HEM SİYASETÇİNİN, HEM DE VATANDAŞIN SESİ HALİDE
Köşe Yazısı

HEM SİYASETÇİNİN, HEM DE VATANDAŞIN SESİ HALİDE

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
26 Jun 2025 10 dk okuma 219

*- DEVREYE GİRENLER OLUR Yakın zamanda Genç Gazeteci Halide Demir Polatlı’dan söz etmiştim. ‘Meslek tutkusu ve sevgisinin’ her şeyden üstün tutulduğunu kendisinde gördüğüm, ender isimlerden biri olan Halide Demir Polatlı, özellikle siyasetin nabzını tuttuğu gibi ‘Sokaktaki vatandaşın sesi’ olmayı da en iyi başaran meslektaşlarımdan biri. Şimdi de, ‘Grev sonrası’ İzmir Büyükşehir Belediyesi’ndeki gelişmeleri kendisinden öğreniyorum. Gece yarısına doğru, öğrendiğim İzmir Büyükşehir Belediye

*-  BİNİN ÜZERİNDE KURBANLIK İŞÇİ

‘Beni kurtardın’ diyerek Halide Demir Polatlı’yı kutladığım, yalnız İzmir’i değil, tüm belediyelerimizi ve insanlarımızı doğrudan ilgilendiren konuyu dikkatinize sunuyorum.

Bakalım benim gibi mi, yoksa içlerinde mutlaka bir yakınınızın olduğu kişiler için mi düşünüyorsunuz?

“İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde bin 30 işçinin işten çıkarılması gündemde!

Başkan Cemil Tugay ve Belediye-İş Sendikası arasında yapılan görüşmeden uzlaşı çıkmadı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde (İzBB) yaşanan TİS ve işten çıkarma açıklaması sonrası başlayan kriz, bir Yunan tragedyasının tüm unsurlarını taşıyor.

*- KOZLARI GREVE ÇIKMAK

İlk perde:

Cemil Tugay’ın bin 30 işçiyi çıkaracağını açıklaması.

İkinci perde:

Bugün karşılıklı yapılan açıklamalarda sendika yöneticileri ile Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay arasında yaşanan diplomatik gerilim.

Üçüncü perde:

Belediye-İş Sendikası Genel Başkanı Nihat Yurdakul’un “1 Temmuz’da greve çıkıyoruz” resti.

Bu kronoloji, sadece yerel bir iş uyuşmazlığı değil, Türkiye’de kamu yönetiminin mali sürdürülebilirlik sorununun minyatür hali.

Bence bu gelişmeleri izlerken asıl mesele ‘kimin haklı, kimin haksız olduğu’ değil, hangi rakamların metodolojik olarak doğru olduğu aynı zamanda.

*- RAKAMLAR TUTMUYOR, AMA BÜYÜK

Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay “En düşük işçi maaşı 80 bin lira, Eylül ayında 130 binlere çıkacak, bu sürdürülebilir değil” derken, Belediye İş Genel Başkanı Yurdakul “55-65 bin lira arası” diyor.

Hali hazırda bu 15-25 bin liralık fark, sadece matematiksel değil, muhasebe standardları açısından felsefi bir ayrım. 

Toplam maaş mı, temel maaş mı hesaba katılıyor?

Siz olsaydınız hangi rakamı esas alırdınız?

Rakam savaşları: Şeffaflık silahı

Politik krizlerde en güçlü silah, ‘şeffaflıktır’.

*- TABİİ Kİ BİLİNİYOR

Tugay’ın “Belediye dışında çalışanlara baktığımız zaman ciddi bir dengesizlik var.

Bunları bu şekilde konuşmak istemiyorum ama biz kime, ne kadar para ödediğimizi biliyoruz.

Bunları kamuoyuyla paylaşabiliriz” açıklaması, sendikayı zor durumda bırakırken, kamuoyuna da net bir mesaj veriyor:

“Gizli hiçbir şey yok.”

Bu hamle gerçekten akıllıca çünkü rakamlar manipüle edilebilir ancak belgeler edilemez.

*- BAKIŞ AÇISI MI?

Belediye İş Genel Başkanı Yurdakul’un “Belediye tarafından gönderilen bordrolar” vurgusu da metodolojik açıdan anlamlı:

Rakamların kaynağı tartışmalı değil, yorumu tartışmalı.

