DEHŞET KELİMESİ BİLE ZAYIF KALIYOR
Köşe Yazısı

DEHŞET KELİMESİ BİLE ZAYIF KALIYOR

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
31 Jul 2026 9 dk okuma 164

*- ÜRKÜTÜCÜ Videosu ile birlikte ilk paylaşan Elif Selma Yılmaz oldu! Yorumu iki satırla, şöyle idi: “Geleceğin Savunma Sanayii olarak paylaşılıyor, hakikaten ürkütücü. At üzerinde kılıçla yapılan savaşlara özlem duyuyor insan!..”

Çinliler olayı çizgi film şeklinde dünyaya yaymışlar.

Ben çocukların bilgisayar oyunlarının yeni bir versiyonu şeklinde algılamıştım.

Ama belli yerlerdeki ciddi diye bildiğimiz insanların bu kadar ilgi
duyup, yorumlar yaptıklarını görünce, ‘yapay zeka ürünü’ gibi endişe
duydum.

Sivrisinekler, arılar, kuşlar ‘savaş silahı’ olarak kullanılıyor
videoda, daha doğrusu geleceğimizin silahında…

İşte benim gibi izleyip yorum yapanlardan örnekler:

Yunus Köleoğlu: Bunların bir çoğu halihazırda üretilmiş durumdadır
diye düşünüyorum. Belki de bazıları sahada denendi ama bizim haberimiz
yok.

Sonuçta öldürücülüğü yüksek, tespiti zor olan savaş silahları.

Gökhan Baş: Pratikte bunlar servis edilir, ancak gerçekte yapmak o
kadar kolay değil. İsrail’in savunma sisteminin çökmesi gibi olur.
Bunlar evet kazanma oranı yüksek cihazlar ya da silahlar olur ama
sürdürülmesi imkansız boyutlardadır. Maliyetin düşük olması daha çok
önemlidir.

Emrullah Mahmutoğlu: Gerçekten çok iyi!

Mehmet SADIK INAN: Zaten bu savaşlar her şeyi yıkacağı için atlı
süvarilere geri dönülecek az kaldı

Ali Ceran: He hee tabi tabi, bu tür yapay zeka ile Suriye ordusu da
her türlü savaşı kazanır

Hakan Türe: Önce kendini geliştir...

Mustafa Uğur Vurur: Ebrehe'nin fil ordusu vardı. Allah ebabil
kuşlarıyla yok etmişti o orduyu. İnsanoğlu ilham alır. Mutlaka benzer
şeyler yapılacak.

Kâzım Çimen; Şu martı ve kargaların da sahada verimli bi şekilde
kullanılacağı teknolojileri 4 gözle bekliyorum. Düşünsene,
konstrüksiyon bedava, silahı donat, çipi tak, gönder. Bi an evvel
gerçekleşir  inşallah.

Kâzım Çimen: Ag Yetkilendirilmiş çok fazlalar Hacı abi. Ve hiç
susmuyorlar. Bi işe yaramış olurlar, fena mı?

Mehmet Z.: İnsan ırkı teknoloji ile kendini yok etme safhasına geldi
gibi. Allah’ın yarattığı nimetleri kullanarak kendine zarar veren bir
canlı türü var mı acaba, araştırmak lazım. Önce yaşadığı çevreden
şüpheye düşecek insan, doğaya şüpheyle bakacak sonra kendine. “Dehşet”
kelimesi bu gördüklerimi tanımlamaya yetmiyor. Geçmiş olsun.

Sıddık Akçay: “Kuş uçurmamak” deyimi aklıma geldi izlerken.

Fikir İnsanı: Yakın zamanda olacak bunlar…

Muhammet Bostancı: Zalimlerden daha güçlü olmak için daha çok
çalışmalıyız. Zalimin zulmünün şu partili bu partili diye ayırt
etmeyeceğine emin olabilirsiniz!



*- AKLIMIZA GELEN

Devalüasyon denildiğinde akla ilk gelen döviz kuru olur.

Ancak asıl değişen, cebinizdeki paranın satın alma gücüdür.
Aynı maaşla;
• Daha pahalı elektronik alabilirsiniz.
• Yurt dışı tatili daha maliyetli hale gelir.

• İthal ürünlere daha fazla TL ödersiniz.
Öte yandan bazı varlıklar, kur artışına karşı görece koruma sağlayabilir.

Bu nedenle önemli olan sadece "kur nereye gider?" sorusu değil,
portföyünüzün ve harcamalarınızın kur riskine ne kadar maruz olduğu
sorusudur.
Bu görsel, olası bir devalüasyon senaryosunda hangi varlıkların ve
gider kalemlerinin nasıl etkilenebileceğini sade bir şekilde
özetliyor.
Sizce bugün en büyük kur riski hangi kalemde?

Görüşlerinizi benimle paylaşabilirsiniz.



