BİSİKLETLİ KARGA İLE BİLE KONUŞUR
Köşe Yazısı

BİSİKLETLİ KARGA İLE BİLE KONUŞUR

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
09 Jun 2026 7 dk okuma 105

*- KARGA ÖYKÜSÜ Övgün A Ercan kendini ‘öykücü’ olarak tanıtıyor. Bir tane örnek istediğimizde, ‘Rıfkı karga, Mualla kargaya bitik!’ yani aşık öyküsünü göndermiş. Bakalım beğenecek misiniz?

Hoşumuza giderse, arada kendisinden rica ederiz, belki de şansı bu
konuda sayenizde açılır.

Belki günlük sıkıntılarımız da üzerimizden uçar gider…

“İstanbul Bebek’ten uçup Kuşadası Karaova’ya gelen Rıfkı ile sevgilisi
Mualla Ege Denizi kıyılarındaki zeytinliklerin arasında yuva
kurmuşlardı. Kuşadası’na geldikleri için oldukça mutluydular.

Bu bölgedeki kargaların çoğu alacakargaydı.

Kara kargaların sayısı nedense azdı.

Kısa süre içinde Rıfkı ile Mualla Karaova‘daki kargaların dillerini öğrendiler.

Çünkü yaşamda en kötü şeylerden bir tanesi içinde yaşamış olduğunuz
toplumun dilini konuşamamak, arkadaşlarınız, toplum ile iletişim
kuramamak ve birbirini anlayamamaktı.



*- SEVME- SEVİLME

Karıkoca arasında da ilişki böyleydi.

Aynı dili konuşamayan eşler geçimsiz, mutsuz bir evlilik kurarlardı.
Mutlaka bunun sonu er ya da geç ayrılmaktı.

Bunları çok iyi bilen Rıfkı karga, Mualla’nın gönlünü çalmak için
güzel sözler öğreniyor ve bunları Mualla’ya yansıtıyordu.

Çünkü sevme ve sevilmenin sonu yoktu.

Her şey ölebilir ancak sevgi saygı mutlaka yaşamalıydı.

Bu ozan özelliğiyle Rıfkı karga hem neşeli, hem iyimser, hem dost
canlısı, hem de sevgi doluydu.

Rıfkı, sürüdeki diğer kargalar gibi değildi; kavga etmeyi değil, güzel
sözler söylemeyi severdi.

O tam bir sevgi ile dostluk kargasıydı.

Mualla’ya sırıl sıklam aşıktı.

- Onsuz yaşayacağıma bir Baykuşun ağzına yem olurum, diye söylerdi.



*- BİSİKLETİ SÜRERKEN

Bir karga en çok 40 yılı yaşardı.

Eğer yaşamınızda bir sevgiliniz varsa bu 40 yıl sanki bir gün gibi geçerdi.

Güzelçamlı‘ya doğru bisikletimi sürerken Rıfkı geldi yönlendirici üzerine kondu.

“Günaydın Rıfkı. Yalnızsın. Mualla nerede?.”

“Günaydın Övgün abi. İyi sürüşler.

Biliyorsun daha Kuşadası’nda yeniyiz.

Dişi kuş yuvayı yapar derler.

O yuvada kalıp çevreden çalı çırpı toplayıp yuvayı genişletmeye
başladı. Ben de ‘Muallam yumuşak yataklarda yatsın’ diye ot, saman
toplamaya çıkmıştım, seni gördüm.

Biliyorsun biz, siz gibi televizyon başlarında değerli zamanımızı
geçirmeyip koyun koyuna yattığımız için sanırım Mualla gebe kaldı.
Yakında yumurtlayıp kuluçkaya yatabilir.

Torunların geliyor Övgün baba. Gaf gak gaeek gak”



*- NASIL TANIŞTI

” Ne diyorsun Rıfkı!

Bu eşsiz bir bilgi.

Sen ne hızlı bir kargasın!

Sen bu gücü nereden topluyorsun? “

“ Biz siz gibi sigara içmeyiz, ayrıca her şey doğada var.

Ceviz, çam fıstığı,  incir çekirdeği, Tahan, badem, avakado, karpuz,
balık, istiridye…

Ayrıca olmazsa olmaz marul yeşillikler.

Bunlarda Ege’de çok var.

“Vay be! Sen neler biliyorsun böyle?

Hiç anlatmadın bana; Mualla ile nasıl tanıştınız?

“Ha ha ha. Gak gak gaik gak.

Anlatayım.

Bir gün İstanbul Emirgan’da uçuyor, kıyıda balık tutanların
istavritlerinden yararlanmaya çalışıyordum ki birisi bana bir istavrit
attı, aldım onu, sonra Emirgan’nın yaşlı çınarının üzerine kondum.

Aa! Bir de baktım, yaşlı çınar ağacının dalında göz kamaştıran bir
dişi karga tüylerini tarıyor.

Adı Mualla imiş.

Mualla’nın parlak siyah tüyleri güneşte mavimsi bir ışıkla parlıyordu.

Onu görünce çok etkilendim.”



