BÖYLE BAŞKANLAR DA VAR
*- BÖYLESİ LAZIM Belki milyonlarca insan için önemli değil. Ama sadece bir kişi için çok önemli…
Düşünün engelli vatandaşsınız ve siz de onlarca bilen gibi umuma açık
bir lokantaya gidiyorsunuz,
Ya da lokantanın altında bir ‘halk’ marketine, piyasaya göre daha ucuz
olduğu bilinen alışveriş merkezine…
Ama elinizdeki baston işe yaramıyor…
Çünkü önünüze ‘dur bakalım, burası sana göre değil!’ diyen bir anlayış çıkıyor.
Aklınıza, güvenlik görevlisi, bir nöbetçi asker, ya da ‘goril’ gibi
bir gazinonun kapı korumasını yapan badi gard gelmesin…
Engellinin, hastanın, karşısına kapı gibi çıkan basamaklar oluyor.
Adımını atmaya kalksa dengesini kaybedip düşecek…
Mecburen bekliyor, biri gelsin, kendisine yardımcı olsun ki, içeri girebilsin…
Binanın içine girdi, ya ihtiyaçlarını aldıktan sonra dışarıya nasıl çıkacak?
Durağa nasıl gidecek?
Yine yardıma ihtiyaç var.
Bu yazdıklarım belki bir kişi hariç kimseyi ilgilendirmiyor!
Ama bilmiyor ki, belki de yarın, yarından da yakın bir zamanda kendisi
de, potansiyel engelli…
İşte bendeniz tanık oldum bu anlattıklarıma…
Nasıl, bir vatandaşın bir başka vatandaştan ‘imdat’ gibi yardım beklediğine…
Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için diyoruz, böyle durumlarda ortaya çıkıyor.
“Siyasilere inanmayın!” demiştim, benzer durumlarda.
Örneğin, delik deşik olan yolunuzun yapılacağını belirten bir belediye
başkanının sözünün eri olmadığına tanık olmayan yoktur.
Ya da ‘park yapacağım’ dediği mahalleye bir daha uğramayan bir başkan
ya da siyasetçiye de tanık olmuşuzdur.
Örnekler çok…
Fakat, ‘özel’ insanlar için ‘özel’ olan siyasiler ya da başkanlar da var.
Beni mutlu eden fotoğraflar ile birlikte aldığım yazıyı paylaşayım:
“Yaşar Bey Merhaba.
Öncelikle belediyemize ait port cafe tesisimizle ilgili memnuniyet
yazınız için çok teşekkür ederiz.
Değerli öğretmenim Ender Avcı'nın uyarısı ile haklı öz eleştiriniz
bugün derhal değerlendirilerek cafe girişi engelli çıkışlarında
gerekli korkuluklar yaptırılarak hizmete sunulmuştur.
Tekrar teşekkürler
Sevgi ve saygılarımla.
Ayşe Akın Güzelbahçe Belediye Başkan Vekili…”
Ben de duyarlı Belediye Başkanımız Ayşe Akın’a, bu duyarlı
davranışından ötürü özelden teşekkür ettim.
Dikkatinizi şu sözcüklere çekmek istiyorum;
Değerli Güzelbahçe Belediye Başkanı, bir okuyucumun duyarlığı ile
konudan haberdar oluyor ve uyarı sonucu ‘Bugün derhal’ diyerek önemli
eksikliği tamamlıyor.
Yani engelli, yaşlı ve hastalar ile yürüme zorluğu çekenlerle, denge
problemi olan vatandaşlarımız için çok önemli olan korkulukları
yaptırıyor.
Şöyle diyeyim:
‘Bize böyle duyarlı, sorunu küçük- büyük demeden hemen çözen belediye
başkanları ve yöneticiler lazım…”
*- AÇILIŞI MUHTEŞEMDİ…
Nurten Akyazılılar’dan uzun zamandır haber alamıyordum.
Bugün aldığım haber gerçekten çok önemli.
Lafı fazla uzatmadan paylaşacağım.
Konu belediyelerin hallerini ve iş bilmezlerin ellerinde ne hale
geldiğimizi de bir noktada anlatıyor:
Karşıyakalı değerli arkadaşım Mert Rüstem 'in güncel mesajını paylaşıyorum:
"Ülkemizin, #İzmir'in #fotoğrafçılık tarihine damga vuran,
Müslümanların açtığı ilk fotoğrafhaneyi kuran; Cumhuriyet'in ilk
yıllarını objektifiyle belgeleyen ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün
İzmir ziyaretlerinde özel fotoğrafçılığını yapan Hamza Rüstem'in
torunuyum.
