DEVLETİMİZ İSTERSE BU İŞ OLUR
Köşe Yazısı

DEVLETİMİZ İSTERSE BU İŞ OLUR

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
19 Nov 2024 11 dk okuma 176

Anayasa Mahkemesi’nin yayımladığı bireysel başvuru istatistikleri, 12 yıllık süreçte hak ihlallerindeki artışa dair çarpıcı veriler sundu. 23 Eylül 2012 ile 30 Eylül 2024 arasındaki başvuru ve hak ihlali kararları, Türkiye’de yargıya olan güveni sorgulatıyor.

*-  YARGI YELPAZESİ

Anayasa Mahkemesi’nin yayımladığı bireysel başvuru istatistikleri, 12 yıllık süreçte hak ihlallerindeki artışa dair çarpıcı veriler sundu.

23 Eylül 2012 ile 30 Eylül 2024 arasındaki başvuru ve hak ihlali kararları, Türkiye’de yargıya olan güveni sorgulatıyor.

Konuyu irdeleyen Yusuf inan, hak ihlalleri artışını, hiç kimsenin ele almadığı bir şekilde yorumluyor:

‘AKP iktidarına yargı darbesi mi?’ diyerek.

Gazeteci Yusuf İnan’a göre, siyası gelişmeler ve ekonomik durum ile bağlantılı olarak, yargı sistemindeki hak ihlallerinin kasıtlı olarak artırılarak AKP, halk nezdinde itibarsızlaştırmaya yönelik bir ‘yargı darbesi’ şeklinde, halk nezdinde yorumlara neden oluyor.

Bazı memurların da halka bilinçli bir şekilde, kötü demeyeyim ama olumsuz davranışları da yelpazenin bir başka boyutu.

Bu konuların ilgili bakanlar hatta hükümet tarafından ele alınıp değerlendirilmesi öncelikli görevler arasında olmalı.

Benden de hatırlatması…

Yusuf İnan bu durumu, “Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı’nın ‘Türkiye batıyor’ şeklindeki açıklamasının ardından, borsada yaşanan sert düşüş, ekonomik sorunların yalnızca iç etkenlerle değil, dış itibarsızlaştırma kampanyalarıyla da ilişkili olduğunu gösteriyor. Halkın ekonomik sorunlara çözüm arayışı içinde olduğu bir dönemde, fırınlarda bayat ekmek talebinin artması ve gıda ürünlerinin çöplerden toplanması, Türkiye’nin içinde bulunduğu krizi daha net gözler önüne seriyor.” Diyerek açıklıyor ve makalesini şöyle bitiriyor:

‘Erdoğan’ın gücünü kırmaya yönelik bir strateji mi?’

Herhalde bunu siyasilerden çok araştırmacılar ve yine hukukçular anlar ve bilir..

Biraz da siyasetle ilgilenen sıradan yurttaşlar.

Çünkü bazılarımız kör ve sağır olduğu gibi vurdumduymaz cinsindendir.

Ya da işine geliyordur…

Böyle durumlarda sorulacak ve düşünülecek ilk soru;

‘Bundan kimin yararı var?’ olmalıdır.

AYM’nin 12 yıllık raporu, Türkiye’de yargı reformu ihtiyacının ne kadar acil olduğunu ve hak ihlallerinin yargıya olan güveni nasıl zedelediğini ortaya koyuyor.

Zaten A’dan Z’ye herkes yargı reformu konusunda önemli adımlar atılmasının ve gözle görülen hata ve eksikliklerin ortadan kaldırılmasını istiyor.

Yine benim görüşüm, taslak metinler hazırlanırken, hukukçu ve siyasetçilerin yanı sıra mutlaka sıradan vatandaşların görüşleri de, ele alınmalı, ya da komisyonda bir şekilde görev verilmelidir.

*- YENİDEN TARAF OLUNMALI

5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü ve Türk Kadınına Seçme Seçilme Hakkının tanınmasının yıldönümüne az bir süre kaldı.

Kadın dernekleri, şimdiden çeşitli açıklamalarda bulunuyor.

Örneğin;

Hükümete İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olunması, kadına karşı şiddetin etkin koruyucu önleyici tedbirlerle cezasız kalmaması ve caydırıcı kanunlarla engellenmesi için çağrıda bulundu.

