BİZİM DERNEĞİ DE KAYYIM YÖNETİYOR
*- BEN GÜVENEMİYORUM Yapay zekâ, hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da insanların karar alma süreçlerini etkileyebilir. Bu noktada etik kurallar devreye giriyor. İşin uzmanı Cansu Canca, bir bankanın, ‘Geleceği Konuşalım’ programına misafiri olup soruları yanıtladı. ‘Yapay zekâ ve etik’ arasındaki ilişkiyi konuşuldu. ‘Nedir bu Yapay Zekâ etiği?’ ‘İşin aslı şudur, insanlara yardımcı olmak! Örneğin, bir hastaya hangi tedavinin daha yararlı olacağı ya da şirketin çok daha başarılı olm
*- YETİM ve ÖKSÜZ İDİ
"Allah sizden razı olsun. 13 senedir haysiyeti Makarios tarafından rencide edilen bir ordunun komutanıyım.
Bu günleri de Allah bize gösterdi...”
Bu sözleri zamanın Başbakan yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a söyleyen Genelkurmay Başkanı, 7 Mart 1911 tarihinde Erzurum'un İspir kazasına bağlı Tepecik köyünde doğmuştu...
Kıbrıs’taki Rum zulmüne, Hristiyan din adamı kisvesindeki bir kana susamışın (Bugünkü nesiller bilmez.)
Eskiden anneler çocuklarının yaramazlıklarından gına getirdiklerinde, yani bıçak kemiğe dayandığında en ağır ve nihai hakaret cümlesi olarak onun adını telaffuz ederlerdi) önderliğinde Türklere bin bir zulmü reva görenlerin rezilliklerine kesin darbeyi indirmek işte ona nasip olmuştu.
Ücra bir köyde dünyaya gelen o çocuk anne ve babasını küçük yaşta kaybetti ve Erzurum'da bir yetimhaneye verildi.
Daha sonra bir asker tarafından evlatlık alındı ve onun yanında büyüdü...
Kuleli Askerî Lisesinden (1930),
Topçu Asteğmen rütbesiyle Harp Okulundan (1932),
Topçu Sınıf Okulundan (1934) yılında mezun oldu.
Harp Akademisini 1942 yılında bitirerek kurmay oldu...
Genelkurmay karargâhında proje subaylığı,
3. Uçaksavar Alayında batarya komutanlığı,
Hava Savunma Genel Komutanlığında karargâh subaylığı,
9. Kolordu Motorlu Topçu Alayında tabur komutanlığı,
3. Ordu Harekât Şubesinde kısım amirliği ve şube müdürlüğü,
Kara Harp Akademisinde öğretim üyeliği ve 2. Kolordu topçu komutan yardımcılığı görevlerini yürüttü...
27 Mayıs Darbesinden sonra kısa bir süre
Gelibolu Kaymakamlığı yaptı...
Tuğgeneral (1960), Tümgeneral (1963), Korgeneral (1966) ve Orgeneral (1969) oldu...
Genelkurmayda çeşitli görevlerde bulundu...
*- KABUL ETMEDİKLERİ…
Erbakan anlatıyor:
“Kuvvetlerimize emir verdik, gideceksiniz ve kardeşlerimizi kurtaracaksınız.
Askerî kuvvetlerimiz Sayın Semih Sancar...
Allah gani gani rahmet eylesin.
Çok muhterem bir genelkurmay başkanımızdı. Kıbrıs Harbi'nde baştan sona kadar en büyük kahramanlıkları yapmıştır.
‘Sizi mareşal yapalım’ dedik, kabul etmedi.
‘Bir maaş ikramiye verelim’ dedik, kabul etmedi.
Böyle muhterem bir insandır.
En büyük fedakârlıkları yapmıştır.
Ve çok büyük bir şekilde bu işi yönetmiştir...”
*- TESLİM OLMADI, ŞEHİT OLDU
Siz bilir misiniz?
Kıbrıs'ta neden Balıkesir Köyü var?
Siz bilir misiniz?
Niçin Balıkesir adı verilmiş köye?
Siz bilir misiniz?
