ÇOK DAHA YUKARILARA DOĞRU
Köşe Yazısı

ÇOK DAHA YUKARILARA DOĞRU

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
04 Dec 2025 12 dk okuma 151

*- SEVENİ ÇOK FAZLA Güne yine Mustafa Foçalı’nın güzel paylaşımı ile başlıyorum: “Ölürsem görmeden millette ümit ettiğim feyzi, yazılsın seng-i kabrimde vatan mavatan mahzun ben mahzun. Vatan'ın bağrına düşman dayadı hançerini, Yoğ imiş kurtaracak bah-ı kara maderini?? Diyen Namık Kemal'in 137’ nci ölüm yıldönümünde rahmet ve saygıyla anıyorum. “Bağrına düşman dayasın hançerini, Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.?? Diyen ölümsüz Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü de rahmet, saygı

*- BİZDEN…

Mustafa Foçalı bizim okuldan İzmir Namık Kemal Lisesi’nden…

Yeni Ege Traktör’ün kurucusu…

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde Dernek Başkanı,

Ege Üniversitesi Bilgisayar Araştırma Uygulama'da İşletme Müdürü idi…

Tabiii ki benim gibi Bornovalı…

Bakın ne güzel yazmış;

“Bildiğiniz gibi... Zaman sizi alıp götürüyormuş gibi akıp geçiyor, ne kadar çabuk geçtiğini fark etmiyorsunuz...

Daha dün gibi geliyor, gençtim ve daha yeni başlıyordum...

Ama tuhaf bir şekilde sanki yüzyıllar önceymiş gibi hissediyorum ve kendime soruyorum:

Bütün o yıllar nereye gitti?

Hepsini yaşadığımı biliyorum, o zamanların ve kurduğum hayallerin hatıraları var...

Ama aniden hayatımın son çeyreğinde olduğumu fark ettim ve bu keşif beni şaşırttı...

Bütün o yıllar nereye gitti!?

Gençliğim beni ne zaman ve nerede bıraktı?

*- HAYAL BİLE ETMEMİŞ

Hayatım boyunca birçok yaşlı insanla tanıştım ama yaşlılığın benden çok uzakta olduğunu hep düşündüm...

O zamanlar hayatımın ilk çeyreğindeydim ve dördüncü çeyrek o kadar uzaktaydı ki hayal bile edemiyordum...

Ama şimdi dördüncü çeyrek kapımı çaldı, eşiğimi aştı ve gençliğimi de beraberinde götürdü...

Arkadaşlarım emekli oldu, saçları ağardı, yavaş yürüyorlar, neredeyse duyamıyorlar, neredeyse anlayamıyorlar...

Bazıları benden daha iyi, bazıları daha kötü...

Ama ne kadar değiştiklerini açıkça görüyorum...

Artık hatırladığım o tutkulu ve genç insanlar değiller...

Artık bir zamanlar hayranlık duyduğumuz ve bir gün onlar gibi olacağımızı asla hayal etmediğimiz o yaşlı insanlarız...

*- GEREKLİ OLAN

Bugün banyo yapmak benim için günlük bir hedef haline geldi!!

Ve şekerleme yapmak artık isteğe bağlı değil, gerekli!!

Çünkü kendi isteğimle uyumazsam, olduğum yerde uyuyakalıyorum...

Ve böylece hayatımın yeni bir bölümüne başladım;

acıya, engellere ve yapmak isteyip de yapamadığım şeylere hazırlıksız yakalandım...

Yapmamam gereken şeyler için ne kadar pişmanım...

Ve yapmam gereken ama hiç yapmadığım şeyler için ne kadar pişmanım...

Aynı zamanda, geçmişte yapmış olmaktan mutlu olduğum birçok şey var...

*- ERTELEMEYİN

Yani, eğer henüz hayatınızın son çeyreğine girmediyseniz... Size hatırlatayım, düşündüğünüzden daha erken gelecek!

Yani, hayatınızda ne yapmak istiyorsanız, şimdi yapın...

Yarına ertelemeyin!!

Hayat çok hızlı geçiyor...

O yüzden bugün elinizden gelenin en iyisini yapın, çünkü hayatınızın hangi çeyreğinde olduğunuzu asla bilemezsiniz...

Hayatınızın tüm dönemlerini göreceğinizin garantisi yok...

O yüzden bugünü yaşayın ve sevdiklerinizin hatırlaması, söylemesi ve yapması için ne yapmak istiyorsanız onu yapın veya söyleyin...

Umarım sizi takdir ederler ve yıllar boyunca onlar için yaptığınız her şey için sizi severler...

*- TADINI ÇIKARIN-

‘Hayat’ size bir armağandır.

Ve yaşam tarzınız, sizden sonra gelenlere bir armağandır...

Öyleyse harika kılın...

Hayatınızı iyi yaşayın.

