EZELDEN KANDIRILMAYA ALIŞTIK
*- FELAKET Bugün ‘Bana Ne?’ Dediğin Felaket, Yarın Senin Kapını Çalabilir! Bir örnek vereyim, belki bazılarının kafasına ‘dank!’ der… “Fare evde bir kapan görünce telaşa kapılır ve yardım ister: Tavuk, ‘Bana ne!’ der. Koyun, ‘Elimden bir şey gelmez!’ der, İnek, ‘Benim için mi? Ben mi kapana gireceğim’ der.
Kadın hastalanınca, çorbasına tavuk kesilir.
Hasta ziyaretçilerine koyun eti ikram edilir.
Kadın ölünce, cenaze yemeği için inek kesilir.
Fare ise delikten olup biteni izler.
Alınan ders ise;
“Beni ilgilendirmez deme…
Yangın komşunun evinde ise senin çatın da tehlikededir…”
*- HAKLIYMIŞ
Trabzonlu Olkan Özkır yazınca ben da ‘Hatırladım’ yanıtını verdim.
Bakalım kaç kişi anımsayacak?
TEI Genel Müdürü Faruk Akşit, ‘Osman Durmuş Haklıymış!’ diyerek anlatmış:
“Türkiye’den kök hücreleri çaldılar, götürdüler.
Türk milletinin genetik yapısının haritasını çıkarıyorlar.
Sadece Türk milletine etki edecek silah yapabilirler.”
Benim ‘Hatırladım!’ dediğim gibi, yaşı müsait olan herkesin bu
açıklamayı okurken aklına Osman Durmuş ismindeki doktor sağlık
bakanını anımsar.
Bir hatırlatma yapayım:
“Yıl 1999…
DSP-MHP-ANAP koalisyonu işbaşında.
MHP’li Sağlık Bakanı Osman Durmuş da her gün manşetlerde.
Türkiye büyük bir deprem felaketi yaşamış…
ABD insani yardım amacıyla hastane gemileri yolluyor.
MHP’li Bakan “İhtiyacımız yok” diyerek bu gemilere hasta göndermeyi
reddediyor. Yunanistan’dan gelen yardım desteğini elinin tersiyle
itiyor.
Gazeteler gün aşırı Sağlık Bakanı’nı istifaya davet ediyor!
Öyle ya; sen koskoca ABD’nin hastane gemisine nasıl karşı çıkarsın?
Ne zararı olabilir ki Sam Amca’nın gemilerinin Türk insanına!
*- HEPİMİZİ KANDIRDI
O sıralar Türkiye gündeminde deprem dışında Oktar Babuna adlı bir
doktor var. Gazetelerde sürekli Babuna’nın kan kanseri olduğu,
tedavisi için ilik nakli gerektiği işleniyor ve bir kampanya
başlatılıyor. Tam 160 bin ünite kan örneği toplanıyor.
Sonra ne mi oluyor?
120 bin ünite kan örneği bir anda ortadan kayboluyor!
Dönemin Sağlık Bakanı Osman Durmuş bu kampanyaya da karşıydı.
Ama o yıllarda medyanın karşısında kim durabilir ki?
Kimse dinlemiyor Bakan’ı…
Ancak kanlar kaybolunca soruşturma başlatılabiliyor.
*- ÖNEMLİ KONUŞMA
Ve Olkan Hanımın anlattığına göre, Bakan Durmuş kameraların karşısına
geçerek bugün bile hatırlanmasını sağlayan o tarihi konuşmayı yapıyor:
“Oktar Babuna için gerçekleştirilen kampanya sonrası gen haritamız çıkarıldı.
Muhtemel bir savaşta genlerimize duyarlı virüs üretip Türk askerinde
savaşacak güç bırakmayabilirler.”
Aradan tam 27 yıl geçti. 1999’da medyanın dalga geçtiği, hedef
gösterdiği Durmuş’un anlattıklarının komplo teorisi olmadığı bugün
ortaya çıktı.
Bakınız: TEI Genel Müdürü’nün açıklamaları…
“O günün hâlâ hayatta olan medya elitlerine çağrımdır:
.Osman Durmuş’tan özür dileyin…”
Ben bir ekleme daha yapayım:
Büyük ihtimalle, içimizdeki hainler bu plan ve projeyi hazırlamışlar.
