CEMİL BAŞKAN, DESTEK ve DAYANIŞMA İSTİYOR
Köşe Yazısı

CEMİL BAŞKAN, DESTEK ve DAYANIŞMA İSTİYOR

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
04 Jun 2025 14 dk okuma 169

*- ‘SORUMSUZLUK’ YAPMAYACAK! Güne ya da yazıya yine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın sözleri ile başlayayım: Şöyle diyor: ‘Sendika yöneticileri ile arkadaşlarımızın bugün yaptığı görüşme ne yazık ki yine sonuçsuz kaldı. Attığımız tüm iyiniyetli adımlara rağmen, sendika yöneticileri ilk günkü uzlaşmaz tutumlarını sürdürüyorlar. Sabah kamuoyuna ilettiğim net rakamlar içeren teklifimiz masadadır. Belediye bütçemizi sonuna kadar zorlayarak teklif ettiğimiz rakamların bö

*- TEHDİT ve TACİZLER

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, sabah saatlerinde şunları söyledi:

‘Disk Genel İş Sendikası İzmir’de mantıklı hiçbir açıklaması olmayan bir grev sürecini, insanlarımızın günlük hayatını alt üst etme ve sağlıklarını bozmayı da göze alarak devam ettirme çabası içindedir.

Bu esnada hem iş yapmaya çalışan arkadaşlarımız hem de belediye yöneticileri sık sık ‘tehdit’ ve ‘tacizlere’ maruz bırakılıyorlar.

Bu baskı ve tehditlere boyun eğmem asla mümkün değildir.

‘Grev bitsin’ diye çaba gösteriyorum, ancak makul olmayan, sorumsuzluk boyutunda taleplere kesinlikle ‘evet’ diyemem.

*- DAYANIŞMA KÜLTÜRÜ

Grev öyle ya da böyle son bulacaktır.

Dayatmalarla değil hukukla, siyasi ve idari sorumluluğumuzla İzmir adına gerekeni yapacağız.

Bu süreç içinde; Şehrimize ve insanlarımıza sahip çıkmak adına, grev sonlanana kadar sizlerden dayanışma ve destek bekliyoruz.

Hep birlikte çevremizi temiz tutalım, duraklarda bekleyen hemşehrilemizle araçlarımızı paylaşmaya çalışalım.

İzmir’in dayanışma kültürünü gösterelim.

*- GEÇ OLMADAN

Sevgili belediye çalışanları,

Grev hakkınıza sonuna kadar saygılıyım.

Belediyenin daha fazla ücret ödeyebileceğine dair kanaatiniz varsa grev yapmaya devam edin.

Ama, duyuyorum ki birçoğunuz mevcut durumdan yakınmakta. Sizlerin de yaşananlara anlam veremediğinizin farkındayım. 

Kurmaya çalıştığım tek şey, mali disiplini olan bir belediye, kamu kaynağını doğru kullanan bir yönetim anlayışıdır;

Hem İzmir’in hem çalışanlarımızın geleceği için bunu yapmak zorundayım.

Burada görev size düşüyor.

Lütfen sendika yetkililerinin makul tekliflerle gelmesi için elinizden gelen yapın, hepimiz için çok geç olmadan.”

Şimdi de Türkiye’nin en fazla okunan yazarı, İzmirli Yılmaz Özdil’e kulak verelim:

*- ‘BİZ İZMİRLİYİZ!’

Çok okunan İzmirli yazar Yılmaz Özdil’in, ‘Belediye işçilerinin grevi’ ile ilgili görüşü ise şöyle:

‘Biz İzmiriz, sadece zeybek oynarken diz çökeriz…

Başkan Cemil Tugay, belediye otobüsüne şoför lazımsa direksiyona biz geçelim, temizlik işçisi eksikse biz çöpçü olalım, itfaiyeciler işe gelmiyorsa varsın yansın şehrimiz, lütfen geri adım atma, İzmirlileri tehdit eden, emekçiyi sömüren sarı sendikayı söküp atalım.’

Şunu söyleyeyim:

Gece yarısı saat 00.45, Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi…

Sendika grevi nedeniyle 4 gündür biriken çöpler, Cemil Tugay ve vatandaşların katılımıyla temizleniyor.

Desteğe gelenlerin sayısı gittikçe artıyor.

Görüntüler, anlattıklarını doğruluyor.

