CEHALET HER DÖNEMİN BELASIDIR
Köşe Yazısı

CEHALET HER DÖNEMİN BELASIDIR

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
08 Jan 2025 11 dk okuma 164

*- HERKES HUKUK BİLMELİ İş insanı girişimci Şahika Aşkıner, özellikle dernek ve kurumların ayda en az iki kez toplantı dizileri yapmalarını, böylece deneyimlerin paylaşılacağı gibi eğitime de önem vermeleri gerektiğini ısrarla savunuyor. Bu konuda çeşitli örnekler veren Şahika Aşkıner, ‘Ayrıca herkes hukuk dersi almalı, sivil toplumda bulunmalı’ diyerek örgütlü çalışmaların faydalarını anlatıyor. EGİKAD’ın kurucularından ve önceki dönem başkanlarından olan Avukat Nilhan Antitoros, gençleri

*- GÜÇ KİŞİLİĞİ ORTAYA ÇIKARIYOR

‘Sivil toplum, temsiliyet konuları çok keyif alacağınız alanlar. Mesleki kariyerin ötesinde her birey, ister mesleki örgütü olsun isterse ilgi duyduğu bir alanda olsun bir sivil toplum örgütüne üye olmalı, görevler almalı’ diyen Nilhan Antitoros, ‘O koltuk iğneli bir koltuk, STK başkanlığı hiç kolay değil. Bir insanı tanımak istiyorsanız ‘ya seyahate gidin ya sofranızı paylaşın!’ derler, ben üçüncüsü ekledim.

Bir insanı tanımak istiyorsanız altına bir koltuk verin.

Kişilikler bu üç şekilde ortaya çıkıyor.

Güç ele geçince de gerçek kişilik ortaya çıkıyor.

Fakat önemli olan, ortak akılla yönetimin hakim olmasıdır…’

*- ‘YAPACAK ÇOK İŞ VAR!’

Nefes Koçu ve Eğitmeni Gülser Şen ise ilginç bir konuya değinerek şöyle diyor:

Doğru nefes almanın fizyolojik ve psikolojik etkilerinin inanılmaz boyutta olduğunu vurgulayan Şen, doğru nefes alan kişinin moral motivasyonunun da yükseldiğini söyledi.

‘Yapacak bir şey yok!’ kelimesinin hayatımızdan çıkarılması gerektiğini anlatan Şen, “Bu kelime grubu topluma umutsuzluk aşılıyor. Bunu söylediğinizi fark ettiğiniz anda durun ve en az yapacak 2 şey olduğunu kendinize hatırlatın’ dedi.

Bu arada bir ekleme yapayım:

‘Hukuk bilirseniz, aldatılma şansınız azalır!’

İnsanları aldatanlar hukuk bilgilerini kötüye kullananlardır.

*- GÜNAH SAYDILAR

Anımsatayım, ‘Cehalet’ her dönem bela olmuştur.

Şimdi de size, Osmanlı'da yetiştirilen ama ‘günah’ sayıldığı için ağaçları yakılan ‘avokado meyvesinin’ hikâyesini anlatayım.

Ama öncelikle ve ısrarla şunu söyleyeyim:

‘Pahalı’ bir meyve olan Avokado kesinlikle böbrek rahatsızlığı olan bebeklere ve çocuklara olduğu kadar her yiyene şifa dağıtmaktadır.

Bebeklere püre yapılarak, muzla karıştırılarak verildiğinde inanın çok yararlı olduğu görülecektir.

Bunu yakından takip eden ve bilenlerden biriyim.

*- 300 YIL ÖNCE OSMANLI’DA

Avokadonun anavatanı Meksika'dır ve tarihi MÖ. 10 bin yıllarına kadar dayanır.

‘Timsah armudu’ da denen bu meyve, oval şekildedir ve armuta benzer. Oldukça da besleyici bir meyvedir.

Tropikal iklimde yetişen avokado bugün Türkiye'nin Akdeniz bölgesinde de yetiştirilir.

Peki ya çok önceden de yetişiyordu desek?

Evet, yaklaşık 300 yıl önce Osmanlı'da da avokado yetiştiriliyordu. Osmanlı döneminde yaşayan 1688 doğumlu Molla Kamil Efendi, din alimi olmasına rağmen pozitif ilimlerle de ilgilenen bir beyefendi.

Hatta ailesinin buna itiraz etmesine rağmen eğitim almak için Roma ve Paris'e kadar gitmiş biridir kendisi.

*- LALE BAHÇELERİNİ KURTARDI

Molla Kamil Efendi, buralarda özellikle nebatiye ve ziraat ilimlerinde eğitim almış ve İstanbul'a geri dönmüş.

Ağabeyinin aracılığıyla da sarayda bostancıbaşının yanında çalışmaya başlamış.

Çalışkan ve azimli Kamil Efendi'nin dikkatleri üstüne çekmesi 1720 yılında yaşanan bir olaya dayanıyor.