Kadınların siyasal ve toplumsal hayattaki sınırlı rollerinin genişletilerek 5 Aralık 1934 yılında seçme ve seçilme hakkının teslim edilmesinin, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde gerçekleştirilen en önemli devrimlerden biri olarak tarihe geçtiğini vurgulayan kadınlar, ‘Ülkemizde kadın haklarının tanınmasının, demokrasi ve insan hakları düşüncesinin gelişimini hızlandırdığı muhakkaktır.

Kendisine biçilen eş ve anne rollerinin dışında iş hayatına katılma, eğitimde fırsat eşitliğinden faydalanma, karar alma mekanizmalarında söz sahibi olma gibi süreçlere dahil olarak evin sınırlarından çıkıp kamusal alanda önemli rol ve görevler üstlenen kadınlar, toplumsal ve politik hayatın önemli unsurlarından olagelmişlerdir’ diyorlar.

Atatürk tarafından kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesinin üzerinden 90 yıl geçmesine rağmen kadınlara yönelik fiziksel ve psikolojik şiddetin halen devam ettiğini belirten Vildan Karalar, hükümete İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olunması, kadına karşı şiddetin etkin koruyucu önleyici tedbirlerle cezasız kalmaması ve caydırıcı kanunlarla engellenmesi konusunda çağrıda bulundu.

*- ZOMBİ BIÇAKLARI ve PALA’LAR

İstanbul Sözleşmesin ve kadın cinayetleri ile yaralamalar,  medya da çok sık dikkat çeken, sokaklardaki gerek bıçaklı gerekse ateşli silahlı silahlarla saldırılar bir halk sağlığı sorunu olmaya başladı.

Çoğu Ruhsatsız, öldürücü nitelikte bu silahlar yüzünden halkta bir tedirginlik yaşanmaya başladı.

Prof.Dr.İ.Hamit Hancı’ya göre, bu konuda, artık ciddi güvenlik önlemleri ve yasal yaptırımlar şart.

Bu nedenle yakın zamanda İngiltere ve Galler de geçerli olan bir yasa değişikliği de örnek alınabilir.

Ceza Adaleti Yasası’nda Saldırı Silahları bölümünde 2024 yılında yapılan değişiklikle, Teslim ve Tazminat düzenlemeleri getirildi.

'Zombi' bıçak ve palalar ismiyle anılan yasaklı saldırı silahların, nasıl teslim edileceği ve program kapsamında nasıl tazminat talep edileceği belirlendi.

Teslim edilen her bir silah için standart tazminat tutarı 10 sterlin idi, ancak başvuru sahipleri silahlarının değerinin bu tutarı aştığını iddia edebileceklerdi.

Değeri 10 sterlinin üzerinde olan münferit eşyalara ilişkin talepler için, bireylerin eşyanın değerine ilişkin kabul edilebilir kanıtlar (örneğin, satın alma makbuzu) sunmaları gerekiyor.

Toplam tutarın 30 sterlinden az olduğu talepler için tazminat ödenmeyecekti.

Birden fazla ürün için ayrı tazminatlar ödenecekti. Tazminat talepleri silahın teslim edilmesiyle aynı zamanda yapılacaktı.

Polis karakollarına bu silahların teslimi 26 Ağustos 2024 saat 00:00'da başladı ve 23 Eylül 2024 saat 23:59'da sona erdi.

Program 'zombi tarzı' bıçaklar ve 'zombi tarzı' palalar için geçerliydi.  Tazminat programı kapandıktan sonra herhangi bir zamanda tazminat talebinde bulunmak mümkün olmayacak.

Silahların , 24 Eylül tarihinden itibaren Teslim edilmemesi durumunda 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak.

Yani;

Benzer bir düzenleme Ceza adalet sistemimizde yapılabilir.

Ellerinde izinsiz ateşli ya da ateşsiz silah bulunanların belli bir süre içinde bunları teslim etmesi istenebilir.

Biliyorsunuz birçok aramada, birçok insanımızda bu tür silahlar yakalanıyor.

*- ASILIRSALAR BİTER!                              

