'BENİ BİR TEMİZ DÖVSENE!' DİYOR
Köşe Yazısı

'BENİ BİR TEMİZ DÖVSENE!' DİYOR

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
11 Oct 2026 7 dk okuma 156

*-DAYAK Bir yayınevinin piyasaya sürdüğü bir kitabın tanıtımını okudum. Konu ilginç, başlık da şöyle: “Beni Bir Temiz Dövseler!”

Şimdi kitaptan bir parçayı yazayım, sonra içinizden bazılarını tutmam
lazım, çünkü yazarının dediğini yapıp, bir temiz dövebilirler.
Şakası bir yana, okuyalım:
“Eğer iyi evlilik illaki sıkıcı oluyorsa o zaman bizimki kötü olsun,
ne yapalım, yeter ki sıkıcı olmasın.
İstediğim gibi yaşamama engel olan ne mi?
Para yok doktor bey.
Bunu nasıl söylersiniz, ne demek parayla saadet olmaz.
Daha geçen gün internette okudum,’ zenginlerin ömrü yüzde yirmi beş
daha uzun oluyor!’ diye.
Gözü kör olsun o paranın.
Feridun’un maaşı kesilince fena halde yoksula düştük biz.
Paramız olsa işler daha kolay olurdu, gibi geliyor.
Biliyorum, şu devirde artık kimse ferah fahur yaşamıyor, açlıktan
çocukların boyu kısaldı bu ülke de, ama benim de derdim bu doktor bey,
evde tek başına oturmaktan fena halde sıkıldım.”
Başar Başarır, “Beni Bir Temiz Dövseler” de böyle diyor, işte…

*- YAŞAMIN GİZEMİ
Güner Kocakanat bir zamanların İzmirli ünlü bisiklet sporcusuydu, Aynı
zamanda şimdi muhabirliği geride bırakan sevgili Atalay Ergezen gibi
çok önemli bisiklet tamircisiydi, Alsancak Hocazade Camisi ile Fransız
hastanesi arasında…
Belli yaşın üzerindeki her İzmirli mutlaka bu bisiklet tamircisi
dükkânın önünden geçmiştir.
Güner Kocakanat hemen her gün sosyal medyadan özel haberleri
değerlendirmem, yani faydalanmak için paylaşıyor.
Son gönderimlerimden birinde radyoloji uzmanı, güzellik uzmanı,
olduğunu ifade eden vatandaşın önerileri dikkat çekici…
Belirttiğine göre;
Uzun yaşayan insanların bulunduğu mavi bölgeler defalarca incelenmiş
ve bu alanlardaki uzun yaşamın gizemi çözülmeye çalışılmış.

*- ENGEBELİ ARAZİLER
Bu çalışmalarda ortaya çıkan şeylerden biri de bu bölgelerin ortak bir
özellik olarak engebeli araziler olması.
Acaba düz coğrafyalarda yaşayanlar ile engebeli coğrafyalarda
yaşayanlar arasında ölüm oranları ve kalp hastalıkları açısından bir
fark var mı?
Yapılan çalışmalar engebeli coğrafyalarda yaşayan insanların daha az
oranda kardiovasküler hastalığa yakalandığını gösteriyor.
Ciddi bir kalp rahatsızlığınız yoksa siz de yürüyüşlerinize rampalı
yollar ve yokuşlar ekleyin…”
Uzman kişi, kendini videolarla tanıtıyor…
Örneğin: ‘Ne yiyelim?’, ‘Her şeyi yeme!’, ‘Nasıl güneşlenelim?’, ‘Bu
vitaminin tam zamanı!’, ‘Bakteriler hastalanır mı?’,  ‘Nodülüm büyük
mü?’ gibi ilginç soruların yanıtlarını veriyor.
Zaman bulursam dinlerim…
Ama şunu söyleyeyim:
Yarışa yani müsabakaya hazırlanmıyorsanız sakın bu söylediklerine
inanıp da, yokuşa koşarak tırmanmaya çalışmayın…
Kalbiniz yumruğunuzdan çok daha fazla büyür, beyni dinlemez, yaramaz
bir çocuk olur ve başınızı ağrıtır.
Düz ayak yerleri kimler seçmiş?
Uzun yaşayan insanlar…
Bir ara ‘En uzun yaşayan insanlar Nazilli’de yaşıyor’ haberleri çıkmıştı.
Nazilli halkı, bildiğim ve gördüğüm kadarıyla sadece bahçe işleri ile
uğraşırlar ve Atatürk’ün büyük eseri Basma Fabrikası’nda çalışırlardı.
Bu kadar…
Bence tepe yerler aranıp koşmak yerine bisiklete binenler çok daha
fazla yaşıyorlar. Tanıdığım bisikletçiler hep artıst gibiydiler…
Manken gibiydiler….
Benim gibi göbekli de aşırı kilolu da değildiler…

