HER SAKALLIYI DEDEN SANMA...
*- ÖRNEK OLSUN Bornovalı Nadide Apaydın Akbulut, belki de 15 yıl önce, ‘Bizim grupla seni Tire’ye götürelim!’ demişti. Amaç ‘Yeşil Tire’de alışveriş yapmak ve ünlü ‘Tire Köftesi’ yemekti. Sanıyorum, Tire gezileri sürüyor. Ben de günü birlik gruplara öneriyorum Şahap Çağdaş Özen’in ‘Tire’de belediyemiz çalışıyor’ diyerek fotoğrafla bir haber yapmış. Çok zaman önce Bayındır’ın girişindeki bir köyün Süleyman isimli muhtarını anlatmış, yaptıklarını ve yapacaklarını yazmış, ‘örnek alınmalı’
*- LAF DEĞİL İCRAAT
Tire Belediyesi ilçemizin farklı mahallelerinde yaşam kalitesini
artırmak, kırsal ulaşımı kolaylaştırmak ve ortak kullanım alanlarını
daha düzenli ve işlevsel hale getirmek amacıyla çalışmalarını
sürdürüyor.
Bu kapsamda;
* Işıklı, Kızılcahavlu, Çukurköy, Kaplan, Küçükburun ve Eğridere
bölgelerinde üretim yolları düzenlemeleri,
* Akarca Ovası üretim yolları çalışmaları,
* Yamandere bölgesinde dolgu çalışması,
* Cambazlı dere yatağı ıslahları ve Kahrat At Pisti alanlarında
düzenleme çalışmaları,
* Zincirlikuyu Mevkii parke döşeme çalışması,
* Küçükkale Pazar Yeri düzenlemesi,
* Dibekçi Mahya Alanı düzenlemesi,
* Yeni Hayvan Pazarı taş duvar ve merdiven yapımı,
* Dallık Köy Kahvesi çatı yapımı tamamlandı.
* Asri Kabristanlık Şehitliği zemin taş döşemesi yapılıyor.
Tire’mizin merkezinden kırsal mahallelerine kadar ihtiyaç duyulan her
noktada, üreten Tire’nin yollarını ve ortak yaşam alanlarını
güçlendirmeye devam ediyor.
İzmir’in en güzel ve meraklılar tarafından özenle seçilen Tire’de
belediyenin sloganı şöyle:
“Tire için çalışıyor, Tire’nin geleceği için üretiyoruz.”
Sevgili okuyucularım, bu yazılanları sakın küçümsemeyin, ‘kendi yağı
ile yoğrulmak’ böyle olur.
Borçsuz, kimseye karşı söz vermemek işte budur…
*- SABAHA KARŞI
Şunu da ilave edeyim:
Orhan Şeref A.Futbol Federasyonu Başkanı iken Futbolu Anadolu’ya yaydı.
Kulüp başkanlarının, yöneticilerinin bile ‘topu’ bulduklarında,
karakola ‘bomba’ diye götürecekleri bu zamanda, Türkiye’de sadece iki
kentimizde, erkekler kadar kadınlar da meraklı idiler.
Bunlardan biri Tire, diğeri de Aydın i di.
Tirespor üçüncü lige bir İzmir takımının isim hakkını alarak girmiş,
sahasına, Göztepe sahasındaki portatif tribünü, sonra İzmir
milletvekili olacak Akın Simav ile sabaha karşı söktürmüş, kamyonlara
yükleyerek Tire’ye kaçırmıştık.
Böylece o tribün kadınların maçlarda buluşma noktası olmuştu.
Şimdi ise Türkiye’nin en modern statlarından birine sahip Tire’de,
maalesef bir lig takımları bulunmuyor.
Meraklısı için ise gemilere el yapısı ‘urgan’ imal edilen Tire’de,
dünyada eşi önderi bulunmayan el yazısı kitapların bulunduğu
kütüphanesi bulunuyor.
