ECEVİT GÜLDÜ ve 'RAHŞAN TOP SENDE!' DEDİ....
*- ÇEYİZ SANDIĞI GİBİ Güler Dost Öğretmenim sık denilebilecek şekilde, özelden hatırımı soruyor ve yazılarımla ilgili ilginç yorumlar yapıyor. Arada ‘iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır!’ der gibi serzenişlerde de bulunuyor. Ama dünkü yorumunda bir sözünü çok beğendim ve ‘Benim yazılarımı en iyi anlatan ifade’ olarak düşündüğüm için paylaşmak istedim. Güler Dost Hanım şöyle demiş: ‘Sayfanız çok zengin çeyiz sandığı gibi…’ Biliyorsunuz, kendimi yazarken tutamıyorum. Bohçada çok bil
*- BAHTİYAR OLDUM
Güler Dost Hanım, kısa mesajında şöyle diyor:
‘Günaydınlar, sizin cesaretinizi çeşitliliğizi kutluyorum, kutluyoruz. Sayfanız çok zengin, çeyiz sandığı gibi…
Tanıdıklar, yad ettiklerimiz çok…
Mutluyuz sayfanızda, kaleminiz çok güzel ve seri…
Teşékkürler, Sağ olun…’
Ne güzel temenni ve ‘güç verme’ değil mi?
Bu arada elime fırsat geçmişken, yazılarımla ilgili bir- iki yorumu daha paylaşayım, izninizle;
‘Teşekkürler, çok yorucu bir yazı.
Emeğinize sağlık.
Bu kadar olumsuzluk, hepsi bir arada…
İnsanda moral kalmıyor.
kolay gelsin.’
‘Yaşasın Çeşmeli kadınlar, Yaşasın Nermin’ler, Özlem’ler.
Yaşasın kadınlar…
Kaleminize sağlık.’
*- BİR BAKIYORSUNUZ…
İşte son zamanlarda en önem verdiğim mesajlardan biri…
Bir sevgili okurum, önem verdiği bir anısını benimle paylaşmak ihtiyacını duyuyor.
Bundan güzel bir düşünce, duygu olabilir mi?
Evet, benim yazılarımda kim ne zaman yer alır?
Bunu ben de bilmiyorum.
Bir bakıyorsunuz, bir tanıdığınız, bir sevdiğiniz, belki de nefret ettiğiniz biri var.
Ya da günlük piyangodan siz çıkıyorsunuz, ya da unuttuğunuz bir gerçek!
Güzellik ve özellik burada, diye düşünüyorum.
Konuların testini yapmak, yorumlamak, sizin elinizde….
Yoğurarak yorumlayın her konuyu…
Bu da sizin elinizde…
İşte beğendiğim bir yorum;
‘Çok güzel bir yazı…
İçinde çok değerli isimler geçiyor.
Ben de o arada geçiverdim.
Çok teşekkür ederim..
Sayfanızdaki isimler gerçekten saygı duyulacak kişiler.
Yüzmede anılar çok.
Selim İleri Sivas'a konferansa gelmişti; Salonda ona sorum şu olmuştu ‘Dünyada sizin için en güzel şey nedir?
Onun da yanıtı:
‘Sizin gibi dostlarla sohbet’ demişti...
Hiç unutmadım…
Size de söylemek istedim...
Sevgiler, Saygılar sunuyorum…’
*- PAYLAŞIMLARI ÖNEMLİ
İzmir’in turistik ilçesi Çeşme’nin önceki belediye başkanlarından Hacı Nuri Ertan Türkiye şartlarına göre ileri yaşta.
Bir zamanlar olduğu gibi yine neredeyse her güne selamla başladıktan sonra gece boyu topladığı bilgileri benimle de paylaşmayı sürdürüyor.
Tabii ki çoğu ya ‘dini’ oluyor, ya ‘siyasi’ ya da ‘sağlık’ içeren notlar bilgiler.
Bazılarına yorum yapıyor, bazılarını es geçiyorum.
İşime gelmeyenler bulunuyor içlerinde.
Ama ‘Sağlık’ olunca mutlaka sizinle de paylaşma ihtiyacını duyuyorum.
