GÜVEN DUYGUSU HER ŞEYİN ÖNÜNE GEÇMELİ
*- ASIL BAŞARI Hayatın amacı yalnızca mutlu olmak değildir. Amaç; faydalı, dürüst, merhametli olmak ve geride, ne kadar küçük olursa olsun, dünyayı biraz daha iyi kılacak bir iz bırakmaktır. Gerçek bir yaşam, yaşadığını ve bunu hakkıyla yaptığını gösteren bir miras aktarmaktır. İster bir çocuğa göz kulak olarak, ister bir bahçeyi büyüterek, ister insan yaşamını iyileştirmek için çalışarak… Asıl başarı, derinlerde hissedilen o kesinliktedir: Senin varlığın sayesinde, en az bir yaşam daha
*- SİHİRLİ DOKUNUŞLAR
Şadıman Şenbalkan, Sev Medya’nın önemli yayınlarından ‘Merhaba’ dergisinde ‘Sihirli Dokunuşlar’ başlıklı bir söyleşi yapmış.
Dermatoloji uzmanı ve yazar Dr. Yasemin Fatih Amato ile güzellik, bilim ve kadının değişen dünyasına dair derinlikli bir söyleşiyi gerçekleştirmiş.
‘Günümüzde güzellik adreslerini sektöre dönüştüren etmenler nelerdir?’ diye sorunca şu yanıtı almış Şadıman Şenbalkan;
‘Güzellik bir öngörü değil, kadınların ihtiyacına verilen doğal bir yanıttı.
O dönemlerde estetik konular bugünkü kadar gündemde değildi.
Ancak kadınların hem görünüşleri hem de psikolojik olarak kendilerini daha iyi hissetmeye ihtiyaç duyduklarını gözlemliyordum.
Bilimsel bilgimi bu yönde kullanmak içimden geldi.
Cesur bir öngörüden çok, kadınlara duyduğum ilgiden ve mesleğime duyduğum sevgiden doğan bir yönelimdi.’
Konu ‘kadın’ ve ‘güzellik’ olunca ilgili ve meraklısı çok olur.
Bunu ben de gözlemleyenlerdenim.
Hatta birçok ve gerçekçi ‘güzellik ve dermatoloji’ merkezi yöneticilerini de tanıyorum.
Şimdi Şadıman Şenbalkan’ın, Dermatoloji uzmanı ve yazar Dr. Yasemin Fatih Amato ile mekanında yaptığı söyleşiye devam edelim:
*- SEKTÖR BÜYÜNCE, SAHTEKARLAR DA TÜREDİ
- Güzellik merkezlerinin gitgide çoğalan bir rekabet ortamında kadınlar, neyi hangi kriteri, hangi doktoru tercih etmelidir sizce?
“Teknolojinin gelişmesi, bilginin yaygınlaşması ve görselliğin hayatımızda artan yeri sektörün büyümesini sağladı.
Ancak bu büyümenin sağlıklı olması için güven duygusunun her şeyin önüne geçmesi gerektiğini düşünüyorum.
Ne yaparsak yapalım, işin temeli güvenli ve bilimsel hizmettir.”
- Günümüzde güzellik merkezleri birbirleriyle yarış halindeler.
Bu vaziyet, arz talep dengesinden mi kaynaklanıyor? Ya da kadın hep güzel olmak, genç olmak zorunda mıdır?
“En önemlisi, alanında uzman bir isimden hizmet almak.
Merkezin hijyeni, kullanılan cihazların onaylı olması ve işlem sonrası takip süreci gibi detaylar da oldukça önemli.
Bu işler sadece estetik değil, aynı zamanda sağlığa dair uygulamalar. Kadınlar, kararlarını sadece görüntüye değil, bilgiye ve güvene göre vermeli.
Güzellik merkezlerinde konusunda uzman olmayan kişiler, güzellik dağıtmaya devam ediyorlar.”
*- PARA İÇİN. KADINA ZARAR VERİLİYOR
- Netice itibarıyla kişinin özünü bozan durumları basından, sosyal medyadan izliyor ve kadına zarar veren işlemlere şahit oluyoruz.
Bu itibarıyla güya bizi güzelleştirecek güzellik merkezlerine güvenmiyoruz.
Bu durumda dermatolog ya da estetik cerrah olmayan doktorların dahil yüzümüze müdahale etmemesi için yüze yapılan uygulamaları uzman doktor olarak neler söylersiniz?
“Hiçbir kadın güzel olmak zorunda değil.
Ama isterse güzelleşmeye hakkı vardır.
Önemli olan, bu kararın kadının kendisi için verilmiş olması.
Başkalarının beklentileriyle değil, kendi aynasına içtenlikle bakarak bir değişim istiyorsa, bu sağlıklı bir tercihtir.”
- Cilt son derece hassas bir organdır. Bu yüzden onunla ilgili yapılacak her müdahale uzmanlık gerektirir.
Ne yazık ki zaman zaman hatalı ve kalıcı zararlar oluştuğuna tanık oluyoruz.
Bu yüzden herkesin daha dikkatli ve bilinçli olması gerektiğini düşünüyorum.
