EN İYİ ENERJİ İÇECEĞİ; SU
Köşe Yazısı

EN İYİ ENERJİ İÇECEĞİ; SU

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
04 Feb 2025 10 dk okuma 191

*- FANATİKLER Unutmadık! Unutmayacağız! Unutturmayacağız! Zaman zaman duyduğumuz sözler… Ama zaman her şeyi unutturuyor. Canımızı çok yakan olayları bile… Bu ‘unutmak!’ fiiline ve çekimlerini Antalya’dan sevgili arkadaşım Ziynet Atilla anımsattı. Bir de, ‘Muhteşem!’ diyerek bir klip göndermiş… Ziynetin ‘muhteşem’ olarak adlandırdığı klibi belki, aslında belki değiil mutlaka beğenmeyenler de olacaktır. Ne derler, ‘renkler ve zevkler’ tartışılmaz. Zaten birileriyle dostluğunuzu sürdü

*- ARADA ‘HOŞT!’ DEYİNCE

Türkmen evine bir şıh misafir geldi,

Buyur ettiler, köylülerle birlikte odaya aldılar.

Köylüler, ‘Ne keramet edecek?’ diye ağzının içine bakarken, şıh arada bir irkilir gibi yapıp, ‘Hoşt’ diyordu…

Köylüler bunun bir ‘keramet’ olduğunu anladılar, ama ‘ne kerameti’ olduğunu anlayamadılar.

Merakla sordular:

‘Ya şıh hazretleri nedir, o arada ‘hoşt’ dediğin?..’

Şıh:

‘Bir köpek Kabe'nin duvarına işeyecek gibi niyetleniyor, onu görüyorum tabii ki, ‘hoşt’ diye kovalıyorum…’

Köylülerin itikadı bir iken bin oldu…

*- ETLİ PİLAV

Olanları kapının eşiğinden dinleyen, evin hanım ağası sofrayı hazırladı.

Herkesin önüne üzerinde et olan pilav geldi…

Şıh’ın tabağında sadece pilav vardı…

Şıh, bir süre etsiz tabağa baktıktan sonra, kapıda beliren hanım ağaya, ‘Benim tabağımda et niye yok, bunun bir sebebi var mıdır ey hatun?’ diye, sordu…

Hanım ağa yaklaştı, tabağı ters çevirdi, onun etlerini pilavın altına koymuştu…

Pilavın altında etlerin gözükmesiyle elindeki kepçeyi şıh’ın kafasına indirdi:

‘Ulan tabağındaki eti görmedin de, Kabe'deki iti mi gördün deyyus?,,,”

Bu hikayeye Yılmaz Abdullah Türkaslan’dan bir ekleme yapayım:

‘Ülkede o kadar çok saçma şeyler oluyor ki, insan kime küfür edeceğini şaşırıyor!

Küfün edemediklerim varsa hakkını helal etsin!’

Yılmaz Bey, bizi güldürmek istemiş, değişik bir yol ile…

Halbuki;

‘Hiçbir şeyin yoksa, tatlı söz ikram et!’ diyebilirdi, anlayanlar için…

*- ÇOK YANLIŞ

Yaşamak için İzmir’i seçen Ankaralı Serap Köylü anlatıyor:

‘Çok kadın yiyeceklere ‘defneyaprağı’ ekliyor.

Özellikle kırmızı et ve kuş eti yemeğine ‘defneyaprağı’ eklediğinin nedenini bilmeden, herhangi bir kadına nedenini sorduğunuzda:

‘Yemeğe tat ve lezzet vermek için..’ der.

Bu çok yanlış...

Defneyaprağını bir bardak suda kaynatıp tadına bakarsanız ne tat nede lezzet bulamazsınız...

Neden etin üzerine defneyaprağı koyuyorsun?

Ete defneyaprağı eklemek trigliseridleri test ve onay için monolip haline getirir...

*- ECZANEYE GEREK YOK!

Bir tavuğu ortadan ikiye kesip, her yarısını tencerede pişirin.

Bir defneyaprağını, ikinciye defne olmadan koyun ve her iki tenceredeki yağ miktarını işaretleyin...

Defneyaprağınız varsa, eczaneye gitmenize gerek yok

Son yapılan bilimsel çalışmalarda, defne yaprağının birçok faydası olduğunu kanıtlamıştır...