*- TOPU ATAR GİBİ…

Bircan Yıldırım isimle bir vatandaşın Başkan Cemil Tugay’a çağırısı ise şöyle:

‘At bunları işten, 95 bin tl ve ek ödemelerle 130 bin tl hak değil.

Gençleri işe al Cemil Tugay!’

Duymuşsunuzdur:

İzmir'de Konak Belediyesi işçileri çöpleri toplamaya çalıştı ancak en az 82 ila 95 bin TL arasında maaş isteyen ve grev yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi işçileri izin vermedi.

Ben burada kısa bir soru sormak istiyorum;

‘İşçiler haklıdır, bunlara bu maaş bile az diyen var mı?

‘Var’ diyenler adlarını yazdırsınlar…

*- VASIFSIZ İŞÇİ

Kemal Bildiş de sinirlenip şunları yazmış;

‘Öğretmenin 52 bin lira, Hemşirenin 52 bin lira, Polisin 58 bin lira, Uzman Doktorun 73 bin lira, Mühendisin 65 bin lira aldığı, ÖZEL SEKTÖRDEKİ EMEKÇİNİN İSE 22 bin lira aldığı İzmir’de, vasıfsız belediye işçileri 60 bin lira maaşı beğenmeyip grev yapıyor.

Lokavt ilan edilmelidir…’

*- TEHDİDE BAKIN

Havva Hanım, ‘Dediniz ki, Cemil Tugay’la Hamza Dağ arasındaki oy farkına bakın, biz ailelerimizle 500.000 kişiyiz hesabı ona göre yapın…’

Bakın Başkanım Dr. Cemil Tugay bu sendikacıya ne yanıt verdi:

‘Yapalım Sayın Sendika Yetkilileri, İzmir halkı da yapacaktır bu hesabı. Benim hiçbir çalışma arkadaşım alacağı maaşa göre siyasi duruşunu belirlemez, insanlık onurunu kimsenin hesaplarına da tahvil etmez.”

Ben de şöyle diyorum:

‘Herkesin bir oyu vardır.

Ne iddialıları gördüm, eşinden ve çocuklarından bile oy alamadı..’

*- EV HAPSİ YETER Mİ?

Şimdi de ‘Memleketimizin halinden’ bir paylaşım yapayım…

‘İstanbul Kadıköy'de, sokakta oturan bir kişinin kolyesini bıçak göstererek gasp eden 17 yaşındaki kişiye ev hapsi verildi…

Şahsın 3 suç kaydı olduğu öğrenildi…’

Ben yorum yapmayacağım.

Fakat;

Hani bir televizyonda, aileler yarışmasında sunucu ‘100 kişiye sorduk!’ diyerek en popüler cevapları istiyor ya, ben de ’Vatandaş ne diyor?’ diye isimlerini paylaşmadan yanıtlarını vereyim.

En beğendiğinizi ya da aklınızın yattığını siz işaretleyin…

Veya kendi görüşünüzü belirtin.

İşte ‘Kısa ve öz’ yanıtlardan bazıları:

*- TEKSAS’TA İSE

‘Eğer Teksas’ta 17 yaşındaki bir kişi, daha önce suç kaydıyla, bıçak kullanarak gasp suçu işlerse, muhtemelen yetişkin olarak yargılanır ve 5 ila 99 yıl hapis veya ömür boyu hapis cezası alabilir.

Teksas yasalarına göre, bu suç ağır gasp (aggravated robbery) olarak sınıflandırılır ve birinci derece ağır suçtur.

Önceki suç kayıtları ve silah kullanımı nedeniyle yetişkin mahkemesine sevk edilmesi olasıdır.

Ancak, çocuk mahkemesinde kalırsa, 19 yaşına kadar rehabilitasyona odaklanan bir ceza alabilir, bu daha az olasıdır.

Karar, suçun şiddeti ve kamu güvenliği dikkate alınarak verilir.

*- YAZIKLAR OLSUN

‘Nasıl ev hapsi verili?

Çocuk resmen gasp yapmış hele şu gençlere bak.

Ağızlarda sigara.

Elinde bıçak.

Çağdaş seküler eğitimin gençlerimizin getirdiği nokta.

Yazık oldu bir nesil heba oldu.

*- PİŞMANLIK YOK

‘Yürüyüşe bak.

Zerre pişmanlık yok aksine gurur var.

Böyle ‘suça sürüklenmiş’ oe'larını milletin başına bela ettiler.

