BU DİZİLERDE HER ŞEY SERBEST
Köşe Yazısı

BU DİZİLERDE HER ŞEY SERBEST

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
15 Aug 2026 7 dk okuma 172

*- GÜN GELİR! Sevgili dostlar; gerçekler asla gizlenemez! Yalanlarla koşan, bir noktada mutlaka gerçeğe takılacaktır. Hiçbir şey, sonsuza kadar gizli kalmaz!...

Ömer Hayyam’ın dediği gibi;
“Gün gelir;
Hırsızlar zengin,
Metresler eş!...
Serseriler adam olur…
Odundan kapı, taştan saray olur…
Gün gelir;
Kezbanlar destan,
Onları ‘destan’ yapanlar, mestan olur…
Gün gelir;
Çivisi çıkar dünyanın,
Konuşmayanlar hatip,
Şifa veremeyenler tabip,
Yazamayanlar katip olur…

*- TERS DÖNER
Ama yine öyle bir gün gelir ki;
İşler ters döner!
Aldatan, bir gün sadakat için,
Çalan, bir gün adalet için,
Döven, bir gün şefaat için yalvarır…
‘Piyon’ deyip geçme, bir gün ‘şah’ olur,
‘Şaha’ da fazla güvenme;
Gün gelir, ‘mat’ olur…”
Ben de yine tekrarlıyorum:
Gün gelir, gerçekler tüm çıplaklığıyla mutlaka ortaya çıkar…
Her şey gelip geçicidir, hiç kimse birini aldatamaz…

*- ÇALIŞIYORSAK
Bugün çalışanları, büro elemanlarını ele alalım, Bertay Fişekçi’nin
söylediği gibi.
Bir şirkette ofis elemanı olduğunuzu kabul edelim.
Bugün olmazsa yarın olabilir, çünkü zamanımızda anneler evlatları için
hep böylesini düşlüyor.
O zaman şunlara dikkat etmemiz gerekiyor, başarılı olmak için.
Uzmanların, örneğin Bertay Fişekçi’nin derslerinde ve ele aldığı
konularda belirtiği gibi, aynı kelimeler bazen farklı sonuç
verebiliyor.
Netlik ile kabalık arasındaki çizgi çok önemlidir.
Net konuşanlar bazen yanlış etiketlenebilir:
“Sert”, “Ürkütücü”, “fazla doğrudan” gibi…
Bunlar size söylendi mi veya siz bazen müdürünüzü bu şekilde
etiketliyor musunuz? Bu etiket bazen haklı olabilir, bazen de
haksızdır, doğru ayarı bulmak zor olabilir.
Şöyle diyebiliriz:
Net, kendinden emin, ne istediğini bilen liderler iletişimlerinde
bazen fazla doğrudan ve kaba algılanabilirler, “ona yaklaşma” denir.
örneğin arkalarından… Bazen de insanlar “aşağı görülme” hissi
yaşadıklarını ifade edebilirler ve bu “doğrudan” iletişim gerçekten de
rahatsızlık verebilir, söyleyenin niyetini aşmış, istenmeyen yere
doğru gitmiş olabilir.
Peki burada ayrımı nasıl yapacağız?
Dışarıdan kelimeler aynı, mesaj aynı gibi gelebilir, ancak farklı
senaryolarda hissettirdikleri ve çıktıya yönlendirme gücü farklı
olabilir.
Burada farkı yaratan sesinizin tonu, beden diliniz, niyetinizin
yüzünüze, ifadenize yansıması olabilir.
Bu da dinleyen tarafından hemen fark edilir.
Örneğin müdürünüzün size şu cümleyi farklı şekillerde söylediğini
düşünün lütfen:
“Toplantıda çok sabırsız gibiydin, müşteriyi hiç dinlemediğini fark ettim”
Örneğin burada “çok” ve “hiç” kelimelerine ek bir vurgu olursa mesaj
ve iletişim kalitesi değişebilir.

*- SES TONUNUN ÖNEMİ
Bu farkı görmenin ve farkındalığın yolu kendi iletişiminizin farkında
olmanızdır, o ses tonu farklarını kendinizin fark etmesidir.
Böyle durumlarda “kendimizi duymak” zor olabilir, bu kası
geliştirmemiz iletişim kalitemizi artırır.
Netliği kabalığa çeviren üç işareti de görelim:
Ton: Karşınızdaki ile “bunu doğru yapabilme potansiyeline sahip biri”
gibi mi konuşuyorsunuz yoksa “zaten beceremeyeceğine kafanızda çoktan
karar verdiğiniz” biri gibi mi?
Beden dili : İnsanlar sizin ağzınızdan kelimeler çıkmadan önce
“niyetinizi” hissederler, duruşunuz, bakışınız, mimikleriniz, sesiniz
nasıl hissettiriyor?
Niyet: Bu konuşmanın amacı anlamak ve çözmek mi, yoksa karşınızdakini
köşeye sıkıştırmak mı?
Bir yol mu açıyorsunuz, yoksa geriye bir iz mi bırakıyorsunuz?