Kıbrıs'taki BALIKESİR KÖYÜ yakınındaki Havalimanı neden "ERCAN" adını taşıyor?
Balıkesir Köyü ile havaalanına ismi verilen Ercan kimdir, kısaca tanıtalım size;
Pilot Binbaşı Fehmi Ercan, Balıkesir'de doğdu.
İlkokulu Manisa Demirci, orta öğretimi Gönen'de, Liseyi Balıkesir'de okudu.
Sonrasında Hava Harp Okulunu kazanarak buradan mezun oldu.
Türkiye'nin en usta pilotlarından birisiydi, Balıkesirliydi.
Kıbrıs harekâtının ilk günüydü.
Kullandığı uçak düştü, kendisi yaralı olarak kurtuldu.
Tek elini kullanamıyordu. Ağır yaralı halde Rumlarla savaştı.
Son kurşunu atana kadar devam etti savaşmaya.
Akşam saatlerinde düştüğü yere yakın bir çocuğun üzerine siper etti kendisini.
O şehadet şerbetini içerken, çocuk ise kurtulmuştu.
İşte bu yüzden şehit olduğu yerdeki köye Balıkesir adı, hemen yanındaki hava alanına ise kahramanımız Fehmi Ercan'ın soyadı verildi.
Vatanımızın yiğit evladı, ruhun şad, mekanın cennet olsun...
*- YAPAY ZEKA ANLATMIŞ
Bugün size mesleğe başladığı günden bu yana, yani yarım asırdan fazla, daha lise öğrencisiyken tanıdığım, bu güne kadar hep birbirimize saygılı olduğumuz Manisalı bir meslektaşımı tanıtmak istiyorum.
Daha doğrusu, Ali Filizkan’ı benden iyi anlatan bir ‘Yapay Zeka’nın sözlerini paylaşacağım.
Yıllardır başarılarını tanık olduğumuz Manisa Birlik Başkanı Mustafa Pala gazeteci yazar Ali Filizkan ile ilgili ChatGPT'ye soru sordu.
işte ChatGPT nin Filizkan ile ilgili verdiği cevap…
Belirttiğim gibi ben anlatmaya kalksam bu kadar düzgün ve gerçekçi olamazdım…
Geçenlerde Maden Mühendisi Göksel Yelken de, telefonuma bu yapay zekayı indirdi.
Ama ben kullanmasını bilmiyorum.
Meraklısı da değilim…
Yani benim bununla anlaşmam şimdilik imkânsız…
İki yıl önce sanıyorum Konya’dan gelip Urla’daki TSYD tesislerinde ailesiyle tatil yapan genç spor muhabiri meslektaşımla sohbette konu ‘Yapay Zeka’ya gelmişti.
Kendisine ‘Ben anlamam!’ deyince, kendisinden çok şey öğrenmiştim:
‘Yaşar Ağabey inanır mısın, öyle sözde ama tanınmış köşe yazarları var, şimdiden yazılarını yapay zekaya yazdırıyorlar!!’ demiş, örneklerini vermişti.
İşte böyle...
Ama ben ‘işte böyle!’ diyeceğim, diyeceğiniz bir başka önemli noktaya değineyim, öncelikle:
*- KENDİMDEN SÖZ EDEYİM
Bir zamanlar, aynı anda, hem İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin, hem de TSYD yani Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin Yönetim kurullarında görevli idim.
Zaten başka hiçbir derneğe ya da kulübe, şuna buna üye olmadım.
Sadece çoğunluğu kadın işinsanlarından oluşan LİYAKAT Derneği bir sürpriz yaparak, Berkay Eskinazi başkanlığı döneminde, Sancar Maruflu ile beni ‘Onursal Üye’ yapmışlardı.
Bazıları halâ dostluğum kağıt üzerinde sürüyor.
Bu arada bir de Sınırlı Sorumlu İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yapı Kooperatifi’nin yönetim kurulu üyeliği ile başkanlığını sürdürdüm.
Başkanlığım sırasında, TSYD olarak İzmir’in Urla ilçesinde az önce sözünü ettiğim ‘Yarı Olimpik Yüzme Havuzu İnşaatının’ ihale komisyonu başkanlığını üstlendim.
