DÜNYAYI BIRAKTIK SIRA AYA GELDİ...
*- İYİ DİNLEYİN! Meryem Fidancı, ‘Akıllı insan, her yaşta öğrencidir, ancak aptallar her şeyi bilir!’ diyor, Meryem Hanım devam ediyor: ‘İnsan bazen sevmediği için değil, yorulduğu için vaz geçer! Çok düşündürücü olduğu kadar inandırıcı sözler… Özellikle ‘yorulma’ fiili tam yerine oturmuş… Burada ‘bıkkınlık’ mı hâkim, yoksa ‘şansının’ artık olmadığına inanmak mı, öne çıkıyor? Buna da siz karar vereceksiniz!
Meryem Hanım bugün yalnız özle sözlerle kalmamış, ‘sağlık’ diyor ve bunları da ‘Takviye gıdalarınızı almak için tam zamanı’ diyerek, şöyle servis ediyor:
Magnezyum; Yatmadan bir saat önce, ‘D’ vitamini; kahvaltıda, kalsiyum; sabah ve öğleden sonra arasında size bağlı, Probiyotikleri aç karnınıza almayın, omega-3; yağlı yiyeceklerle birlikte, B kompleksi; sabah eren saatlerde, çinko; Demirden iki saat uzaklıkta, C vitamini; sabahları su ile birlikte, demir takviyesi; aç karnına (çay – kahve içmeden) alınmalı, K vitamini yemek sırasında, kolajen; sabah ya da gece yatmadan önce, zerdaçal (Kurkumin); yağlı yiyeceklerle birlikte…
Liste devam ediyor…
Ama ben yine de ilave edeyim:
Mutlaka doktorunuz ne derse onu yapın!
Örneğin bugün doktorum, tahlillerime baktı, ‘Sınırda!’ diyerek yaz aylarına kadar iki kür kullanmam için ‘D’ vitamini verdi. Haftada bir gün kullanacağım..
Ayrıca her gün suda eriterek magnezyum alacağım…
Eczanelerde de Meryem Fidancı’nın söylediği takviye güçlendiriciler var.
Sakın ve sakın internetteki reklamlara kanmayın, aldanmayın, sağlığınızı sıkıntıya sokmayın!..
Bu arada;
40 yaşınızı geçtiniz mi?
O zaman iyi dinleyin;
Düşme, üşütme, durma, az ve öz ye!, sebze ye, iyi uyu, asla yalnız yaşama, daha fazla arkadaşın olsun, stresi akıllıca yönet, az eleştir, her şeye kızma!...
*- HADİ GEL!
Erzurumlu Mustafa Saraç hocam paylaşmış:
“Gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen; İki kazma, iki kürek, iki de ırgat gerek!
Hadi gel, yeniden yapalım şunu, desen; Bir Sinan, bir de Süleyman gerek,
Hadi gel, yıkalım şu Türkiye’ye desen; bir feto, bir vatan haini, iki de yobaz lazım,
Hadi gel Türkiye’yi yeniden kuralım ülkeyi desen; Koskoca bir MUSTAFA KEMAL gerek!”
Şu düşünceyi duymuştum..
Bir iki yerde de okumuştum…
Eğitmen Mustafa Saraç hocam da anımsatmış!
“Yüreğinde Yahudilik inancını ve kimliğini taşımak şartıyla Yahudilerin, Hristiyan ülkelerinde Hristiyan, Müslüman ülkelerinde Müslüman gibi görünmelerinde sakınca yoktur!”
*- UMARIM KULAK VEREN OLUR!
Bugün Mustafa Foçalı’ya da kulak vermek istiyorum:
“Hayat kim olduğunu söylediklerine göre değil, gizlice verdiğin o karar anlarına göre bilir seni.
Başarı, ışıkların altında değil; kimsenin alkışlamadığı, hatta kimsenin bilmediği o kuliste yazılır.
Sabaha karşı verdiğin iç savaş, bitkinliğine rağmen attığın son adım, ‘dayanamam’ dediğin yerde biraz daha dayanman…
İşte bütün bunlar, seni sözlerden bağımsız bir yere taşır: gerçek kişiliğine.
Gün bitip arkana baktığında, kurduğun süslü cümleleri değil; aştığın yolları, göze aldığın riskleri ve korkmana rağmen açtığın kapıları hatırlarsın.
Belki de insanın en dürüst tanımı şudur:
İnsan, eylemi kadar cesur; emeği kadar gerçektir.
Hayatın Duyduğu Dil
Bugün biri sana ‘Sen kimsin?’ diye sorsa, cevabın bir cümle değil; hayatın olmalı.
