BU KADAR DÜRÜSTLÜK İYİ OLMUYOR, BAZILARINA
Köşe Yazısı

BU KADAR DÜRÜSTLÜK İYİ OLMUYOR, BAZILARINA

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
22 May 2025 14 dk okuma 164

*- HER ŞEHRİMİZDE VARDIR Kazim Bey soyadını kullanmıyor, sadece kimliği belli olsun diye yerine (M) harfini kullanıyor. Kazim M.’nin gümrük uzmanı olduğunu, arama- taramada, yani araştırmada da üstün yanının olduğunu biliyorum, özellikle bilmediğimiz konular üzerinde. Ankaralı Kazim M. Bey, yakın zamanda kaybettiğimiz ‘Mercedes Kadir!’ ile ilgili hatırlatma yapmış. ‘Bilge İnsan’ Mustafa Saraç’tan şöyle bir ricada bulunmuş Kazim Bey ‘Daha önce hiç bir gönderiyi paylaşın diye rica da bulun

*- KADİR’İN MERCEDESİ

“Fotoğraftaki kişinin ismi Kadir, Mersedes Kadir…

Akli dengesi yerinde değil ve bütün gün üstünde dolaştığı önünde Mercedes arması olan sopayı Mersedes'i zannederek yaşıyor.

Buraya kadar tamam.

Anlatmaya bayıldığım kısmı bundan sonra başlıyor…

‘Koskoca bir şehir, Kadir'in Mersedes hayalini her şeyiyle sahiplenmiş durumda…

Kadir trafik ışıklarında duruyor, arabasını park ediyor, diğer arabalar trafikte ona yol veriyor, ona göre parkediyor.

Bütün şehir o ‘Mersedes’in farkında!

Kadir sopasını Mercedes servisine götürüyor, ustalar bütün ciddiyetleriyle arızaları anlatıyor, bir usta sopaya teyp takıyor, diğeri aynasını, armasını yeniliyor…

*- MEMURLAR BİLE…

Sıkı durun; trafik polisleri yanlış yere park ettiğinde ya da 'çok hızlı gittiğinde' Kadir'e ceza yazıyorlar, zamanı geldiğinde muayeneye gönderiyorlar!

Bir koca şehir, Malatya, Kadir'in hikayesini onunla birlikte yaşıyor.

Bir 'deli'nin sopasına göre yaşayan şehirlerin, sopayla, sapanla, satırla birbirlerini kovalayan şehirlere dönüşmesini gördükçe bu hikaye çok hoş gelir insanın kulağına…

Anlarsınız umarım…

*- TAMİR UZAYINCA

Kadir'in başka bir hikayesi de hayli komiktir.

Kadir bir gün arabasını servise götürmüş ve sorunlarını söylemiş.

Usta almış arabasını ve ‘2 gün sonra gel!’ demiş.

Kadir 2 gün sonra gelmiş.

Usta arabanın daha olmadığını söylemiş.

Kadir ertesi gün gitmiş.

Usta yine olmadığını söylemiş.

Kadir ertesi gün yine gitmiş.

Usta arabanın hâlâ olmadığını söyleyince; ‘YETER ARTIK! YA VERİN ARABAMI; KAÇ GÜNDÜR YÜRÜYEREK GİDİYORUM EVE…’ demiş...

Nurlarda yatsın Malatyalı Mersedes Kadir!

*- HALKIN HOŞGÖRÜSÜ

İnancımıza göre, böyle temiz, saf insanların mekânı Cennettir.

Paylaştığım, gerçek bir insanlık hikâyesi…

Mercedes Kadir, Malatya’nın sokaklarında sadece bir sopa değil koca bir hayal taşıdı.

Ve o hayale, koskoca bir şehir saygı duydu.

Herkes rolünü biliyormuşçasına bu oyunun parçası oldu.

Çünkü mesele bir sopadan fazlasıydı.

Bir insanı olduğu gibi kabul etmek, hayaline ortak olmak ve onu onurlandırmaktı.

Ruhu şad olsun, gülüşü hep aklımızda kalacak bizim de…

Anadolu'da bir adet vardı:

Kadir gibi insanlara halk ilgi gösterir, ermiş gibi davranır, onlara sahip çıkılır, yedirilir, giydirilir, geleceğe ait olacaklar konusunda fikirleri sorulurdu.

Hatta ölümlerinden sonra heykeli dikilenler bile vardır.

Bu Anadolu halkının hoşgörüsünün bir tezahürüdür. 

Çok dikkate değer bir şey, değil mi?

Bir zamanlar, böyle, halkın sevdiği, kahraman olarak bildiği ve andığı, kent ve mahallenin sevgililerinin dizisini yapmıştım.

