HAKLISIN KADI EFENDİ!
Köşe Yazısı

HAKLISIN KADI EFENDİ!

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
09 Jan 2025 14 dk okuma 151

*- ANLAYANA SAZ Meryem Fidancı ‘sıkı’ denilen takipçilerimizden biri… İnanın, neredeyse her gün, her yazımı okuduktan sonra, sistemin sıkıntılarını yazıyor, içini bir noktada bana döküyor. ‘Sığınacak liman, ya da tutunacak dal olarak’ görüyor belki de bizleri… İnternette, sosyal medyada dolaşıyor olmalı ki, ‘önemli’ gördüğü video ve bilgileri de paylaşıyor. Genelde gönderilenleri izleyip, not alıyorum, çoğunu ve gelişmeleri bildiğim halde… Bu durumlarda aklıma hep Turgut Özal geliyor.

İzmir’de, Konak Belediyesi’nin kurucu Belediye Başkanı Süha Baykal ile görüşürken, yanlarında yine sadece ben vardım.

Ona ve bana dönerek şöyle demişti:

‘Türk insanına bir lafı bir değin on defa söyleyeceksin!’

Aziz Nesin ne demişti?

Türk milletinin bilmem kaçının ne olduğunu kendince belirtmiş ve büyük tepki görmüştü.

Hatta benzer konularda bir de fıkra vardır:

Nasreddin Hoca’yı kadının karşısına çıkarırlar.

‘Sen halka hakaret etmiş, şöyle demişsiniz!’ der…

Nasreddin Hoca’da sözünü geri almış, ‘Tamam Kadı efendi, halkın yarısının öyle değil, böyle!’ diyerek, sözde düzeltme yapmıştır.

Ne demek istediğimi yaşı ileride olanlar, örneğin Meryem Hanım anlamıştır.

Nereden nereye geldik?

Sağ kulağımızı, sol kolumuzu boynumuzun arkasından götürerek göstermeye çalıştık…

Meryem Fidancı okurumun gönderdiği ‘Kadere Bak!’ başlıklı bir video çekimini ‘ibretle’ izledikten bir müddet sonra şu yorumu yaptı;

‘İyi akşamlar diliyorum Efendim...

Bu 2019 yılında yapılan bir paylaşım...

İçinde bulunduğumuz son günlerde, ülkede yaşanılanları hep birlikte, hayretle izliyoruz...

Çok ilginç günlerden geçerken,  ‘Gençler adına, gelecek adına, Milli Değerlerimiz adına...’ geleceğe neler bırakacağız endişesi her geçen gün çoğalmakta...

Sağlık ve Esenlikler temennisiyle, akşam akşam verdiğim rahatsızlık nedeniyle özür ve iyi akşamlar dilerim...

Saygı ve Sevgiyle, Selamlar...’

Sonuç şu:

‘Anlayana saz, anlamayana davul zurna az!’

*- Oku, oku, oku!...

Meryem Fidancı’ya gönderdiği maili gördükten sonra şu yanıtı verdim:

‘Çok teşekkürler, size de hayırlı ve huzurlu akşamlar diliyorum.

Görüşlerinize katılıyorum.

Ne mutlu bana ki, sizin gibi duyarlı bir arkadaşlarım, okuyucularım var.

Keşke sizin gibi haberlere ve olaylara yorum yapan, görüşlerini yazanların sayısı fazla olabilse...’

Herhalde belli bir zaman sonra tekrar internete giren Meryem Hanım cevabımı görmüş ve hemen kaleme sarılmış;

‘Daha sık ve daha çok yazmak istiyorum Yaşar Bey, fakat ne çare..?? Çok duyarsız bir topluluk olduk...

Korkutuldu, sindirildi vatandaş...

Konuşmaya korkar hale gelince, psikolojileri de bozuluyor zamanla...

Ve Niccola Machiavelli’nin ünlü sözleri:

‘Eğer bir millet iktidarda bulunan kişilerin şereften, onurdan, ahlaktan yoksun davranışlarını, hırsızlığını yalnızca kendi siyasi görüşünden olduğu için görmezden geliyorsa, o millet erdemini yitirmiştir. Erdemini yitiren millet, bir gün vatanını yitirir…’

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de benzer görüşlerini hepimiz biliyoruz.