Hacı Nuri Ertan’ın paylaştığına göre, ‘İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Erkan Topuz’ şöyle diyor:
*- NE YAPMALIYIZ?
1. Günde en az 6-7 saat karanlık odada uyuyun, 2. Haftada en az 6 gün erken yatın, erken kalkın, 3. Elektronik araçlardan uzak durun, kullanmadığınız zaman açık ve yanınızda tutmayınız, 4. Bilgisayarınızı açık tutmayın, 5. Telefonda kısa konuşun, 6. Cep telefonu ile konuşmanız 30 saniyeyi geçmesin, 7. Şampuanlar ve duş jelleri kanserojen. Vücudunuzu sabunla temizleyin ve bol bol durulanın, 8. zaman zaman yalın ayak toprakta yürüyün, 9. Giydiğiniz terliğin lastik- plastik olmamasına dikkat edin, 10. Gece uyurken odadaki televizyonu, bilgisayarı vs fişten çekin veya ana düğmesinden kapatın, 11. Cep telefonunuzu gece uyurken yattığınız odada bulundurmayın, 12. Haftada 4 kez balık yiyin ve balık çorbası için balığın kılçığı kanser önleyicidir. mümkünse balığı kılçığı ile yiyin, 13. Zerdeçal’ı (Turmerik) bol bol kullanın salatalarınıza ekin, çorbanıza köftenize koyun, 14. Günde iki bardak domates suyu için, 15. Tuz kullanmak istiyorsanız kaya tuzu kullanın, 16. Zeytinyağı faydalı sabah kahvaltısında bir çorba kaşığı zeytinyağının içine kekik, nane, köri, koyup yiyin, 17. Esmer pirinç tüketin, 18. Zeytin çok yararlı bol bol tüketin, 19. Yağsız peynir ve keçi peyniri yiyin…
*- AİLECEK DİNLEYİN
Sıkılmadığınızı düşünerek, İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Erkan Topuz’un ‘Sağlıklı kalmamız’ için yaptığı sıralamayı paylaşmayı sürdürüyorum…
Lütfen okumaya ve maddelerin üzerinde durunuz, hatta ailenizle birlikte maddeler üzerinde konuşursanız, daha büyük yarar sağlayacağınıza inanıyorum.
Sıralamaya devam:
20. Haftada en çok iki kez kırmızı et yiyebilirsiniz, 21. Çay Önerisi: yeşil çay+böğürtlen+ısırgan+ limon kabuğu’nu karıştır kaynat günde iki kupa iç (dikkat!!! bunu ilaç almayan insanlar içebilir,), 22. Eğer hiç bir ilaç içmiyorsanız veya ilaçtan 6 saat sonra bir su bardağı greyfurt suyu için, 23. Bitkisel otları alırken, internetten alışveriş yapmayın-tarım bakanlığı onayı olanları eczanelerden alın, 24. Sentetik yastık yorgan kullanmayın pamuk yorgan yastık daha sağlıklı, 25. Mutfakta teflon bulundurmayın cam-çelik-porselen kaplarda pişirin, 26. Sentetik malzeme içeren halı kullanmayın, 27. Ayakkabı ile evde dolaşmayın, 28. Organik ürünler tüketin, en azından sebze meyveyi mevsiminde tüketin, 29. Fastfood kanserojendir. 30. Acı Biber Kansere Çaredir, 31. Haftada en az bir köy yumurtası tüketin ve özellikle de beyazını daha çok tüketin. 32. Elma sirkesi metabolizmayı hızlandırır günde bir tatlı kaşığı için
( kadınlarda kemik erimesine sebep oluyor. dikkat edin! ). 33. Her sabah aç karına bir bardak ılık su tüketin, 34. Kuru erik, böğürtlen, çilek tüketin, 35. Havuzlarda kullanılan klor kanserojendir, eğer girerseniz de hemen duş alın, 36. İçme Suyu: İstanbul’da, İzmir’de şu anda belediyenin suyu içilebilir eğer satın alıyorsanız 3 ayda bir markasını değiştirin. 37. Kızartma yemeyin haşlama buğulama yenmelidir. 38. Mikro dalgada fazla ısıtmayın. 39. Yanmış Yiyecekler Kanserojendir.
