yükseldi. Endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı emisyonları bu dönemde %7 yükselişle 75,7 milyon ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesaplandı.

Tarım sektörü emisyonları %2,4 artarak 73,5 milyon ton, atık sektörü emisyonları da %3,9 artışla 15,4 milyon ton karbondioksit eşdeğeri oldu.

*- DOLANDIRICILIKTA ÇAĞ ATLADIK

Hüseyin Öğretmenimiz dikkat çekiyor:

“Ülkemizin ekonomik olarak zor günlerden geçmesi ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin artması ile dolandırıcılık olayları patlamıştır.

Türkiye'de her gün yeni yöntemlerin görüldüğü dolandırıcılık olayları çığırından çıkmış durumda.

Sorunun büyümesi ve etkilediği kişi sayısının artması toplumsal travmaya dönüştü.

Dolandırıcılık ile mağduriyet yaşayanlar arttı, milyonlarca insan maddi-manevi büyük zararlar gördü.

Özellikle telefonla, internet üzerinden veya sahte vaatlerle; evde paketleme, kargo iadesi, aidat iadesi, hediye çekleri, yatırım, ikramiye kazanılması, kamu görevlisi taklidi vs. ile yapılan nitelikli dolandırıcılıkta son yıllarda akıl almaz artışlar yaşandı.

Üstelik mağdurların çoğu adalet mekanizması içinde daha da mağdur oldu.

Gündüz kuşağında yayınlanan programlarda o kadar ilginç olaylar oluyor ki, şaşırmamak mümkün değil.

Milyonlarca insanı mağdur eden organize dolandırıcılık çeteleri söz konusu olunca süreç neden bu kadar yavaş ve yetersiz kalıyor, anlaşılır gibi değil.

*- SOYUYORLAR

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, kendi evlerinde, ellerindeki telefonlarla, dijital bir kuşatma altında her gün soyuluyor, yağmalanıyor ve onurları kırılıyor.

Vatandaşımızı koruyan kollayan yok gibi.

Türkiye’de kamu düzeni, dijital dünyada yaşanan bu olaylar karşısında yeterli tepkiyi zamanında veremiyor.

Vatandaşların banka hesaplarının, hayallerinin ve geleceğinin yok edilmesine ve göz göre göre soyulmasına adeta seyirci kalmayalım.

Dolandırıcılar tarafından halkın alın teri çalınıyor.

Çaresizlik içinde intiharın eşiğine gelen babaların, geleceği çalınan kadınların, dolandırılan emeklilerin ve umudu çalınan gençlerin çığlığını yürekten duymalıyız.

*- SUÇ ŞEBEKELERİ

Ayrıca, Afrika’dan Asya’ya kadar tüm suç şebekeleri Türkiye’yi "Korumasız bir av sahası", Türk vatandaşlarını ise avlanacak bir ördek olarak görüyor.

Yerel işbirlikçiler, paravan şirketler ve "Kiralık hesaplar" aracılığıyla milyonlarca dolar Türkiye’den yurt dışına akıp gidiyor.

Emniyet güçlerinin operasyonlarında çok sayıda şüpheli yakalanıyor, ama bu yakalananlar okyanusta bir damla kadar yer tutuyor.

Buna karşılık gerçek çeteler hala sokaklarda, ofislerinde rahatça çalışıyor.

Ülkede yaşanan ekonomik sorunlar halkı çaresizliğe sürüklüyor, bir umutlarını yitiren işsiz gençler çaresiz şekilde çetelere katılıyor, emekliler ceplerindeki son kuruşlarını kaptırıyor.

*-  CAYDIRICILIK YOK

Bu dolandırıcılık serüveninin asıl sorumlusu sadece dolandırıcılar ve çeteler değildir.

Bu yağmanın asıl sorumlusu, gerekli önlemleri zamanında almayan yeterli yasaları çıkarmayan milletvekilleridir.

Kanunlarda dolandırıcılık konusunda yeterli caydırıcılık yok.

Nitelikli dolandırıcılıkta mahkûmiyet oranı düşük kalıyor, cezalar infaz edilmiyor.