Yanlış anlaşılmasın diye ben de bir yabancının, herhalde kendi ülkesinin yöneticileri için söylediklerini paylaştım.

Umarım bizim insanımızın büyük bölümü okuma alışkanlığını arttırır, alışılmış ve bilineni aşar, böylece yüce kitabımızda olduğu ‘oku’ emrini yerine getirir…

Okuyan, doğruyu ve yanlışı daha rahat anlar…

Daha iyi gününü ve geleceği görür…

Eskilerde takılıp kalmaz…

*- DAVETİN BİR BAŞKA YOLU

Ali İçli de benim gibi, Ödemişli Altan Düzalan gibi ‘Foto- Filmci’.

İkisi de sürekli davet ediyorlar.

Ali İçli, İzmir’in yakınında, her türlü sebze ve meyve yetiştirdiği, binbir çiçekle süslediği çiftliğine davetinin sayısını unuttum.

Hep, ‘Kısmetse geleceğim!’ dedim.

Ama bir türlü kısmet olmadı, gerek seyahatler, gerekse hastalıklar, şunlar bunlar…

Aynı şekilde ‘Söz verdiğim ve aldığım’ dostlarım, arkadaşlarım var.

Ali İçli de, ‘Madem öyle, işte böyle!’ diyerek, bana sağlıkla ilgili bir video göndermiş.

Video bir karışımı içeriyor.

Altında ise şu yazı var:

‘Geçmeyen, öksürük ve akciğer iltihabını, boğaz iltihabı ve diğer iltihaplar için şifa kaynağı’ imiş…

Anladığım kadarıyla sevgili Ali İçli, tekrar tekrar davetlerinin yerine ‘İyileş, ben seni sonra yine ararım’ mesajını böyle vermiş oldu.

Ali de Altan da, ‘Biz seni alır, misafir eder, sonra tekrar istediğin yere bırakırız’ diyorlar…

Ali İçli’nin ‘akıl dolu’ davetine ne diyeceğimi bilemiyorum…

Sağlık sorunlarım çözülsün, ayaklarıma güç gelsin, ‘İnşallah’ dediğim tüm dostlarımı sırayla nerede olurlarsa olsunlar bulup hasret gidermeye çalışacağım…

Bir öksürük iki ay sürer mi?

Doktorların söylediği şu, ‘Virüs kapmışsın!’

Ama bu virüsün ne adı ne sanı belli değil…

*- BU AYIP BİZE YETER

Soyadı gibi ‘dost’ bir okuyucumdan söz etmek istiyorum.

Güler Dost, bir anıtın fotoğrafını göndermiş.

Bu anıt Ankara Radyosu karşısındaki Cumhuriyet Parkı içinde, usta sanatçılarımızdan Muzaffer Sarısözen’e ait…

Güler Dost hanımefendi, ‘Koskoca Sivas’ta bir Muzaffer Sarısözen anıtı yok!..

Bu konuyu her platformda her zaman dile getirmeye devam ediyorsunuz, bu konuyu da ele alın’ diyor.

Ülkenin en önemli müzik adamı, türkülerimizin mimarı bu büyük şahsiyete bir anıtı çok görmüşüz, tıpkı Aşık Veysel’e olduğu gibi…

‘Bu ayıp bize yeterde artar bile!...’ diyen Güler Dost, ‘Değerli takipçileriniz ve  destekleriniz ile sesimizi duyuralım…’ çağrısını tekrarlıyor.

Umarım duyan olur.

*- YERLERİ AYRI

Gençliğimden bu yana çok önem verdiğim ve sevgimin yanı sıra hayran olduğum Karşıyakalı bir milli sporcumuz var.

Türkiye’ye ‘Sağlıklı özel spor okullarını’ getiren, milli yüzücülerimizden Zafer Atamer’den söz ediyorum.

Spor muhabirliğim sırasında, 1972 Olimpiyatlarındaki yayınlardan etkilenmiş ve ‘Her evden bir sporcu’ sistemini yürütmeye çalışanlardandım.

