FARKINDAYSAK, FARKINDALIK İÇİN NE YAPIYORUZ?
*- YA BİZDEN SONRASI? İzmir’de engelli dernekleri tarafından oluşturulan ‘365 Gün Engelliyiz’ Platformu, engelli grupların yaşam haklarını savunmak için büyük mücadele veriyor. ‘365 Gün Engelliyiz’ Platformu üyeleri, son olarak, Sakarya Arifiye Otizm Bakım Merkezi’nde toplanarak, Hamit- Fatma Atay Engelsiz Yaşam Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi’nde, ‘Tüm otizmli bireyler ve diğer engelli grupların yaşam haklarını savunmak, bakım merkezleri ve aile yitimi sonrası sistemlere dair mevcut
*- BİLGİ ve DENEYİMLE…
Asli Taştemur, ‘Değişen dünyada gençlerin ayakta kalabilmesi, sadece bilgiyle değil, deneyimle mümkün’ diyor.
Türkiye genelinde binlerce genç, daha çocuk yaşta girişimcilik, finansal okuryazarlık ve geleceğin yetkinlikleriyle tanışıyor.
Gençlerin erken yaşta sorumluluk alarak üretime katılmasının hem bireysel gelişimleri hem de toplumsal kalkınma açısından kritik olduğuna dikkat çekiliyor.
Uzmanlara göre, bireylerin yetenekleri çok erken yaşta ortaya çıkabiliyor ancak bu potansiyelin parlaması için doğru ortamların sağlanması şart.
Unutmayalım:
Her çocuk farklı!
Onları kalıplara sokmak yerine kendi yollarını bulmalarına yardımcı olunmalı.
Bir gencin hayatına en çok dokunan şey ise ona güvendiğinizi hissettirmek, olarak belirtiliyor.
Artık geleceğin mesleğinden çokş geleceğin yeteneklerinden bahsetmek gerekiyor:
Çocuklar ve gençler artık sadece tüketici değil, üretici olmak istiyorlar. Bu anlayışla yetişen bir nesil, sadece kendi hayatını değil, dünyanın geleceğini de değiştirecek güçte.
Kâr amacı gütmeyen, sivil toplum kuruluşlarımız var.
Bunlara da bu dudumda büyük iş düşüyor.
Gençlerin girişimci zihin yapısına sahip olması ve iş yaşamına aktif katılımlarını sağlamak amacıyla, iş dünyası ile eğitim arasında köprü kurabilirler.
Tecrübelerini, bilgilerini paylaşarak, mentorluk görevi yapabilirler.
*- ÖNÜMÜZDEKİ YOL
Her uzun yol, ilk adımla başlıyor.
Her yüksek merdivenin mutlaka ilk basamağı var ve bir sıfırdan büyük. Önünüzde dağlar gibi sorunlar olabilir ama her sorunla başa çıkmanın yolu önce ilk adımı atmak.
Sadece ve sadece çalışmaya ihtiyacımız olduğuna inanmalıyız.
Ne yapacağını planlamış, kendine hedefler koymuş, eylem planları yapmış, o planları gerçekleştirmek için yoğun çalışan insanlar ve kurumlar olmayız.
Önümüzdeki görev bu!
*- DAHA KÖTÜ
Yaşadığımız sorunların önemli kısmının arkasında iklim değişikliği ve sonuçları var ama hepimiz biliyoruz ki daha kötü dönemlere gidiyoruz. Suyu, gıdayı, enerjiyi, yaşadığımız çevrenin ekosistem dengesini hayati görüyoruz.
Hiçbir şey yapmadan ya da başkalarının bir şeyler yapmasını bekleyerek yaşamanın, hepimizi felakete sürükleyeceğini görmeliyiz.
İklim krizi sadece karbon emisyonuna bağlı sıcaklık artışı değil.
Bunun sosyal, ekonomik, politik olarak herkese dokunan sonuçları var. Bunlar her geçen yıl daha fazla yaşanıyor.
*- TOPRAKLAR CAN ÇEKİŞİYOR
Tarımın önemli olduğu şehirlerde su problemi yönetilemez duruma doğru gidiyor.
Tarımla ilgili olarak yeterli bir planlama içinde olunmadığını görüyoruz.
Sadece gıda yetersizliği değil, sağlığı konusunda da konuşmamız gerektiğinin farkındayız.
