BAZILARI KESİNLİKLE YANACAK AMA KİMLER?
*- İNSAN OLMALI İNSAN! Şimdi söz Ramazan Yaman’ın. Ramazan Yaman, ‘İnsan olmalı insan!’ diyerek sözlerini şöyle sürdürüyor: “Soruları olmalı insanın; sorduğunda deli olduğuna kesin hükmedilecek soruları! Aklı olmalı insanın; kullandığında tüm şarlatanları deli edecek bir süratte, bir keskinlikte, bir basirette işleyen bir aklı! Yüreği olmalı insanın; her şeyini kaybettiğinde bile kazançlı çıkacak bir yüreği! İmanı olmalı insanın; kendini is
*- ‘AKREP GİBİSİN KARDEŞİM!’
Okuyucularım Oğuz Alpözen’i tanırlar.
Bodrum’u Bodrum yapanlardan.
Bodrum’u dünyaya tanıtan, Bodrum Kalesi ve Müzesi’nin yaratıcı müdürünü…
‘Üstat’ dediğim Oğuz Hocam bakın ne yapmıştı?
“Koca şair Nazım Hikmet bir şiirine ‘Akrep gibisin kardeşim!’ diye başlar.
Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir ‘Bodrum Kalesi taş ve moloz yığınlarıyla doludur.
Yılanları, akrepleri, ekspres katarı gibi çıyan ve tanklar gibi kertenkeleleri vardır.
Metruktur.’ der.
‘Müzeler müdüriyeti burayı niye muhafaza ediyor.’ diye bakanlığı taşlar…
Alpözen işte bu kaleyi Akdeniz'in en yeşil ve çiçekli kalesi yaptı.
Ağaçları kestiler, çiçeklerin üzerine mıcır döktüler.
Yapılanlara karşı çıkan Alpözen, ODTÜ'li Tolga Uysal tarafından ‘--- nostalji travmaları..’ yapıyor diye suçlandı.”
Daha ne anlatayım?
Bodrum’a gidenler ve Bodrumlular ‘Bodrum sevdalısı’ Oğuz Alpözen’i iyi tanır.
Ben bu konuya sık sık gireceğim, belki Bakanlık yetkilileri duyar da, Oğuz Alpözen üstadın anlatımlarını dinler, kendisine kulak verirler.
*- ÖNEMLİ KONU
Aykırı hukukçu, avukat Senih Özay’ın bana özel gönderisinden önce, Çeşme’den Olkan Özkır şu mesajı attı:
‘Senih Özay, kendisi avukat!
Yangınlar için dava açıyor.
İşte size önemli bir konu!
Helal olsun, yürekli insan!’
Ben de kendisine, kaç kez birlikte olmamız için davetler yaptığını ama bir türlü gidemediğimi, daha doğrusu gitmediğimi, bir bahane uydurduğumu söyledim.
‘Keşke gitseydin!’ yanıtını verdi.
Lafı daha fazla uzatmadan şimdi ‘dostumuz’ Senih Özay’a sevgili kızı sevilen oyuncu Gupse Özay’ın babasının mektubunu paylaşayım:
*- YANGINA HUKUK BULAŞTIRILIYOR
Av. Senih Özay'ın gönderisi;
‘Toplum Yangın meselesine hukuk bulaştırıyor!
Bu iyi işte!
Çeşme’deki Yangınların Sorumlularının Tespiti İçin Hukuki Mücadele Başlatıyoruz!
Yurttaş Buluşmasına Davet…
Bölgemizi kasıp kavuran orman yangını ne bir tesadüf ne de bir kaza sonucu meydana gelmiştir.
Bu felaket, elektrik dağıtım şirketinin ihmali ve denetimsizliği sonucu göz göre göre yaşanmıştır.
Yangının çıkmasında, şirketi başta olmak üzere Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın sorumluluğu bulunmaktadır.
Bu sorumluluğun yasal bir yaptırımı olmalı, zarar gören yurttaşlarımızın ve doğanın hakkı korunmalıdır.
Yangında yalnızca yurttaşların mülkleri değil; dağlarımız, meralarımız, makilik alanlarımız ve tüm ekosistemimiz de ciddi biçimde zarar görmüştür.