Bu durumda objektif gözlemci için kritik soru şu:

Neden aynı bordrolara bakıp farklı rakamlar çıkarılıyor?

İkramiye, yan haklar, SGK, vergi, sosyal yardımların dahil edilip edilmemesine göre maaş tutarları değişiyor.

Cemil Tugay kapsamlı yaklaşımla toplam paketi hesaplıyor, sendika ise seçici metodoloji ile sadece temel maaşı.

Her ikisi de teknik olarak haklı, ama politik olarak farklı amaçlara hizmet ediyor.

Sizce hangisi daha dürüst bir yaklaşım?

*-  GREV KARTI: SON KOZUN HESABI

“1 Temmuz’da Egemenlik Binası önündeyiz” açıklaması, sendikanın elindeki son kozun oynanması anlamına geliyor.

Ama bu kozun etkinliği, toplumsal destek alıp alamayacağına bağlı.

İzmir’de ve Türkiye’de asgari ücretle çalışan milyonlarca kişi varken, aylık 55-80 bin lira alan işçilerin grevi ne kadar sempati ve destek toplayacak?

Enflasyon ve yoksulluk verileri ortada evet ancak Türkiye genelinde milyonlarca kişi asgari ücrete talim yaşama çabası verirken, emeklilere verilen zam oranları ortada iken toplumsal mücadelenin sadece belediyelerde örgütlü işçiler için değil toplumun tüm bu kesimleri için ve tüm ülke sathında verilmesi sendikal mücadele açısından daha doğru değil mi soru ve tespitini aklıselim herkes yapıyor.

Bu soru, sadece ekonomik değil, ahlaki bir sorgu.

Bireysel hak mı, toplumsal adalet mi öncelikli?”

*- STRATEJİK HATA YAPILIR MI?

Halide Demir Polatlı’ya göre;

Belediye İş Genel Başkanı Yurdakul’un “Yoksa İzmir ve Türkiye’ye yayılacak” tehdidi ise stratejik bir hata olabilir. 

Çünkü bu ifade, yerel bir sorunu ulusal krize dönüştürme riski taşıyor. Politik analiz açısından değerlendirildiğinde, bu tür tehditler genellikle çözümsüzlüğü veya sorun çözme iradesinin görmezden gelinmesi işareti sayılır.

Tugay’ın “ücret dengesizliği”  ve bunun ‘adil’  olmadığı vurgusu önemli.

Aynı işi yapan farklı statülerdeki çalışanlar arasındaki maaş farkları, adaletsizliğin somut göstergesi.

Bu dengesizlik, kısa vadede toplu iş sözleşmeleri açısından sendika üyelerine avantaj sağlıyor gibi görünse de, uzun vadede kurumsal sürdürülebilirliği zayıflatıyor.

Mali sürdürülebilirlik olmadan sosyal haklar da korunamaz gerçeği ortada.

*- YARGIYA GÜVENİYORLAR

Başkanlardan Yurdakul’un bugün İzmir’de yaptığı açıklamalarda, “Bunlar mahkemeden geri dönecek” öngörüsü hukuki çerçeve açısından doğru olabilir, ancak ekonomik gerçeklik karşısında pragmatik değil.

Yargı kararları mali gerçekleri değiştirmiyor, sadece mali yükü erteliyor. Bu durum, kamu mali yönetimi açısından kısır döngü yaratma riski taşıyor…’

Ben bir noktaya değineyim…

Bir de işin Ankara yönü var.

Yani Genel yönetimin, dolayısıyla Bakanlar Kurulunun…

Devlet bu işe ne diyecek?

Örneğin İzmir Valisi, ‘Ben anlaşmazlığı anlamam, benim anladığım İzmir halkının huzuru… Herkesin mutlu olması. Toplumun sıkıntıya düşmemesi, başta sağlık sorunlarının çıkmaması için greve yetkimi kullanarak ‘Hayır!’, diyebilir.

Bu yetkiyi bazı yörelerde, belediyelerde kullanan valileri gördük.

Yani nasıl ‘grev’ olası ise aynı şekilde ‘Yaptırmıyorum!’ denilmesi de olası…

Umarım iş tatlıya bağlanır..

Ama bugünkü tabloda bu imkansız…

Belki de, konuya Reis müdahale eder, bir zamanlar, Başbakan iken Süleyman Demirel’in yaptığı gibi, bu işçileri devletin bazı ihtiyaç duyulan birimlerine alabilir.