Tutup buna vursan, bunu adam yerine koyar sana ceza verirler.’

‘İşte ‘çocuk’ denilenlerin geldiği nokta!

Ülkenin geldiği çürümüşlük, eğitim seviyesi bunların her geçen gün artmasına sebep oluyor.

Her gün çocuk yaştakilerin şiddet haberlerini görüyoruz.

Neden?

Çünkü çocuk gördüğünü taklit eder.’

*-  GÖRMEK İSTEMİYORUZ

‘2 yıl sonraki halleri, bıçakla insan öldürmek.

Görmüyor musunuz, görmek mi istemiyorsunuz?

Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı yetkilileri, halkın kendini koruması için neler düşünüyor acaba?

Suç kaydı varken hapiste olmalıydı, serbest bırakılırsa daha fazlasını yapacaklar, artık daha fazla böyle olaylar görmek istemiyoruz.’

*- SUÇLUYU KORUYORLAR!

Türk Ceza Kanununun rehabilitasyon temelli düşünce yapısından çıkıp bir an önce cezalandırıcı hale gelmesi lazım.

Bunun için suçluyu koruyan barolarla, avukatlarla değil, halkın vicdanıyla hareket eden bir heyetin şu işi baştan ele alması gerekiyor.

Bu arada bilen varsa aydınlatsın lütfen.

Bu tarz durumlarda, taşıma ruhsatı bulunan tabancayla bunları peynir süzeğine çevirince ne gibi cezayla karşılaşabilirim?’

Bu soruyu ben yanıtlayayım, idamla başlanırdı ama yok, gerisini siz düşünün…

*- ACİL EKİPLER KURULMALI

‘Bu gençleri rehabilite etmek için toplayıp tedaviye almalı, acil ekip kurmalı emniyet…

Gençlerimizi özgürce dışarı bırakamayacak mıyız?

‘Eğitim ve sevgi veremeyecekse, aileler üremeyin Allah aşkına!’

*- ONLARCASI VAR

Doktor. Gupta diyor ki:

'Hiç kimse kanserden ölmek zorunda değil; 

İlk adım, tüm şeker tüketimi durdurmak, vücudunda şeker olmadan, kanser hücreleri doğal olarak ölür.

ikinci adım, bir bardak limon suyu ile bir bardak sıcak suyu ile karıştır ve yaklaşık 1 ay içinde kanser yok olur ..

Maryland Üniversitesi' nde bir çalışmada. Medicine, kemo' dan 1000 kat daha iyi olduğu gözlemlenmiştir.

Üçüncü adım, 3 yemek kaşığı organik hindistan cevizi yağı, sabah ve akşam ve kanseri önlemek için her iki terapiyi seçebilirsiniz.

Cehalet bahane değildir; bu bilgiyi 5 yıldan fazladır paylaşıyorum.

Ben de yıllardır, adı sanı belli olmayanların uydurma isim ve uydurma araştırmaları kafalarından uydurup sözde insanlara yararlı olduklarını yazıyorum.

Yalandan kimse ölmemiş.

Kendi kendimizi aldatmayalım, obur cubur şeyler gibi, ne idüğü belirsiz kişilere de inanmayalım.

En iyi usul, dededen kalmadır.

Tıp çok ilerledi ama parası olanlara…

Fakir fukarayı hiç ama hiç kimse düşünmez, hiç kimse de belli bir beklentisi olmadan hiç kimseye yardım etmez.

*- BÜTÜN YOLLAR NEREYE ÇIKIYOR?

Bütün yollar Roma'ya çıkar" çok bilinen sözdür. Zannedilir ki İtalya'nın başkenti Roma için söylenmiştir.

Ama kastedilen Roma, Nouva yani Yeni Roma, yani Konstantinople, yani İstanbul'dur.

Hikayesi ise şöyledir:

Bizans İmparatoru Büyük Konstantin (272- 337), sadece beş bin kişinin yaşadığı Byzantium'u, Roma İmparatorluğu'nun başkenti yapmak ve yeni bir şehir yaratmak için 324 yılında kolları sıvar ve yedi tepeli şehri 14 bölgeye ayırarak işe koyulur.

