BATAN GEMİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Köşe Yazısı

BATAN GEMİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
11 Sep 2026 7 dk okuma 229

*- TESADÜF ve ÖTESİ Sanıyorum, Gökkuşağı – Bisiklet’in yöneticisi değerli meslektaşım Atalay Ergezen’den duymuştum; Einstein şöyle demişti: “Tesadüf, Tanrı’nın kendini gizleme yöntemlerinden biridir!”

Yani ‘tesadüf’ vardır.
Hiç ummadığınız bir anda birini karşınızda buluyorsunuz.
Kaç gündür ziyaret etmeyi düşündüğüm önceki spor muhabirlerinden
Atalay Ergezen’in Urla’daki atölyesine benden önce 21 yaşındaki iki
bisikletli kız ziyaret etmiş.
Fotoğraflarını da görünce sevgili Atalay’ın şu fotoğraf altına
yazdıklarına hak verdim.
Dediği şunlar:
“Bizim çocuklar yan sokaktaki berbere yalnız gönderilmiyor!
Daha da trajik olanı, doğal koruma güdüsü örtüsüne gizlenmiş;
bağımlılık inşası uğruna...
Böylesi iklimlerde, rol model olacak iki kahraman atölyeye uğradı.
Bisikletlerinin sorunları çözüldü ve yollarına devam ettiler.
Danimarka Kopenhag dan yola çıkmışlar. Kamp yaparak geceliyorlar.
Darısı bizim çocukların gençlerin başına…”
Hürriyet ve özgürlük çocukluktan başlar, ama biz büyükler bunu
bilmediğimiz gibi anlamıyoruz, herhalde…

*- AKILLARA ZARAR
‘Tesadüfün’ dışında, Bir de insanın ‘içsesi’ olabiliyor.
Bilgi yarışmaları örneğinde olduğu gibi, ‘içsesinizi’ dinleyerek,
şıklardan birini sallayarak doğruyu bulmaya çalışıyorsunuz.
Son gemi kazalarını düşünürken, ‘önsezi’ den söz etmek istiyorum:
Önsezi, gelecekte olacakları henüz olmadan önce görme veya sezme yeteneğidir.
Belki ‘odaklanma’ falan da denilebilir.
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden kalkan geminin kaptanı ‘önsezisi güçlü’
bazı yolcular tarafından uyarılmışlar.
Ama her zaman her yerde rastladığımız gibi ‘Bizim işimize karışma,
anlamazsın!’ denilince facia meydana geldi.
Şimdi de aklımda kalan, bazı kehanetlerden, Carl Jung, Mark Twain ve
Jeanne  d’arc’ın önsezilerinden bahsedeyim…
Öldürülmeden üç gün önce Abraham Lincoln koruması Ward Hill Lamon’a
rüyasında  üstü örtülü bir ceset gördüğünü ve başında duran askerin,
‘Başkan bir cinayete kurban gitti!’ diye duyurduğunu anlatmıştı.
Şimdi de, tam karşılığını anlatacak bir sözcük bulamadığım için
‘acaip’ diyebileceğim bir olayı nakledeyim:
Morgan Robertson vakasını anlatayım…
Amerikalı yazar 1898’de yayımlanan “Futility” isimli romanını gördüğü
gerçekçi bir kabus üzerine kurgulamıştı.
Hiç batmayacak  kabul edilen “Tha Titan” isimli bir okyanus gemisi,
Atlantik Okyanusundaki ilk seferlerinden birinde buzdağına çarparak
batıyordu.
Kitabın,  ‘Titanic’  felaketinden  on dört yıl önce basılmış olması inanılmazdı.
Geminin yapısını, seyir rotasını ve batışını öylesine detaylı
anlatıyordu ki, rastlantılar açıklanamıyordu.
Bazen değişim zordur ama gereklidir.
Her şey Danimarkalı kızlar gibi uygulamaya bakıyor…

*- BALIK NEREDE BOL?
Eski Samatyalı Mustafa Yaşar yazmış;
‘Yunanistan'da balık bol mu?..’ diye…
Yanıtını da yine kendisi vermiş;
“Evet hem de bol bol…’
Mustafa Yaşar devam ediyor;
‘Nasıl oluyor da orada bol oluyor?..”
Sonrasını birlikte okuyalım;
Sanıyorum okuyucularım, ‘İki yıl önce yazdığını tekrarlıyor, bu kez
adını Mustafa Yaşar mı yaptın?’ diye düşünmüş olabilirler.
Doğru bu satırların neredeyse birebir kopyası benim bilgisayarımdan çıkmıştı.
Kimden öğrenmiş, nakletmiştim tam anımsamıyorum ama iki yıl önceki
gerçeği bu kez Samatyalı Mustafa Yaşar paylaşmış…
Şimdi anımsadım büyük olasılıkla konuyu gündeme alan İzmir Tarım Bölge
Müdürlüğü’nde yetkili müdürü Ziraat Mühendisi İzmir Namık Kemal
Lisesi’nden sınıf arkadaşım Muharrem Özdestan idi…
Kulakları çınlasın…

*- NEDEN?
Yazıyı birlikte okuyalım:
“Çünkü bütün gelişmiş ülkeler aptal, biz ileri zekalı olduğumuz için.
Çünkü, Yunanistan'da 40 metre derinlik sınırı var.
39 metrede balık avlayamazsın, kanunen yasak.
Neden 40 metre?
40 metre derinliğe kadar güneş ışığı ulaşıyor, ‘pozitonca’ tabir
edilen deniz çayırları fotosentez yapıyor, balıklar bu deniz
çayırlarında hem besleniyor, hem ürüyor.
40 metre yasağıyla, işte bu üreme alanları koruma altına alınıyor.
Deniz çayırında balık avlarsan, sadece o balığı değil, o balığın
gelecek nesillerini de yok etmiş oluyorsun.
Peki bizde sınır ne?
24 metre!
25 metrede balık avlayabilir misin?
Şakır şakır avlarsın.
E, aferin.

