DEĞİŞİM HİÇ DE KOLAY DEĞİL
Köşe Yazısı

DEĞİŞİM HİÇ DE KOLAY DEĞİL

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
14 Aug 2026 6 dk okuma 126

*- GÖNÜLDEN Urla Gökkuşağı Bisiklet atölyesinin yöneticisi, eski gazetecilerden Atalay Ergezen’den şu mesajı aldım: ‘Yaşar abi iyi akşamlar. Birkaç günlüğüne test amaçlı kamp denemesi yapabilir miyiz? Biliyorsun benim burası düz ayak. Sana bir oda hazırlarım. Sabah erken kalkıp egzersiz gezisi. Gündüz dinlenmeli hafif işler. Fakir öğünler. Ne dersin olur mu?’

Bir dost, bir takipçi ancak bu kadar olur?
40 yıl sonra Atalay Beni aynı şehirde Urla’da buldu…
Hüseyin Yangır, Can Beyezkartal ve diğer genç ekiple spor servisinde
çalışırken, ben de büyük tirajlı iki ulusal gazetenin sayfalarına
haber yetiştirmek için sırtımdan ter gelircesine başımı kaldırmadan en
azından 60 ayrı haberi edit ediyordum.
Şöyle diyeyim:
Bir yanlış sözcük, en azından 600 bin oluyordu.
Bilmem önemini anlatabildim mi?
Geçenlerde ‘Sen iki parmak yıldırım gibi yazıyordum, anımsadığım
kadarıyla, yine öyle misin?’ sorusuna, ‘Hayır, 10 parmak!’ yanıtını
verdim.
Poli nöropati olduğumu öğrenince, inanın en uzman profesörler bile
Atalay kadar araştırma yapmamıştır.
O günden bu yana, benim önceki yıllardaki halimi ve hareketliliğimi
kazanmam için üç tekerlekli bisikletten tutun da, Urla İskele’de sabah
yürüyüşlerine kadar çeşitli alternatif sağlık projelerini öneriyor.
Hatta ayaklarımın güçlenmesi için ‘dev gibi’ bir cihazı ufaklık, oğlu
Küçük Efe ile getirdi, evimin bahçesine yerleştirdi.
Arada ‘Nasıl gidiyor?’ mesajını çekiyor.
‘Yazımın başındaki davetine ‘Hayır!’ deyince şöyle yanıt verdi:
“Teklifim tüm zamanlar için geçerli.
Rutinleri değiştirmek kolektif eşliğinde zor olabiliyor.
Kimseyi yalnız bırakmamak için..,”
Ben aynı zamanda, Mustafa Foçali’nın şu gönderisine;
‘Değişim kolay değil!’ diye yanıt vermiştim:
Birlikte okuyalım:

*- HOŞLANILMAYAN
“Herkes rolünü oynuyor;
Kimi güçlü kahraman,
Kimi her zaman kurban,
Kimi iyilik meleği, kimi şifacı,
Kimi huysuz ama akıllı,
Kimi kral, kimi sarayın soytarısı...
Bazısı hassas prenses,
Bazısı doğruluk timsali şövalye.
Kendine yakıştırdığı bu rolü,
Sorgusuz sualsiz kabul edeni seviyor insan.
Karşı gelen, sorgulayansa hoşlanmıyor.
Hele "değişmelisin" diyeni.
İnsan geçmişine tarafsız bir gözle bakmayı becermeli.
Ancak bu sayede yaşadıklarını bir hata değil, deneyim olarak görmesi
mümkün olabilir.”

*- REKOR KIRILDI
Amerika’dan gelen haber dudak uçurtan cinsinden…
Başlık şöyle:
Powerball oyuncusu 1 milyar dolarlık ikramiye kazandı!
Kusuruma bakmayın, ben başlığı okuyunca, bizim futbolcular gibi bir
oyuncunun bu kadar büyük ikramiyeyi tek başına kazandığını düşündüm.
Meğer bizim ‘Teyyare’ ya da “Fuar Biletleri Çekilişi’ gibi  bir şeymş…
Ama ödüle bakın ve kazanan numaraya?
Illinois'te satılan bir Powerball bileti, Çarşamba gecesi çekilişte
tüm altı numarayı eşleştirdi ve piyango organizasyonuna göre tahmini
1,04 milyar dolarlık büyük ikramiye kazandı.
Kazanan numaralar 4, 26, 66, 67, 69 ve kırmızı Powerball 9 idi.
Bu yılın şimdiye kadarki en büyük Powerball ikramiyesi ve oyunun
tarihindeki en büyük sekiz Powerball ikramiyesi.
Kazanan, 29 yıl boyunca ödenen yıllık ödül veya 450,5 milyon dolarlık
toplu nakit ödeme için en üst ödülü kazanabilir. Her iki ödül de
vergiden önce.
Bu satırları yazdığımın bir önceki günkü çekiliş, 2 Mayıs'taki son
ikramiye kazanılmasından bu yana üst üste 44. çekilişti.
Geçen yıl, 1 milyar dolardan fazla kazanan iki Powerball ikramiyesi
vardı; bunlar arasında Noel arifesinde kazanılan ve ABD'nin şimdiye
kadarki en büyük piyango ödülü olan 1,8 milyar dolarlık ikramiye
vardı.
Eylül 2025'te Missouri ve Texas'ta iki biletle kazanılan 1,787 milyar
dolarlık Powerball jackpotu, ABD piyango tarihindeki üçüncü en büyük
ödül oldu.