*- GÜVENLİK
Günümüzde en önemli konu; güvenliktir…

‘güvenlik’ ya da ‘güven duygusu’ çocukluktan, hatta bebeklikten başlar.

Dikkat ettiyseniz, bebek, annesinin başparmağını her durumda yakalar
ve bırakmak istemez, çünkü bu kendinde güven duygusu yaratır.

Kendini koruma duygusu.

Sabah erken saatlerde Urla İskelede alışverişe çıktım.

Kahvaltı yapanlar vardı, bazı mekanlarda.

Bir işyeri yanmış, geceden…

Sonra aklımdan Şafak Mert’ın güvenlik yöneticileri için hazırladığı
minik rehber geldi.

Yani işi büyüttüm.

Birçok firmamız yurt dışında büyük atılımlar yapıyor ya, bu nedenle
paylaşmak istedim.

Özetle;



*- TERSİ OLABİLİR

 Şirketiniz yeni bir projeye/ihaleye giriyor veya yeni bir coğrafyada
operasyon yürütme kararı verme aşamasında.

Siz de şirketin güvenlik müdürü/direktörü/koordinatörü olarak konuyla
ilgili tüm hazırlıklarınızı yaptınız.

Bölge etüdü, risk haritaları, farklı senaryolara göre hareket
tarzları, hatta renkli renkli cicili bicili risk kayıt formları
doldurdunuz.

Toplantıda herkes gibi siz de sunumunuzu yaptınız ve patronunuz (veya
yönetim kurulu) sizin teklifinizin tam tersi yönünde bir karar aldı.

Yani sizin “güvenlik açısından çok riskli, buraya girmeyelim”
dediğiniz yere girme kararı aldılar veya tam tersi sizin “bu pazar çok
uygun, mutlaka girmeliyiz” dediğiniz yere girmeme (veya o pazardan
çıkma) kararı aldılar.

Peki ne yapmalısınız?



*- YALNIZ ÇALIŞIN

Çeşitli konularda hazırlanmış küçük bir kitapçıkta, dikkatimi çekmişti.

O kitapçıklardan birinde “Za-Ke-Ko!” diye bir madde yazılıydı.

Zamanlama (Zaman Planlaması) – Keşif – Koordinasyon.

Siz de şirketinizin yeni bir pazara gireceğini ilk haber aldığınız
anda ilk iş olarak bir zaman planlaması yapın.

Unutmayın, hazırlıklarınız, karar toplantısından en az iki hafta önce
bitmiş olmalı. Ardından pazara (veya sahaya) keşfe gidin.

Keşfe mümkünse yalnız başınıza gidin veya çok güvendiğiniz birini gönderin.

Keşiften önce mutlaka bir keşif planı çıkarın.

Oraya gidip sadece şirketin parasıyla rakı-balık yapacaksanız, hiç
boşuna vakit harcamayın, gugıl meps ile işinizi görün.

Sonraki madde koordinasyon, tüm faaliyetleri kimlerle, hangi
departmanlarla eşgüdüm içerisinde yürütecekseniz mutlaka yüz yüze
görüşerek (sonra da e-posta ile teyit ederseniz iyi olur, sonra çarşı
karışırsa inkar etmesinler) kısa bilgilendirmeler yapın.



*- DANIŞIN

Eğer o zamana kadar hedef bölge hakkında bir bilgi dosyanız yoksa, o
bölgeyi bilen birinden danışmanlık hizmeti alıp, detaylı bir rapor
hazırlatmanızı tavsiye ederim.

Açık kaynak kullanan birinden dahi bu hizmeti alabilirsiniz (herkesin
bir istihbarat teşkilatı olmasına gerek yok). Ayrıca hem sizin, hem
keşfe gidecek diğer ekiplerin güvenliği için de hizmet alımı
gerekebilir.

Bunları da yıllar önce, İzmir’de bir bankanın ‘istihbarat’ servisinde
çalışan Macit Ersönmez’den duymuştum.

Genelde şirketlerin kendi bünyelerindeki güvenlik departmanları çok
büyük değildir.

Her şeyi kendiniz yapmaya kalkarsanız hem yetişemezsiniz hem de önemli
noktaları gözden kaçırabilirsiniz, Bundan dolayı güvendiğiniz
birilerinden hizmet alımını kesinlikle tavsiye ediyorum.

Doğuda ise batıdaki bir şirketten, batıda ise Doğu’daki bir firmadan
örnek olarak…



*-YAZI KALICIDIR

Keşfi tamamladığınızda mutlaka yazıl bir rapor haline getirin.

Aydın Bilgin ‘Haber Ekspres’ gazetesini kurduğunda, tüm bölgeyi adım
adım dolaşmış, her gün ‘günlük’  raporlar hazırlayarak vermiştim.

Raporun en başına bir yönetici özeti koymak ve kendi alanınız
dışındaki konulara girmemek rapor yazarken prensibiniz olsun.

İyi niyetle yazdığınız bir cümle başka bir departman ile uzun süre
devam edecek bir küslüğün başlangıcı olabilir.