Bankacılık ve Teknoloji kurumları vatandaşın parasını koruyamıyor. Nitelikli Dolandırıcılık toplumsal huzur bozan bir unsur haline gelmiştir. Kurtuluş hep birlikte mücadele etmektir.

*-  NE GÜZEL ANLATMIŞ...

Kadın etek giydi bacaklarına baktınız, pantolon giydi kıçına baktınız.

Kalabalığa girdi taciz ettiniz, otobüste yalnız kaldı tecavüz ettiniz.

Açık giyinince tahrik oldunuz…

Kapalı giyindi içini merak ettiniz.

‘Kız çocukları okumasın!’ dediniz,

Hastaneye gidince Kadın doktor istediniz.

O kadar mı açtın cinselliğe çaresize saldırdınız...

İstediğini alamayınca da yakıp yıktınız…

Size hiç öğretmediler mi ‘zorla güzellik olmaz’ diye.

Milyonlarca Kadını öldürdünüz bir kez daha bir kez daha hiçlik yaşattınız Kadınlara…

Bir kez daha dedin ki sizin yeriniz yok..

Ve bir kez daha dediniz ki Kadın cinsel bir araçtır.

Araca ulaşamayınca ölüme ulaştırdınız..

Oysaki sen evine gittiğinde annen hazırladı sofrayı, sen yemek seçiyorsun diye sevdiklerinden yaptı.

Temiz giyin diye hiç bekletmedi kıyafetlerini yıkadı, ütüledi dolabına astı.

Okul toplantılarına hep annen geldi.

Alfabeyi tekrar ezberledi seninle.

Sen üşüme diye uykusundan uyanıp üstünü örttü senin.

Karşılıksız sevdi seni.

Yeri geldi arkadaş oldu, yeri geldi öğretmen oldu, yeri geldi kardeş oldu, yeri geldi baba oldu sana...

Şimdi bir düşün bakalım senide bir Kadın doğurmadı mı?

*- PANİK YOK!

Belki duymak istemezsiniz

Ama hayata olumsuzluk içinde değil, biraz da pozitif bakmak lazım.

‘Sınandık!’ deyin şu kötü günleri atlatıncaya kadar.

Yalnız bizde değil, dünyada, İş dünyasında kriz son değil!

Bu liderliğin bir sınavıdır.

Her işletme zorlu dönemlerle karşı karşıya - düşük satışlar, müşteri kaybı, finansal baskı veya beklenmedik aksilikler.-

Bu anlar cesaret kırıcı gelebilir, ancak çoğu zaman en güçlü girişimcileri şekillendirir.

Kriz sizi yeniden düşünmeye, yeniden yapılandırmaya ve daha yaratıcı olmaya zorlar.

Dayanıklılık, daha akıllı kararlar ve daha iyi planlama öğretir.

Panik yapma.

Bırakmayın.

Uyum sağla.

Öğren.

İleri ilerle.

Çünkü bazen çöküş aslında atılımın özüdür.”

*- KASRI HÜMAYUN SARAY MÜZESİ

Yılların arkadaşı, fotoğraf sanatçısı Lütfü Dağtaş ile karşılaştığımda elime bir liste vermiş, ‘buraları gez!’ demişti.

Bunlardan biri de Kasrı Hümayun Saray Müzesi idi.

Merak ettim araştırdım:

“Padişaha ait saray anlamına gelen kasr-ı hümayun, ilk kez IV. Murat Dönemi’nde ahşap temeller üzerinde inşa edilmiş ancak deprem ve yangın nedeni ile yıkıldığı anlaşılmış.

Günümüze ulaşan yapı, Sultan Abdülaziz Dönemi’nde (1861-1876) yapılan saray.

Neo-Klasik üslupta, Avrupa barok sitilinde iki katlı olup cephesi mermer kaplı.

Binanın tavan süslemeleri Fransız ressam Sason’un eserir.

Mimarı Karabet Amira Balyan’dır.

Saray, dış mekân özelliklerinin yanı sıra, iç mekân özellikleriyle de dikkat çekiyor.

Zemin katın tavan süslemelerinde sitilize edilmiş rumi ve palmet motifleri kullanılmış.