Sanıyorum bunlardan biri yaptığından pişman olmuş ki, olayı kan
toplamaya karşı çıkan bakana anlatmış.
İşin garibi Türkiye’nin her köşesinde valilikler de bilmeden bu ‘Kan
toplama’ kampanyasına destek çıkmışlardı ki, Sağlık Bakanının hayır
dediği güne kadar.
İşin ilginç yanı, kanları projeyi uygulayanlar, ‘uygunluk için’
Amerika’ya gönderiyorlardı.
Yine hatırladığım kadarıyla ‘ölecek!’ denilen ve yaşama döndürülmesi
için büyük çaba harcanan, herkesin kan verme kuyrukları oluşturdukları
DR. Oktar Barbuna ile ilgili yıllar sonra ‘sağlıklı bir şekilde’
Amerika’da yaşadığı kentte söyleşiler yapıldı, medyada yer aldı.
İçimizde ‘unutmayanlar’ çıkıyor da, hatırlıyoruz, nasıl kandırıldıklarımızı …
Hayat satranç oyunu gibidir.
Piyonlar, filler...
Giderken, durumdan vazife çıkarıp hamle yapmazsan, risklere karşı şah
mat olman kolaylaşır
*- YENİ DUYDUM
Ezgi Kozanlı olmasa birçok konudan uzakta kalacağım.
‘Her konuda iyi hizmet veriyor!’ diyesim geçiyor aklımdan.
Şimdi kalemi kendisine vereceğim, birlikte okuyalım bakalım son
noktayı gördükten sonra bana hak verecek misiniz?
“Genç kadınlara ve hatta tüm kadınlara ne sattıklarını duyunca çok
şaşıracaksınız.
Ben, çok şaşırdım. -cehaletime veremeyeceğiniz kadar bilirim bu işleri-
Cevap:
Tırnak etiketi!
-nail art sticker-
Neden biliyor musunuz?
Kadehteki içecekte uyuşturucu ya da uyarıcı madde olup olmadığını
anlamak üzere, içeceğe batırıldığında renk değiştirmesi için.
İnanılmaz değil mi, dünyanın geldiği hal!
Ve dünyanın bu inanılmaz halinde, çocuklarımızı korumanın yanında
gençleri de korumak çok önemli…
Eminim, çocuk konusunda benim kadar hassas olan Atalay Ergezen şimdi
bütün ansiklopedileri kurcalayıp, araştırıyor, tıbbi sözlüklere
bakıyordur.
Yanı ‘Bana ne?’ demiyordur, çoğunluğumuz gibi…
*- ÇOK ZARARLI
uyuşturucu, uyarıcı madde etkisi altında, yaşadıklarının anlam ve
sonuçlarını algılayamayacak durumda biriyle yaşanan cinsellik,
durumdan yararlanan açısından suçtur!
Bu tarz konuları basitleştirmeyi de, içselleştirmeyi de acı buluyorum.
Cinsellik, evlilikle birlikte, insanın gönül rahatlığıyla yaşadığı
yerde, dünyanın varoluş amaçlarından biridir:)
Fakat aynı cinsellik, olağan dışı, rıza dışı ve/ya irade sakatlayan
bir hal ile yaşandığında bir tecavüzdür.
Mesleği seks işçiliği olan insanlarla yaşanan ücretli cinselliğin dahi
eleştirildiği, zorbalandığı eski vakitlere rağmen, bugün uluorta
tecavüzcülüğü, tacizciliği sıradanlaştırmak kahredici bir ilerlemedir.
Çocuklarla,
Ergenlerle,
Genç kadın ve erkeklerle lütfen konuşun.
Konuşmaktan kaçmayın, utanmayın, ertelemeyin.
Dayatılan ahlaki normların hiç biri bir çocuğun güvenliğinden önemli değil!
Konu iyi düşünülmeli ve özellikle bakanlıklarımızın konuyu ele alıp
doğru aydınlatma ile kötü beklentisi olanların hesabını bozmalıdır.
Bir de benim aklımın almadığı ve eminim bir çok kişi ile
kadınlarımızın da bilmediği bu ‘tırnak etiketi’ konusunda aile
hekimleri aracılığıyla doğru bilgi paylaşılırsa, yanlış ile doğru
ortaya çıkar.