Attığın adımlar, sustuğun anlar, ardında durduğun sözler, vazgeçmeyi seçtiklerin, sabırla taşıdığın yükler…
Hepsi birleşir ve sana tek bir gerçeği fısıldar:
‘İnsan, söylediği değil; yaptığıdır.’
Bu yüzden hayata dille değil, dokunuşlarınla, yani eylemlerinle ses vermen gerekir.
Çünkü hayat, söylediklerini değil; yaptıklarını duyar.
Sevgilerimle…”
Teşekkürler sevgili Mustafa Foçalı!
Mustafa Kulalı’nın bu güzel anlatımına ‘kulak verelim!’ dedik.
Acaba size, bize önemli görüş ve düşüncelerimize ‘Kulak veren’ oluyor mu?
Yanıtı ‘Hayır!’
Emin olun bu kesine yakın böyle!
Özellikle kurumlar ve çalışanların, ‘Bana ne?’ demekte üstlerine yok!
Bizlerin istek ve dileklerine hep ‘kulak tıkıyorlar!’ nedense!
Başka türlü düşüncemizi umarım yanıltırlar…
Bilmiyorlar!
‘Ayıp değil!’ ama çürümüşlüğe karşı umarım bir kibrit çakılarak bir operasyon yapabilir…
*- AY ANLAŞMASI
Son günlerde “Uluslararası Antlaşmalara” merak sardım…
Örneğin; “Devletlerin Ay’da ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetlerini Düzenleyen Anlaşma – Ay Anlaşması” varmış…
Merak edince, Devletlerin Ay’da ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetlerini Düzenleyen Anlaşma (PDF)’yı incelendim.
Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü’nün TBMM’ye 30 Aralık 2003 tarihli yazısını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan imzalamış.
Devletlerin Ay’da ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetlerini Düzenleyen Anlaşmaya katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’ ile gerekçesi ilişikte sunulmuştur” deniliyor bu resmi yazıda.
Konuya, olaya, kanuna bir göz atalım…
*-ALT KOMİTELERDEN SONRA
Devletlerin Ay’da ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetlerini Düzenleyen Anlaşma (Agreement Governing the Activities of States on the Moon and Other Celestial Bodies), 1972 yılından 1979 yılına kadar alt komitelerde değerlendirilmiş, 18 Aralık 1979 tarihinde genel Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilerek imzaya açılmış, 11 Temmuz 1984 tarihinde yeterli imzaya ulaştıktan sonra yürürlüğe girdi.
Ay Sözleşmesi ve Ay Anlaşması olarak da adlandırılan sözleşmeye göre, gök cisimlerinde gök cisimlerinin yörüngesinde yargı yetkisi uluslararası topluluğa bırakılmakta; Birleşmiş Milletler Antlaşması ve uluslararası hukukun yetkisi kabul edilmektedir.
*- BİZ KABUL ETTİK AMA ETMEYENLER VAR
‘Ay Sözleşmesi’, uzaydaki faaliyetleri yaygın ülkeler tarafından onaylanmamıştır.
Devletlerin Ay’da ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetlerini Düzenleyen Anlaşma olarak bilinen Ay Anlaşması, tüm gök cisimlerinde yargı yetkisini uluslararası topluma bırakmakta ve uzayın insanlığın ortak hazinesi olduğu fikrine dayanmaktadır.
Birleşmiş Milletler Şartı‘na paralel düzenlemeler getiren anlaşma insanlı uzay uçuş programına sahip olan gelişmiş ülkeler tarafından onaylanmadığından başarısızlığa uğramıştır.
Türkiye Cumhuriyeti anlaşmayı onaylayarak 23 Şubat 2011 tarihinde mecliste kabul etmiş, onay kanunu Resmi Gazetenin 12 Mart 2011 tarihli sayısında yayınlandı.
Devletlerin Ay’da ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetlerini Düzenleyen Anlaşma 1979 tarihinde kabul edildi.
Türkiye, Devletlerin Ay’da ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetlerini Düzenleyen Anlaşma‘yı (Agreement Governing the Activities of States on the Moon and Other Celestial Bodies) 23/2/2011 tarihli ve 6147 sayılı kanunla onayladı.
Devletlerin Ay’da ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetlerini Düzenleyen Anlaşma, Devletlerin Ay ve diğer gök cisimlerinin keşfi ve kullanımı yolundaki başarılarını kaydederek, Dünya’nın doğal bir uydusu olarak Ay’ın, uzayın keşfinde önemli bir rolü olduğunu kabul ederek, Ay’ın ve diğer gök cisimlerinin keşfi ve kullanımında Devletler arasındaki işbirliğinin eşitlik temelinde gelişimini desteklemeye kararlı olarak Ay’ın uluslararası bir çatışma alanı olmasını önlemeyi arzu ettiğini belirtiyor.
