HER ŞEY YOLUNDA İMİŞ!
Köşe Yazısı

HER ŞEY YOLUNDA İMİŞ!

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
21 Jul 2025 14 dk okuma 188

*- KIZMA, GÜVENME, DARILMA… Meryem Fidancı beni çoğu zaman güzel sözlerle aydınlatıp, düşündürüyor, Örneğin bugün Ömer Hayyam’dan söz etmiş; Ne diyor Ömer Hayyam kulak verelim: ‘Sırtından vurana kızma, ona güvenip arkanı dönen sensin! Arkandan konuşana darılma, onu insan yerine koyan sensin!’ Ne güzel, öz anlatım değil mi? ‘Psikolojik’ olarak adlandırılan sorular, ya da bilgiler de şöyle; “İçini dökme, herkese güvenme, kaçanı kovalama, acele etme, diş sıkma, dudak yeme, kambur durma,

*- ‘İYİ BİR YOLDAYIZ!’

Her gün her yerde bulunan ve konuşmayı seven İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr.Cemil Tugay, ‘İyi bir yoldayız!’ diyerek yüreklere su serpti.

Görev süresi için bu cümleyi kullanan Başkan Tugay, yüzlerce su kuyusu açtıklarını ama su tüketimini kısıtlamak amacıyla su fiyat tarifelerini yükselttiklerini de sözlerine ekledi.

Yani ‘İyi yolda’ olmak, başkana göre, herkesin vazgeçilmezi olan şebeke su tarifesinde ayarlamaya, halka göre ise ‘zam’ yaptı.

İşin güzel tarafı yüzde 5 civarında tasarruf sağlanmış.

’15 ayını dolu dolu geçirdiğini anlatan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın ifadesine göre, ‘mali disiplin, belediye kadrosu, kronikleşmiş sorunların çözümü konusunda iyi bir yolda olduklarını belirtiyor.

Öyle ki; ‘Büyük yük’ olarak gördüğü ve ‘kapı dışarı’ ettiği ve bu konuda ısrarcı olduğunu çeşitli vesilelerle dile getiren, tepki ve protestoları görmezden gelen ‘Büyük Başkan’ şimdi bir (u) dönüşü yaptı.

Tugay müjdeyi verdi:

Tüm işçiler geri alınacak!

*- BAZILARINA GÖRE MÜJDE!

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile sendika arasındaki uzlaşmazlık çözüldü

Başkan Tugay müjdeyi verdi:

Tüm işçiler geri alınacak

Başkan Tugay, ‘Hiçbir zaman hiç birinizin ne mutsuzluğunu ne de kötülüğünü istemem. Ama anlatmaya çalıştığımız bir şeyler var. Bazı dertlerimiz var. Sizler bu kurumun emekçilerisiniz. Emek veren insana kimse dokunmaz’ dedi.

Bu da şunu gösteriyor:

Başkan da iyi politikacı olmuş!

Tabii ki, aynı durum belediye çalışanları için de geçerli!

İzmir Büyükşehir Belediyesi birimlerinin bulunduğu Kültürpark 1 No’lu Hol önünde toplanan işçiler, ‘Babamızsın, Allah razı olsun. Büyük başkan!’ sloganları attı.

Hadi bakalım verilen bu son söz, yani işe alınmasınlar da görelim, ‘Baba’ ne olacak, neye benzetilecek?

*- ÇOK KIYMETLİLERİMİZ

Şimdi de, ‘ara gazı’ gibi, hepimizin bindiği otobüsün şoförü (!) Başkan Cemil Tugay’a vereyim:

İşçilerle bir araya gelen Başkan Cemil Tugay, ‘Sizlerin iyi olduğunu görmek bizim için çok kıymetli.

Biri sizin gibi yokluklar içerisinde büyüyen, aynı sokaklarda yaşayan Cemil. Diğeri de İzmir’in bütün insanlarının buraya başkan olarak gönderdiği, buraya hizmet etsin, iyi çalışmalar yapsın diye gönderdiği bir başka Cemil var.

İkinci Cemil bazen sert kararlar almak zorunda kalıyor.

Sakın yanlış anlamayın.

Aslında gerçekte ikinci Cemil’in içindeki gerçek Cemil, birinci Cemil. Hiçbir zaman hiçbirinizin ne mutsuzluğunu ne de kötülüğünü istemem. Ama anlatmaya çalıştığımız bir şeyler var.