İç mekândaki parkeler ise antrolak tarzda yapılmış.

Yapıdaki en dikkat çekici özelliklerden bir tanesi de aynalar.

Birbirlerine benzerlik gösteren ve alınlıklarla taçlandırılmış olan bu aynalar Ampir üslubun özelliklerini taşıyor.

Mermer işçiliği tavan süslemeleri, bol sütunlu oluşu Dolmabahçe Sarayı’nın küçük bir örneğini hatırlatıyor.

1967 yılına kadar Vilayet ve Ziraat Odaları olarak hizmet veren saray binası bu yıldan sonra İzmit Müzesi olarak kullanılmış.

1992 yılında restorasyona alınan müze, 17 Ağustos depremi ile ağır hasar görmüştür. 2004 yılında restorasyona başlanmış, 2005 yılında tamamlanarak 16 Ocak 2007 tarihinde ziyarete açıldı.

Saray, bazı Osmanlı padişahlarına hizmet vermiş, birçok devlet adamı ve önemli şahsiyeti Mustafa Kemal Atatürk de sarayda ağırlamıştır.

*- ÇOCUKLUKTAN HAZIRLIYORLAR

İngiliz Casus Mustafa Sagir: İstiklal Mahkemesi Kararı

Araştırmacılar şu anda ülkemizde casusların cirit attıklarını ve bunların bizim istihbaratçılarımız tarafından takip edildiklerini açıklıyor.

Ben de şimdi size Hint asıllı İngiliz casus Mustafa Sagir’den söz edeceğim,

Mustafa Sagir (1877 – 24 Mayıs 1921), Hint asıllı İngiliz casustur.

Henüz 5 yaşındayken, on Hintli çocuktan biri olarak Londra’ya getirilmiş, İngiliz çıkarlarına göre yetiştirilmiş, kendi ifadelerinden de anlaşılacağı üzere tamamen bu amaç için eğitim görmüş, 25 yaşından itibaren de İngiltere namına casusluğa başlamıştır.

Anadolu Hükümeti ve Mustafa Kemal Paşa hakkında gizli bilgiler toplamak için Ankara’ya gönderilmiştir.

Durumun anlaşılması üzerine 22 mart 1921’de tutuklanmış, İstiklal Mahkemesi tarafından suçlu bulunarak idama mahkûm edilmiştir.

24 Mayıs 1921 tarihinde Ankara’da Karaoğlan Meydanı’nda (bugünkü Ulus Meydanı) idam cezası uygulanmıştır.

Mahkemede, Mustafa Sagîr’in casusluk suçunun sabit olduğu, Ferit Cavid’in suç ortaklığına dair delillerin bulunduğu ve ona müebbet kürek cezası verilmesi gerektiği kararı çıkmıştır.

Ayrıca, İzzet’in casuslukla ilgili şüpheli hareketleri nedeniyle gözetim altında tutulmasına, Mehmet Ali’nin ise suçla ilgisi olmadığına ancak İstanbul’a gönderilmesine karar verilmiştir.

*-  İSTİKLAL MAHKEMESİ KARARI

Mustafa Sagir hakkında oybirliğiyle, diğer Ferit Cavit ve İzzet hakkında ise oy çokluğuyla alınan idam cezası hükmü

Karar No: 583

İngilizlerden aldığı talimat üzerine kendisine Hint Hilafet Komitesi’nin delegesi süsünü vererek casusluk yapmak üzere Ankara’ya geldiği ve Ankara’da, İstanbul’da ‘Ferit Cavid’ adresine kimyasal bir karışım ile gizli olarak yazmış bulunduğu mektuplarla Anadolu Hükümeti ve Mustafa Kemal Paşa hakkında sürekli olarak bilgi gönderdiği iddiasıyla mahkememize tevdi dilen İngiliz tebaasından Hindistan’ın Peçaver şehrinde mütevellit 34 yaşlarında Mustafa Sagîr bin Zekeriye ile Mustafa Sagîr’in İstanbul’da İngiliz Hafiye Teşkilatı’na gönderdiği anlaşıldı.