Tarım yaptığımız topraklar can çekişiyor.
Tarım yapanlar desteklenmediği için sağlıksız gıda üretimi de hızla yükseliyor.
Gıdanın besin içeriğinin yeterli olup olmadığını bir tarafa koyduk, insanlarda önemli hastalıklar yapıp yapmadığı konuşuluyor.
İklimin doğrudan ya da dolaylı olarak insanların sağlığı üzerinde yoğun ve artan düzeyde etkileri var.
Bundan 40 yıl önce daha temiz çevrede ve iklim açısından daha iyi şartlarda yaşıyorduk.
Denetimler yetersiz olsa da daha güvenli gıda üretimi vardı.
Gelişim problemleri hızla arttı.
Bunun nedenlerini sorgulamama eğilimi var, oysa bunlar hayata dokunan problemlere dönüşmeye başladı.
Yaşam süresinin uzaması, hastalıkların tedavisiyle mümkün ama yaşam kalitesi açısından pek çok insan ciddi sağlık problemleriyle yaşıyor. Bunda sağlıksız evren ve sağlıksız gıdanın önemli etkisi olduğu düşünülüyor.
*- COP NEDİR?
Küresel ısınmaya yönelik hükümetler arası ilk çevre sözleşmesi olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin yürürlüğe girdiği 1994 yılından sonra her yıl bir ülkede düzenlenen Taraflar Konferansı, kısaca ‘COP’ adıyla anılıyor.
2024 yılının kasım ayında Azerbaycan’da düzenlenen COP29, bu yıl kasım ayında COP30 adıyla Brezilya’da düzenlenecek.
*- DENETİMLERİN KISKACINDA
İstanbul’un yeme-içme ve eğlence sektörü, turizme can verirken sürekli baskılarla adeta cezalandırıldığı iddia edildi.
Yapılan açıklamaya göre:
'Orantısız denetimler, ekonomik darboğaz ve hukuki belirsizlikler binlerce işletmeyi iflasın eşiğine getirmiş durumda.
Şehir ekonomisinin lokomotif sektöründe on binlerce çalışan işini kaybetme tehlikesi de yaşıyor.’
*- HAYATTA KALMA SAVAŞI
İddia ve açıklama şöyle:
‘İstanbul’un uluslararası marka değerini yükseltme hedefinin bel kemiğini oluşturan yeme-içme ve eğlence sektörü, son dönemde giderek artan denetimler, ekonomik baskılar ve keyfi uygulamalar nedeniyle hayatta kalma savaşı veriyor.
Vergisini ödeyen, binlerce kişiye istihdam sağlayan ve kentin kültürel belleğini taşıyan işletmeler, adeta cezalandırılıyor.
Küresel şehir vizyonuna sahip İstanbul’un en dinamik ekonomik bileşenlerinden biri olan yeme-içme sektörü; yalnızca gastronomi değil, aynı zamanda kültür, turizm ve yaşam tarzı deneyimini de temsil ediyor. Ancak sektör temsilcileri, son aylarda artan ‘orantısız’ denetimlerin faaliyetlerini sekteye uğrattığını, ekonomik sürdürülebilirliği ciddi biçimde tehdit ettiğini söylüyor.’
*- AYNI AYDA 10’DAN FAZLA DENETİM
Özellikle Kadıköy, Karaköy, Balat, Bomonti ve Beşiktaş gibi genç ve turist yoğunluklu bölgelerde faaliyet gösteren işletmeler, çevre rahatsızlığı, gürültü, tabela, müzik ruhsatı ve sigara alanları gibi gerekçelerle ardı arkası kesilmeyen denetimlerle karşı karşıya.
Bazı işletmelere aynı ay içinde 10’dan fazla denetim uygulandığı, cezaların orantısız ve caydırıcı olmaktan çok ‘yıldırıcı’ olduğu belirtiliyor.
Kadıköy Esnaf Derneği (KADIDER) Başkanı Süleyman Erdal Eroğlu, sektörün içinde bulunduğu durumu şu sözlerle özetliyor: ‘Denetlemelerden değil, sistematik hale gelen sürekli psikolojik baskıdan bunaldık.’
*- İTO’DAN UYARI: ‘İFLAS DALGASI KAPIDA’
İstanbul Ticaret Odası Restoran ve Yiyecek-İçecek Hizmetleri Komitesi de sektördeki derinleşen krize dikkat çekiyor.