Yani; hemen her şehirde ya da mahalle de yöre insanının ‘Kahraman’ olarak gördüğü, bildiği düşündüğü gerçek ünlüler bulunuyor.

Seri yazıya ‘Acaba?’ diyerek başlamış, ne güzel ve kafa karıştırıcı hikayelere tanık olmuştum.

*- BÜYÜK KAYIP

Nüktelerine bayıldığım, anlattıklarından sonra mutlaka kahkaha attığım iki meslektaşım var.

Aslında her ikisi de ‘mizah dünyasının’ bence önemli kayıpları.

Hani şimdi tanıdığımız ve hayran olduğumuz ünlü komedyenler var ya, inanın onlardan eksik yanları yok.

Biri foto muhabiri, ustaların ustası Ateş Akkor…

Kuşadası’nda yaşıyor.

Kızı Japonya’da, oğlu Avrupa’da…

Buluşma noktaları;

İstanbul…

Diğeri Halil Vural…

Değerli bir edebiyatçı…

Ama o da hayat çizgisini ‘Teknik Sekreter’ olarak sürdürmüş bir meslektaşım.

Sözünü unutmaz!

‘Güzel bir haber vermiştim!’

‘Sana mutlaka yemek ısmarlayacağım’ dedi.

Uzun süre kaçtım, bir gün yakaladı ve ‘Hadi!’ dedi.

Kaç kişiden ne alacaklarım var…

Hepsinin üzerine su içtim…

Bazılarını anlatsam, ‘Yuh!’ diyeceğinizden eminim, isimlerini duysanız bu sözde duayen geçinen ve itibar görenlerin adlarını ve dolandırıcılıklarını, sahtekarlıklarını…

Notlarımı kurcalarken, 21 04 2025 tarihinde saat 13.24’da Halil Vural şu notu geçmiş;

“ACI KAYBIMIZ Vatikan kaymakamı Papa’yı yitirdik.

Toprağı bol olsun…

Halil Vural…”

Halil Vural kısa mesajında birçok kişiye edebiyat dersi de vermiş, ‘Toprağı bol olsun!’ diyerek…

Meraklı olan, özellikle ünlü yazar ve editörler açıp baksınlar Türk Dil Kurumunun değimler sözlüğüne…

‘Toprağı bol olsun!’ kimler için kullanılır…

Şimdi de size bir önemli kişinin haberini paylaşayım.

Ona, ‘ALLAHSIZ, KİTAPSIZ’ DEDİLER… CENAZESİNİ BİLE YIKAMADILAR’

*- BÜTÜN OYLARI TOPLADI

“Yıl 1979'du.

Karadeniz'in şirin beldesi Fatsa'da belediye başkanı seçimi vardı.

Ankara seçimi iki kez ertelemiş ama engelleyememişti.

Sonunda Fatsalılar sandığa gitti.

Sandıktan bağımsız aday Fikri Sönmez çıktı…

Üstelik ezici bir oyla; 3096.

CHP, Adalet Partisi, MHP ve MSP'nin oylarını toplasan Sönmez'e yetişemiyordu.

Artık Fatsa'nın yeni başkanı Fikri Sönmez'di.

Mesleği terzi olduğu için kendisine ‘Terzi Fikri’ derlerdi.

Sosyalist bir insandı.

*- HALKTAN ve PARTİLERDEN DESTEK ALDI

Terzi Fikri göreve gelir gelmez Fatsa’da halk örgütleri kurdu.

Halkın direkt yönetime katılmasını sağladı…

En önemli sorun çamurdu.

Halkla birlikte bir haftada Fatsa’nın tüm çamurlu yolları yenilendi.

Özellikle fındık üreticilerin sorunlarıyla ilgilendi.

Aracıların, komisyoncuların önünü kesti.

Kooperatifleşme çalışmaları yaptı.

Karaborsacıların üzerine gitti.

İlçede ekmek fiyatını fırıncılarla masaya oturan halk örgütleri ortak belirledi.

Ulaşımı ve suyu ucuzlattı.

Terzi Fikri kısa bir sürede Fatsa’da kendince sosyalist bir düzen kurdu.

Yapılanlar karşısında ilçenin CHP, Adalet Partisi ve Milli Selamet Partisi temsilcileri de yönetime tam destek verdi.

*- NELER NELER?

Ancak Ankara Fatsa'da yapılanlardan rahatsız oldu.

Aylarca Fatsa aleyhine haberler yapıldı.

Başbakan ve Hür. Gazetesi'nin başyazarı O.E. Fatsa'yı hedef gösterdi.

‘Burada halk mutlu, sorun yok’ diyen Fatsa kaymakamı görevden alındı.

Gazeteler hemen her gün Fatsa'yı kötüledi.