*- ASIL İSYANI
Şimdi gerçek bir doktorun Ekim ayı ile birlikte fotoğrafını koyarak
söylediklerini garanti altına almaya çalıştığı konuyu paylaşayım.
Sakın dişlerinizi gıcırtadarak, aklınızdan geçenleri yazmayın.
Söz Op. Dr. Cemil Er’in ilginç paylaşımında;
“Üç gün Umre’deydim.
Kâbe’nin karşısında ibadet ederken, İslam dünyasının neden bu hâlde
olduğunu da düşündüm.
Özellikle kendi ülkemde; yetimin hakkına, kamu malına, kul hakkına el
uzatarak servet sahibi olanların, haksızlığı ve yolsuzluğu hayatının
parçası hâline getirenlerin, sonra hiçbir şey olmamış gibi kutsal
topraklara gelip Kâbe’nin önünde dindarlık fotoğrafları vermesini
düşündüm.
Daha acısı, döndüklerinde aynı haksızlığa, aynı vicdansızlığa, aynı
merhametsizliğe kaldıkları yerden devam etmeleri…
İşte benim asıl isyanım buna.
Çünkü Hz. Muhammed’in mücadelesi insanları yalnızca Kâbe’nin etrafında
döndürmek için değil; ahlaklı, adil, merhametli ve vicdanlı bir insan
inşa etmek içindi.
Yetim hakkıyla zenginleşen, kamu malını kendi malı sayan, kul hakkını
hiçe sayan bir insanın ihrama girmesi geçmişini beyaza boyamaz.
Kâbe’nin önünde verilen hiçbir fotoğraf kirlenmiş bir vicdanı aklamaz.
Anladım ki mesele Kâbe’ye varmak değil, Kâbe’den nasıl döndüğündür.
İnsan aynı hırsla, aynı zulümle, aynı vicdansızlıkla dönüyorsa; bedeni
Mekke’ye gitmiş, vicdanı yerinden hiç kıpırdamamıştır.
Ben de İslam dünyasının ahlakla, ilimle, adaletle ve evrensel insanlık
değerleriyle yeniden ayağa kalkacağına dair taşıdığım ümidin büyük bir
kısmını Arabistan çöllerine gömüp geldim.”

*- ŞİMDİ DE KARŞIDAYIZ…
Konuyu şöyle açıkladılar:
“Bir İnsanın Değeri Neyle Ölçülür?”
Devamında şöyle deniliyor:
“Mesleğiyle mi?
Giydiği kıyafetlerle mi?
Banka hesabındaki parayla mı?
Yoksa başkalarının onun hakkında düşündükleriyle mi?”
Peki ya insanın değeri bunların hiçbirine bağlı değilse?
Hayatın koşuşturmacası içinde bazen en önemli soruları sormayı unutuyoruz:
“Ben kimim?
Neden değerliyim?
Tanrı beni nasıl görüyor?”
Bu paralı reklamın amacı son cümlede açıklanıyor:
“Tanrı beni nasıl görüyor?” cümlesinde…
İzmir Proteston Kilisesi’nde her Pazar, halka açık, yani biz
Müslümanların da katılabileceği ‘ayinlerine’ açıkça davet ediyorlar.
Misyonerleri biliyoruz.
Her yerde karşılaşıyordum ama son yıllarda sayıları mı azaldı nedir
pek görmüyordum.
“İnsanın değeri, sahip olduklarından çok daha büyüktür…” diyen
Protestan Kilisesi halkı, Katolik Hristiyanlarla selamlaşmanın dışında
anlaşabiliyorlar mı, onlara özel davet gönderiyorlar mı?
Acaba her Pazar olduğu gibi bu pazar, ”insanın gerçek değeri üzerine
birlikte düşünmek ve Kutsal Kitap'ın bu konuda söylediklerini
keşfetmek için Protestanlarla bir araya gelince”  ‘Ben sizdenim!’
diyen, sahtekar çıkıyor mu?” diye düşünenlerdenim.
Bir zamanlar bu tipler, reklam için, gazetelere haber oluyorlardı.
Bakın bir Müslüman doktor samimi olarak duygularını nasıl paylaşmış.
Acaba böyle samimi duygularla Protestan Papaza ‘günah çıkartır’ gibi
yürekten gelen seslerle düşüncelerini söyleyebiliyorlar mı?, gerçek
cemaatlerinden olan birileri…
Ben hiç duymadım…
Herhalde öğrenme imkânım da yok…
Ama Ermeni arkadaşım Agit ile Zagik, bir papazın yönetiminde yalnız
Türkiye değil yurt dışında da kilise seyahatlerini yapıyor.
Ona, ‘Karı- koca’ düzenleyiciler, sizin sırtınızdan büyük paralar
kazanıyor” demiştim.
İzin verirlerse, belki bir gün, ya da arada, özel olarak
anlattıklarını hikaye şeklinde sizlerle paylaşırım.

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...