Büyük bir saray (İmparatorluk Sarayı), Senato Sarayı, Aya İrini Kilisesi, Kutsal Havariler Kilisesi (bugün yerinde Fatih Camisi vardır), Ayasofya (başlar ama bitiremez), otuz üç bin kişilik bir Hipodrom, su kemeri, kendi adını taşıyan heykellerle süslü bir meydan (Çemberlitaş), annesi Augusteum adına bir meydan inşa edilir ve şehir ülkenin her tarafından getirilen antik sanat eserleri ile süslenir.

*- YILLAR ÖNCESİNDEN

Şehrin korunması için eski surlar yıkılır ve yerlerine bugün hiçbir izi kalmayan Konstantin Surları inşa edilir.

Ayrıca Ayasofya'nın önünden başlayarak Mese adıyla büyük bir bulvar (bugünkü Divanyolu Caddesi) açılır.

Altı yıl süren faaliyet sonunda ortaya muhteşem ve modern bir şehir çıkar.

11 Mayıs 330 Pazartesi günü geldiğinde yapılan büyük bir törenle Byzantium, Roma İmparatorluğu'nun başkenti olur ve şehre senatonun da kararıyla Nuova Roma- Yeni Roma adı verilir. Büyük törenlerle kutlama yapılır.

*- HALKA AYRILAN BÖLGE

İki yıl kadar geriye döndüğümüzde yani inşaatın devam ettiği sırada bir gün baş mimar Leontius, İmparator Konstantin'e bir konuyu açar:

"Majeste, imparatorluk ailesi yakınlarının, senatörlerin ve devlet ileri gelenlerinin oturması için Kutsal Havariler Kilisesi'nin olduğu bölgeyi ayırdık.

Halk için ayrılan bölge ise Küçük Limanla büyük Liman arası. Gerek küçük Liman ve gerekse Büyük Liman'ın etrafı ticaret erbabına ve denizcilere ayrılmıştır. Daha sonraki yıllarda yerleşim kendi mecrası içinde devam edecektir.

Ancak bir noktaya daha işaret etmem gerekecektir. Bizim kanımıza göre Byzantium dünyanın merkezi haline getirilmelidir.

Bunun için önce, halen Kudüs'te muhafaza edilen ve İsa tarafından dokunulduğu için kutsal sayılan bir taş vardır. İsmi Milion.

Bu taşın getirilip yıkıntı halinde bulunan tapınağın (O sırada henüz Ayasofya yoktur) karşısına yerleştirilmesi uygun olur.

Taşın olduğu yer dünyada (0/ Sıfır) noktası sayılmalı ve bütün mesafeler bu noktadan itibaren ölçülmelidir. Eğer bu gerçekleşirse, taşın hemen yanına bir büro inşa edilecektir.

*- PARA KAZANMANIN YOLLARI

Bu büronun görevi başvuranlara o noktadan itibaren uzaklığı ve yolları gösteren haritalar satmak olacaktır.

Bir örnek vermem gerekirse, Byzantium'dan Antakya'ya gidecek yolcular ve kervanlar buradan gelip harita satın alacaklar ve Antakya'ya kadar nasıl, hangi yolu takip ederek ve kaç günde gideceklerini bileceklerdir. Ayrıca yollar üzerinde konaklama yerleri de işaret edilecektir. Böylece Byzantium dünyanın merkezi haline gelecektir."

*- İSTANBUL İÇİN SÖYLENMİŞ

Gerçekten aynen öyle olur. Milion Taşı Kudüs'ten getirilir. Ayasofya'nın karşısına yerleştirilir. 1453 yılına kadar o taşın bulunduğu yer artık dünyada (0) noktasıdır.

Onun için "Bütün Yollar Roma'ya çıkar", sözü Nouva Roma- Yeni roma yani Konstantinople yani İstanbul için söylenmiştir.

Başka bir ülkede olsa, ışıklarla aydınlatılan, özel önem verilen bir müthiş turizm cazibesi ve para basma makinesi haline getirilecek olan Milion Taşı, Ayasofya'nın karşısında pek de fark edilmeden, 1683 yıl boyunca ve zannımca boynu bükük öylece durmaktadır.

Üstelik ismi yanlış yazılan tabelasıyla.

Bu konuyu kaz kez ele aldım.

Nasreddin Hoca’ya ‘Eski ayları ne yaparlar?’ diye sorduklarında, ‘Kırpar kırpar yıldız yaparlar!’ demiş.

Biz de böyle önem verdiğimiz konuları, yazmaktan, paylaşmaktan pek bıkmıyoruz.

*---

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 367

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 220

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 374

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...