BİZ DE YOKUZ!
Köşe Yazısı

BİZ DE YOKUZ!

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
18 Jul 2025 7 dk okuma 191

*- AĞİLAMAKLI İDİLER! Çeşmeden yazan Olkan Özkır kısa ve öz şöyle diyor: ‘Acilen ağaç dikmemiz gerekiyor bizim! Ağaç yoksa yağmur yok! Yağmur yoksa, su yok! Su yoksa, meyve- sebze yok! Hayat yok!’ Ben de ilave edeyim, biz de yokuz! Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) ne demiş? ‘Kıyamet kopuyor olsa bile, elinizde bir fidan varsa onu dikiniz!’ Bugün Haluk Narbay gibi emekli öğretmen Nurten Yelken ile oğlu maden mühendisi Gökseli ile hem Ege ham de Dokuz Eylül’da birçok fakültenin ders

*- BİRLEŞMEDEN OLMAZ

Hülya Gülperçin’den aldığım mektup şaşırttı!

‘Karşıyaka’nın ilk kültür merkezi Belediyenin borçları yüzünden satılamaz!’ diyor.

Haklı ama karşı taraf yani belediye de haklı!

Peki ne yapılmalı?

İlk akla gelen Karşıyakalıların yediden yetmişe birleşip, bir yardım ve destek kampanyası açmaları…

Ama buna müfettişler izin vermiyor, yasaların bir maddesine göre ‘Olmaz!’ diyorlar.

Başka maddeleri bulmak zaman alır.

Çünkü; yasa koyucular hep iki şeyi gözetirler…

‘Ya bir gün bize lazım olursa?’

*- BİRAZ İLERİYE GİDİN

Bu şu demek, 15’nci madde ‘Olmaz!’ derken, yasaları iyi irdelerseniz yani okursanız, az sonra, ne beliyemi 23’ncü maddede bazen ‘dolaylı’ bazen gayet açık ‘Olur’ denilmektedir.

İşte bu zaman ‘iyi avukat’ ya da ‘iyi hukukçu’ dediğimiz, araştırmacıyı ortaya çıkarıyor.

Ama ben başka dikensiz yolu önereyim:

‘Karşıyaka’nın kalburüstü kişileri’ bir araya gelsin, anlaşmalı bir şekilde satışa sunulan kültür merkezini alıp, belediyeye bağışlasınlar.

Tabii benim şu an aklıma gelen bu..

Biraz düşünülse mutlak çok daha güzel çözüm yolları bulunur.

Şeffaf olanlar bu işi doğru dürüst yaparlar.

Böylece sanata ve sanatçıya da sahip çıkılır, lafta kalmaz.

*- ÇOCUKLUKTAN KURTULMAK!

Ersın Ata’nın şu görüşüne hayran kaldım!

Diyor ki!

‘Babanız yaşıyorsa halâ çocuksunuz!’

Merak ettim devamını okudum:

‘İnsan babası ölünce büyüyor, çünkü; yalnız başınıza kalıyorsunuz, o zaman artık!

Ne zaman ki, babanızı kaybediyorsunuz; işte o zaman gerçekten büyüyorsunuz!

Çünkü çınarın gölgesi yok artık üzerinizde.

Sizi fark etmediğiniz bir halde, koruyormuş meğer o gölge!

Siz de aile kuruyorsunuz, baba oluyorsunuz.

Sizin de gölge yaptığınız, koruduğunuz birileri oluyor.

Ama o gölgeyi çok arıyorsunuz!

Savaşın ortasında komutansız kalmaktır, babasız kalmak.

Kaç yaşında olursanız olun, babanız yaşıyorsa siz halâ çocuksunuzdur.

Ama babasız kalırsanız;

İşte o zaman gerçeği görürsünüz…’

Teşekkürler; Ersin Ata!

*- ALDATİLMAK ŞANIMIZDAN

Bazen yanıldığımı, yanıtıldığımı çok sonradan tesadüfen öğreniyorum,

Ya güvendiğim bir arkadaşımın (!) sözlerine kanmışımdır, ya da bir okuyucumun dürüstlüğüne (!)

Aslında fark etmiyor, ikisi de aynı kapıya düşüyor.

Ha o, hu bu?

Fark etmiyor!

‘Aykırı hukukçu!’ dostum Av. Senih Özay bu kez, bir mahkeme kararını göndermiş!

Altına da şu notu iliştirmiş;

‘Bu yargılamalar, keşif ücretlerinin, korkunçluğu gibi!...’