*- RUM LOKANTACI, BALIK SİPARİŞİ VERDİ
Bu arada bir Yunanistan anımı anlatayım:
Sanıyorum 1978 ya da 1977 yılı idi.
Atina Hükümeti bir grup ile beni de Rodos’a davet etmişti.
İzmir’den benimle birlikte foto muhabiri Mehmet Ali Varış ile Anadolu
Ajansı’ndan rahmetli Zafer Alatay da vardı.
Adada, fatanik Rumların olası bir saldırısına karşı birbirimizden ayrılmıyorduk.
Arkamızda da Yunan gizli servisi elemanları ve tabi resmi polisleri…
Arka kısımlarda bir balıkçı restoranının kapısında aşçı kılığında
biri, ‘Gel morisi!’ diye bağırıp duruyordu.
‘Türkçe biliyor!’ diye lokantaya girdik.
Karı-koca ve bir de garson kızları…
İstanbullu Rumlar, buraya yerleşmişler.
Sohbet uzadı ve çıkarken babaları bana yaklaştı, ‘Pasam, anladığım
kadarıyla sen buralara gelip gidiyorsun, Marmaris’ten her gelişinde,
ne kadar balık getirirsen hepsini alırım…” dedi.
Ben de ‘Bizim balıkçılar sizinkilerle ahbaplar, onlara ısmarla!’ falan dedim.
‘Bize sıra gelmiyor…’ dedi.
Yani;
Benden bile ‘balık istiyor, balık siparişi veriyorlardı. Nereden
nereyer?, değil mi?

*- ORALARDA DA VAR…
Aynı denizi paylaştığımız Bulgaristan'da Romanya'da balık var mı?
Bol bol var.
Nasıl oluyor da oralarda bol oluyor?
Avrupa Birliği üyesi oldukları için, kafalarına göre avlanma
yapamıyorlar, kaç metre derinlikte balık avlayacaklarını, yılda kaç
ton balık avlayacaklarını, balık stoklarını, balıkçı filolarının
yönetimini ve denetimini, Avrupa Birliği yönetmeliği belirliyor.
Kurallara uyuyorlar.
Bol bol balıkları oluyor.
Türkiye'nin Avrupa Birliği müzakerelerinde “balıkçılık faslı” ne zaman açıldı?
2006 yılında.
Müzakerelerde bir milim ilerleme var mı?
Yok.
Avrupa Birliği'ne giremesek bile, Avrupa Birliği'nin kuralları
faydalı, biz o kurallara kendi kendimize uyalım diyen var mı?
O da yok.

*- LİDER BİZİZ
Avrupa'da en fazla balıkçı teknesi kimde?
Bizde.
Avrupa Birliği ülkeleri yılda kişi başına ne kadar balık yiyor?
26 kilogram.
Biz?
Sadece 7 kilogram!
Norveç'te 6 bin 400 balıkçı teknesi var. 150 ülkeye balık ihracatı yapıyor.
Türkiye'de 18 binden fazla balıkçı teknesi var.

*- YAZMIŞTIM
Balıkçılık; dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde “balıkçılıktan sorumlu
bakanlığa” veya "denizcilikten sorumlu bakanlığa” bağlıyken, bizde
kime bağlı?
Tarladan ve ormandan sorumlu tarım bakanına bağlı!
Bütün gelişmiş ülkeler aptal, biz ileri zekalı olduğumuz için.
Üç tarafımız denizlerle çevriliyken, sadece kendimize ait iç denizimiz
varken, deniz büyüklüğünde göllerimiz varken, biz çiftliklerde veya
karadaki havuzlarda balık yetiştirmeye çalışıyoruz!
Hamsi kavağa çıkar mı?
Öyle bir laf var ya hani.
Ağaçta balık yetiştirmeye çalışmadığımıza şükretmek lazım.
Kiminle neyi kıyaslıyoruz.
Ormanları yakıp ardından yağmur duasına çıkan cehaletle mi kendimizi
kıyaslıyoruz?
*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

EN BÜYÜK ÖDÜL

*- YANILGI Hayatın en büyük yanılgılarından biri, mutluluğu “bir gün”e ertelemek. Oysa zaman geri alınmıyor; yaşananlar silinmiyor ve hangi günün son günümüz olduğunu bilmiyoruz. Kendine iyi gelmek için hayatının kusursuz bir hale gelmesini bekleme. Çünkü bazen hayatı gerçekten yaşamak, ‘sonra’ dediğimiz şeyin hiç gelmeyebileceğini fark etmekle başlar. Sağlıklı ömürler diliyorum…

26 Oct 2026 131

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 378

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...