Bu nedenle bir araya gelerek, hukukçu dostlarımızla birlikte hukuki yolları konuşacağımız bir dayanışma ve mücadele toplantısı düzenliyoruz.
Duyarlı tüm hemşerilerimizi katkı sunmaya, birlikte düşünmeye ve mücadele etmeye davet ediyoruz.’
Yer: Germiyan Köy Kahvesi, Saat: 17.00…’
Gitmek istedim ama gidemedim…
Şimdi de bir iki kişinin görüşlerine özetle bakalım.
*- VATANDAŞ NE DİYOR?
Henüz tanışmadığım Nur Dolay bakın ne diyor?
‘Hah işte böyle!
Her felaketin ardından Allah’a yakaran, ondan merhamet dilenen bir miskin halk olmaktan çıkıp mücadele eden ve sorumluları sorgulayan bir halk olmak iyi bir gelişme.
Ama öte yandan herkes de bir parça sorumlu hareket etmeli.
Ormanda mangal merakı artık sona ermeli, boş şişeler, izmaritler oraya buraya atılmamalı.
Hangi güzel manzaranın önünde arabamızla durduysak her yeri boş şişe ve izmaritle dolu bulduk.
O kırık şişeler birer mercek gibi güneşin ışığını kuru otların, çam ibrelerinin üzerinde yoğunlaştırarak tutuşmasına neden oluyor.
Bu ülkeyi saran bütün yangınlarda halk olarak kendimizde de sorumluluk aramalıyız.
Toplantıda bireysel sorumluluğu da tartışırsınız umarım…’
*- VATANDAŞ ANKETİ
İşte vatandaşın sesi:
Sabiha Polat; Helal olsun Senih sana. Tarihe geçtin duyarlılığın, hukukçuluğun ve çalışkanlığınla…
Hasan Topal; Ormansızlaşma, bitkisizleşme nedeniyle şehrin ısı adası etkisi ve sıcaklık artacak, mikrokliması olumsuz etkilenecek.
Ayfer Şahin: Henüz bugün Çamlaraltı kolejine karşı parkın önündeki caddeden bira şişesini alıp çöpe attım. İzmir Hatay’dayım. Bazıları çöpe atılması gerekeni pencereden atıyor. Kimseye söylemde bulunamıyorsun keza neyle karşılaşacağını kestiremezsin, pes diyorum duyarsızlığa…
Fugen Arel: Toplumu yükseltecek olan dayanışmadır. Her zaman varsın Senih..
Suleyman Bezci; Duyarlılığınızı kutluyorum.
Canan Tapkan; Tebrik ediyorum.
Lütfü Dağtaş; Yangınların dışında şirketin yatırımlarını zamanında düzgün yapmaması sonucu elektrikli cihazların arızalanıp bozulmaları da işin bir başka boyutu…
Özge Gülmez: Ödemiş’i kim savunsun?
Hayri Altunok; Yurttaşın ev ve arazilerinin yanması nedeniyle oluşan zararın ayrıca tüm yurttaşların ortak mülkiyeti olan ormanların yanması nedeniyle oluşan maddi zararın şirketinden tazmini gerekir.
Ancak bu tazmini sağlayabilmek için suçu şirketin işlediğinin kesin olarak ispatı gerekir.
Öncelikle şirket hakkında suç duyurusu ve suç duyurusu sonrası yargılanıp ceza almaları gerekiyor ki tazminat davaları boşa çıkmasın.
Valinin şirketi işaret ettiğinde resen soruşturma başlatılması gerekirdi.
Saygılar…
*- ORMAN YANGINLARI İLE HUKUKSAL MÜCADELE
Beni uyarın Çeşmeli Olkan Hanımın da yakından tanıdığını bildiğim Hukukçu- Yazar Birol Keskin’in makalesine de bir göz atalım:
Meslektaşımız Av, Birol Keskin, ‘Orman yangınları ile hukuksal mücadele!’ başlıklı yazısında özetle şöyle diyor:
“Geçen haftaki ‘Orman yangınlarına hukuksal bakış’ başlıklı yazımda adeta ‘Yak Yasası’ diye tanımlanan Orman Kanunundaki Orman tanımları ve Orman vasfını yitiren yerler ile ilgili düzenlemeleri ve Orman Yakma suçlarının ve cezalarının Türk Ceza Kanununda değil de Orman Kanunu içine konmasını eleştirmiştim.