Manşetler şöyleydi.

‘Komünistler Fatsa’yı ele geçirdi..’

‘Devlet Fatsa’da yok..’

‘Dinsizler dini yasakladı..’

‘Halk mahkemeleri kuruldu.’

Fatsa resmen askere ve devlet kademelerine hedef gösteriliyordu.

*- NETEKİM, OPERASYON OLDU

Tarih 12 Temmuz 1980'di.

Türk Silahlı Kuvvetleri Fatsa'ya nokta operasyonu yaptı.

İlçede asker, bazı rahatsız olanlarla birlikte cadı avı başlattı.

Başta Belediye Başkanı Terzi Fikri olmak üzere yüzlerce insan tutuklandı.

Ertesi gün Genelkurmay Başkanı Kenan Evren şu açıklamayı yaptı.

‘Fatsa'da taş taş üstüne bırakmadık, netekim.’

*- APAR TOPAR GÖMÜLDÜ

Halkın oylarıyla seçilen Terzi Fikri ve yüzlerce Fatsalı anayasal düzeni silah zoruyla yıkmak iddiasıyla yargılandı.

Cezaevinde kaldılar.

Tarih 4 Mayıs 1985'di.

Bundan çok yıllar önce.

Terzi Fikri'nin yorgun kalbi yenik düştü..

Cezaevinde vefat etti.

Cenazesi sorun oldu.

Önce ‘Dinsiz bu’ dediler, cenazesini yıkamadılar.

Sonra ‘Vatan haini bu’ dediler, selasını yarıda kestiler.

Namazı bile kılmak istemediler.

Sonunda apar topar namaz kılıp gömdüler.

*- NAMAZINDA NİYAZINDA İDİ

Terzi Fikri'nin eşi Nurten Sönmez yıllarca içten içe ağladı.

Sessiz gözyaşlarının nedeni sadece eşini kaybetmesi değildi.

Cenaze töreninde yapılanlardı.

Yıllar sonra söylediği şu sözler hiç unutulmadı.

Bir röportajda şöyle demişti Nurten Sönmez:

‘Yusuf'u 2.5 ay tuttular içeride.

Naci ise 2.5 yıl kaldı.

Fikri için hep 'Bir gün dönecek' diyordum. Ancak yıllar geçtikçe umutlarım tükeniyordu.

Cezaevine ziyaretine gittiğimde bana, 'Ben ne yaptım ise halkım için yaptım' diyordu.

En son ziyaretine, ölümünden bir ay önce gitmiştik.

Çok zayıflamıştı.

5 Mayıs'ta da ölüm haberi geldi.

Selâ okunurken birden yarıda kesildi.

Sonra öğrendik ki yetkililer, 'Bu Müslüman değildi. Komünistti. Cenazesi yıkanmaz, selâsı okunmaz, namazı kılınmaz' diye toplantı yapıp karar almışlar.

Bu benim içimi çok acıttı.

Çünkü Fikri, namaz kılar, oruç tutardı.

Fikri'nin babası yaşananlara çok üzülüyordu.

Akşamları onu pencerede beklerdim.

Tek katlı evimizin camları saldırıya karşı saçlarla kapatılmıştı.

İki kez silahlı saldırı olmuştu evimize.

Bir keresinde vurdular da Fikri'yi.

Sadece solculuk da değildi onunki, halkıyla kaynaşan bir insandı. Herkesle çok iyi ilişkiler kurardı.

Hâlâ birkaç kişi var yaşlılar otururuz sohbet ederiz herkes Fikri'den övgüyle bahseder.

Meşhur fındık konuşmaları herkesin dilinde."

*- YETKİLİ GÖRÜŞÜ

Ve lanet Kenan Evren'in sözleri:

“Orada Terzi Fikri diye biri çıkmış 'Devlet benim' diyor.

Komite kurmuş.

Fatsa'yı o komite yönetiyor.

Ne yapılıp yapılmayacağını halk karar veriyor.

Buna göz yumamazdık.

Göz yumsak, izin versek daha nice Fatsalar çıkardı!.."

*- BEŞİKTAŞLILAR

Beşiktaşlı Aynur Can, ‘Bizden’ diyerek, internetteki, ‘BEŞİKTAŞ SEMTİ AİLESİ’ üye yaptı.

Grup Başkanı bana şu mesajı gönderdi:

“Beşiktaş, Türk modernleşme tarihinde önemli izlerin yer aldığı bir yerleşimdir.

Beşiktaş gerek tarihsel, gerekse de mekânsal ve yönetsel değişimlerin merkezidir!

Türk bağımsızlık tarihinin de kozalandığı ve ilk adımın atıldığı yer yine Beşiktaş’tır.