Gününüzün tadını çıkarın...

Eğlenceli bir şeyler yapın...

Mutlu olun...

Size harika bir gün diliyorum...

Unutmayın ki ‘sağlık’ gerçek zenginliktir, altın ve gümüş değil...

Ve şunları hatırlamak daha iyidir:

Dışarı çıkmak güzeldir

Eve dönmek daha güzeldir

İsimleri unutmak sorun değil...

Çünkü bazı insanlar sizi tanıdıklarını bile unuturlar!

Eskiden yaptığın şeyler artık senin için önemli değil ve umursamadığın için de artık umursamıyorsun.

*- ASLA GİYEMEYECEKSİN

Yatakta olmaktansa televizyon açıkken kanepede daha iyi uyuyorsun.

Her şeyin sadece bir ‘açma’ ve ‘kapama’ düğmesiyle çalıştığı günleri özlüyorsun.

Daha kısa kelimeler kullanma eğilimindesin:

Ne?... Ne zaman?... Nerede?

Gardırobunda o kadar çok kıyafet var ki...

Bir daha asla yarısından fazlasını giymeyeceksin.

Eski şeyler senin için daha değerli oluyor:

Eski şarkılar,

Eski filmler,

Ve en güzel yanı:

Eski dostlar!!

*- DİLEĞİ

Bunu eski dostlarına gönder... Gülmelerine ve seninle aynı fikirde olmalarına izin ver...

Ve unutma: Önemli olan ne kadar biriktirdiğin değil, ne kadar verdiğindir...

Ve bu nasıl bir hayat yaşadığını gösteriyor...

Sonuç olarak...

Ve sanırım bu benim hayat bilgeliğimi özetliyor:

Hayatımıza zaman ekleyemeyeceğimizi çok iyi biliyoruz, ama zamanımıza hayat ekleyebiliriz.

Unutulmuş, unutulmamış dost ve arkadaşlara selam olsun.

Sevgiyle kalın…”

*- BU ETKİNLİĞİ PAYLAŞMADAN GEÇEMEM

‘Yeni Nesil Çeteler’ artık tam da hayatımızın orta yerinde.

2022 sonunda 12-18 yaş arası tutuklu-hükümlü çocuk sayısı iki binli rakamlardayken sayı 2025 yılında beş bini geçti.

Ve kayıt dışı veriler bunlara dahil değil.

Neredeyse her akşam haber bültenlerinde bu gençlerin izine rastlıyoruz. Gözlerini budaktan sakınmayan, suçlarını bir madalya gibi taşıyan, yaşları küçük çocuklar/gençler

Peki kim bu gençler/çocuklar, neden adeta korkusuzlar, ya da öyle gözükmeye çalışıyarlar, neden ve nasıl bu yoldalar, boşluk nerede, sosyal medyanın nasıl bir etkisi var,  neden hep yoksul mahallelerden geliyorlar, niye görünür olmaktan çekinmiyorlar ve tabii en önemli sorulardan biri ‘yetişkin gibi yargılansınlar!’ demek bir çözüm mü?

Peki çözüm ne?

Gazeteciler Sadık Güleç ve Osman Çaklı bu suç kültürünü ve çocukların/gençlerin bu yapıya nasıl, neden sürüklendiklerini ve çözüm önerilerini “Komşu Kapısı”nda anlatacak…

Bu önemli konu üzerine umarım tüm kurumlarımız giderler ve ortak çözüm üretilir…

*- AKILLI İŞVEREN AVUKATLARI

Arabulucu Avukat Ezgi Erkin Kozanlı mesajında ‘Bu akılları size kim veriyor?’ diye soruyor…

Yeni Yıla yaklaştık ya, usulsüz işten çıkarmalar, dolayısıyla ‘Sesinizi çıkarmayın, sizin de başınıza gelir!’ demeler, algı yaratmalar maşallah bir numara!

Hukukçu Ezgi Erkin Kozanlı, “Usulsüz işten çıkarma’da yeni trend:

Sözlü fesih!” diyor ve tekrarlıyor:

“Yine herkesin anlayabileceği bir biçimde sormak istiyorum:

Oolum (eyy işveren!) bu akılları kim veriyor size?

İşKanunu hiç bir şüpheye mahal vermeyecek şekilde, fesih bildiriminin, yazılı olarak yapılması gerektiğini ve fesih sebebinin açıkça belirtilmiş olmasını şart koşmuştur.

Ama bu ara elime hangi dosya gelse, sözleşmiş gibi ‘sözlü fesihle’ ilgili…

‘Hadi bye bye!..’ denen işçiyi, arabulucu arayıp, para teklif ediyor.

İşin daha kederlisi arabulucu ile şirketin avukatı, akraba çıkıyor.