Bu tarihte İstanbul'daki lale bahçelerinde nedeni anlaşılamayan bir hastalık tüm laleleri mahvetmiş.

Dönemin sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa da bu meseleyi çözmesi için Kamil Efendi'yi görevlendirmiş.

O da öğrendiği bilimsel yöntemlerle hastalığı tedavi etmiş ve ‘Halaskaran-ı lalezar’ lakabı ile sarayın takdirini kazanmıştır.

Ayrıca Kamil Efendi'ye mükafat olarak da Yalova'da ziraat çalışmalarını yapması için bir arazi tahsis edilmiştir.

Kamil Efendi'nin burada yaptığı en ilginç çalışma ise Fransa'da görüp çok beğendiği avokadoyu Anadolu şartlarında yetiştirmeye çalışması olmuştur.

*- SADECE İSTANBUL’UN SEÇKİNLERİNE

Uzun uğraşlar sonucunda avokadoyu Yalova'da yetiştirmeyi başarmış ve mahsulünü saraya takdim etmiştir.

Kamil Efendi bunu yaparken avokadonun faydalı olduğunu, leziz bir tada sahip olduğunu söylemiş.

Meyvenin tadını beğenen Damat İbrahim Paşa verdiği davetlerde insanlara avokadoyu ikram etmeye başlamış ve moda haline gelen bu egzotik yiyecek kısa zamanda İstanbul seçkinleri tarafından benimsenerek sofralardaki yerini almıştır.

Ancak Kamil Efendi halkın da istifade etmesini istese de bu meyve halka inememiş, sadece yüksek zümredekiler arasında tüketilmiştir.

*- CEHALETİN SONUCU

Ancak ‘avokado modası’ çok uzun sürmemiştir.

Tarih 1730 yılını gösterdiğinde Osmanlı Devleti'nde Patrona Halil ayaklanması çıkar ve isyancılar Damat İbrahim Paşa ve Kamil Efendi'yi zulmederek öldürür.

Ayaklanmaya katılan bir grup, avokadonun timsah ile ağacın birlikteliğinden olduğu söylentisini yaymıştır.

Avokadonun mekruh olduğu, Müslüman memlekette üretilmesinin ve yenilmesinin caiz olmadığı fetvası verilince de Yalova'daki bütün avokado ağaçları yakılarak tahrip edilmiştir.

Türk tarihinde modern bir anlayışla çalışan bu bilim adamının yaptıkları böylelikle bir grup yobaz tarafından engellenmiştir.

Avokadonun faydalı bir meyve olduğunu tekrar keşfetmemiz ve ülkemize geri gelmesi de 250 seneyi bulmuştur.

*- KAVANOZDAKİ BOZUK PARA

Birçok kişi ile birlikte bana da göndermişler.

Kendilerini, ‘Halkevci Kadınlar’ olarak tanıtanlar, birçok şehrimizde, Aile ve Sosyal Hizmetler bakanlığının, ‘kadının güçlendirilmesi’ kapsamında kadınlara ayırdığı günlük 38 kuruş, asgari ücret ve aile politikaları üzerine yaptıkları eş zamanlı eylemlerini yazmışlar.

Organize bir şekilde yaptıkları protesto eylemlerinde bu kadınlar, ‘38 kuruş sizin olsun, biz hayatı istiyoruz!’ diyerek dikkat çekmek istemişler.

Bu arada, açlık sınırındaki asgari ücret yüzünden artan bakım emeğine, yoksulluğa ve erkek şiddetine dikkat çektiklerini de belirtiyorlar.

Bildirdiklerine göre bu kadın topluluğu, ellerinde boş tencere, boş alışveriş fileleri ile bazı meydanlarda buluşmuşlar.

Halkevleri Kadın Sekreteri Çiğdem Serin, kavanozdaki 38 kuruşu göstererek ‘eskiden bu kavanozlara alışverişten artan bozuk paraları koyar pazar yapardık. Şimdi bu kavanoz dolmuyor, dolsa da 2 kilo patates almaya yetmiyor. Bu 38 kuruşu da Aile Bakanı Mahinur Göktaş'a gönderecektik ama ama posta parası bu 38 kuruşun 10 katı.’ Diyerek protestolarına mana katmaya çalışmış.

Partilerle bir işim olmadığı için bu kadın grubunun hangi parti ya da kuruluşun ekibi olduğunu bilmiyorum.

*-

Gayet iyi anımsıyorum, yerel seçimlerden sonra birçok belediyeden ‘önemli’ başlığıyla açıklamalar yapılıyordu.

Hatta bazılarını dikkate değer bulup okuyucularımla paylaşmış, kendi görüşümü de, tarihten örnekler vererek iletmiştim.

‘Ateş olmayan yerden duman çıkmaz’ diyerek bazı açıklamaları dikkate almıyorum, birilerini ‘korumak’ ya da ‘konu dışında’ olduğumdan taraf olmak istemiyorum.