Tabii bu arada neler gördüm, neler yaşadım!
Başta Genel Merkez, yani İstanbul ile Ankaralı üyeler, ‘Olmaz, yapamazsınız! Bir kuruş bile vermeyiz!’ dediler.
*- ISRARCI DAVRANDIM
Hatta iki genel Merkez üyesi İzmir’e geldi, kesin tavırlarını anlattılar.
O günkü şube başkanımız M.Ali Okumuş idi.
Önceki başkan ve yöneticiler de, spor camiası ile örneğin Bahri Vreskala ile bu konuda hayli yol almışlardı.
Biraz bilgime dayanarak, biraz de İzmirli Efe Damarımdan olacak, hem onları geriye gönderdik, hem de yönetime ‘Ben parayı bulurum!’ dedim.
Herhalde, danışmanlığını karşılıksız yaptığım Bakanlarımızdan Işılay Saygın sayesinde üst bürokratlarla ve sözü geçen yöneticilerle rahat konuştuğumdan olacak, İstanbul’da bir toplantıda Beden Terbiyesi Genel Müdürü ile ayaküstü yaptığım konuşmada, söz aldım.
İzmir Valisi de, sonra bakan olan Kutlu Aktaş idi.
‘Ben de para çıkartırım!’ dedi ve ‘Yarı Olimpik olarak ihale etttiğimiz (ettiğim) Urla TSYD Yüzme Havuzunun, plan ve projelerini ‘Olimpik Yüzme havuzuna’ çevirtti.
Ve İzmir bu işin üstesinden yüzünün akı ile çıktı.
Benimle birlikte hemen her gün Urla’ya inşaata gidip gelen usta gazetecilerden Murat Eştürk’e de ‘plaket verecegiz’ denildi, unutuldu.
Sıkı durun esas konuya geliyorum:
*- İYİ Kİ SEÇİLMİŞ
Son zamanlarda TSYD Genel Başkanlığına ezici çoğunlukla Oğuz Tongsir seçildi.
İlk zamanlarında nedense yıldızımız uyuşmamıştı.
Ama baktım, o kadar başkan ve yönetimler gelip geçmişti ama kendisi kadar kendisini bu işe vakfeden yoktu.
Belli bir zümrenin değil de, Türkiye’nin başkanı olmuştu Oğuz Tongsir.
En basitinden, Urla TSYD havuz ve tesislerine ‘olağanüstü’ işlerlik kazandırdı.
Yalnız İzmirliler değil, Türkiye’nin her köşesinden, belki deniz bile görmeyenleri, beş kuruş harcatmadan, misafir etti.
Nasıl mı, tesisleri, Urla’nın en büyük, yataklı misafirhane haline getirdi.
Demiştim; Konyalı genç bir meslektaşımla sohbetimizi ve anlattıklarını az önce…
Ama bu yıl, misafirlerimiz yok!
*- AYIPTAN ÖTE
Çünkü, içimizden biri kaybetmeyi içine sindirememiş, CİMER’e ve birçok yerasılsız bir ihbarda bulunmuştu.
Türkiye’nin gözbebeği İstanbul’daki tesislerimiz içinde bulunduğu havuza, örtülü olarak girmek isteyen eşi ya da yakını kimse, görevliler ‘Siz burada sıkıntı çekersiniz!’ demişler.
Söylenti mi, doğru mu neyse!
Uzatmayayım…
TSYD’yi Türkiye’nin en önemli, en fazla üyesi olan, uluslararası alanda söz sahibi olmasını sağlayan başkanımız Oğuz Tongsir’e el çektirdiler.
Yerine bir kayyım atandı…
İtirazlarımız boşuna gitti.
‘Seçime gidilsin!’ diyoruz, dinletemiyoruz.
Aklıma bunlar neden geldi?
Şu anda havuzumuz açık ama misafrirhane kapalı…
Anadolu’daki gazetecilerin, spor yazarlarının gelirleri kısıtlı, sınırlı…
Kendi imkanları ile tatil yapmaları imkansız…
Bakalım kayyım ne zaman seçime gidecek?
