BİZİM İÇİN İYİ GİBİ...
Köşe Yazısı

BİZİM İÇİN İYİ GİBİ...

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
09 Aug 2026 6 dk okuma 185

*- BİRİMİZ, HEPİMİZ!... Mustafa Oruç Emekli Deniz Subayı… Televizyon haberlerinde izlemişsinizdir, “Türkiye–Pakistan–Suudi Arabistan Ortak Savunma Anlaşması” yapıldı. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, son günlerde “NATO’ya alternatif bir askeri blok mu kuruluyor?” tartışmasını beraberinde getirdi, işte Deniz Subayımız Mustafa Oruç bu konuda önemli bir yorum yaptı.

Dinleyelim:
“İletişim Başkanlığı, ‘NATO’ya alternatif bir askeri blok mu
kuruluyor?”  iddialarını açık biçimde reddetti.
Anlaşmanın NATO’nun 5. maddesiyle çelişmediği ve NATO’ya rakip bir
askeri ittifak oluşturmayı hedeflemediği, üçüncü bir ülke veya bloğu
hedef almadığı, amacın savunma sanayii iş birliği, askeri eğitim,
teknoloji paylaşımı ve bölgesel istikrar olduğu belirtildi.
Yalnız anlaşmanın çekirdek hükmü göz ardı edilemeyecek kadar somut:
Üç devletten birine yönelik silahlı saldırı, üçüne birden yapılmış sayılıyor.

*-SALDIRIYA SALDIRI HESABI
NATO'yu NATO yapan şey Madde 5'in kendisi değil, 75 yıllık entegre
komuta yapısı, ortak tatbikat takvimi ve kurumsal hafıza.
Mekke Anlaşması'nda henüz böyle bir icra mimarisi (kalıcı karargâh,
entegre komuta) görünmüyor.
Şu an için siyasi irade beyanı ve ikili protokoller olarak başlıyor.
Bu tip anlaşmaların tarihi zayıf noktası tam burada:
Kriz anında saldırıya saldırı hükmünün fiilen tetiklenip
tetiklenmeyeceği, kurumsal mekanizma değil siyasi karar vericilerin o
günkü hesaplarına bağlı kalıyor.

*- KONU; SAVUNMA İŞBİRLİĞİ
Bu yapı, klasik anlamda bir askeri ittifaktan ziyade savunma iş
birliği ağı oluşturuyor.
Üç ülke üç farklı tedarik ekosistemine bağlı.
Türkiye'nin savunma sanayii kapasitesi bu üç farklı ekosistemi
birbirine bağlayan adaptör rolü oynayabilir.
Ama bu, otomatik değil, aktif bir entegrasyon yatırımı gerektirir.
Pakistan açısından;
Pakistan için Türkiye, Batı teknolojilerine tamamen bağımlı olmayan
ancak NATO standartları ve sistemleriyle de çalışabilen önemli bir
teknoloji ortağı.
Deniz platformları, insansız sistemler, hava savunma, elektronik harp
ve füze teknolojileri gelecekteki işbirliğinin öne çıkabilecek
alanları arasında.
Suudi Arabistan açısından;
Riyad ise yalnızca silah satın alan bir ülke olmak istemiyor.
Savunma sanayiinde yerelleştirme, ortak üretim ve teknoloji transferi arıyor.

*- ORTAK ÜRETİM
Bu nedenle Türkiye–Suudi Arabistan ilişkilerinin önümüzdeki dönemde
sadece satış anlaşmalarından çıkarak ortak üretim ve teknoloji
geliştirme projelerine dönüşmesi daha önemli olabilir.
Eğer bu mekanizma zaman içinde Katar, Azerbaycan, Endonezya veya başka
dost ülkeleri de kapsayacak şekilde genişlerse ortaya klasik bir NATO
alternatifi değil, Türkiye merkezli daha geniş bir savunma işbirliği
ağı çıkabilir.
Türkiye NATO içerisinde kalırken, NATO dışındaki ülkelerle ne kadar
güçlü ve bağımsız bir savunma ekosistemi oluşturabilir?
Bence Mekke Anlaşması'nın stratejik önemi tam olarak burada yatıyor.”