Bunu Avukat İrfan ağabeyimiz sayesinde uzun süre sürdürdük, İrfan Ağabey milli yüzücü kızı sayesinde adliyeden çok, nedense şimdi yıkılan Atatürk’ün adını taşıyan İzmir- Alsancak’taki havuzda bulunur, akşamları da yanımıza uğrayarak, sanki mecburmuş gibi çalışmaları anlatırdı.

Şimdi bu havuz krallarımızdan Zafer Atamer’in paylaşımını paylaşmak istiyorum.

Çünkü bazı insanlarımıza vefa borcumuz var.

Söz Zafer Atamer, spor eğitmenimiz, milli yüzücümüzde:

“Bu gün, Prof. Dr. Bahtiyar Özçaldıran’nın ‘Yüzme Antrenman Bilimi’ kitabının tanıtım toplantısı için Ege Üniversitesine gittim.

Salonda yer yoktu.

Ancak kitabının tanıtımından çok, öyle bir olay yarattı ki; 50 yıldır hiç bir Yüzme Federasyonlarının aklına gelmemişti.

Ama Bahtiyar hocam, 70’li yıllardan günümüze kadar tüm İzmirli başarılı yüzücüleri bir araya getirip; tek tek sahneye çağırdı ve tüm başarılarını anlatıp, bizleri onurlandırdı.

Hatta aramızdan ayrılanları andı ve en yakınlarına plaket verdi.

Bu gün 50’li yıllık arkadaşlarımı gördüğüm için çok mutlu oldum ve çok duygulandım.

Bana, Yüzücü arkadaşlarıma ve yöneticilerime bu muhteşem günü yaşatan, Bahtiyar hoca’ya çok çokkkk teşekkür ediyorum. İyi ki varsın iyi ki benim hocam olmuşsun Bahtiyar hocam…”

İşte vefa bu…

Hatırlamak ve hatırlatmak….

Bunu her konuda her branşta mutlaka yapmalıyız.

Değerlerimize Prof. Dr. Bahtiyar Özçaldıran gibi yaşama geçirmeliyiz…

İzmir’de çakılan bu meşale tüm ülkemize yayılmalıdır.

Her şehrimizin, mutlaka en az bir değeri vardır.

*- ÇOK KOLAY

Şimdi yine üniversiteli eski sporcularımızdan Futbolcu Alim Güngör’den aldığım bir videolu yazıyı paylaşayım.

Alim Göngür bence Türkiye’nin en iyi araştırmacı ve fikir insanlarından biri…

Umarım gönlünden geçenleri en kısa zamanda yaşama geçirir.*

Belki de ‘Aydınlar’ ya da ‘Aydınlanmak isteyenler’i toplar ve organize olurlar.

Neyse lafı fazla uzatmayayım, beğendiğim paylaşımı nakledeyim:

‘İnsanları yönetmek çok kolay!

Önce onları fakirleştirirsin, temel ihtiyaçlarını zor zor karşılayacak kadar maaş verirsin.

Karısının, çocuklarının ihtiyaçlarını, bakkalın borcunu, ay sonundaki kirayı nasıl ödeyeceğini düşünmekten, demokrasiymiş, özgürlükmüş, adaletmiş, daha güzel bir yaşam hakkıymış, böyle konuları düşünemez olur.

İnsanı inekleştirip, ottan başka bir şey düşünemez hale getirirler.

Sadece ot yiyen inek, kafayı çalıştıracak gıdaları yeterince almadığı için kafası çalışmaz.

Bu yüzden bu tür fanteziler masallarda olur.

Gerçek hayatta ‘dile benden ne dilersen!’ diyen devler yoktur!

‘Al benden, ama ben ne kadar verirsem!’ diyen devler vardır.

Al benden ama ben ne kadar verirsem!

İşte anahtar cümle,  işveren büyük  patronlardan!...

İnsanları yönetmek çok kolaydır!

Önce onları fakirleştirirsin, temel ihtiyaçlarını zar zor karşılayacak kadar maaş verirsin….

İşte bu kadar!

Çok kolay değil mi?