Bazı dertlerimiz var.

Sizler bu kurumun emekçilerisiniz.

Emek veren insana kimse dokunmaz.

Onu işinden gücünden etmez.

Böyle bir amacımız olmaz. Ama öyle zaman geliyor ki uzlaşamıyoruz.

O zamanlarda bu tür durumlar yaşanabiliyor.

Biz sizin ne ailenizi ne de sevdiklerinizi kırmayı amaçlamadık” ifadelerini kullandı.

*- HEPSİ Mİ?

Ben de Başkana sorayım;

Birincisi;

Gerçekte ‘emek verene’ kimse dokunmaz!

Doğru, ama ya parasını alıp, kahvede oyun oynayan, evini çoluk çocuğunu unutanlar varsa, yani emeği yok denecek kadar az olana ne denir, ne yapmalı?

Lokallerde ya da başka yerde bir gramlık, bir kuruşluk iş yapmayan ve bunu övünç meselesi yapanları, bir kahveye gidip, konuşmaları dinlesin bakalım bu sefer söylediği düşüncelere aynen sahip çıkacak mı, başkanımız?

İkincisi;

Yasa açık ve net;

‘Başkan, basiretle bir tacir (tüccar) gibi hareket etmek zorundadır!’ diyor.

Müflis tüccar gibi hareket edemez, yönetimin gereği, bir kuruşun hesabını bile yapmak zorundadır.

‘Ben istedim’, ‘Ben yaptım’, ‘Ben verdim’ demek, kendini hakim karşısında bulmak demektir.

Bunu herhalde ‘İyi yoldayız’ diyen Başkan da, sendika başkanları ve yöneticileri de, ‘Yazık, cebinden mi veriyorsun?’ diyenler acaba bir ihtiyaç sahibine bir bardak çay ısmarlar mı, bir kase çorba içmelerini sağlar mı?

Parayı alan çalışacak?

Ama bunları çalıştıracak, takip edecek, ‘doğruya doğru, eğriye eğri’ diyen kaç insanımız var.

Bir resmi kurumda, temizlik görevlisi bir kadın, bana içini dökmüştü bir yıldan önceki zamanda…

‘Kadroda 15 kişi görünüyoruz, ama çalışan iki kişiyiz!’ demişti.

‘Gören olmuyor mu?’ deyince, ‘Olmaz mı, herkes biliyor!’, bir yetkili gelince, nereden haber alıyorlarsa işbaşındalar!’ diye olayı uzun uzun anlatmıştı.

*- GELMESİNLER!

Ama son sözü önemliydi;

‘Gelmesinler daha iyi, Bizi de kendileri gibi yapmak istiyorlar. Düzenimizi bozuyorlar!’ diyerek örneklerini anlatmıştı.

Çok yıllar önce, adını isteyene verebileceğim, bir kadın avukat meclis üyesi vardı.

Başkanlığa dilekçe vermiş, ‘iş yapmayan ve iş ahlakını bozanları belirleyelim, bunlara belediye işyerlerine sokmayalım, Ayda bir maaşlarını alsınlar’ demişti.

Gerçeği dile getirmek istemişti…

60 yılda bir başka böyle konuşana rastlamadım.

Bir de rahmetli Osman Bölükbaşı’inın, radyoda yaptığı seçim konuşmasını anımsıyorum.

‘Biz politikacılar yalancıyız, bizim her söylediğimize inanmayın!’ demişti.

Acaba anımsayan var mı?

*- KRONİKLEŞMİŞ SORUNLAR VAR !

Süreç içerisinde, ekonomik ve siyasi krizler, iklim krizi, İzmir Körfezi’nde alg patlaması, balık ölümleri, koku sorunu ve orman yangınları gibi sorunların da yaşandığını hatırlatan Başkan Tugay, “Yapısal değişiklikleri gerçekleştirmeye çalışırken diğer taraftan krizlerle mücadele ettiğimiz bir dönem oldu.

Geçen 15 buçuk ayı, dolu dolu geçmiş bir süre olarak düşünüyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde iyi bir kadro oluştu.

Mali açıdan disiplin sağlandı.

Kronikleşmiş pek çok sorunun çözümü için ciddi ve somut adımlar atıldı. İyi bir yoldayız.

En somut ve sıkıntılı sorunumuz su sorunu. Bunu aşmak için çok çaba gösteriyoruz. Aralık ayında yağmur iyi yağdı ama aralıktan sonra hemen hemen hiç yağmadı” dedi.