*-SİSTEM İÇİNDE
Tek amacı kendini korumak olan sistem her şeyin önüne geçiyor ve
mükemmele ulaşma yolundaki en büyük engel oluyor.
‘Sistem patronluğu!’ dediğimiz bu yapıyı ben ‘trafik canavarı
olgusuna!’  benzetiyorum ve oldukça tehlikeli buluyorum.
‘Bir şeyi kırk kere söylersen olur’ derler.
Yazılı ve görsel basın da ‘trafik canavarı!’ diye diye, kazayı yapanın
sanki insan değilde başka bir varlık olduğu algısı ortaya çıktı.
Halbuki her trafik kazasının tek bir kök nedeni var:
İnsan.

*-  İNSANOĞLU İŞTE
Ama ‘trafik canavarı’ denen, resmi bile ortaya konmuş bir varlık sanki
tüm bu kazalarda pay sahibiymiş gibi gösterilerek bir nevi suç
paylaşımı ve vicdan rahatlaması yapılıyor. Sistem patronluğu için de
durum aynı.
Dikkat ederseniz, sistemin dirençli olduğu ve kaliteyi engellediği
durumlardan bahsederken sistemi kişiselleştirdik.
‘Dirençlidir!’ dedik, kalite canavarına dönüşür değişime kapalı olur,
diye de ekledik.
Bu tür kişiselleştirme ifadelerini insanlar için kullanırız, aynen
trafik canavarı bugün de üç can aldı ifadesinde olduğu gibi.
Hepsinin sorumlusu biziz, insanlar.

*- FARKINDA DEĞİLLER
Benim incelediğim kurumlarda bir sistem patronluğu söz konusuydu.
Çalışanlar ve yöneticiler sisteme öylesine bağlıydılar ki kendi
kendilerine çelme taktıklarının farkında bile değillerdi.
Yaptığım görüşmelerde en çok şu cümleleri duydum:
“Dediğinizde katılıyorum ama bizim prosedürlerimize göre…..”
“Niye mi böyle yapıyoruz? Talimat var, sistem var, onu aşmak  uygun olur mu?”
“Biz daha ilk kurulduğumuz yıl kalite belgesini aldık. Bu noktaya
gelmemizde en önemli etken sistemimiz. Tabii ki sistemimizi
koruyacağız.
“Hiçbir zaman kişiler sistemin önüne geçemez. O zaman
kurumsallaşamazsınız, herkes kafasına göre iş yapar. Burası koskoca
bir şirket, ev değil ki!”
İlginç bir şekilde hemen hemen kurumlardaki herkes işleyişten
yakınıyor ama konu değişiklik yapmaya gelince birden karşınıza koskoca
bir SİSTEM PATRONLUĞU gerçeği çıkıyordu.
Kurumun insan kaynağı gerçekten kuvvetliydi.
Çalışanlar da yöneticiler de iyi tahsil görmüş, çalışkan, en önemlisi
işini seven insanlardan oluşuyordu.
Ama ortada “beni fark edin ve kendinizi kurtarın!” diye bağıran bir
yanlış vardı:
sistem sanki kurumun en tepesinde oturan ve odasından herkese her gün
beni korumak için elinizden geleni yapacaksınız diyen bir
yöneticiymiş, bir insanmış gibi algılanıyordu.
Bir tek ismi, odası, makam aracı, adına bastırılmış kartviziti eksikti.
Asıl vahim olan, sistemin her şeyin önüne geçmiş olmasıydı:
çalışanların, kurumun, kurumun sahiplerinin, kaliteli işletme arzusunun….
Sistem önemlidir ama doğru çalışan olmadan hiç bir değeri yoktur.
İyi sistemleri doğru çalışanlar ile birleştirmezseniz başarıya ulaşamazsınız .
Doğru çalışanlar iyi sistemleri kendilerine hizmetkar eder..
Ben de bu yazıyı Atalay Ergezen’e ithaf ediyorum
Bizim “Bisiklet Ustası’ Urla Gökkuşağı Bisiklet’in kalıbına sığmayanına…
*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...