Teşekkürler değerli arkadaşımız Alim Güngör…

*- BODRUM AŞIĞI

Bodrum aşığı, ‘Her Gece Bodrum’ isimli kitabı yazan, Yazar Selim İleri yaşamını yitirdi.

Kitabından Bodrum ile ilgili bir alıntıyı ve kendisiyle yapılan röportajından alıntıyı paylaşıyorum:

2017 yılındaki bir röportajdan

‘Mavi Yolculuk kavramını ilk Halikarnas Balıkçısı atıyor ortaya değil mi?’

Selim İleri:

‘Evet ama sonrasında Sabahattin Eyüboğlu ve Melih Cevdet Anday geliştiriyor.

Buralar çok bilinmezken, Bodrum'un yerlileriyle tanışıyorlar Mavi Yolculuk sayesinde…’

*- HAYRET ETTİ

‘ Selim Bey, Her Gece Bodrum romanınızın yazarlık kariyerinizde önemli bir dönüm noktası olduğunu biliyoruz. İlk gelişiniz ne zamana rastlıyor Bodrum'a?’

Selim İleri:

‘1973... Arkadaş kurbanıyım ben. Onlar getirdiler ilk. Geliş o geliş. Tatile gelmiştim. Çarpılıp romanı yazmaya başladım. O roman bana bir kader biçti.

O vakte kadar hiçbir kitabım çok satılmamış, okunmamıştı.

Bir anda o kitapla oldu parlamam ve öyle gitti.

Beni bir ışık çarpmıştı.

İndik birden bire, bir kale.

Şimdi bambaşka bir meydan ama bakir bir alandı o zaman.

Romanın bugünle ilgisi kalmadı ama hâlâ benim en çok satan kitabım hayret bir şekilde...

*- HERKESE YER VAR

‘Romanı yazarken bir yandan da Halikarnas Balıkçısı'nın Mavi Sürgün'ününü okuyormuşsunuz...’

Selim İleri:

‘Evet, pek çok yazar gibi Cevat Şakir'in de çok etkisi vardır bende. Rüzgâr gibi, Bodrum'un ruhu ve doğasıyla yazan bir yazardı.’

- Bodrum bugün 'magazin dünyasının fonu' olarak algılanıyor. Bodrum yıllar içinde nasıl bir dönüşüme uğradı sizce?

Selim İleri:

‘Bodrum'da herkese yer var.

Evet, vaktiyle daha çok entelektüellerin, daha sakin bir hayatı tercih edenlerin yeriydi...

Bugün herkes geliyor.

Gelecek tabii...

Magazin dünyasının isimleri de olacak, sokaktaki vatandaş da gelecek, edebiyatçılar da.

Herkese yer var Bodrum'da. Hâlâ...’

Selim İleri:

‘En büyük hayalim bir sonbaharı Bodrum'da geçirip bir güz romanı yazmak.

Yıllardır erteledim.

Bodrum'un sonbaharını gözlemleyip, bir roman yazmak istiyorum...

*- TENHALARA KAÇANLAR

Selim İleri'nin 'Her Gece Bodrum' romanından alıntı:

‘Deniz çalkantılarla çarpıyordu kıyılara.

İnsanlar, çılgın kalabalık, bir içgüdüyle, tutsakmışçasına kıyı kahvelerine çıkıyorlardı.

Dünyanın bütün dilleri konuşuluyordu sokaklarda.

Teknelerin yapıldığı sokakta, daracık sokaklarda, şimdi yürüdükleri yolda; her yerde konuşuluyordu.

Hızarlar dönüyordu.

Kimi çiçekler günbatımıyla kapatıyorlardı taçyapraklarını.

Fırınlar çalışıyordu.

Kargalar kaleye dönüyorlardı.

Akşamüzeri kısaydı, ama inanılmaz bir hareketlilik göze çarpıyordu.’

Selim İleri'ye Allah'tan rahmet, edebiyat severlere sabır diliyoruz.

Bu arada ekleyelim:

Bodrum’da yıllarca aradığı aşkı bulamayıp, ovalara, tenhalara, gözden uzak yerlerde, kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde lüks villalara kaçanlar da var.

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...