*- YANLIŞ YAPIYORMUŞUM
Benim hiç aklıma gelmeyen bir maddeyi şimdi okuyacaksınız.
Mutlaka dişimi fırçalarken, nedense macunu ıslatırdım, herhalde ağzımın içinde köpürsün, daha fazla etkilesin, diye…
Meğer yanlışmış…
Bizden öncekiler ne diyorlar, ‘Yanlıştan dönmek, erdemliktir!’
Ben de bundan böyle daha dikkatli olmaya çalışacağım, herhalde…
Bakalım bundan sonraki maddelerde, benim gibi hatalı ya da yanlış davrandıklarınız bulunuyor mu?
Okumaya devam:
40. Diş fırçalarken kuru fırçaya macunu koyup fırçalayın sonra durulayın, 41. Kuru temizleme kanserojendir. 42. Domates organikse veya mevsiminde kanser önleyicidir, 43. Elmayı kabuğu ile yiyin, 44. Sebzeyi meyveyi önce elma sirkeli suda 20 dakika bekletip durulayın sonra kullanın. 45. Brokoli, karnabahar, ıspanak, lahana kırmızıturp, karaturp, havuç, maydanoz, rezene, tere tüketin.46. En yeşil, en kırmızı, en sarı olan yiyecekleri yiyin.
47. Yeşil çayı gündüz tüketin. 48. Kara üzüm, karadut, böğürtlen şurubu, ananas tüketin. 49. Çin üretimi hiç bir şey kullanmayın şu anda made in china yerine prc (people republic of china) yazıyorlar dikkatli olun. 50. Süt yerine ayran ve yoğurt tüketin çünkü süte hayvanın gübreli yediği otların kalıntıları karışabiliyor. 51. Fındık, fıstık, ceviz kabuklu alıp kırın öyle tüketin, 52. Mevsiminde çekirdekli karpuz çok faydalı, 53. Üzüm yiyin, 54. Meyve suyu yerine taze meyve tüketin meyve suyu şişmanlatıyor. 55. Hareketli hayatı tercih edin. 56. Oksijenli ortamda günde en az yarım saat 45 dakika yürüyün. 57. sigara içiyorsanız yüzde 85 veya 90 akciğer kanseri olacaksınız ve kalp krizi geçireceksiniz demektir. Sigarayı bırakınca vücut 10 yılda yenilenebiliyor. Hemen sigarayı bırakın.
Bırakınca, kırmızı olan ürünleri tüketin meyan kökü ve kara meşenin kabuğunu ezip toz olarak alın bu vücudun daha kolay temizlenmesini sağlıyor.
Yirmi saniyede bir kişi akciğer kanseri oluyor.
58. Akciğer Kanseri Belirtileri; omuz ağrıları, yüksek ateş, öksürük ve kanlı balgamdan anlaşılır.
59. Stresten uzak durun kanseri tetikliyor.
60. Doktora inanın, aile sevgisine bağlılık gösterin ki stresin etkileri yok olsun.
61.Elinizdeki imkânlarla mutlu olun, sizden daha az imkânlara sahip insanlar olduğunu unutmayın.
62. Üzüm çekirdeği ve keten tohumu günde bir tatlı kaşığı tüketin. 63. Günde bir su bardağı akşamları kefir tüketin. Günde bir kez büyük apdeste çıkılması gerekir eğer olmuyorsa, ilerde kolon kanseri olma olasılığı yüksektir. Buna dikkat edin. 64. Beyaz un beyaz şeker ve tuzdan uzak durun. 65. Halsiz hissediyorsanız günde birer adet b ve c vitamini alın.
66. Kanser hastaları doktoruna danışmadan hiç bir bitkisel ot kullanmamalıdır. İlaç içiyorsa asla ot kullanmamalıdır.
67. Bütün petrol ürünleri kanserojen, şeytanın dışkısı olarak adlandırılıyor. Kullandığınız her şeyin petrol ürününden yapılıp yapılmadığını sorgulayın..!’
*- UYGULAMAYA ÇALIŞMALIYIZ
Değerli hocamızın bu önerilerini ben de büyük bir dikkatle okudum.