*- KURUÇEŞMELİ

Daldan dala yaklaşarak incelikle seslendim:

- Mualla Hanım, şu sabah güneşi var ya, sizin tüylerinizin yanında
sönük kalıyor.

Mualla hafifçe gülümsedi, yanı başındaki küçük dala sıçradı.

- Abartıyorsun Rıfkı bey.

- Beni tanıyor musunuz?

- Geçen gün kızlarla Bebek parkında uçarken seni arkadaşlarınla sığ
sularda yıkanırken görmüş,  pençelerin gücünü sanki üzerimde hissedip
iç geçirmiş, tüylerim kabarmıştı.

- Ay ay ay. Neler duyuyorum. Bu tüylerinin güzelliğine anana mı
borçlusun, yoksa babana mı?

- Annem güzeller güzelidir, babam da Kuruçeşmenin en yakışıklısı.
Ancak benim tüylerimin onlar kadar güzel olduğunu sanmıyorum.

Rıfkı başını sallamış, gagasını birkaç kez açıp kapamıştı.

- Hiç de değil. Şu çınar ağaçlarının en yüksek dalına konsa bir karga,
uzaktan bakınca seni gece gökyüzündeki en parlak yıldız sanır.

Bu sözler Mualla’nın hoşuna gitmiş ancak belli etmemeye çalışmıştı.



*-  KARGANIN GÜZELLİĞİ

Ertesi gün yine Emirgan’a gelmiştim.

Baktım Mualla sanki beni bekler gibi yaşlı Çınar ağacında Boğaziçi’ni
seyrediyor.

Uçarak karşısına kondum.

- Mualla, dün seni uçarken gördüm, sen uçarken rüzgâr bile yönünü
değiştiriyor. Sanırım seni daha uzun görmek istiyor.

- Senin dilin bugün de pek tatlı, Rıfkı.

Güldüm.

Gak gaik gavk.

Ha ha ha.

-Tatlıysa nedeni sensin.

Kişiler bülbüller için ezgiler yazar ancak senin sesini duysalar
kargalar için de şiir yazarlardı.

- Ay beni şımartıyorsun Rıfkı.

Günler geçti.

Ben her gün yeni bir gönül okşayıcı söz buldum.

Ancak bunlar yalnızca dış görünüşle ilgili değildi.

Bir gün şöyle dedim:

- Mualla, senin en güzel yanın tüylerin değil.

Yaşlı kargalara yardım edişin, yavrulara yol gösterişin.

Bir ağacı güzel yapan meyvesidir; bir kargayı güzel yapan da
yüreğidir, gönlüdür, davranışıdır.



*- ETKİLEMEK HEP AYNI

Bu söz Mualla’yı çok etkilemişti.

Sonunda bir akşamüstü, Haliç sırtlarından gün batarken Mualla bana dönüp:

- Rıfkı, bana söylediğin güzel sözlerin en güzeli hangisi biliyor musun?

- Hangisi?

-Yüreğimle ilgili olanı. Çünkü güzel söz söylemek kolaydır ancak
birinin içindeki güzelliği görmek güçtür.

Ben mutlu bir biçimde kanatlarımı çırptım.

Gak gak gak.

O günden sonra çınar ağacının en güzel dalında yan yana konduk.

Ben yine güzel sözler söylemeyi sürdürdüm, ancak, Mualla artık
biliyormuş ki bu sözlerin değeri, onların içten gelmesindeymiş.

Boğaziçi’nde dolaşan kargalar, günlerce benim ile Mualla’nın
dostluğunu gözlemleyip, birbirlerine anlatmışlar.

Sonunda herkes şu sözü öğrenmiş:

“En güzel gönül sözü karşındakinin yüreğindeki güzelliği görmektir.”



*- BİSİKLET KONUŞTURUP, DÜŞÜNDÜRÜYOR

- Mualla seni çok seviyorum.

Düşlerimin kargasısın.

Seni düşünmekten gözlerime uyku girmiyor.

Her an seninle birlikte olmak istiyorum Mualla.

-Rıfkı bunları senden duymak ne güzel.

Ben de seni uzun süredir seviyorum. Al beni kanatlarının arasına uçur
beni istediğin yere Rıfkı.

-Mualla seni kanatlarımın arasına alıp gagaklayarak şiir okumak istiyorum.

Ben yaşamımda böyle güzel parıldayan, böyle güzel albenisi olan, gaga görmedim.

Seni gagalayabilir miyim Mualla?

-Yapma Rıfkı, ben soylu bir evgil kızıyım.

Çevrede bir sürü bizi gören kara karga var.

Adımın çıkmasını istemem.

İste beni annemden babamdan, Rıfkı’cım.

İşte Övgün abi her şey böyle başladı.

O günden beri Mualla’yı hiç bırakmadım.

O benim biricik sevgilim.

Kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime.

-Ne oldu ÖVGÜN abi?

Daldın gittin.

Demek ki, bisiklet sürücüsü olmak, insanı EZOP gibi yapıyor.

Kargalarla bile sohbet ettiriyor…

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...