2011 yılında koleksiyonumdan oluşan eserlerle; büyükbabamın adını
taşıyan #Karşıyaka Hamza Rüstem Fotoğraf Evi Müzesi’nin
projelendirmesini yaparak kuruluşuna ön ayak oldum.
Hamza Rüstem tarafından fotoğraflanan eserler ve fotoğraf
malzemelerinin toplandığı arşiv ve koleksiyonla Karşıyaka'da açılan bu
müzeye bir protokol altında bağış yapmış idim.
Bu #müze, ülkemizde ilk ve tektir çünkü içinde Karşıyaka Diaroması;
camera obscura; sergi salonu; seminer odası da barındırır.
2 bin 400 kadar Bakanlığa kayıtlı eserden oluşur.
Belediye ile yapılan protokolde 'bağışçı olarak yer değişimi halinde
onayımın alınması' gerektiği de açıkça belirtilmiştir.
Aynı zamanda müze danışma kurulunun değişmez üyesiyim.
Maalesef bu kurul işlevsiz bırakılmıştır.
*- 128 YILLIK
Uzun yıllardır hiçbir onarım ve bakım yapılmamaktadır.
Çatısı akmakta, sergi salonu ve diaroma kullanılmaz haldedir.
Bir süredir müzenin yer değiştirmesi konusu gündeme geldiği için
Karşıyaka Belediye Başkanı Sayın Yıldız Ünsal’la görüşme yapmış ve
böyle bir durumda takvim ve projelendirmeyi beraber yürütmemizi rica
etmiştim.
Bana taşınacağını, köhneleştiğini söylemiştir.
Oysa bakımları yapılmayarak köhneleşmesi de onların sayesinde yaşanmıştır.
Ayağa kaldırmak yerine taşımak?
Ama nereye?
Bana şimdiki yerinden uzakta bir arazi gösterildi.
Projeyi sorduğumda, henüz bir proje yoktu.
Ben de kendilerine sözleşmeyi hatırlatarak, onayımı beklemelerini ve
projeyi beraber yapmamamızı hatırlattım.
Yani iznim ve onayım yoktur.
Ancak 20 Temmuz sabahı onayım alınmadan hatta tarafıma haber bile
verilmeden, müzenin Karşıyaka Belediyesi tarafından kapandığı bilgisi
tarafıma ulaştı.
Alan yanındaki Milli Mücadele Müzesi ile beraber Kent A.Ş.’ye devredilmişti!
Maksadını anlayamadım!
Yerinde görmeye gittiğimde, müzenin kapanmasından daha önemli olarak,
bağışladığım ve ailemin mirası olan tüm malzemeler yine bana bilgi
verilmeden gelişi güzel sökülmüştü.
Konuyu tekrar Yıldız Başkana götürdüm; müzenin yerinin değişeceğini
söylemekle birlikte bu değişikliğin bana bilgi verilmeden veya
eşyaları geri almama imkân tanınmadan neden yapıldığı konusunda
doyurucu bir açıklama alamadım.
Yaklaşık 128 yıllık geçmişiyle kuşaktan kuşağa aktarılmış olan Hamza
Rüstem Fotoğrafhanesi’nin arşivi sadece ailemizin değil, Cumhuriyet
döneminin ve İzmir’in kültürel ve görsel belleğine katkıda
bulunuyordu.
*- GERİYE KALAN, ÜZÜNTÜ
Bu kıymetli mirasın bu şekilde bir tutum ile karşı karşıya kalmasından
ötürü gerek ben ve ailemiz gerekse İzmirli fotoğraf ve tarih severler
olarak çok üzgünüz.
Bir başka üzüntüm; aynı yaşlarda olduğumuz, aynı mahallede
büyüdüğümüz, her ikimizin de ailesinin Karşıyakamızın saygın
ailelerinden olan Sayın Yıldız Başkanla bu polemiğe girmektir.
Konuyu bilgi ve dikkatinize önemle sunarım.
Müzenin onarılarak yerinde bırakılmasını talep ediyorum.
*Her İzmirlinin albümünde bir Hamza Rüstem imzalı fotoğrafı vardır!* “
Bu anlatımdan, paylaşımdan sonra şu cümleyi kuruyorum:
“Allah aklımızı başımızdan almasın!’
*-
Yorumlar yükleniyor...