Baktım bir küçük not daha var;

‘Bu yargılamalar, keşif ücretlerinin korkunçluğu gibi bir dert var, biliyorsunuz! Yakup Avukatımızın dosyasına bir bakın bence!’

Konu ve olay Rize’de geçiyor.

Ben hakimin de yan mahkemenin de davalı ya da şikayetçinin de işine karışmam…

Bu yüzden sadece bazı vatandaşların görüşlerini, yetkililerin de dikkatini çekmek için paylaşayım, bu arada, ince ve önemli noktalara dokunan sevgili avukat Senih Özay’a da bu arada teşekkür edeyim:

Bu arada konuyu anımsatayım:

Bir ara ‘Bllirkişi ücretleri az!’ demiştim, beni yanıltmışlar.

Çünkü bu işten geçinen iyi para kazananlar var.

Belki bir gün bu dosyalar da açılır, kazançlar ortaya çıkar.

Doğru ile eğriyi öğreniriz

‘İkinci’ dedim, durdum, bazı sıkıntılı durumları yaşamamak ve yaşatmamak için, şimdilik…

*- FAZLA İYİ NİYETLİ

Aysal Tansu da bu davada önemli bir noktaya değiniyor:

‘Y.D. Kararı da verilmemiş demek ki. Oysa Y.D. Kararı mevcut durumu, diğer bir anlatımla dava tarihindeki durumu korumak için verilir.

Aksi taktirde, bu davadaki gibi “konusu kalmama” ile hak kaybına neden olunur ki yasa koyucunun amacına ve kamu yararına aykırı duruma yol açar.

Bu nedenle ben davanın esastan karara çıkmasını tercih ederim.

Pek ihtimal vermiyorum ancak, adil bir yargılama ile davanın kabulüne karar verilmesi halinde tazminat hakkı doğar.

Doğa tahribatı belki kısmen eski hale getirilebilir.

Fazla iyi niyetli olduğum düşünülebilir ancak (yukarıda da belirttiğim gibi) “adil yargılama” olması var sayılması haline ilişkindir önerim.”

*- ADAM GÜLÜYORDUR

Fotoğraf Sanatçısı olarak bildiğim Lütfü Dağtaş’ın başına gelene şaşırdım.

Aslında konu içinde konu var.

Bir yandan, ‘arakçılık’ diğer yandan, bir noktada ‘Belediyeler birileri tarafından nasıl soyuluyor?’

İç içe birden fazla konu!

Şimdi söz Lütfü Dağtaş da;

“Ülkedeki adaletin nasıl tecelli ettiğinin belgesi olarak okudum Üstadım.

Dört yıl önce fotoğraflarımı çalarak devasa kitap yapıp bir belediyeye pazarlayan badembıyık Prof,u mahkemeye verdim.

Dünya kadar harç, bilirkişi parası yatırdım.

Üç yılın sonunda haklılığım yargı kararıyla onandı, bir yılı aşkın süredir istinafta.

Badembıyık, o günün parasıyla belediyeye satıştan elde ettiği taze parayı cebine koydu, benim alınterimin karşılığı tazminat, yargıda pula döndü.

İşte adalet bu olunca, gençliğimizin sloganını yinelemekte yarar var:

‘Bu düzen değişmeli!’

Bana bu olay tuhaf geldi…

Neler oluyor, neler?

*- SAYFAYI ÇEVİR

Melih Dizdaroğlu bu kez mektubunda ‘Sayfayı çevir!’ diyor.

Bakalım yazdıklarını okuyunca, siz de ‘sayfayı çevirecek misiniz?’ yoksa ‘Yola aynen devam’ mı diyeceksiniz?

“Herkes sonuna kadar yanımızda yürümesin.

Bazıları sadece bölümdür - bize öğretmeye, bizi acele ettirmeye ya da içimizdeki bir şeyi uyandırmaya gelir.

Biri gitmeyi seçtiğinde, peşinden koşma.

Kaderin asla tarihinden çıkmaya karar verenlere bağlı değildir.

Bu onları kötü insanlar yapmaz.

Basitçe hayatındaki rollerinin tamamlandığı anlamına gelir.

Ve bu bölüm kapandığında, onu tekrar okuma isteğine karşı koy.

Artık bugününe ait olmayan şey, geleceğinde yer hak etmiyor.

Boş ver artık.

Sayfayı çevir.

Hikayeniz bitmekten çok uzakta - ve en iyi bölümler henüz yazılmamış olabilir…”

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 367

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 220

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 374

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...