‘Ulusal bağımsızlık mücadelesinin’ ilk ivmelerinin yaşandığı kent olarak kurtuluş savaşı tarihi içinde önemli bir ‘iz’ bırakmıştır.

*- BEŞİKTAŞ’TA MAYALANDI

Tabi bu ‘iz’ evrensel bir yanı da vardır.

Ateşi bütün dünyayı kaplayacak olan ulusal kurtuluş Savaşı’mız Beşiktaş’ta mayalanır!

Bu nedenle Beşiktaş kenti ve yaşayanları ‘bağımsızlık’ ülküsünün doğal mirasçıları sayılır.

Bu mirasa sahip olmak, günümüz koşullarında küresel dünyanın bağımsızlık fikrini ve tavrını üretmeyi zorunlu kılar.

*- BİZANS DÖNEMİNDE

Bizans döneminde, Beşiktaş kent (sur) dışı bir yer olduğu için, yönetsel bir statüye sahip değildi.

Ancak, Osmanlı döneminde yerleşme yeri kimliği kazanmaya başlayınca kent yönetimindeki yerini almıştır.

16. yüzyılda İstanbul sur dışına taşıp, Galata, Üsküdar ve İstanbul Boğazı’nın iki kıyısı boyunca yeni yerleşmelerle büyük bir metropol haline gelince, kent yönetimi de bu gelişmeye koşut biçimde düzenlendi. Geleneksel olarak bir Osmanlı kentinde yargı yetkisi yanında yönetsel görevleri de olan tek bir kadı bulunurdu.

*- GALATA KADILIĞI

Ama İstanbul'da tek kadı'nın böyle bir yükü taşıyamayacağı görülerek kent İstanbul (suriçi) ve Bilâd-ı Selâse (üç belde) adı verilen bölgelere ayrıldı.

Bilâd-ı Selâse’yi oluşturan Eyüp, Üsküdar ve Galata’ya ayrı birer kadı atandı.

Beşiktaş da kentin Kâğıthane’den Rumelikavağı’na kadar uzanan Rumeli yakasının yöneticiliğini üstlenen Galata Kadılığı’na bağlandı.

19. yüzyıl başlarına kadar bu biçimde yönetilen Beşiktaş’ta bu süre içinde oluşan mahalleler şunlardı:

Sinanpaşa, Vişnezade, Şenlik Dede, Ekmekçibaşı, Uzuncaova veya Rum Ali, Sormagir Odaları, Abbas Ağa, Topal Hoca, Sinanpaşa Mescidi, Çarakçı Limanı, Kılıç Ali Paşa, Hanım Kadın, Yahya Efendi, Ortaköy, Mülki Hatun, Defterburnu, Kuruçeşme, Bebek köyü ve Kayalar.

*- BEŞİKTAŞ’IN ÖNEMİ

1846-1879 arasında Zaptiye Müşiriyeti, 1879-1908 arasında da Zaptiye Nezareti döneminde Beşiktaş’ın önemi arttı.

Çünkü hanedanın önce Dolmabahçe Sarayı’na daha sonra da Yıldız Sarayı’na taşınmasıyla Beşiktaş kent içinde farklı bir statü kazandı.

Özellikle II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) son derece sıkı korunan âdeta bir ‘yasak şehir’ görünümüne büründü.

Resmi adı ‘Zaptiye Nezareti Beyoğlu Mutasarrıflığı Beşiktaş polis memurluğu’ olan ve halk arasında ‘Beşiktaş Muhafızlığı’ diye anıldı.

*- ÖRNEK ALINANLAR

Tanzimat sonrasında hızlanan devlet örgütündeki yenilenme belde yönetimindeki ilk etkisini İstanbul'da gösterdi.

1854'te şehremanetinin ve ardından Paris örnek alınarak kenti belediye dairelerine ayırma kararının ilk uygulaması olarak Beyoğlu'nda 6. Daire-i Belediye’nin kurulmasıyla bu yolda temel adım atıldı.

Uygulamanın tüm kente yaygınlaşması 6 Ekim 1868 tarihli Dersaadet İdare-i Belediye Nizamnamesi’nin yayımlanmasından sonra mümkün oldu.

Bu nizamnameye göre 14 belediye dairesine ayrılan İstanbul'da Beşiktaş’ın özel bir yeri vardı.

Kurtuluş Savaşımız ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Beşiktaş ve Beşiktaşlılar için önemini herhalde bilmeyen yoktur.

Şu kadarını anımsatayım:

Gazi Mustafa Kemal’ın 19 Mayıs’ta Samsun’a hareketi ve öncesi Beşiktaş’ta özel kutlamalara sahne oluyor.

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 367

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 220

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 374

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...