Belki de spor yazarlarının başında olmak kendisine çalışma ve hizmet aşkı aşılamıştır…
Şimdi Manisalı Spor Yazarı Ali Filizikan’ı yapay zeka nasıl anlatmış, okuyalım:
*- BİRLİKTE ÇALIŞTIK
Ali Filizkan, 12 Haziran 1949’da Makedonya’nın İştip kentinde doğmuş, 1957’de ailesiyle Türkiye’ye göç etmiştir.
Eğitimini Manisa’da tamamlayan Filizkan, lise yıllarında spor muhabiri olarak başladığı gazetecilik kariyerine adım atmış; Ege Üniversitesi İktisat bölümünden mezun olmuştur .
Gazetecilik Kariyeri:
1970'te Demokrat İzmir gazetesinde Manisa spor muhabiri olarak çalışmış,
1972’de Yeni Asır’ın Manisa temsilcisi,
1977’de Anadolu Ajansı Manisa muhabiri olmuş,
1997–2018 arasında Sabah, ATV, A Haber, A Spor gibi büyük medya organlarının Manisa temsilciliğini yapmıştır .
STK Görevleri ve Temsilcilik:
1972’den bu yana yer aldığı Manisa Gazeteciler Cemiyeti’nde 1981–82 yılları arasında başkanlık görevini üstlenmiş, dernek statüsüne geçiş sürecini yönetmiştir.
2018–2024 arasında cemiyetin başkanı olmuş; aynı zamanda Ege Gazeteciler Federasyonu Başkan Yardımcılığı (2020–) ve Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu yönetim kurulu üyeliği yapmıştır.
Basın Özgürlüğü ve Meslek Yasası Savunuculuğu:
Ali Filizkan, yazılı ve internet gazeteciliğinin finansal zorluklarına dikkat çekerek, özellikle yerel medyanın yaşadığı gelir kaybı, maliyet artışı ve hak kayıplarına karşı sıkça kamuoyu açıklamaları yapmıştır. “Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü demokratik yaşamın olmazsa olmazıdır” diyerek Gazetecilik Meslek Yasası çıkarılması gerektiğini vurgulamıştır .
Son Gelişmeler:
2024’te yeni başkan Önder Aydın’a görevini devretmiş, ancak Manisa Gazeteciler Cemiyeti’nin faaliyetlerine destek vermeye devam edeceğini açıklamıştır .
---
Kısacası, Ali Filizkan 50 yılı aşkın süreyle Manisa ve bölgesinde aktif gazetecilik yapmış; yerel basının sorunlarını öne çıkararak mesleki dayanışma ve yasal düzenleme talepleriyle öncü rollerden birini üstlenmiştir.
Basın özgürlüğü savunucusu ve gazetecilik yasası destekçisi olarak tanınır.
Bu konuda daha detaylı bir yönlendirme ister misiniz?
*- ALİ FİLİZKAN: MANİSA’NIN SESSİZ KAHRAMANI:
Manisa’nın bereketli topraklarında yetişen sadece üzüm değildir; zaman zaman insan da yetişir bu topraklarda, hem de nadir bulunan türden.
İşte Ali Filizkan, bu toprakların yetiştirdiği özel insanlardan biri.
Onu sadece bir gazeteci, sadece bir kooperatifçi, sadece bir aile babası olarak tanımlamak eksik olur. Ali Filizkan, yaşamını memleketine, insanına ve ailesine adamış bir halk neferidir.
Gazetecilik mesleğini bir kariyer değil, bir vicdan meselesi olarak gördü hep. Manisa’nın nabzını tutarken sadece haber yapmadı;
halkın derdini, sevincini, beklentisini kaleme aldı.
Yıllarca yerel basında gösterdiği istikrar ve tarafsız duruşuyla Manisa halkının güvenini kazandı.
Kaleminin ucunda sadece mürekkep değil, sorumluluk da vardı.
*- BAŞARISI YILLARCA SÜRDÜ
Kooperatifçilik ise onun halkla bağını daha da derinleştiren ikinci adresiydi.