Şahsınıza on parmağında on marifet var diyenlerdenim.
Yazar kimliğiniz, doktor kimliğinizle bütünleşmiş bir elmanın yarısı gibi. Zira kadına dair yazdıklarınızda bilimsel çalışmaların ışığı var. Dolayısıyla bu olgu şahsınızı marka yapmış.
Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?
“Açıkçası kendimi marka olarak tanımlamak bana biraz iddialı geliyor. Yıllardır işimi disiplinle, severek yaptım.
Yazdığım kitaplar, televizyon programları, klinik çalışmalarım zamanla bir bütün oluşturdu.
Bu da belki insanlara güven verdi.
Ama her şeyin özü, işini iyi yapmak bence.”
*- KÜÇÜK İPUÇLARI İLE
- 2004 yılında ‘Güzel ol, Bugün, Yarın ve Daima’ kitabınızdaki dikkat çektiğiniz insan egosu mudur?
Ya da kadınların güzel olmaya toplumsal gidişatta belirleyici psikolojik bir dayatma mıdır?
“Kadınlara, güzelliğin dışarıdan gelen bir şey değil, içsel bir süreç olduğunu anlatmaya çalıştım.
Cilt bakımı, estetik uygulamalar birer araç olabilir.
Ama özünde kadının kendini sevmesi ve kabullenmesi yatar.
Bu farkındalıkla güzellik de daha kalıcı hale gelir.”
- Adeta slogan olan ve bu sloganla sizi marka yapan ‘Sihirli Dokunuşlar’ adlı kitabınız mı anahtar olmuştur insan fizyonomisini bozmadan yaptığınız işlemlere?
“Bu kitapta hem yılların getirdiğim deneyimleri hem de estetiğe yaklaşımımı aktardım.
‘Sihirli’ olan, aslında kişinin kendine olan ilgisidir.
Kitapta da bunu sade ve anlaşılır bir dille paylaşmaya çalıştım.
Kadınlara küçük ipuçlarıyla katkı sağlayabildiysem ne mutlu bana.”
- Doktorluğunuzun yanı sıra yazar kimliğiniz ve yaptığınız onlarca TV. Programları, Uluslararası alanınızdaki tıp kongreleri ve hali hazırda yaptığınız köşe yazarlığı ile kadının gücünü gösteren kadınlarımızdansınız.
Bu kadar işe güce ve özel hayatınıza nasıl yetişiyorsunuz?
“Her şeye mükemmel şekilde yetiştiğimi söyleyemem.
Ama zamanı iyi planlamaya çalışıyorum.
Ailemden ve ekibimden destek alıyorum.
Sevdiğim bir işi yapıyor olmak da bana enerji veriyor.
Bir kadın olarak çok yönlü olmayı zaman içinde öğrendim.”
*- KADIN DEĞER KATAR
- Kadının olduğu her yerde kadınların izi mi var?
“Kadınların hayattaki her rolü çok kıymetli.
Bilgiyle, ilgiyle ve kendine güvenle ilerleyen her kadın, bulunduğu alana değer katıyor.
Ben sadece bu yolculukta onların yanında olmayı seçtim.
Her zaman olduğu gibi yine bilimin ve sevginin ışığında ilerlemeye devam edeceğim.”
Bu bölümde kaybettiğimiz ve insanlık dışı muamelelere uğrayan kadınlarımız aklıma geldi.
Bunlar için Ankaralı Sevgi şöyle diyor:
‘Dert ne kadar ansızın gelirse İNSAN'a derman da öyle ansızın gelir.
Hayatın akışına güven…’
Kimin ne olduğu belli de, kime ne olacağı belli değil.
Firavunda bir zamanlar kraldı, sonu müzelik eşya oldu.
*- KOLAY DEĞİL
Gazeteci Şadıman Şenbalkan, söyleşisini ‘son söz’ olarak noktalıyor.
Piyasadan tutun da yaşamın gerçeklerine kadar birçok konuyu uzmanıyla ele aldıktan, ‘soru- cevap’ şeklinde gerçekleştiren Şadıman Hanım’ın yorumunu da güzel anlatımıyla dinleyelim:
‘Marka olmak öyle kolay olmuyor…
Tam da bu yüzden Dermatolog Dr. Yasemin Fatih Amato tek başına markadır.
Kadının gücü, kadının meslek sahibi olması ve kadının hayatın her alanında dişiyle, tırnağıyla çalışıp çabalaması, insanlığa faydası ve kadının alanda her engele rağmen o engelleri aşması var madalyonun görünmeyen yüzünde.
Madalyonun görünen yüzünde ise, kadının anaçlığı ve sonsuz sevgisi, kadın olmanın erdemi, doğa ile bütünleşmesi var.
*- HANGİ KADIN?
Onun için Abraham Maslowun. İhtiyaçlar için Abraham tepe noktasındaki piramitteki yerde. ‘kendini gerçekleştirme ihtiyacı’ ile kucaklaşan bizim zeki ve analitik düşünce yapısında olan kadınlarımız var.
Bir kadın, korkmadan, yılmadan, yaşamın her türlü zorluklarına rağmen toplumuna ve toplumlara fayda sağlıyorsa o kadın markadır.