Noktasız yazıyı ben noktalı hala getirerek paylaşmaya çalışayım, tabii özetleyerek…
*- TBMM’ NİN KABUL ETTİĞİ KANUN
Anlaşmada şöyle deniliyor:
“Ay’ın ve diğer gök cisimlerinin doğal kaynaklarının kullanılmasından doğabilecek yararlan akılda tutarak, Ay ve Diğer Gök Cisimleri Dahil, Uzayın Keşfi ve Kullanılmasında Devletlerin Faaliyetlerini Yöneten İlkeler Hakkında Anlaşma’yı,
Astronotların Kurtarılması, Astronotların ve Uzaya Fırlatılmış Olan Araçların Geri Verilmeleri Hakkında Anlaşma’yı,
Uzay Cisimlerinin Verdiği Hasardan Dolayı Uluslararası Sorumluluk Hakkında Sözleşme’yi ve Uzaya Gönderilen Cisimlerin Tescili Sözleşmesi’ni anımsayarak,
Bu uluslararası belgelerdeki hükümlerin, uzayın keşfi ve kullanılmasında gelecekte gerçekleştirilecek ilerlemeleri dikkate almak suretiyle,
Ay ve diğer gök cisimlerine ilişkin hususlarda, somut biçimde uygulanması ve geliştirilmesi zorunluluğunu göz önünde tutarak,
Devletlerin Ay’da ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetlerini Düzenleyen Anlaşma’nın TBMM’de kabulü (Devletlerin Ay ve Diğer Göksel Bedenlere Yönelik Faaliyetlerini Yöneten Anlaşma) da, bazı hususlar üzerinde, 21 madde üzerinde anlaştılar.
Bazı maddeleri paylaşayım, diziliş sırasına göre;
*- BAZILARI… HEPSİNE YER BULAMAM
Madde 1
1- Bu Anlaşma’nın Ay ile ilgili hükümleri, Dünya hariç; güneş sistemi içindeki bütün diğer gök cisimleri için de, bu gök cisimlerinden herhangi biri için özel yasal kurallar yürürlüğe girmedikçe, geçerli olacaktır.
Bu Anlaşma’nın amaçlan doğrultusunda Ay hakkında yapılan atıflar; Ay’a gidiş için izlenen yollar ve onun etrafındaki diğer yörüngeleri de içerir.
Bu Anlaşma, yerötesinden dünya yüzüne doğal yollardan ulaşan yerötesi maddelere uygulanmaz.
Madde 2
Ay üzerinde keşif ve kullanma faaliyetleri dahil bütün faaliyetler, diğer Taraf Devletlerin çıkarları gerektiği biçimde dikkate alınmak suretiyle, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasındaki çıkarlara uygun olarak ve uluslararası işbirliği ve karşılıklı anlayışı desteklemek amacıyla, 24 Ekim 1970’te Genel Kurul tarafından kabul edilmiş olan Birleşmiş Milletler Şartı Uyarınca Devletler Arasında işbirliği ve Dostane İlişkiler Hakkında Uluslararası Hukuk İlişkilerine Dair Bildiriyi hesaba katarak ve uluslararası hukuk, özellikle Birleşmiş Milletler Şartı uyarınca yürütülür.
Madde 3
1- Ay, bütün Taraf Devletlerce yalnızca barışçı amaçlarla kullanılacaktır.
Ay üzerinde herhangi bir tehdit, güç kullanımı veya diğer bir düşmanca hareket veya düşmanca hareket tehdidi yasaklanmıştır.
Benzer şekilde Ay’dan böyle bir hareketi gerçekleştirmek için yararlanmak veya Dünya’ya, Ay’a, uzay araçlarına, bu araçların personeline veya insan yapısı uzay cisimlerine ilişkin olarak benzer hareketler için kullanma tehdidinde bulunmak da yasaklanmıştır.
Taraf Devletler, Ay etrafında bir yörüngeye veya Ay yönünde veya etrafında diğer bir yola, nükleer silah veya diğer her tür kitle imha silahı taşıyan hiçbir araç koyamazlar, Ay toprakları içinde veya yüzeyine böyle silahlar yerleştiremezler veya kullanamazlar.
Sevgili okuyucularım duymuşsunuzdur;
Şimdi de Yunanistan ve İsrail yanlarına bir üçüncü ülke ile anlaşma yapıyor.
Bu anlaşma bir noktada askeri!
Ne yapacaklar, silahlarını ve güçlerini birleştirerek, Türkiye’yi kıskaca alacaklar.