Ama İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin aybaşında, arka arkaya yaptığı bu ‘önemli’ dedikleri açıklama gerçekten önemli.

Belirtildiğine göre:

‘İzmir Büyükşehir Belediyesi personeli olmayan, günümüzde veya geçmişte kurumumuzla çalışan-işveren ilişkisi kurmamış bazı kişilerin belediye hizmet birimleri önünde eylem yaparak gündeme gelme çabaları kamuoyu nezdinde kafa karışıklığı yaratmaktadır.

Açıkça ifade etmeliyiz ki yapılmaya çalışılan şey, özel bir firmada çalışan bir grup personelin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde işe alınmak için baskı yaratma çabasıdır.

Ancak kurumuzun istihdam politikası dayatmalarla değil mali ve idari gereklilikler doğrultusunda şekillenmektedir.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet alım ihalesiyle işletmesini özel firmalara devrettiği şehir tuvaletlerinde görev yapan personelin muhatap olması gereken merci kendi işverenleridir.

Bununla birlikte halkımızı aydınlatmak adına bazı bilgilerin de özetle paylaşılmasının faydalı olacağı düşüncesindeyiz.’

Diyerek konuyu geniş şekilde ele alarak bizimle paylaşmışlar.

*-

Şimdi geleyim ikinci ‘önemli’ denilen açıklamaya.

“31 Aralık 2024 tarihinde ‘Maliye Payı’ olarak hesabımıza yatması beklenen 3 milyar 713 milyon TL’den; takas başvurusu yapılmış olan vergi borçlarımızla ilgili olarak 1 milyar 573 milyon TL kesinti yapılacağı öğrenilmiş olup, konu ile ilgili olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilileri ile görüşmelere başlanmıştır.

Takasa konu edilen varlıkların Milli Emlak Genel Müdürlüğü ve Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilileri tarafından değerlendirilmesi devam etmektedir.

Bu süreç devam ederken, Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilileri, kesintiye konu olan 1 milyar 573 milyon TL’nin belediyemiz emanet hesabında tutulacağı bilgisini iletmişlerdir.

Sürecin hızlı bir şekilde sonuçlandırılması için gerekli tüm girişimler yürütülmektedir.

Öte yandan, çalışanlarımızın 7 Ocak’tan itibaren kalan ücretlerinin ve diğer tüm haklarının en kısa sürede ödenebilmesi için diğer finansman kaynaklarının devreye sokulması çalışmalarımız da hızla devam etmektedir.’’

Bu açıklama genelde, sıradan hiçbir vatandaşı ilgilendirmez.

Ama işin perde arkası, ya da madalyonun öteki yüzü başka.

Bunu da bir İzmirli dostumdan öğrendiğim için gönderilen mailleri tarayarak bu ‘önemli’ denilenleri buldum.

Maaşlarının tamamını anında alamayan ve belediye yetkililerinin ‘Bir hafta sabredelim!’ önerisini duymazdan gelen birçok çalışan ‘İşi bırakma’ tehdidinde bulunmuş.

Peki bunun zararını kim çekecek?

Tabii ki sıradan vatandaşlar…

İşine gidemeyecek ya da geç gidecek, çöpler toplanmayacak, şu olacak bu olacak.

Yani sıkıntılı günler…

Günceli bilmeyen, hep kendine yontanlara ne yapılması gerektiğini ben biliyorum ve arada da yazıyorum…

Ama bugün bunu yazmayacağım, düşünmeyi sizlere bırakıyorum…

Neden farkında değiliz, ‘hepimiz aynı geminin içindeyiz’ olayını…

Belediyelerin silkelendiğini de!...

*- YİNE BİR TARTIŞMA

Tartışmalı bir çalışmaya göre, ‘Florür ile çocuklukta zeka seviyesinde azalma arasında bağlantı var!’

ABD’de yayınlanan yeni bir çalışma, sudaki florüre daha yüksek oranda maruz kalmayı, çocuklarda daha düşük zeka seviyesi ile ilişkilendirdi. Araştırma, çalışmanın yöntemlerini eleştiren ve mineralin diş sağlığına kanıtlanmış faydalarını savunan bilim insanları tarafından eleştiriliyor.

Bakalım bizim Sağlık Bakanlığı bu konuda ne düşünüyor?

Sonuç mu bekleniyor?

*- YUNANİSTAN’DAN GELDİ

Hz İsa’nın vaftizi İstanbul’da kutlandı.

Patrik Bartoholomeos’un Haliç’in soğuk sularına attığı haçı çıkarmak için 50 genç yarıştı.

İstanbul’daki Ortodokslar Hz. İsa’nın vaftizinin 2025’inci yıldönümünü Fener Rum Patrikhanesi içindeki Aya Yorgi Kilisesi’nde kutladı.

Patrik Bartholomeos’un Balat’tan denize attığı haçı Selanik’ten gelen Vasilis Konstantinidis çıkardı.

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 367

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 220

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 374

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...