*-GENİŞLEYEREK BÖLÜNMEK
Necdet Topçuoğlu güzel Karadeniz’in güzel şehri Ordu’dan
okuyucularımıza sesleniyor:
“Türkiyeyi savaşarak değil, tuzağa düşürerek bölmek istiyorlar. ABD
Büyük Elçisi Thomas Barrack'ın ifadelerine göre, Terörsüz Türkiye
Sürecinin hedefi, İran, Irak, Suriye ve Türkiye kürtlerini
birleştirerek tek devlet haline getirmektir. “ diyerek devam ediyor:
“TBMM'den son çıkartılan Çerçeve Kanun, bu amaca hizmet etmektedir.
Şimdi sıra, referandumsuz olarak, Anayasayı değiştirmeye gelmiştir.
Ancak yeni Anayasa düzenlemesinde Türk Kimliğinin Anayasadan
çıkartılacağı anlaşılmaktadır.
Bazı iktidar vekilleri, Almanya ile federal sistemi görüştük demektedirler.
Toplumun tepkisi ölçülmekte ve Göbels taktikleri kullanılarak, toplum
yavaş, yavaş alıştırılmaya çalışılmaktadır.
Bu konuda Rahmetli Süleyman Demirel'in bize anlattığı bir hususu
paylaşmak isterim.
*- ANKARA’DAKİ GRUP
Ankara, Büklüm Sokakta Rahmetli Ekrem Ceyhun ve İsmail Heral'ın
başında bulunduğu bir grubumuz vardı.
Bir gün Rahmetli Demirel çalışmalar hakkında bilgi almak üzere gruba geldi.
Sohbet sırasında, ABD'nin eski Dışişleri Bakanlarından Hanry
Kissinger'in kendisini Dışişleri Bakanlarımızdan İhsan Sabri
Çağlayangil ile birlikte İstanbul Hilton Otelinde kahvaltıya davet
ettiğini anlatmıştı.
Söz konusu davete katıldıklarını söyledi.
Hanry Kissinger kahvaltıda Başbakan Demirel'e, Sayın Başbakan, “size
hiç savaşmadan toprak kazandırmayı planlıyoruz “ demiş.
Rahmetli Demirel,’ bizim öyle bir talebimiz yoktur. Yine de bilmek
isterim, nasıl olacak bu iş?’ diye sormuş.
Kissinger; "Kıbrıs, Batı Trakya, Ermenistan, Oniki Adalar, Gürcistan,
Süleymaniye ve Kerkük'ü size bağlayıp, büyük bir federasyon kuruyoruz"
demiş.
Bölge de bu büyüklükteki coğrafi alanı ekonomik olarak yönetmeyen bir
devlet ayakta kalamaz fikrini ortaya atmış.
Demirel buna çok şaşırmış.
*- NE KADAR?
Necdet Topçuoğlu şöyle devam ediyor;
“Demirel bize dedi ki, Çağlayangil'e baktım hiç oralı değil.
Zaten kabul edemeyeceğimiz konular için, umursuz davranma hususunda
anlaşmıştık. Döndüm Kissinger'e, "o bize bağlayacağınız devletçikler,
yarın l gün ayrılırken ne kadar toprak götürürler" diye sormuş.
Kissinger bu soruya çok kızmış ve ‘toplantı bitmiştir!’ deyip çıkmış.
Demirel, ‘ kendi ülkemizde kahvaltı masasından kovulmuş gibi olduk!’
diye üzüntüsünü ifade etmişti.
‘Gençler dikkat edin, önce genişleme, sonra daralma taktiği uygulamak
istiyorlar” diye ekledi.
*- ÖRNEĞİ VAR
Başbakan Demirel bu anısını paylaştıktan sonra bize şunu söyledi.
"bu emperyalist güçlerin planında gelecekte bizi Yugoslavya gibi
federasyon yapıp, bu yolla parçalama düşünceleri var.
Biz bir dönemi tamamladık gidiyoruz.
Aman sakın bir gün federasyon teklifi ya da dayatması ile
karşılaşırsanız bunu asla kabul etmeyin" diye uyarmıştı.
İşte Devlet adamı vizyonu budur.
Vizyon görünmeyeni görünür hale getirmektir.