İzmir Milletvekillerinin büyük kısmı ne yapıyor, bilmiyorum…

Hatta bir boksör kılıklı olanı Karşıyaka’da ‘pehlivan’ gibi turluyormuş…

‘Kim?’ diye sordum, ‘Gel gözünle gör!’ dediler, isim vermediler.

Nedense insanımız bir soru ya da konuyu ortaya atıyor, ama ne kendi ismini veriyor, ne de suçladığı kişinin…

‘Korkudan mı?’ yoksa başka bir şeyden mi, bilemiyorum.

Ama bildiğim bir konuyu gündeme getireyim:

Temelleri 2011 yılında atılmasına rağmen halen tamamlanamayan ve inşaat çalışmaları durdurulan Kuzey Ege Çandarlı Limanı’nın akimeti ne durumda?

Herkes İzmir Körfezini konuşuyor, herkes topu birbirine atıyor ama ondan da bir bilgi yok.

Herkes sadece laf üretiyor.

Ne bir mala harç konuyor, ne de bir çivi çakılıyor, her işimiz böyle yarım yamalak!

Temelleri atılan ama 13 yılda tamamlanamayan ve hizmetin dışında büyük getirisi olacak bir Liman neden bitirilemez?

Tarihi İpek Yolu’nun Batı’ya Açılan Kapısı olarak görülen, Ege ve Akdeniz bölgesinin en büyük, dünyanın ise ilk 10 limanından biri olma hedefiyle temeli atılan Çandarlı Limanının mendirek ve dalgakıran inşaatları tamamlandı,  peki devamı ne oldu?

Şimdi vatandaşlar gibi ben de merak ediyorum, tahsisat mı yok, müteahhitler mi yetersiz, proje mi iptal edildi, ne oldu?

Yine merak edilen şu sorular, kamuya açıklanırsa sorun da bir noktada aşılmış olur.

Projenin toplam maliyeti ne kadardır?

Bilim insanları tarafından projenin çevresel etkileri değerlendirilmiş midir? Atıl durumda bulunan limanın mevcut durumunun, ekolojik sisteme olumsuz bir etkisi söz konusu mudur?

Projenin dalgakıran ve mendirek gibi tamamlanan kısımlarında yeterli güvenlik önlemleri alınmış mıdır?

Bu kısımların bakım ve onarımları düzenli olarak yapılmakta mıdır?

Yine anımsadığım ve duyduğum kadarıyla:

Daha doğrusu kamuoyuna yansıyan iddialara göre; denizcilik sektöründe uluslararası alanda büyük sayılan bir firmanın limanın ihalesine talip olduğu ve liman ulaşımı için demiryolu talebinde bulunduğu söylenmektedir.

Sonucu duymadım.

Ama açıklanırsa ben de okuyucularıma duyurur, kendim de meraktan kurtulurum.

*- ÖNCELİK BARINMADA   

Prof. Dr. Cem Terzi’den, ‘Finlandiya örneği’ ni öğrendim.

Belirttiğine göre: Barınma öncelikli Yaklaşım (Housing First) modeliyle evsizlikle mücadelede Finlandiya’dan başarılı bir örnek.

Bu modele göre, insanlara ilk etapta barınma sağlanıyor ve diğer sorunları (işsizlik, sağlık sorunları gibi) çözmeleri için destek sunuluyor. Finlandiya’da bu yaklaşımla evsizlik %35 oranında azaldı, çünkü barınma, bir hak olarak kabul ediliyor ve insanlara kalıcı konut sağlanıyor.

Bir zamanlar böyle girişim ve düşünceler, Sovyetler Birliği’nden yani Rusya’dan verilirdi.

Ama yine birçoğumuzda ‘korku’ hakim olduğu için fazla konuşulmaz, konuşanlara da siyasi yönden güzel gözle bakılmazdı.

Prof. Dr. Cem Terzi’nin ‘Finlandiya modeli’ ve düşüncesi, Selçuk’ta babaları cezaevinde, anneleri de hurda toplamada olan en büyüğü beş yaşında olan yavrularımızın, kulübemsi odalarında çıkan yangın sonucu can vermeleri ile yine gündeme geldi.

Suriye’de binlerce konut yapan devletimizin kimsesizler ve yoksullar için de benzer çalışmalar yapmaları önerildi.

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...