Başkan, ‘Küçük parklarda çim sulamasını durdurmak zorundayız’ diyerek şöyle konuştu:

“Parkların sulanmaması, çimlerin ve çalı türü bitkilerin kaybedilmesine neden olacaktır.

Bu konuda Kordon gibi, Hasanağa Bahçesi gibi, Kültürpark gibi alanlar gözden çıkaramadığımız alanlar.

Ancak küçük parklarda ya da gözden çıkarılabilecek alanlarda çim sulamasını durdurmak zorundayız.

*- YETKİ KİMDE?

İçme suyunu çimlere harcarsak yaşayacağımız sıkıntı büyük olacak.

Şu an için kasıma kadar bize suyu yetirecek çözümler peşindeyiz.

Şunu hatırlamak lazım; temiz su kaynaklarının yüzde 72 civarını tarımsal sulamada kullanıyoruz.

Yüzde 20 civarını sanayide kullanıyoruz.

Geri kalanı içme ve hijyen ihtiyacı için kullanılan su.

İzmir’de suyun çok kullanıldığı tarım yöntemleri konusunda önlem alınması gerek ama belediyenin bunda yetkisi yok” diye konuştu.

Yasaya göre:

Suyun temini Devlet Su İşleri’nin (DSİ) sorumluluğunda, belediyelerin suyu dağıtmakla yükümlü olduğunu hatırlatayım.

Belediyeler, bahçe sahipleri, işi su ile olan işletmeler, kişiler, kurumlar, hatta siteler de kuyu, yani artezyen açmak ve kullanmak için DSİ’den izin almak zorundalar.

Yerüstü su kaynaklarımız zaten yok.

Barajlar az doluyor.

Devamlı akan nehrimiz, ırmağımız, deremiz yok.

Geçenlerde Bursa’dan bir okuyucum, bir fabrikanın şişeleme suyunu yeraltından çıkardığını, bunu yetkililere duyurduğunu ancak o ana kadar bir işlem yapılmadığını iddia etmiş, bizden konuyu üst yetkilileri duyurmak için yardım istemişti.

*- OFFF, YANDIK!

Birçok insanımız bilmiyor.

6 milyon İzmirli’ye bir kez daha anlatayım:

‘Belediye Meclisinde geçen karara göre;

Kullandığımız şebeke suyunda, ayarlama yaparken 0-4 metreküplük kısımda artış yapılmadı.

4-10 metreküp arasında yüzde 15 artış yapıldı.

Onun üzerinde de yüzde 25-30’lara varan daha yüksek artışlar yapıldı. Onun da amacı, aşırı su tüketimini kısıtlamaktı.’

Yani;

Yandı keten helva!

Bunlara ilçelerin payları ve diğer aklınıza gelen gelmeyen giderler de eklenince bazı yerlerde bir ton su kollansanız bile en az 150-200 lira arasında ödeme yapmanız gerekiyor.

Yani baya ciddi ciddi ödemeler bizleri bekliyor.

*- HİSSELER NEREYE?

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay her şeye rağmen ne diyor?

‘İyi bir yoldayız!’

Yani her şey yolunda ve disiplin altında.

Ama şu ne demek?

‘Hilton Oteli hisseleri devrediliyor!’

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin temmuz ayı meclis toplantısında belediyenin Hilton Oteli’ndeki hissesiyle ilgili önemli bir gelişme yaşandı. Oy çokluğuyla alınan karar doğrultusunda Büyükşehir Belediyesi’nin yüzde 23,5’lik hissesinin belediye menfaatlerini koruyacak şekilde satılması yönünde adım atıldı.

Böylece, İzmir Büyükşehir Belediyesi 1987 yılından itibaren hiçbir gelir elde edilmeyen ortaklıktan çıkmış olacak.

Birleşim İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır’ın idaresinde yapıldı.

Oturumda haziran ayı gündeminde yer alan ve Büyükşehir Belediyesi’nin Hilton Oteli’ndeki hissesinin devrini içeren madde oylandı.

Böylece  Belediye menfaatlerini koruma kararı alınmış oluyor, yönetime göre.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 1987 yılından itibaren İzmir Enternasyonal Otelcilik AŞ hissedarı olarak hiçbir gelir elde edememesi ve 2020 yılından sonraki süreçte de binanın boş ve atıl  kalması nedeniyle hissenin devredilmesi yönünde Büyükşehir idaresine satış yetkisi verilmesi kararı alındı.