Milyonlarca İzmirli gibi ben de sonucu merakla bekliyorum…

*- LİDERLİK SINAVI: İDEALİZM Mİ REALİZM Mİ?

Ben ‘Nefesim kesildi!’ diyerek yazıyı bitirmeye niyetlendim.

Ama ‘Arap Atı’ gibi yazdıkça, konuştukça açılan ve birçok politikacıdan koltuğunu her an alabilecek bilgi ve tecrübe birikimine sahip Halide Demir Polatlı, elindeki sazı bırakmaya niyetli değil…

Konunun  kapanışını yapmasını söyledim ve işte cevabı:

“Bu kriz, modern belediyecilikte yönetişim ve liderliğin nasıl tanımlanacağına dair önemli soruları da ortaya çıkarıyor.

Tugay’ın pozisyonu, ‘populist yaklaşım’ ile ‘gerçekçi mali yönetim’ arasındaki gerilimi örnekliyor.

Popülist söylem yerine ‘kanıta dayalı’ politika yapımını tercih etmek, demokratik liderliğin en zor testlerinden biri.

Bu süreç, sadece İzmir için değil, tüm CHP’li belediyeler için kurumsal örnek oluşturacak gibi duruyor. 

Başarılı olunursa belki de “mali disiplinli sosyal demokrasi” modeli ortaya çıkacak, başarısız olunursa benzer mali krizlerin diğer belediyelere yayılma riski ortaya çıkabilir.

Tugay bu konuda ‘stratejik kararlılık’ gösteriyor ve uzun vadeli sürdürülebilirlik açısından sonuna kadar gidecek gibi görünüyor.

Bu cesaretin dikkate alınması gerektiği ortada.

Sizce bu tür kanıta dayalı karar verme siyasi kariyere fayda mı zarar mı verir?

Sonuç: 1 Temmuz’a doğru geri sayım…

*- TOPLUMSAL DÜŞÜNCE ÖNEMLİ

Gerilim yükselmeye devam ediyor. 1 Temmuz tarihi, hem Tugay’ın mali yönetişim stratejisinin hem de sendikanın toplu eylem kapasitesinin test edileceği bir başka kritik dönüm noktası.

Bu tarih, sadece bir grev günü değil, büyükşehir belediyesinin mali sürdürülebilirliğinin ve kurumsal reform gündeminin belirlendiği karar anı olacak.

‘Grev gerçekleşse bile kısa süreli kalacak’ diye düşünenlerin sayısı ise oldukça fazla. Nihayetinde sendikanın taleplerinin toplumsal destek bulması da belirleyici bir unsur olacak.

DİSK’in binlerce işçi ve memurla gerçekleştirdiği günler süren iş bırakma sürecinde ne kamuoyu desteği yeterli oldu ne de ekonomik koşullar uzun vadeli grev eylemini destekleyebildi. Sonunda bir uzlaşıda buluşuldu.

Politik ekonomi açısından değerlendirildiğinde, sonuçta galip çıkacak taraf, veri odaklı ve şeffaflıkla rakamları en net şekilde sunabilen olacak.

Bu da şu ana kadarki gelişmelere bakıldığında, Tugay’ın stratejik konumlandırması lehine görünüyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Cemil Tugay’ın metodolojik üstünlüğü ve şeffaflık taahhüdü, bu krizi lehine çevirebilecek rekabet avantajı sağlıyor.

Mali disiplini sağlama kararlılığı yönünde gösterilen tutum mu, sendika direnci mi kazanacak?

Bunu hep birlikte göreceğiz.

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

EN BÜYÜK ÖDÜL

*- YANILGI Hayatın en büyük yanılgılarından biri, mutluluğu “bir gün”e ertelemek. Oysa zaman geri alınmıyor; yaşananlar silinmiyor ve hangi günün son günümüz olduğunu bilmiyoruz. Kendine iyi gelmek için hayatının kusursuz bir hale gelmesini bekleme. Çünkü bazen hayatı gerçekten yaşamak, ‘sonra’ dediğimiz şeyin hiç gelmeyebileceğini fark etmekle başlar. Sağlıklı ömürler diliyorum…

26 Oct 2026 213

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 378

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 222

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 175

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...