Birçok sağlık problemlerinden ve tehlikeli hastalıklardan kurtulmaya yardımcı olur...

Defneyaprağının avantajları arasında:

Defneyaprağı; sindirim bozukluklarını tedavi eder.

Defne yaprağı ise şişkinlikten kurtulmaya yardımcıdır.

Mide yanması Asitlik ve kabızlık hallerinde, sıcak defne çayı içerek bağırsak hareketliliğini düzenlersiniz.

Kan şekeri seviyesini düşürür ve defne antioksidandır...

Vücudun bir ay boyunca yemekte yiyerek ya da defne çayı içerek insülin üretmesini sağlar...

Zararlı kolesterolü yok eder ve vücudu trigliseridlerden arındırır...

Soğuk algınlığı, grip ve şiddetli öksürük tedavisinde oldukça faydalıdır, çünkü zengin bir C vitamini kaynağıdır...

İltihabı gidermek ve öksürüğün şiddetini azaltmak için yaprakları kaynatıp buharı soluyabilirsiniz...

*- SEN NEYMİŞSİN?

Defne yapağı ve faydalarını anlatmaya devam edelim:

Defneyaprağı kalbi ve kan damarlarını koruyan bileşikler içerdiği için kalbi krizlerden korur ve beyni de korur...

Vücutta kanser hücrelerinin oluşmasını engelleyen maddeler olan kafein asit, kercetin, egenol ve partenolid gibi asitlerden zengindir...

Uykudan önce alınırsa uykusuzluk ve stresi ortadan kaldırır, rahatlamaya ve huzurlu uykuya yardımcı olur...

Günde iki kez bir fincan haşlanmış defne yaprağı içmek böbrek taşlarını eritir ve enfeksiyonları tedavi eder....

Şifa olsun...”

‘Sen neymişsin be abi!’ diye bir şarkı, daha doğrusu sözü var ya, ‘Defneyaprağı’ için de ‘Sen neymişsin be defneyaprağı?’ demek istiyorum.

*- YENİ ÖĞRENDİM

Ama yeni öğrendiğim çok ama çok önemli bir bilgiyi paylaşmak istiyorum.

Serap Köylü Hanım, defne ve defne yaprağından söz ederken, yazının başında ne demişti?

‘Bir tavuğu alın ikiye bölün!’

İşte konu bu tavukla ilgili…

Eğer ekonomik durumunuz müsaitse, evinize kasaptan et ya da tavuk alırsanız, sakın yıkamayın…

Yani, birçok kişi gibi, yıkamadan tencerede pişirin.

Tüm dünyada, en fazla rapor edilen hastalık olan Salmonella çoğunlukla kanatlı hayvanların tüketilmesi ile bulaşılır.

Bunun dışında, yumurtadan, pastörize edilmemiş çiğ süt, kırmızı et ve düşük bir ihtimalle de olsa deniz ürünlerinden bulaştığı görülür.

Sonuç mu hayatınızı mahveder.

Eti yıkayanlar hemen pişirmelidir.

Aksi halde hastalıklara ‘hoş geldin!’ derler.

Şöyle söyleyeyim:

Tavuk ya da et yıkanırken, bizim anladığımız kadarıyla, taşıdığı mikrop altı metreye kadar ulaşır.

Bunun ayrıntısını doktorlarınızdan öğrenebilirsiniz.

Benim için bu yeni bilgiyi de, hastaneye acilden yatan bir yakınımın, nedenini araştıran doktorlardan öğrendim…

‘Olmaz’ demeyin, ‘oluyor!’ işte…

Size bana olmazsa bir yakınımızın başına gelebiliyor.

‘Yarabbi, neden ben?’ dedirtiyor.

*- NEREDEN GELİYOR?

Le Monde Littéraire’den alınmış: ‘Restoran’ kelimesi nereden geliyor?

Bir hikâye ve çok daha fazlası…

Her şey 1765 yılında Paris’te, Dossier Boulanger adında bir lokantacı yemek servisi yapan bir yer açmaya karar verdiğinde başlar.

Mekânın girişine şu Latince ifadeyi içeren bir tabela astı:

‘Venite ad me vos qui stomacho laboratis et ego restaurabo vos...’

Anlamı:

‘Midesi yorgun olanlar, bana gelin, sizi yenileyeceğim.’

O dönemde Parislilerin çoğu Latince bilmezdi, ancak bu mesaj büyük bir etki yarattı.