Benim gibi cahiller de aydınlanmış olur…
İşin en güzeli ve doğrusu gençlerimize içkinin ve sözde keyif verici
maddelerin zararları öğretilirse olur.
*- DOKTORUNUZA DANIŞIN
Sürekli takipçimiz Murat Eştürk de sağlık konusuna çok önem veren bir
okuyucumuz.
Sık sık sorar ve yorum yapmayı sever.
Dr. Erol Temel’in bir süre önce yazdıklarından etkilenerek, göndermiş.
Hepimizi ilgilendirdiği için ben de paylaşıyorum:
“Kemik sağlığı, özellikle yaş ilerledikçe, yetersiz beslenme veya
hareketsiz yaşam tarzıyla birlikte sessizce olumsuz etkilenebilen son
derece önemli bir konudur.
Kemik erimesi (Osteoporoz), genellikle belirgin bir ağrı veya belirti
vermeden ilerlediği için "gizli hırsız" olarak da adlandırılır.
Kemiklerinizi korumak, güçlendirmek ve olası risklerin önüne geçmek
için dikkat etmeniz gereken temel noktalar:
1. Sessiz İşaretlere Dikkat Edin
Kemik zayıflaması ilk aşamalarda ağrı yapmaz; ancak ilerleyen süreçte
şu ipuçlarıyla kendini belli edebilir:
* Boyda Kısalma: Yıllar içinde boy uzunluğunda 2-3 cm'den fazla azalma olması.
* Duruş Bozukluğu (Kamburluk): Sırt kemiklerindeki mikro çökmelere
bağlı olarak duruşun öne doğru eğilmesi.
* Sırt ve Bel Ağrıları: Omurgadaki küçük çatlaklar veya baskılar
nedeniyle oluşan yaygın ağrılar.
* Hafif Darbelerde Bile Oluşan Kırıklar: Basit bir düşme, burkulma
veya öksürme ile bile bilek, kalça veya omurgada kırık oluşması.
2. Kemikleri Güçlendiren Beslenme Adımları
Kemik yapısını sağlamlaştırmak için günlük beslenmede şu ögelere yer
vermek gerekir:
* Kalsiyum Kaynakları: Süt, yoğurt, peynir gibi süt ürünlerinin yanı
sıra koyu yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, pazı, roka), susam, tahin
ve badem tüketebilirsiniz.
* D Vitamini Desteği: Kalsiyumun vücut tarafından emilebilmesi için D
vitamini şarttır. Gün ortasında 15-20 dakika güneş ışığı almak ve
doktor kontrolünde D vitamini seviyelerine baktırmak önemlidir.
* Protein ve Magnezyum: Kemik dokusunun yenilenmesi için yeterli
protein (yumurta, baklagiller, balık) ve magnezyum (kuruyemişler, tam
tahıllar) alımına özen gösterin.
* Aşırı Tuz ve Kafeine Dikkat: Fazla tuz ve aşırı kahve tüketimi
kalsiyumun idrarla vücuttan atılmasına neden olabilir.
3. Günlük Yaşamda Alınabilecek Önlemler
* Ağırlık Aktaran Egzersizler Yapın: Yürüyüş, merdiven çıkma ve hafif
direnç/ağırlık egzersizleri kemik hücresi yapımını uyarır.
* Ev İçi Düşme Risklerini Azaltın: Kaygan halıları sabitleyin, banyo
ve koridorlarda yeterli aydınlatma sağlayın.
* Sigara ve Alkolden Uzak Durun: Sigara kullanımı ve fazla alkol
tüketimi kemik yoğunluğunu doğrudan olumsuz etkiler.
Önemli Not: Özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerin, menopoz
sonrasındaki kadınların veya ailesinde kırık/osteoporoz öyküsü
bulunanların düzenli olarak DEXA (Kemik Yoğunluğu Ölçümü) yaptırmaları
önerilir…
Tabii bunların yaşama geçirilmesi için mutlaka doktorunuzla konuyu
görüşmeniz ve doktorun anlatımına göre hareket edilmesi şarttır.
Çünkü doktorlar bazı hastalarına yürümeyi ya da spor yapmayı yasaklayabilrler.
Yorumlar yükleniyor...