Kaldı ki ‘Cinsiyet Eşitsizliği’, ‘Cam Tavan’ gerçeğiyle yüzleşse de kadın, çalışarak, çabalayarak öğreniyor ve de öğretiyor…
Onun için insana dokunmuş her kadınımız markadır.
*- GERÇEKÇİ OLALIM
Sonuç olarak; Dr. Yasemin Amato, konusunda uzman ve çok yönlü bir bilim kadınımızdır.
Bu bağlamda Dr. Yasemin Fatih Amato markalaşmış bir isimdir.
Özü değişmemiş, naif,, yüreği insan sevgisiyle bezenmiş, araştıran, bilimden sapmayan, verileri, analizlerle bağdaştıran salt güzellik merkezi doktoru değil, ilim ışığında aydınlatan kadın doktorlarımızdandır.
Hayatın her alanında zoru başarmış ve kadın olmanın verdiği intizamla, sevgiyle marka olmayı hak eden tüm kadınlarımıza selam olsun…”
Her zaman söylüyor ve yazıyorum:
Toplumun, yani içimizdeki kahramanları, düzgün insanları, güvenilir kişileri mutlaka tanımalı ve onları tanıtmalıyız.
Böylece içimizdeki sahtekârların, hırsız ve dolandırıcıların sayılarını azaltır, bunları öteleyebiliriz.
*- BİR HATIRLATMA
Sürekli takipçilerimden, İstanbullu emekli Sadrettin Bey, benim de anımsadığım bir olayı hatırlatıyor!
“Bir televizyon programının ortasında Sırrı Sakık, Kamer Genç’e hücum etti:
-Siz Atatürk’ü savunarak soykırıma uğrayan Dersimli Kürtlere ihanet ediyorsunuz.
Kamer Genç anında şu karşılığı verdi
‘O kullandığınız cümlede bir kaç tane büyük yalan var.
Birincisi Dersim bir ilin değil bölgenin adıdır ve benim ilim Cumhuriyetle beraber Tunceli.
İkinci husus Dersim’de olanlar soykırım değil yeni kurulan bir devletin başkaldıranlara karşı önlem almasıdır.
Bir başka yanlışınız ise Tunceli asla Kürt değildir.
Biz Hazar kökenliyiz.
Dilimiz de sizden farklı yani ne kırmançi ne de zazaca konuşuyoruz.’
Sırrı Sakık:
‘Seyid Rıza’ya ne diyeceksin?’
Kamer Genç:
‘İngilizlerin oyununa gelmiştir. Tuncelililerin o dönem önderi, Atatürk’ün yoldaşı olan Diyap Ağadır...
O yıllarda Şeyh Said ve Seyid Rıza’yı kullananlar şimdi PKK’yı kullanıyor.”
Şimdi, ayrı kulvarlardaki iki politikacı da rahmetli oldu.
Şimdi yapılan açıklamalara göre, PKK da rahmetli oldu.
Yani kendini yok etti, silahlarını bıraktı.
Bugün yarın, Amerikalıların verdikleri onlarca silah ve mühimmatın ne olduğunu, olacağını da öğreniriz.
Bakalım daha neler duyacak ve öğreneceğiz, ‘Büyüklerimiz’ diye bildiklerimizden....
Yani bu konular daha çok konuşulacağa benziyor.
*- MİLLET BİLİR
Sesli, sözlü, hareketli, canlı bir millet olmak için; her ne lazımsa, gerekliye bu millet yapacaktır.
Bunu;
Şiirinde, şarkısında, türküsünde, yazısında, halkın gözüne, kulağına, beynine söylemek, bağırmak, anlatmak lazımdır.
İçimizde kimler var?
‘Düşünme uygula!’yıcılar… Çağdaş ve laik Türkiye’ye karşılar…
‘Düşünme, buyruğa uy!’cular… Bunların düşüncesi ise şöyle:
‘Uydu insan, uydu toplum!’
Siz fazla düşünceye dalmadan güldürüp, havanızı değiştireyim:
*- SAKIN HALİME DOKUMA
Ayşen Gruda anlatıyor;”‘Bir gün torunum, tedavi ettirdiği kediye getirip, göstermek istedi.
‘Göster bakayım oğlum, şu tedavi ettirdiğin kediyi!’ dedikten sonra baktım:
-Sen bunu neden tedavi ettirdin, çok çirkin!’ deyince,
- Anneanne sen de çok çirkinsin!
Sana araba çarpsa tedavi ettirmeyeceğiz!’
Acaba sevilen sanatçı Ayşen Gruda’yı, Dr. Yasemin Amato’ya göndersek bir mucize yaratabilir mi?
Her şeyden önce torunu bundan mutlu olacaktır.
Ama Süleyman Demirel, ‘Biraz kilo verseniz!’ diyen doktoruna ne demişti?
‘Halk beni böyle seviyor ve istiyor!
Halkın gözünde ve aklında ben bu halimle varım!
Sakın kilom ile ilgili bana bir öneride bulunma!...’
*-
Yorumlar yükleniyor...