Benim tavsiyem raporu birinci tekil şahıs olarak yazmanız.

Mantıki bir sıra içerisinde tüm gözlemlerinizi samimi olarak yazın.

Her bölümün sonuna gözlemlerinizin ne anlama geldiğini ve neden önemli
olduğunu ekleyin.

Raporun sonucunda kendi kararınızı değil, patronuzun(veya yönetim
kurulunun) alabileceği kararlara yönelik senaryolarınızı ortaya koyun.

Patronlar kendi adlarına karar verenleri pek sevmez.



*- PATRON BİLİR

Şimdi büyüme kararı alan firma için yapacağınız ön çalışma için üzücü bir haber;

Sizin günlerinizi harcadığınız risk kayıt formları, risk haritaları,
bölge suç istatistikleri, suç profilleri patronunuzun umurunda bile
değil (hiç bir zaman olmadı, hiç bir zaman da olmayacak, buna alışın).

Tüm o belgeler patronunuza görüşünüzü sunarken görüşünüzü desteklemek
için var (bir de mahkemeye düşerseniz delil olsun diye).

Onun haricinde patronunuz onlara bakmayacak bile.

Ancak siz tüm o belgeleri mükemmel seviyede hazırlamak ve sürekli
güncellemekle yükümlüsünüz.

Yani bunlar raporda mutlaka yer almalıdır.

İleride ne işe yaradığını fark edersiniz.

Günümüz için şart…



*- LAF OLSUN DİYE

Patron en son konuşacak ve kararını açıklayacaktır.

Şunun farkında olun, patron kararını en az bir ay önce vermişti zaten.

Bu toplantı karar verme toplantısı değil, kararı açıklama toplantısı.

Patronunuz sizin işaret ettiğinizin tam aksinde bir karar açıkladıysa
yapmanız gereken şey itiraz etmek veya rest çekmek değil, patronunuzun
bu kararını en iyi nasıl destekleyeceğinizi düşünmektir.

Kendisine şöyle diyebilirsiniz “haklısınız patron, Afganistan’da mayo
fabrikası açmak iyi bir fikir olabilir. Ancak böyle bir tesisin
güvenlik ihtiyacı şunlar şunlar olacaktır ve yaklaşık şu kadar ek
bütçeye ihtiyaç olacaktır”.

Bu kadar, konuyu dramatik hale getirmeye gerek yok.

Siz patronunuza, şirketinize ve iş arkadaşlarınıza güvenli çalışma
ortamı sağlamakla görevlisiniz, patron adına karar vermekle değil.

İşin özü bu son cümlede gizlidir.

Baktınız olmuyor, alır ceketi gidersiniz.

Yürüyen büyüyen o kadar şirketimiz var.

Tabii batan ve kapananların sayıları da az değil.

Patronlar vizyon sahibi ise çalışanına önem veriyorsa, birlik ve
beraberlikten güç doğduğuna inanıyorsa mesele yok.

Bir de ve en önemlisi oyunu kuralına göre oynamak lazım.

Müslüman mahallesinde salyangoz satamazsınız, ya da Eskimolara
buzdolabı satmak için maharet ister, fıkralarda olduğu gibi…


YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

CUMHURİYET BAYRAMI'NDA ÇOCUKLAR SEVİNDİRİLMELİ

*- SEVİNDİRELİM En büyük bayramımızdan bir gün önce bir öneriyi kendime görev kabul ederek paylaşmak istiyorum:

29 Oct 2026 113

GENÇLERİN KORKMASINA NEDEN YOK!

*- DERT EDİNMEYİN Herkese ‘Hayata dair notlar! Öncelikle, küçük şeyleri dert etmeyin. Kusursuz olamayacağınızı da kabullenin. Rahat ve ılımlı insanların başarılı olamayacağı düşüncesini bırakın. Sevgi kapasitenizi geliştirin…

28 Oct 2026 314

KAHVE FAYDALI MI, YOKSA ZARARLI MI?

*- DERMAN BEKLEYENLER Daha yeni, benden medet umuk taa Urfa’dan kendine has şivasi ile ‘bana sigortalı bir iş bulabilir misin?’ diyen vatandaşımızın konuşmaları kulağımdan gitmiyor.

27 Oct 2026 185

EN BÜYÜK ÖDÜL

*- YANILGI Hayatın en büyük yanılgılarından biri, mutluluğu “bir gün”e ertelemek. Oysa zaman geri alınmıyor; yaşananlar silinmiyor ve hangi günün son günümüz olduğunu bilmiyoruz. Kendine iyi gelmek için hayatının kusursuz bir hale gelmesini bekleme. Çünkü bazen hayatı gerçekten yaşamak, ‘sonra’ dediğimiz şeyin hiç gelmeyebileceğini fark etmekle başlar. Sağlıklı ömürler diliyorum…

26 Oct 2026 277

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 394

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...