Çoğunu uyguluyor, biliyor, çoğunu da bildiğimiz halde uygulamaktan nedense uzağız.
‘Bize bir şey olmaz!’ tuzağına bile bile düşüyoruz.
Ben üzerime düşen görevi yerine getirip sizinle paylaşıyorum.
Ama biliyorum ki, çoğunluk ‘Hadi canım sende!’ diyerek bunları okumaz.
Okumak zor gelir.
Ama kulaktan dolma bilgiler bizim işimize daha çok yarar (!)
Değerli bilim adamımız, bence bazı konuları fazla uzatmış.
Şunu da ilave edeyim;
Bu yazıyı anımsatan ve bildiren sürekli bir okuyucumuz, ama ben bu bilgiyi daha doğrusu paylaşımı sanıyorum en azından beş yıl önce de okumuştum.
Ama sık tekrarlamakta yararlı olduğunu düşündüğüm ve sağlığın her yaşta önümüzde önemli bir konu olduğunu bildiğimden ‘merhaba’ diyerek paylaşıyorum.
Umarım sağlıklı günler geçiririz.
Bakın bir okuyucum ne demiş?
‘Sağlık bakanına kırmızı kart...
Diğer konuları çok zevkli buldum.
Teşekkürler iyi geceler dilerim…’
Demek ki, bazılarımız makaleleri okumayı akşama, iş dönüşüne ya da günün hengâmesini atlatmaktan sonraya bırakıyor…
Ama;
Belki de bir umuttur Günaydın demek…
Belki de bir dilektir.
Kim bilir belki de bir özlemdir aydınlığa…
Belki de bir bekleyiştir, kapımızı çalıp içeri girecek olan ışığa,
Aydınlık günleriniz eksik olmasın ömrünüzden, değil mi?
*- HEP UZAKTAN İZLEDİM
İnternette dolaşırken, birkaç kez yazdıklarına rastlamış ve dikkatle okumuştum Karşıyakalı Rifat Özer’in anılarını…
Sanıyorum kendisini en az yarım asırdır tanıyorum.
Birçok toplantıda bir arada olduk ama nedense hiç sohbet etmedik.
Ama iyi bir siyasetçi ve de taktikçi…
Hiçbir zaman da önde olmadığını, öndekilerin yanında onları yönlendirdiğini gördüm.
Belediyelerde çeşitli görevlerde bulundu ama nedense milletvekili olmadı.
Kısaca ‘düzgün siyasetçi’ olarak biliyorum.
Bugün çok eski günlerden anılarını yazmış,
Biri Bülent Ecevit ile…
Yeri gelmişken ben de bir anımı anlatayım:
‘Bülent Ecevit, hiç ayrılmadığı eşi ile bir minibüs ile Ege turu yapıyorlar. Ben de yanlarındayım. Herkes fotoğraflarını çekip gazetelerine gönderiyorlar, bu arada hatıra fotoğrafları çektirmekten geri de kalmıyorlar.
İkinci ya da üçüncü gün müydü, ya da nerelerde idik anımsamıyorum.
Anımsadığım, bir ara durduğumuz bir kırlık alanda, Rahşan Hanımla göz göze geldik. Bülent Ecevit’e döndü ve ‘Yaşar ile hiç fotoğrafımız yok!’ dedi.
Yani bana pas atmıştı.
Ben de fotoğraf makinamı bir meslektaşıma verip, aralarına girdim ve samimi bir pozum olmuş oldu.’
Şunu da ilave edeyim:
Ecevit çiftinden tutun da, Süleyman Demirel’e, Alpaslan Türkeş’e kadar tüm partilerin liderleri ile Türkiye turlarım oldu.
Çok samimi konuştum.
Ama hiçbirisine kesinlikle, ne ‘Sizdenim!’ dedim, ne de ‘Oyumu vereceğim partiyi’ söylemedim…
Çoğu ünlü gazetecinin, ya da tanınmış kişilerin nasıl yavşadıklarını, yalakalık yaptıklarını, neredeyse ‘Öl de, ölelim!’ şeklindeki konuşmalarına tanık oldum.