Komite Başkanı Ebru Koralı, sürdürülemez maliyetler nedeniyle işletmelerin kapanma riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Koralı, ‘Enerji, kira, personel ve gıda maliyetleri fırlamış durumda. Fiyatlar artıyor ama buna rağmen kamuoyunda ‘fahiş fiyat’ algısı hâkim. Bu algı, sektörün imajını zedeliyor.
Acil önlem alınmazsa istihdam kaybı kaçınılmaz olur’ diyor.
Koralı, şöyle devam ediyor:
‘Sektörümüzde sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için fiyat politikalarının yeniden değerlendirilmesine ve güncellenmesine ihtiyaç duyuluyor. Enerji maliyetlerindeki artış, kira bedelleri, personel giderlerindeki yükseliş, gıda fiyatlarında yaşanan artışlar, KDV, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve enflasyonist durum, menü fiyatlarımıza doğrudan yansıyor.
Bu da kamuoyunda ‘fahiş fiyat’ algısına yol açıyor.
Bu algının önüne geçmek için sektörümüzde sürdürülebilir ve makul bir fiyat dengesi oluşturmak amacıyla bir yol haritası belirlenmesi gerekiyor.’
Koralı, ‘İşletmelerde personel maliyeti %50’nin üzerinde.
Sektörümüz için istihdamı koruyucu tedbirlerin alınması şart. Ayrıca acil finansal destek mekanizmaları gerekiyor’ diye ekliyor.
*- CEO’LARIN BEKLENTİSİ
Dünyanın en büyük 10 küresel BT danışmanlığı şirketlerinden biri olan NTT DATA, 34 ülkede 12 sektörden 2.300 karar vericinin katılımıyla gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçlarına dayanan Küresel Üretken Yapay Zeka Raporu’nu (Global GenAI Report) yayımladı.
Rapor, araştırmaya katılanların %99’unun üretken yapay zeka alanında daha fazla yatırım planladığını ortaya koydu.
Global Üretken Yapay Zeka Raporu, üst düzey yöneticilerin yalnızca %1’inin üretken yapay zekayı ‘aşırı abartılı’ bulduğunu gösterirken, tüm katılımcıların %96’sının, üretken yapay zekanın uzun vadeli potansiyeline vurgu yaptığını ortaya koydu.
Küresel çapta 10 kişiden 7’sinin üretken yapay zeka konusunda iyimser olduğunu gösteren sonuçlarda, organizasyonların %99’unun üretken yapay zeka yatırımlarını artıracağı, üçte ikisinin ise önemli ölçüde yatırım artışı gerçekleştireceği tespit edildi.
*- ADADA İKİ AYRI DEVLET
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Yunanistan Cumhurbaşkanı Konstantinos Tasulas’ın Güney Kıbrıs’ta yaptığı açıklamalarla ilgili yazılı bir açıklama yaptı.
Cumhurbaşkanı Tatar açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
‘Adada artık değiştirilemez bir gerçek vardır:
‘İki ayrı devlet!’
‘Kıbrıs Türk halkının özden gelen hakları, egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü teyit edilmelidir.
KKTC’nin varlığı, bu hakların sahadaki somut karşılığıdır.’ Diyen Cumhurbaşkanı Tatar açıklamasında;
‘Kıbrıs’ta iki ayrı Devlet vardır.
Bu, sahadaki fiili durumun inkâr edilemez sonucudur.
Kıbrıs Türk halkı, kendi geleceğini belirleme hakkını kullanmış ve KKTC çatısı altında iradesini ortaya koymuştur.
Bu irade, pazarlık konusu edilemez.’ dedi.
*- TÜRK DÜNYASIYLA İLİŞKİLER
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, ‘Türk dünyasıyla ilişkilerimizi geliştirmek, ekonomik yapımızı sağlamlaştırmak ve geleceğe yürümek zorundayız’ diyerek durum değerlendirmesi yaptı.
Türk Devletler Teşkilatı’nda yerini alan KKTC’nin iki devletli siyasetle yoluna devam ettiğini, gençlerin bu topraklarda bağımsız, özgür, onurlu yaşaması için KKTC’nin tanınması gerektiğini kaydeden Tatar, bu yolda mücadelenin süreceğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Tatar, iki devletli siyasetin devam etmesi, KKTC’nin Türk dünyasındaki yerini sağlamlaştırması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.