Büyükşehir Belediyesi hissesinin belediye menfaatlerini koruyacak en uygun koşul ve zamanda satılması sağlanacak.

Ben merak ediyorum, belediyeye bir kuruş gelir getirmeyen hisselere kim talip olur.

Ya gelişmeleri bilen birileri, ya da parasının hesabını bilmeyen birileri…

İzmir’in ilk gökdeleni olan Hilton Oteli 1992 yılında hizmet vermeye başladı. Kentte uzun yıllar boyunca faaliyetini sürdüren otel 2020 yılında kapılarını kapattı. Ayrıca bina 2020 Ege Denizi ve 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrasında Büyükşehir Belediyesi tarafından depremzedelere tahsis edildi.

*- İKİSİ DE DOKTOR!

Bir önceki yazımda önemli bir yöneticimiz, Dr. Ömer Özkan’dan söz etmiş, iş dünyası ile ilgili çok önemli bir gelişmeyi anlatmıştım.

Dr. Ömer Özkan’ın, EOQ ( European Organization For Quality )  2025 EQL ( European Quality Leader ) ödülünü Oslo da aldığını yazmıştım.

Türk Standartlar Enstitüsü, Türkiye adayı olarak Dr. Ömer Özkan’ı göstermişti

Bu ödülün önemini şöyle özetleyebilirim:

‘Kalite alanında bir Oscar denilebilir…’

Şimdi de, yine çok önemli bir haberi, söyleşiyi Meslektaşım: Elif Ergu Demiral yapmış…

Ünal Tümin haberi okuyunca, benim de böyle önemli konulara büyük önem verdiğimi bildiği için göndermiş.

Kısaca anlatmaya çalışayım:

Yazarın anlatımına göre, Prof. Dr. Ayşe Altıntaş çok değerli bir bilim insanı.

Dünyada nöroimmünoloji alanında öne çıkan bir isim.

Beyin sağlığıyla ilgili birçok yalan yanlış bilginin sosyal medyada konunun uzmanı olmayan kişiler tarafından dile getirildiği ortamda Prof. Ayşe Altıntaş’ın yaptığı çalışmalar duyulsun istedim.

Nöroimmünoloji üzerine bilime ‘yaşamsal’ katkılar yapan süreçlerin içinde bu değerli bilim insanımız.

İlgilendiği hastalıklar, nadir görülen ve teşhisi konulmaz, doğru tedavi edilmezse yaşamsal olan hastalıklar.

Yazılana göre, Son Lyon’da sunduğu araştırma görme kaybına neden olan hastalıkla ilgiliydi ve bu alandaki ilk çalışmalardan biri olarak tıp literatürüne geçti.

Ani görme kaybına ve bedende tutulumlara, felçe neden olan NMO, biyolojik sıvılardan giyilebilir teknolojilerle ön tanı çok önemli.

Bedeniniz size nasıl ‘dur’ der, beyninizle ilgili bir sorun nasıl kendini gösterir, doğru tanı nasıl konur.

Bunların hepsinin yanıtı sadece bu değerli araştırmacı hocamızda.

Şunu demek istiyorum;

Her doktor araştırmacı olmalı, yenilikleri takip etmeli..

Ama maalesef bazıları mı desem, çoğunluk mu desem, karar veremiyorum:

Doktorlarımızın önemli bölümü hekim olamıyor.

Yani işinde ilerlemiyor.

İlerlemek araştırma ile olur.

Bu de bazılarına göre zül olurken, Prof. Dr. Ayşe Altıntaş gibi değerlerimiz kapışılıyor…

Daha ne anlatayım, bu kadar kısa aralıkta…

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

EN BÜYÜK ÖDÜL

*- YANILGI Hayatın en büyük yanılgılarından biri, mutluluğu “bir gün”e ertelemek. Oysa zaman geri alınmıyor; yaşananlar silinmiyor ve hangi günün son günümüz olduğunu bilmiyoruz. Kendine iyi gelmek için hayatının kusursuz bir hale gelmesini bekleme. Çünkü bazen hayatı gerçekten yaşamak, ‘sonra’ dediğimiz şeyin hiç gelmeyebileceğini fark etmekle başlar. Sağlıklı ömürler diliyorum…

26 Oct 2026 243

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 378

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 222

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 175

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...