Liderler inandılar mı, inanıyor gibi gözüktüler mi?
Bunu bilmiyorum…
Şimdi tarihten bir sayfa daha açalım ve sözü İzmir siyasetinin önemli ismi hukukçu Rifat Özer’e verelim:
*-TOP SENDE!
İzmirli hukukçu Rifat Özer bir anısını anlatıyor:
‘12 Eylül askeri darbesinden hemen sonra…
Başbakan Süleyman Demirel ve Ana Muhalefet CHP Lideri Bülent Ecevit gibi, önde gelen Devlet ve Siyaset adamları Hamza Koy’a sürgüne gönderilmişti.
Bir süre sonra hepsi de serbest bırakılmıştı…
O günlerde 3-5 kişinin birlikte dolaşması bile yasak edilmişti!
Ama Ecevit sık sık İzmir’e gelirdi…
Gelişlerinde de, o dönemlerin CHP İl Başkanı Dr. Sedat Akman’ın, ya da arkadaşı Muhsin Bilgehan’ın Alsancak’taki evine giderdi. Bizler de buralarda topluca ziyaretlerde bulunurduk…
Zaten, önce partilerin siyasi faaliyette bulunması yasaklanmış, sonra da 16 Ekim 1981’de temelli kapatılmıştı.
Ziyaretlerde öncelikle bu konular konuşuluyordu…
Yine böyle bir gündü.
Dr. Sedat Akman’ın Karataş’taki evinde toplanmıştık…
Hatırladığım kadarıyla; Ödemiş Belediye Başkanı Tahir Çaylı, Çiğli Belediye Başkanı Yıldıran Ak, İl Yönetiminden Mahmut Esat Aslan, Kamuran Gülebastı, İrfan Özay, Mehmet Erdül, Cengiz Onur ve CHP’nin son Merkez İlçe Başkanı olarak da Rifat Özer (Ben) vardık…
Konu yine parti kurulmasıydı…
*- ECEVİT’İN DÜŞÜNCESİ
Ecevit parti kurulmasını istemiyor, bu anayasa içinde parti kurulmaz diyordu…
Tarlalarda, fabrikalarda, atölyelerde ve derneklerde örgütlenilsin istiyordu.(Çile Çicekleri!)
‘Sonra parti kurulur, o zamana kadar da zaten anayasa değişmiş olur’ diyordu…
Oysa biz dahil, hemen herkes ‘parti kurulsun, yoksa örgüt dağılır, toparlamak zor olur’ diyorduk!
‘Parti kurulsun, Siz sütre gerisinde yönetirsiniz’ diyenler de vardı…
Ecevit bu öneriye şiddetle karşı çıktı...
‘Ben taktik adamı değilim, ben strateji adamıyım.
Arkadan yönetmeyi kendime yakıştıramam…
Ben açık siyaset yaparım, kapalı kapılar ardında siyaset yapamam… Kaldı ki, Ali Topuz, Deniz Baykal siyasi varyasyonları benden iyi bilirler sırtımı da yere getirirler’ diyordu!
*- ÖDEMİŞ’TEN ‘RAHŞAN HANIM BAŞKAN!’ ÖNERİSİ
Hiç unutmuyorum Tahir Çaylı ‘Parti kurulsun, Rahşan Hanım da Genel Başkan olsun’ dedi.
Ecevit güldü güldü. ‘Rahşan top sende!’ dedi.
Rahşan Hanımın adı ilk defa ortaya atılmıştı…
Nitekim;
Sonradan Ecevit öncülüğünde 1985’de DSP kurulmuş ve ilk Genel Başkanı’da Rahşan Ecevit olmuştu!’
İnönü döneminin CHP Genel Sekreteri Şeref Bakşık o günlerde büromuza geldi…
Benden olayı anlatmamı istedi anlattım, notlar aldı…
Bunlar kaynak belirtilmeden ‘CHP ile Bir Ömür’ kitabında da yer aldı…”
Belirttiğim gibi Rifat Özer’de özellikle CHP ve DSP’ye ait çok özel anı var.
Belki öğrendiklerimi, ‘tarihin kaydına geçmesi’ için sizlerle paylaşırım…
*-
Yorumlar yükleniyor...