Tatar, KKTC’nin Azerbaycan’ın desteğiyle Türk Devletler Teşkilatı’nda gözlemci üye olduğunu anımsatarak, diğer Türk devletlerinin AB ile münasebetlerinde yaşanan bazı sıkıntılardan dolayı ortaya çıkan durumun telafisinin söz konusu olduğunu belirtti.
*- GÜNEYDEKİ KAPI
KKTC’nin Türk dünyasının en güneyinde yer alan ve Akdeniz’e açılan bir kapı olduğunu belirten Tatar, ‘Türk dünyası ile ilişkilerimizi geliştirmek, ekonomik yapımızı sağlamlaştırmak ve geleceğe yürümek zorundayız’ dedi.
‘Güney Kıbrıs bizleri sindirmek için her türlü insanlık dışı ve kural dışı hareketi yapma noktasında acımasızdır’ diyen Tatar, şöyle devam etti:
‘Buna karşılık birlik beraberlik içinde Türk dünyası desteğiyle KKTC’yi sonsuza kadar yaşatmak, ekonomimizi ve refahımızı güçlendirmek, uluslararası temaslar ve hukuk yoluyla bu saldırılara karşı direnmek ve geçmişte olduğu gibi karşı tarafı gerektiğinde tuş etmek zorundayız.’
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham’in KKTC'nin tanıtılması adına gösterdiği destek ve özveriye de değinen Cumhurbaşkanı Tatar, bu çabanın Kıbrıs Türk halkı için kıymetli bir adım olduğunu söyledi.
*- ESBAŞ’IN FİKİR MARATONU
2019 yılında ‘Müşteriyi Kalbine Koyma’ olarak sloganlaştıran ESBAŞ, yenilikçiliği odağına alarak paydaşlarına sunduğu değerleri sürekli geliştirip, çeşitlendirmek amacıyla kullanıcı firmalarıyla birlikte Hizmet Odağında Fikir Maratonu etkinliği düzenledi.
Yaklaşık 25 bin kişinin çalıştığı, 192 firmaya sunduğu ürün ve hizmet portföyünü zenginleştirmek, geliştirmek ve iyileştirmek amacı ile bir çok yöntem kullanan ESBAŞ, ilk kez düzenlediği Hizmet Odağında Fikir Maratonu etkinliği ile hizmet verdiği kullanıcı firmalarını bir araya getirdi.
*- İYİLİK PEŞİNDE
11 Mayıs (Ayin ikinci haftası) Pazar Günü kutlanan ‘Anneler Günü’nde anlattım.
Bornovalı, ‘Ünlü’ adını verdiğim bir ailenin oğlunun Çeşme’deki ‘Hayır koşusuna’ katıldığını, yorgunluk atmak için emekli öğretmen büyükleri, evli bir çocuklu kızı ve oğlu ile Çeşme merkezdeki, çorbacıdaki 750 liralık hesaplarının, motosikletli bir genç tarafından ‘İyilik olsun’ diye ödendiğini yazmıştım.
Ama yarışmadan söz etmemiştim.
Bir gün arayla paylaşayım:
‘Çeşme Maratonu'nda adımlar nitelikli çağdaş eğitim için atıldı.
Denizin Sesi, Adımların Ritmi: ‘Çeşme'de Koş’ sloganıyla Çeşme Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Salomon Çeşme Maratonu, 42K, 21K ve 10K’lık parkurlarda gerçekleşirken, İZSİAD yine adımlarını EÇEV için attı.
29 ülkeden 2 bin 606 sporcu katıldığı organizasyonda, geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da İzmir'in eğitim gönüllüsü iş insanları adımlarını çocukların geleceği için attı.
Ege Çağdaş Eğitim Vakfı’nın (EÇEV) "Bir Çocuk Daha Okusa Bin Gelecek Güzelleşir!" projesi kapsamında piste çıkan Asrın Grup Yönetim Kurulu Başkanı, İZSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, BASİFED Genel Saymanı, TÜSİAD üyesi ve TÜRKONFED Delegesi Ali Talak, geçen yıllarda olduğu gibi Çeşme Maratonu'nda yine iyilik için koştu.
Aydınlık bir gelecek biliyoruz ki, eğitimle mümkün olur.
Eğitim, eğitim, eğitim…
Başka yolu yok…
*-
Yorumlar yükleniyor...