Bu yazımda değerli hukukçu üstadlarım ağabeyim Avukat Senih Özay’ın başlattığı Orman Yangınları il ilgili hukuksal mücadeleyi anlatacağım.
Tabi Orman yangınları ile mücadele eden ormancılarımızı, köylülerimizi, itfaiye erlerimizi, damacana su ile yangını söndürmeye çalışan, çalı çırpı ile yangını söndürmeye çalışan yurttaşlarımızı, sırtında yavrusunu orman yangınından çıkarmaya çalışan kaplumbağayı, sayıyla selamlıyorum.
Az sayıda olsa da helikopter ve yangın söndürme uçağıyla cansiperane çalışan pilot ve görevlilerimizi selamlıyorum.
Bir bütün olarak ve hiçbir siyasi ayrım gözetmeksizin vatanına, ağacına, kuşuna, toprağına, zeytinine, çamına, ormanına sahip çıkan herkes en üst düzeyde saygıyı hak ediyor.
*- ANAYASA’DA YAZIYOR
Tabii biz bir hukuk devletiyiz.
Her türlü eksiklik ve tartışmaya rağmen bunu inanarak söylüyorum. Hukuk Devleti olduğumuz Anayasamızda da yazıyor, hukukçuların hukukun üstünlüğü mücadelesi tarihinde de yazıyor.
Orman yangınları konusuna her meslek grubu kendi açısından yaklaşır. Hukukçular da kendi meslekleri gereği hem birey olmanın, vatandaş olmanın gereği hem de toplum adına hukuku uygulamanın bir ayağını temsil etmeleri nedeniyle herkesten farklı bakar ve gereğinde işte böyle bilgi edinme hakkı çerçevesinde ve devamında davaya dönüştürmek üzere dilekçelerini kamuoyu ile paylaşır.
*- SİMGE İSİM
Sevgili üstadlarım Av. Senih Özay ve Av. Murat Fatih Ülkü dilekçelerinde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’na, Tarım ve Orman Bakanlığı’na, Orman Genel Müdürlüğü’ne, Kamu Denetçiliği Kurumu’na, Gediz Elektrik Perakende Satış Anonim Şirketi’ne ve Gediz Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi’ne taleplerini içeren ‘Son dönemde Haziran-Temmuz 2025 döneminde İzmir ilinde meydana gelen yangınlar ile ilgili taleplerimiz’ konulu dilekçelerini kamuoyu ve hukukçularla paylaştılar.
Çevre avukatlığının başlangıcından bugüne simge ismi Senih Ağabey daha önce de Karşıyaka- Yamanlar dağı Orman yangını sonrası imara açılması konusunda Danıştay’a iptal davası açmıştı.
Danıştay’ın çok yüksek bir keşif ve bilirkişi ücreti çıkarması karşısında yargıya erişimin maliyeti, hak aramanın maliyetinin yüksekliği kamuoyunda gündeme gelmişti.
Peki İzmirli avukatların dilekçelerinde talepleri neler?
*- İZMİR’İN HER KÖŞESİNDE
1. İzmir ilinde Haziran-Temmuz 2025 döneminde, özellikle Foça, Seferihisar, Menderes, Buca, Gaziemir, Çeşme, Ödemiş ilçelerinde çıkan orman yangınlarında, yüzbinlerce dönüm orman alanı, tarım arazisi, zeytinlik yanmış, yok olmuş, zarar görmüş; onlarca mahalle/köy boşaltılmış, binlerce hayvan/canlı yok olmuş, yüzlerce ev yanmış/zarar görmüş, bazı yurttaşlarımız da yaşamını yitirmiştir.
*- KORKUNÇ YANGINLAR
2.Yaşanan bu trajik/korkunç yangınları; rakamların soğuk yüzüyle bir paragrafa sığdırmamız kimseyi yanıltmamalı; yok olan, zarar gören -ormanı ağaçtan/odundan/kütükten/yakacaktan ibaret gören mantığın hiçbir zaman anlayamayacağı- yüzlerce, binlerce yılda oluşan kendi içinde muazzam bir denge yaşayan/yaşatan, karşılıklı etkileşim ile yaşamın/dünyanın gerçek anlamını bize anlatan (belki de anlatamayan, bizim anlamak istemediğimiz) gözyaşartıcı bir eko-sistemdir.