‘Hepsi tesadüf Ezocuğum, boş ver sıkma canını!’ derken şunu sizinle de paylaşmak istedim:

1-Yazılı fesih yoksa, fesih otomatik olarak geçersizdir ve işçi, iş güvenliği hükümlerine tabiyse davayı doğrudan kazanır.

2- Eylemli fesih tarihinden itibaren 1 aylık süreyi kaçırmayın, lütfen hashtag#işhukuku çalışan bir avukata gidin.

3- SGK’ya ve Cimer’e durumu bildirin, paranız varsa noterden ihtarname çekin.

4- Bu, yeni oynak trendlere uyum sağlamaya çalışıyorum “

*- ŞOFÖRÜ PAPA!

Mehmet Çalık Tozbey bizleri güldürmek istemiş:

“Papa Vatikan'dan çıkıp araba ile Türkiye'ye gelmek ister. Şoförü makam arabasını hazırlar ve Papa'yı Türkiye 'ye getirmek üzere yola koyulur.

Bir süre sonra papa, şoföre "yıllardır araba sürmüyorum Türkiye 'ye

kadar ben kullanayım" diyerek, şoförle yer değiştirir.Türkiye sınırını geçtikten sonra papa radara yakalanır ve polisler aracı çevirir.

Polis memuru Papa'yı direksiyonda görünce ne yapacağını şaşırır ve müdürünü arar.

Memur: Müdürüm, radara kim yakalanırsa yakalansın cezasını kesin demiştiniz.

Müdür: Evet, kim olursa olsun cezayı kes.

Memur: Ama müdürüm.

Müdür: Kim olursa olsun cezayı kesin dedim peki kim yakalandı, milletvekili mi?

Memur: Yok müdürüm.

Müdür: Olsun, başbakan bile olsa cezayı keseceksiniz, herkese eşit davranmakla yükümlüyüz.

Memur: Yok müdürüm başbakan da değil.

Müdür: Olsun, cumhurbaşkanı bile olsa cezayı kes.

Memur: Değil müdürüm, cumhurbaşkanı da değil.

Müdür: Kim lan o zaman bu?

Memur: Müdürüm kim olduğunu bilmiyorum, ama adamın şoförü Papa!..

Müdür: Lan yoksa İsa mı? Aman Tanrım!”

*- KÖLELİK KALKTI MI?

“Köleliğin Kaldırılması Günü (International Day for the Abolition of Slavery)”, 1986 yılından itibaren dünya genelinde, 2 Aralık tarihinde kutlanılıyor.

Bu tarih, uluslararası düzeyde köleliğin kaldırılması ve modern kölelik biçimlerinin sona erdirilmesine dair önemli bir gündür.

2 Aralık, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini de desteklemektedir.

Uluslararası toplumun her türlü kölelik ve sömürünün ortadan kaldırılması yönündeki kararlılığının bir hatırlatıcısı niteliğindedir.

Birleşmiş Milletler (BM), 2 Aralık 1949’da insan ticareti, cinsel istismar, çocuk işçi çalıştırma, zorla evlendirme ve çocukların silahlı çatışmalarda kullanılmak üzere zorla askere alınması gibi köleliğin çağdaş formlarını yok etmeyi amaçlayan bir yasa tasarısını kabul etmişti.

Bu nedenle 2 Aralık, dünya genelinde “Köleliğin Kaldırılması Günü” olarak benimsendi.

Köleliğin Kaldırılması Gününün Odak Noktaları

İnsan ticareti

Çocuk işçiliği

Zorla çalıştırma

Zorla evlendirme

Ticari cinsel sömürü

Birleşmiş Milletler, 1981 yılında modern kölelik biçimlerini sona erdirmek için “Köleliğin Yasaklanması Uluslararası Günü” olarak ilan etmiştir.

Bu gün, zorla çalıştırma, insan ticareti, kadın ve çocuk ticareti, çocuk işçiliği ve diğer modern kölelik biçimlerine karşı farkındalık yaratmayı amaçlamaktadır.

*- ZORLA ÇALIŞTIRMA!

Birleşmiş Milletler, Modern kölelik koşullarında yaklaşık 50 milyon insanın yaşadığın ve bunların 28 milyonunun zorla çalıştırıldığını, 22 milyonunun ise zorla evlendirildiğini,

Zorla çalıştırılanların neredeyse sekizde biri çocuk olduğunu ve bu çocukların yarısından fazlasının ticari cinsel sömürü altında olduğunu,

Zorla çalıştırma vakalarının çoğunun (%86) özel sektörde görüldüğünü,

Ticari cinsel sömürüye maruz kalanların beşte dördüne yakınının kadınlar veya kız çocuklarından oluştuğunu, tahmin etmektedir.

Uluslararası Gün’e katılmak ve insanlığa karşı işlenen bu suçu sona erdirmek için ulusal ve küresel çaba önem arz etmektedir.

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...