‘Restorare’ kelimesi, orijinal anlamıyla ‘yeniden güçlendirmek, yeniden sağlığa kavuşturmak’ demekti ve buradan hareketle yemek yenilen tüm bu yerlere ‘restoran’ adı verildi.

*- SINIRLARI AŞAN TERİM!

Boulanger sadece müşterilerini doyurmakla kalmadı, kendi yaptığı tatlılarla da onları büyüledi.

Tatlıları o kadar ünlendi ki, adına atfen ekmek yapılan yerlere boulangerie (fırın) adı verilmeye başlandı.

Evet, bugün Fransa’daki ‘boulangerie’ kelimesinin kökeni de Boulanger’e dayanıyor!

Kısa sürede restoran konsepti yaygınlaştı ve daha önce yalnızca krallara, soylulara ya da bakanlara hizmet eden ünlü şefler, ya kendi mekânlarını açtı ya da ilk ‘restoratör’ adı verilen girişimcilerle çalışmaya başladı.

Bu terim sınırları aşarak 1794 yılında Atlantik’i geçti.

*- İLK FRANSIZ RESTORANI

Fransız Devrimi’nden kaçan bir Fransız mülteci olan Jean Baptiste Gilbert Paypalt, Amerika Birleşik Devletleri’nde ilk Fransız restoranını Boston’da kurdu:

Julien’s Restorator. Böylece ‘restoran’ kelimesi Amerikan kültürüne girdi.

Ancak kelimenin kökeni kadar, taşıdığı anlam da evrensel bir mesaj barındırır: restorasyon.

Ruhları, yüzlerdeki gülümsemeyi, sağlığı yeniden yerine getirmek…

Her aşçı, garson veya restoran sahibi bu asil misyonun bir parçasıdır.

Bu hikâye bizi daha geniş bir düşünceye davet ediyor:

Hangi işi yaparsak yapalım, aslında hepimiz bir şeyler ‘sunuyoruz.’

İster bir koruma, ister bir yardım eli, isterse küçük bir gülümseme…

Hepimiz bir şekilde birilerini yeniden güçlendirebilir, yeniden umut verebiliriz.

Peki siz, bugün neyi veya kimi restore ediyorsunuz?

*- GODE CENGİZ ve EROL AKINCILAR

Aklımdayken paylaşayım:

Demokrat İzmir Gazetesi’nde, TRT’ye transfer olmadan önce, Haber Müdürüm Erol Akıncılar idi.

Bilmiyorum ne olduysa, spor muhabiri olmama rağmen bir habere göndermişlerdi.

Belki de Karşıyakalı milli futbolcu Cengiz Toros’un açtığı ya da kartelasını kestiği bir mekana…

Haberi yazarken, ‘Restoran’ sözcüğünü kullanmıştım.

Şu anda İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin Onursal Başkanı olan Müdürüm Erol Akıncılar da, ‘Bu ne? Türkçe kelime yok mu?’ diyerek ‘Restoran’ sözcüğünün üzerine çizerek ‘lokanta’ yazmıştı…

Ama yıllar sonra şimdi ‘Lokanta’ kelimesini kullanan yok gibi…

Herkes ‘Restoran’ı kullanıyor…

Bu arada, araya sıkıştırayım:

Hüseyin Özen, çok kullandığımız, ‘İş ahlakı nedir?’ sorusunu yöneltmiş.

Hüseyin Bey ‘İş ahlakı!’ sorusunun doğru yanıtını kendisi şöyle veriyor:

‘İş ahlakı, diye bir şey yoktur!

Ahlak vardır, o da işe yansır!’

Ben de ilave edeyim;

‘Acaba!’

‘Vijdan’ ve ‘ahlakın’ nerede olduğunu bence belli yaşın üzerindekilere sormak lazım!...

*- LİSTENİ HAZIRLA

Yazımı şöyle noktalayayım;

Çöpüne Sahip Çık Vakfı

‘Alışveriş Listesi Hazırlamadan evden çıkmayın!

Plansız alışveriş, daha fazla tüketim ve daha fazla atık demek!

Alışveriş listesi yaparak ihtiyaç dışı ürün alımını önleyin.

Yerel ve mevsimlik ürünleri tercih edin.

Plastik ambalajlı ürünlerden sakının…

Açık ve doğal ürünleri seçin.
Planlı tüket, çöpleri azaltın!’

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...