*- KURNAZLIK SAYILIR MI?
Madem önemli bir anlaşmayı konu ettik, önceleri paylaştığım ve bir iki
toplantıda konu ile bağlantılı olduğu için anlattığım bir fıkrayı
tekrar paylaşayım:
“Yahudi asıllı bir Rus, İsrail'e göçme iznini alır.
Çıkışta, Ruslar bagajını denetlerken elbiselerin arasında Lenin'in
büstünü bulurlar...
- Bu nedir?
Yahudi:
- "Bu nedir?" sorusu yanlıştır yoldaş! "Bu kimdir?" demeniz gerekirdi!
Bu Lenin'dir, sosyalizmin temellerini atan, Rus halkına iyilikler
getirendir.  Ben de bunu ‘bereketli günlerin anısı!’ diye yanıma
aldım... “
Etkilenmiştir Rus görevli:
- Tamam, geçebilirsiniz!
Tel Aviv Havaalanı'nda gümrük memuru büstü görür ve sorar:
- Bu nedir?
Yahudi:
- "Bu nedir?" sorusu yanlıştır Paşam! "Bu kimdir?" demeniz gerekirdi!
Bu Lenin'dir.
Bu deli cani yüzünden Rusya'yı terk etmek zorunda kaldım!
Yanıma aldım ki her gün ona bakıp bakıp lanet okuyayım!
Etkilenmiştir İsrailli görevli:
- Tamam, geçebilirsiniz!
Adam evine gelir, büstü büfenin üstüne koyar, gelişi nedeniyle de
akrabalarına davet verir.
Yeğenlerden biri sorar:
"Bu kimdir?"
Yahudi:
- "Bu kimdir?" sorusu yanlıştır kuzum! "Bu nedir?" demen gerekirdi!
Bu, on kilogram, yirmi dört ayar altın, vergisiz, gümrüksüz, üstelik KDV'siz!!!”
KISSADAN HİSSE:
Siyaset, aynı şeyi herkese farklı anlatarak inandırma sanatıdır..!!!
Bu fıkrada olduğu gibi…

*- HAFTA SONLARI!
Kaan Gültekin hafta sonunu bugüne kadar görmediğim, okumadığım bir
şekilde ele almış…
Beğenmekten çok, ilginç ve güzel bir düşünce olarak algıladığım için
paylaşmayı uygun gördüm:
“Eskiden hafta sonlarını sadece şarj olma seansı olarak görürdüm.
Cuma akşamı kontağı kapat, pazartesi sabahı tekrar marşa bas.
Ama fark ettim ki, koltukta saatlerce hareketsiz kalmak insanı
dinlendirmiyor, aksine paslandırıyor.
Zihin durmuyor çünkü.
Arka planda hâlâ açık kalan sekmeler gibi sizi yormaya devam ediyor.

*- ASIL O ZAMAN
Şunu anladım ki dinlenmek, hiçbir şey yapmamak demek değilmiş.
Mesele odağı değiştirmek.
Telefonu diğer odada şarja takıp, kahvaltıyı acele etmeden, saat
baskısı olmadan yapmak mesela.
Ya da kulaklıkta bir podcast olmadan, bir şeyler öğrenmeye çalışmadan,
sadece etrafı izleyerek yürümek.
Zihni sürekli "input" almaya zorlamadığınızda, asıl o zaman nefes alıyor insan.
Bu iki günü, pazartesiye hazırlık süreci gibi görmeyin.
Kendinize ayırdığınız, hiçbir şeye yetişmek zorunda olmadığınız alan
olarak koruyun.
Pazartesi sendromunu yenmenin yolu pazar akşamından değil, hafta
sonunu nasıl karşıladığınızdan geçiyor.
Siz ne düşünüyorsunuz, hafta sonu nasıl geçmeli?”

*- MIRILDANIRSANIZ OLUR…
Atalay Ergezen’in de belirttiği gibi, insanın, her gün üç zafere ihtiyacı var!
Birincisi;
Fiziksel bir zafer: Yürümek, koşmak, ağırlık kaldırmak, yüzmek,
bisiklete binmek…
İkincisi;
Zihinsel bir zafer: Okumak, yazmak, yaratmak, öğrenmek…
Üçüncüsü;
Ruhsal bir zafer: Dua etmek, meditasyon yapmak, incelemek, gelişmek…
“Bunlara odaklanmayı dene!” diyenler var…
Sevgili Atalay’ın önerisi çok daha basit ve kolay:
Ekmeği unutun, acıkınca sebze ve meyve yiyin, erken kalkın…
Yorgunluğunuzun gittiğini, daha canlı ve güçlü olarak kendinizi hissedeceksiniz.
Mutlaka kaliteli bir bisiklet sahibi olun…
Belirttiğim gibi kendinizi zinde ve güçlü hissedeceksiniz…
Şarkı mırıldanmayı da alışkanlık haline getirin…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi…
“Ne olduğun, ne giydiğinden çok; nasıl yaşadığınla belli olur.”
*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...