Ve gizli mürekkep ile yazılı raporlarını yerine ulaştırmak suretiyle merkumun casusluğuna katılmak suçuyla, kezâ mahkememize tevdi kılınan İstanbul’da mütevellit 42 yaşlarından ‘İleri’ gazetesi yazı kurulundan ‘Mehmet oğlu Ferit Cavit’ ile, keza İngiliz casus teşkilatına dahil olduğu ve Anadolu’da özellikle Şeyh Sunusî Hazretleri’nin ahval ve harekatını takip etmek üzere görevlendirildiği iddia olunan 25 yaşlarında deniz teğmenlerinden Ürgüp’lü Paşazade Mehmet Ali’nin  açık yargılamaları yapıldı.

*-

Hintli Mustafa Sagîr’in gerçekten 10 yaşından beri sadece İngilizler hesabına casusluk yapmak üzere özel şekilde yetiştirildiği ve bir çok yerlerde İngilizlerin nam ve menfaatine casusluk yaptığı ve sonradan İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın muvafakati ve İngilizlerin İstanbul’da casusluk yapmağa memur ettikleri Miralay Nelson’un emri ile İstanbul’a gelip Anadolu’nun itimadını kazanmış bazı kimselerle ortak olarak ‘Türk-Hint Muhadenet Cemiyeti’ adıyla bir cemiyet kurduğu ve daha sonra Karakol Heyet-i Merkeziyesi’nden aldığı itimatname ve belgeyi hamilen kendisine Hint Hilafet Komitesi Olağanüstü Delegesi süsünü vererek Ankara’ya geldiği ve Ankara’da kimyasal bir karışım ve eczalı mürekkeple yazılmış mektuplarla İngilizlere gizli hususları bildirdiği ve bu suretle casusluk yaptığı gerek ele geçen delillerle ve gerek kendi itirafları ve yapılan yargılama esnasında şahitlerin beyanı ile sabit oldu.

*-

Hintli casus Mustafa Sagîr’in asılarak idamına, Ferit Cavid bin Mehmet Cavid’in ise İstanbul’da İngiliz casus teşkilatı başkanı olduğu anlaşılan İngiliz Miralay Nelson’un daire-i itimadına girerek casus Mustafa Sagîr ile bu teşkilatın bakanı Nelson arasında haberleşme aracılığı yapmak ve şu suretle gerek Mustafa Sagîr’den gizli raporları Nelson’a, gerekse Nelson’dan aldığı talimatı Hintli casusa getirip götürmesi ve bunu yaparken de para alması, kendisinin Mustafa Sagîr’in suçuna iştirak ettiği kanaatinine varıldı.

Mustafa Sagîr’in tutuklanmasından önce içine düşen bir korku ile Hintli’nin gerçek görevini sabık İstihbarat Komisyonu Başkanı Binbaşı Rıza Bey’e, gerek Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa’ya bir mektupla bildirmesi hafifletici sebeplerden sayılarak adı geçenin tutuklanma tarihi olan 22 Mart 1337 (1921) tarihinden itibaren müebbet küreğe mahkûmiyetine,

*-

Gene aynı suçlara iştirak eden Bağdat Belediye Reis-i Sabıkı İzzet’in kasden İngilizler tarafından casus olarak Ankara’ya gönderildiğine dair Mustafa Sagîr’in kendi ifadesinden başka kanaat getirici bir ifadeye ulaşılmamakla beraber, İzzet’in Ankara’daki hareket tarzının calib-i zan ve şüphe bulunması dolayısıyla merkumun millî davanın bir mutlu sonla oluşacak iktidarına kadar hükümetin uygun bulacağı bir yerde kal’a-bend edilmesine ve bahriye mülazim-ı evveli Mehmet Ali Efendi’nin casusluğu sabit olmadığı, yalnız kendisinin bu millî davanın takibi için gerekli metin bir karaktere malik bulunmadığı anlaşıldığından bu kişinin de İstanbul’a iadesine, Mustafa Sagîr hakkında oy birliği ile, Ferit Cavid, İzzet ve Mehmet Ali hakkında oy çokluğuyla ve tümünün yüzlerine karşı karar verildi.

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 362

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 219

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 173

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 374

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 352

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...