*- KOLAY DEĞİL
Konuya devam edelim, kitaplarda bulamayacağınız örnekleri görerek:
Üçlü çözüm kontrol listesi
Yeterlilik varsayarak konuşalım:
Karşımızdakine güvenle, işi iyi yapabileceğine olan inancımızla
konuşalım, bu ona yansıyacaktır.
Amacı netleştirelim: İletişime başlamadan önce kendimize “bu
konuşmanın amacı ne” diye soralım, anlamak mı, eleştirmek mi, ileri
taşımak mı, suçlamak mı….
Bu sorunun cevabı sizin iletişim niyetinizi belirleyecektir.
Kendinize bakıp bir sonuca varalım:
“Birinin böyle hissedebileceğini anlıyorum; ama iletişim biçimime
baktığımda bu sefer suç bende değil” diyebilmek değerlidir, durumu
objektif olarak değerlendirebildiğinizi gösterir.
Bu, hem hesap verebilirlik hem öz-saygı ifadesidir.
Rahatsızlığı reddetmeden, sorumluluğu da yanlış yere koymadan
gerçekleşen konuşmayı değerlendirebilirsiniz.
Kendimizi değerlendirdiğimiz ve o iç sesimizi dinlediğimiz anlarda
yargıç veya sabotajcılarımızın bizi götürmek istediği yönü de
keşfedebiliriz. Örneğin…
Ben haklıyım, karşımdakiler çok hassas, mesajı alamadılar.
(Diğerlerini yargılayan yargıç)
Ben herhalde çok kötü bir yöneticiyim, hep bu başıma geliyor. (Kendini
yargılayan yargıç + Kurban sabotajcısı)
Bir sonraki zor konuşmanızdan önce kendinize üç soru sorun:
tonum, niyetim, beden dilim ne söylüyor?
Cevap netse, karşı tarafın rahatsızlığı her zaman sizin yükünüz değildir.

*- GERİDE BIRAKTI
Pırıl pırıl Atatürk gençleri ile ne kadar övünsek azdır...
Dumanı üstünde şahane bir haber;
Yağız Kaan Erdoğmuş; Ağustos 2026 itibarıyla dünya gençler (20 yaş
altı) sıralamasında 1 numaraya yükselen ve satranç tarihine geçen Türk
satranç büyükustasıdır (Grandmaster  GM).
2011 Bursa doğumlu olan genç dahi, Biel Satranç Festivali'ndeki
başarılı performansıyla 2716 ELO reytingine ulaşmış; son dünya
şampiyonu Gukesh Dommaraju'yu geride bırakarak zirveye yerleşti.

*-DİZİLERİN VERDİĞİ MESAJLAR (!)
1- İstemediğin biriyle evlendiysen ona ihanet edebilir, başkasıyla aşk
yaşayabilirsin.
2- Kötü bir olaydan sonra içki içip etrafı dağıtmalısın.
3- Sevdiğin kişi başkasıyla evlendiyse onların yuvasını bozmalısın.
4- Kötüler daima güçlüdür, iyiler ezilmeye mahkumdur.
5- Her dizide yeni elbiseler, ayakkabılar olmalı, alışveriş için hep
lüks yerler tercih edilmelidir.
6- Evde ilgi görmeyen adam dışarıda karısını aldatmalı ve bütün suç
kadına yüklenmeli, adamın yaptığı da masum gösterilmelidir.
7- Gençlerin mutlaka sevgilisi olmalı, lise ve orta okul seviyesinde
olsa bile çıktığı biri olmalıdır.
8- Birbirlerinin kuyusunu kazan insanlar, hep maskeler ile dolaşmalı
ve suç daima bir iki kişinin üzerine yıkılmalı
9- Kavga eden, şiddet uygulayan, hırsızlık ve gasp yapan baş rol
oyuncuları güler yüzlü, yakışıklı olmalı ve hep haklı nedenlerle
yapmalı.
10- Anneler hep despot olmalı, babalar ise daima sert ve anlayışsız
olmalı. Çocuklar her zaman haklı olmalı.
11- Kaynanalar hep kötü rol oynamalı, sürekli olarak damadının
gelininin kuyusunu kazmalı
12- Paranın nerden ve nasıl geldiği belli olmamalı, harcama yaparken
hep cömert olunmalı.
13- İş yerleri hep rezidans olmalı, işçi ve esnaf rolleri olmamalı.
14- Sıradan ortalama bir hayat yoktur. Ya diptesindir ya tepede. Bunun
ortası yoktur.
15- Gençler hep haklı olmalı, haklı çıkmalı başına buyruk hareket
etmeli ve kız erkek meseleleri dışında başka da dertleri olmamalı.
16- Hep lüks özendirilmeli, herkesin hayali maneviyat değil maddiyat
olmalı yalılar villalar amaç olmalı insanlar olağanüstü bir lüks
yaşama yönlendirilmeli...
Hep kapitalizm hep kapitalizm…
17-Ülkede her şey yolunda gidiyor, verilmesi gereken bir mesaj ve
anlatılacak bir şey de yok.
İzlemeyin İzletmeyin!!!”
Çok iyi anımsıyorum, İzmir Namık Kemal Lisesi’nde tarih öğretmeni, bir
gün Amerikan filmlerinden söz etmiş, mutlaka her filmin en az bir
sahnesinde Amerikan Bayrağı’nın dalgalanmasının gösterildiğini,
Amerika’nın her filmde mutlaka reklamının yapıldığını ve  cezbedici
yönleri ile güçlü yönlerinin abartılarak, algı yaratılarak işlendiğini
örnekleriyle anlatmıştı. İsmini anımsayamadığım öğretmenimin soyadı
Baysal idi. Bir de Nezihe Hanım vardı. Yaman öğretmenlerdi, tüm kadro…

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...