Kaplumbağalar, tilkiler, domuzlar, karacalar, sincaplar, gelincikler, kuşlar, kirpiler, sürüngenler, yılanlar; yanarak, sağırlaşan vicdanlarımızın duyamayacağı çığlıkları havada asılı kalarak, her birinin adı dumanların arkasından gökyüzüne yan yana yazılarak yok oldular.
Bu arada, İzmirlilerin, Egelilerin umutlarının da yandığını, yok olmaya yüz tuttuğunun altını çizelim.
*- TARTIŞILANLAR
3. Bu orman yangınları ile birlikte, yine/yeniden;
- Orman yangınlarının neden çıktığı,
- Orman yangınlarının çıkmasından önceki önleyici/koruyucu yaklaşımın neresinde olduğumuz,
- Orman köylerinin/orman köylülerinin tarumar edilmesi ile ormanların korunması ve orman yangınlarının önlenmesi, hızlı belirlenmesi ve çabuk müdahale edilmesi konusundaki yetersizlikler arasındaki doğrudan bağlantı,
- Orman yangınlarının söndürülmesi konusunda özellikle yangın söndürme uçakları/helikopter başta olmak üzere ekipman ve personel yetersizlikleri konularında konuşup tartıştık; konuşuyor tartışıyoruz; konuşmalı ve tartışmalıyız da.
*- HAYKIRIP, ÇIĞLIK ATARAK…
2019 Ağustos ayında İzmir-Karabağlar-Kavacık’taki on binlerce dönüm ormanlık alanı yakan/zarar veren yangından bu yana 7 yazdır, İzmir gibi engebeli coğrafya yapılarında yangın söndürme çalışmalarının olmazsa olmazı, yangın söndürme uçakları/helikopter başta olmak üzere ekipman ve personel yetersizliklerini konuşuyoruz, yani geçen yıllar boyu her yaz aynı sorun yaşanmış, sorun çözülmemiş olduğuna göre; yanıp giden canlıların, ekosistemin adına haykırarak, çığlık atarak konuşmalıyız.”
*- BAKIMSIZLIK DA KONUŞULDU
Bu arada Orman Yangınlarında elektrik hatlarının bakımsızlığı gündeme geldi.
Çevre avukatları bu konuya da dikkat çektiler:
‘2025 Haziran-Temmuz döneminde meydana gelen yangınlar konusunda, İzmir Valisi yaptığı açıklamada,
‘Ödemiş'te ve Çeşme'deki yangınlar ile hafta sonu Seferihisar'da, daha önce Foça ve Aliağa'daki yangınlarımızın tamamı elektrik hatlarından kaynaklı başladı.
Elektrik hatlarından çıkan kıvılcımlar, otları tutuşturdu ve ormana yayıldı" (https://www.haberturk.com/elektrik-mi-yakti-3804587) diyerek, yangınların nedeni konusunda elektrik hatlarını işaret etmiştir.”
Dilekçenin devamında:
“Gelinen noktada, yaşanan trajik orman yangınları konusunda “elektrik hatlarından çıktı” açıklamasının ötesine geçilmesi, sorumluların tespiti, zararların bir an önce karşılanması ve en önemlisi bundan sonra elektrik hatlarının bakımsızlığı olgusunun ortadan kaldırılması, elektrik hatlarının sağlıklı, işlevsel ve tehlikeden uzak elektrik iletimini sağlayan bir duruma getirilmesi, yani sonuç olarak “yangın, elektrik hatlarından çıktı” açıklamasının tarihe karışması gerekmektedir.” Denilerek yapılması gerekenler vurgulanıyor.
*- CEVAP BEKLENİYOR
Çevreci avukatlar ilgili kurumlardan daha başka birçok önemli soru sorarak kamuoyu ve vatandaş adına yanıtlanmasını istiyorlar.
Bakalım ilgili kurumlar ne cevap verecekler.
Umarım Cevap verirlerse onların açısından orman yangınları ve yangınla mücadele nasıl görünüyor öğreneceğiz.
*-
Yorumlar yükleniyor...