Yakında tüm gelişmeleri öğreniriz.
4’ncü madde de, Ay üzerinde askeri üsler ve tesisler kurmak ve tahkimat yapmak, her tür silah denemeleri ve askeri manevralar yapmak yasaklanmıştır. Bilimsel araştırma amaçlarıyla veya diğer her türlü barışçı amaçla askeri personel kullanılması yasaklanmamıştır. Ay’ın barışçı amaçlı keşfi ve kullanımı için gerekli her türlü donatım veya tesisatın kullanılması da yasaklanmamıştır, deniliyor.
Ama başta İsrail ve Yunanıstan (Yasak olmasına rağmen) burnumuzun dibindeki, gerçekte bizim olması gereken adaları da silahlandırıyor.
Umarım bu dedikleri, denilenler ve yapmak istedikleri gibi yanlıştan dönerler.
*- BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR SERBEST
…
Madde 6- Ay’da, bütün Taraf Devletler için, herhangi bir ayrıma tabi olmadan; eşitlik temelinde ve uluslararası hukukla uyum halinde, bilimsel araştırmalar yapma özgürlüğü olacaktır,
Bilimsel araştırmaları yürütmede ve bu Anlaşmanın hükümlerini geliştirmede, Taraf Devletler Ay’da maden ve diğer cisimlerden örnekler toplamak ve almak hakkına sahip olacaklardır.
Madde 9
1- Taraf Devletler, Ay’da insanlı veya insansız istasyonlar kurabilirler. Bir istasyon kuran Taraf Devlet sadece istasyonun gereksinimlerini karşılamak için gerekli yüzeyi kullanacak ve söz konusu istasyonun yerleşim durumundan ve amaçlarından, derhal Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ni haberdar edecektir. Aynı şekilde, her sene, bu istasyonun kullanılmaya devam edip etmediğini ve amaçlarının değişip değişmediğini de Genel Sekreter’e bildirecektir.
*- ÇEKİLEBİLİRLİK
Ay, kullanma, işgal, egemenlik ilam veya diğer başka bir yolla hiçbir şekilde ulusal edinim konusu olamaz.
Ay’ın yüzeyi ve toprak altı, hükümetler arası olan veya olmayan uluslararası teşkilatların, ulusal teşkilatların, Devletlerin veya gerçek kişilerin mülkiyetinde olamaz.
Ay’ın yüzeyi ile bağlantılı yapılar dahil yüzeyine veya yüzeyi altına uzay personeli veya taşıttan, malzemesi, istasyonları, tesisleri veya donatımı yerleştirilmiş olması, Ay’ın yüzeyinin veya toprak altının bir kısmı üzerinde, mülkiyet hakkı yaratmaz. Bu hükümler, bu maddenin 5. paragrafında öngörülen uluslararası rejime halel getirmez.
Madde 20- Bu Anlaşma’ya Taraf her Devlet, Anlaşma’nın yürürlüğe girmesinden bir yıl sonra; Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne yapacağı yazılı bildirim ile Anlaşma’dan çekildiğini bildirebilir. Böyle bir çekilme, tebligatın alındığı tarihten bir yıl sonra yürürlüğe girer.
*-SAHTEKARLAR
Celal Demir ustamız yazmış:
“Yeni yıla sayılı günler kala, ülkenin hemen hemen bütün sahtekârları vatandaşı dolandırmak için kolları sıvadı sırada bekliyor.
Sahte indirimlerden tutun da sahte içkiye kadar vatandaşı nasıl dolandırırım diye sanki elele vermişler.
Bir yandan sahte TOKİ’ciler, bir yandan indirim sahtekârları ve bir yandan sahte içki imalatçıları, ‘gün bugündür!’ deyip vatandaşı nasıl kandırırız diye garibanların peşine düşmüşler.
Sahtekârlıkta üstümüze yok gibi…
İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik kuvvetleri yurdun dört bir yanında yaptıkları operasyonlarsa sahteciliğin önüne geçebilmek için çaba sarf ediyor.
Ancak nafile; Sahtekâr illa da sahtesini yapacak…
Çünkü her şeyimiz sahtekârlık oldu…
Merdiven altı teröristlerinin imal edip halkın hizmetine (!) sunduğu hijyensiz gıdaları her köşe başında görmek mümkün…
Kuyruğu dik tutmaya çalışıyoruz, lakin paçalarımızdan akan riya, bizim kalıbımızın adamı olmadığını açıkça ortaya koyuyor.
Yanlışlar ortada, bizler de buradayız.
Allah’tan korkan, kuldan utanan var mı?”
Yok ustam yok!
*-
Yorumlar yükleniyor...