*- OLMAZ TABİİ
Değerli dostlar, siz hiç Almanyalı, Fransalı veya İtalyalı diye kimlik
duydunuz mu? Duyamazsınız, çünkü kimlik olan, Alman, Fransız ve
İtalyan'dır.
Ancak toplum yavaş yavaş buna alıştırılmaktadır.
Bütün bunlar devam ederken, daha milliyetçi geçinen sahte
kahramanlardan en küçük bir eleştiri duyulmamıştır.
Türkiye de 190 siyasi parti bulunmaktadır.
İşte siyasi partiler çöplüğü buna denmektedir.
Bu vesile ile bizi uyaran Rahmetli Süleyman Demirel'i minnet ve
şükranla anıyorum. Onun uyarısını topluma aktararak, uyarısına
aracılık etmek istiyorum.
Boğazıma yağlı urgan taksalar da, bir yurttaş olarak federasyonu asla
kabul etmeyeceğim.
Bazı hayalperestler misak-ı milli'yi gerçekleştiriyoruz sanabilirler.
Bu bir yemdir.
unutmayın!! "gözü yemde olan kuşun, ayağı tuzaktan kurtulmaz".
Fareye, " yuvanın önünde peynir var al senin olsun demişler."
Fare ‘olmaz’ demiş, ‘neden ‘diye sorulunca, "yol kısa ödül büyük,
bunda bir puştluk vardır demiş."
İşte en azından fare kadar akıllı olmak zorundayız.
*- KİM ACABA?
Buket Müftüoğlu ise bize ‘yanlış yoldasınız’ diyerek, görüşünü şöyle
dile getirdi:
“Lozan Anlaşmasına, Sevr’in Yıl dönümünden, Gazi Meclis Aracılığı ile
Meydan Okuma
10 Ağustos 1920 ile 10 Ağustos 2026 tarihleri arasındaki kesişim,
Türkiye’nin tarihsel hafızasında yalnızca takvimsel bir rastlantı
olarak görülemez.
10 Ağustos 1920’de Osmanlı Devleti’ne imzalatılan Sevr Antlaşması,
Türk siyasi tarihinde egemenliğin tasfiyesini hedefleyen en ağır
metinlerden biri olarak, millî iradenin reddettiği bir dayatma
belgesidir.
Bu nedenle Sevr Antlaşması, aslında, bütün dünyanın gözleri önünde,
Osmanlı’nın çöküş döneminde Türk milletinin parçalanma planı ve
anlaşmasıdır.
Oysa bu planın karşısında verilen Kurtuluş Savaşı’nın zaferi sonucu
imzalanan Lozan Barış Antlaşması ise, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin
kuruluş iradesinin uluslararası hukukta tüm dünyaya tescilidir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı, özetle, Sevr’in reddi ve Lozan’ın
kabulü üzerine kuruludur.
Bugün Türkiye’de tartışılan her egemenlik meselesi, doğrudan bu
tarihsel hattın içindedir.
İşte emperyalist Batı’nın sorunu tam da budur…
103 yıllık Cumhuriyet tarihimiz üzerinde oynanan tüm siyasi oyunların
altında yatan temel mesele de budur…
Oysa Mustafa Kemal ta genç yaşlarından tam bağımsız Cumhuriyet
kurgusunu çoktan planlamıştır.
Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık ve Laiklik ilkeleri
Cumhuriyet Halk Partisi programına 1927’de; Devletçilik ve
İnkılapçılık ise 1931’de girmiştir.
1935 CHP Programı bu altı ilkenin bütününü Kemalizm olarak tanımlamış,
Şubat 1937’de Altı Ok Anayasa’daki yerini almıştır.
Yani Kemalizm, Mustafa Kemal Atatürk hayattayken yalnızca CHP’nin
parti ideolojisi olarak kalmamış, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin
kuruluş kodlarını da oluşturmuştur.
Anayasada vatandaşlık tanımı isa nettir.
Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nün Lozan’da kapitülasyonların
kaldırılması konusunda elde ettiği tarihsel başarının ışığında,
Cumhuriyet’in vatandaşlık anlayışı ve Anayasa’nın eşitlik ilkesi
açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları kanun önünde eşittir.”
*-
Yorumlar yükleniyor...