Güzelyurt Mahallesi gibi dev bir yerleşim alanının kurulmasına öncülük edenlerin arasında o da vardı, sayısız insanın başını sokacağı bir yuvaya kavuşmasına vesile olmak, sıradan bir yöneticinin değil, vizyon sahibi bir halk adamının işidir.
Kooperatifçi olarak doğa, kültür ve dayanışma temelli bir yaşam modelini hayata geçirdi.
Hem geçmişin değerlerine sahip çıktı, hem de geleceğin adımlarını attı.
Ama belki de en büyük başarısı, tüm bu koşturmanın arasında sıcacık bir aile kurmayı ve o ailenin direği olmayı başarmasıdır.
Çünkü insan, dışarıda ne kadar başarılı olursa olsun, evinin içinde sevgiyle var olabiliyorsa, gerçek anlamda güçlüdür.
*- DURUŞUN ADI
Ali Filizkan, hem ailesine hem memleketine sahip çıkan bir duruşun adıdır.
Bugün Manisa’da toprağa dokunan, çocuklarına güvenli bir gelecek arayan ya da bir haberin satır aralarında kendini bulan herkesin hayatına bir şekilde dokunmuştur o.
O yüzden biz ona sadece “Ali Filizkan” demeyiz.
Biz ona, “bizden biri” deriz.
Çünkü o, bu toprakların yetiştirdiği en kıymetli meyvelerden biridir.
Teşekkürler Ali Filizkan…
Kalemin var olsun, yüreğin var olsun.”
Ben de şunu ilave edeyim:
Ali Filizken, rahmetli Başkan Ferdi Zeybek gibi Manisalı olmayı seçmeseydi, İzmir’de hatta İstanbul’a yerleşseydi, belki de ulusal bir medya grubunun kesinlikle başında olurda, sevimli, insancıl, güleryüzlü hali ve bilgisiyle…
*- BELEDİYENİN AÇIKLAMASI
İzmir Büyükşehir Belediyesi bugün şu açıklamayı, ‘Saygıdeğer hemşehrilerimizin dikkatine!’ diyerek yaptı.
Yorum yapmadan paylaşıyorum:
“Belediyemizin zabıta personelinin Konak ilçesi sınırlarında, bölgedeki seyyar satıcılık faaliyetlerine yönelik uygulamaları sırasında karşılaştıkları mukavemet neticesinde ortaya çıkan olumsuz görüntülerden büyük üzüntü duymaktayız.
Zabıta personelimizin yasal görev ve yetkileri çerçevesinde kamu düzenini ve şehir estetiğini koruma sorumluluğunu yerine getirirken kendilerini hangi sınırlar içinde müdafaa edecekleri de mevzuat çerçevesinde tanımlanmıştır.
*- ZORUNLU İZİN
Söz konusu olaya ilişkin görüntülerden anlaşılmaktadır ki personelimiz, tarafımızca tasvip edilmeyen ve kurumumuzun etik anlayışıyla bağdaşmayacak bir şekilde görev sınırlarını aşan fiziksel müdahalede bulunmuştur.
Bu doğrultuda derhal idari soruşturma başlatılmış ve olayla ilişkili zabıta memurlarımız açığa alınarak zorunlu izne çıkartılmıştır.
Soruşturmanın tamamlanmasının ardından disiplin süreçleri titizlikle işletilecektir.
İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak çalışanlarımızın görevlerini hukuk devleti ilkeleri, insan haklarına saygı ve vatandaş odaklı hizmet anlayışıyla yürütmesi temel prensibimizdir.”
Fotoğrafları görmedim, inceleyemedim.
Yani konunun uzağındayım…
Bu yüzden karar veremiyorum.
Çünkü önceki yıllarda Zabıta Memurlarına, belli grup ve kişiler tarafından, birlikte olunarak nasıl davranıldığını biliyorum.
Zabıta belki de bu olaya kadar hep dayak yedi…
İlerki tarihlerde belki yorum yaparım.
Ben yasalardan yana olduğum kadar, yasaları kendine göre kullananlara da, arkalarında torpili ve siyasi gücü olanlara da kesinlikle karşıyım.
*-
Yorumlar yükleniyor...