BAŞVURUYA BEŞ AY SONRA CEVAP GELDİ
*- SİZİN ORASI FARKLI MI? İzmir Büyükşehir Belediyesi ‘Hemşehri İletişim Merkezi (HİM)’ 18 Aralık 2024’de bir mektup gönderdi. Kurulduğunda yöneticilerinden tutun da bu serviste çalışanların neredeyse hepsini tanırdım. Aramızda kalmak şartıyla benimle dertleşirlerdi. Onlar da, vatandaşlar gibi şikayetçiydiler. Sorunları alıp, yetkili birimlere gönderdiklerini ama büyük bir ilgisizlikle karşılaştıklarını, vatandaşın kendilerini sorumlu tutup, hakarete varan şikayetlerini sürdürdüklerini
*- AKLIMDA TUTMAMIŞIM
Unuttum gitti!
Aradan bu kadar zaman geçmiş.
Bu arada kim bilir, kaç tane daha şikâyetimi ileten dilekçe vermişimdir, belediye ve resmi kurumlara…
Herkese de söylerim:
‘Şikâyetini, önerini mutlaka yazılı olarak yapın!’ diye…
Çünkü kayda geçiyor…
Mutlaka günün birinde ilgilenen ve görevini yapmayana hesap yollarını açar.
Yani tembellik veya hak yemek yanına kalmaz!
31 Temmuz günü, 1477 Güvenlik kodu ile yaptığım dilekçeye şu yanıt verilmiş:
‘Urla İlçesi Atatürk Mahallesi Vatandaşı Yaşar Eyice, 2175-2180 sokak kesişimine İZSU çalışma sonrası bakım onarım talebiniz var.
Sevgili Hemşehrimiz:
Başvurudaki talep yerinde incelenmiş ve gerekli çalışmanın yapıldığı tespit edilmiştir.
Bilgilerinize sunar, iyi günler dileriz…’
Kısa ve öz…
‘Şimdi bu kış gününde, kalkıp Urla’ya gideceğim, gerçekten bozdukları yolu eski haline getirdiler mi?’ diye bakacağım.
*- BİRİ GEZİYORDU
Anımsıyorum:
Bir görevli gelmiş, etrafta geziyordu:
‘Hemşehrim hayrola?’ demiştim, yabancı birinin etrafa bakarak dolaşması üzerine…
‘Bizi şikayet etmişler, bir şey yok!’ demişti…
Tartışacak halim yok…
Emin olduğum bu görevlinin ‘Her şey yolunda!’ diye bilgi iletmesi ve o günden bu güne bu kadar gün ve ay geçtikten sonra, yanıt verilmesi…
Urla çok sağanak yağışlı günler gördü, yakın zamanda.
Delik deşik olan yollar daha da bozuldu.
Yani verilen yanıt hatalı…
Ama yine de şükür, baksanıza yanıt veriyorlar…
Herhalde şikayetlerden başlarını alamıyorlar ki, zamanın geçtiğinin, benim gibi farkında değiller.
Demek ki, belediyelerden memnuniyet çoğunluk tarafından yok gibi…
Şimdi ‘Memnuniyet anketleri’ yapıldığını ve belediye başkanlarının çok başarılı olduklarını belirten, para düşkünleri’ ortaya çıkacak.
Gerçekte biz vatandaşların olan Belediye Gelirlerinden kendilerine düşürdükleri payı alacak ve ‘Çok yaşa sen başkan!’ diyecekler…
Yani kadrolar zayıf…
İş yapıyor gibi görünen ama ‘yaralı parmağa bile’ i’meyenlerle doldurulmuş…
Yazık ki ne yazık!
Bu durum her yerde, neredeyse her belediyede karşımıza çıkıyor…
Sizin memlekette durum nasıl?
Buralardan farklı mı?
Baksanıza aylar geçse de benim başvurum sonuçlanmış…
Merak ediyorum, bugüne kadar hangi başvuruya, ‘Teşekkür ederiz. Haklıymışsınız, ekiplerimizi yönlendirdik’ yanıtı verilmiştir.
Zaten ‘ekip yönlendirme!’ diye bir şey hiçbir belediyede yok ki!
*- YERLİ MALLARI HAFTASI
‘12-18 Aralık Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası’ kutlu olsun.
Bornova Kars ilkokulunda Ruhat Öğretmenin öğrencisiydim.
Profesör eşini daha önce kaybetmişti.
Sınıfın duvarlarındaki panolarda, böyle günleri işledikten sonra, konuyla ilgili süsler, bilgiler yazardık.
Hiç unutmuyorum, Ruhat Öğretmen imtihan yapmış ve masamın hemen dibindeki duvar panosunda yazılı ‘Yerli Malı’ haftasının ne zaman kutlandığını sormuştu.
Soruyu okudum, panoya baktım…
Gözüme ilişmişti..
Bunu ‘Kopya’ olarak kabul ettim ve inanın cevaplamadım.
Bu yüzden zaman zaman ‘Ne biçim insanmışım?’ diye kendime soruyorum…
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası’nin hafta ile ilgili açıklaması, bilgilendirmesi şöyle:
“Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası, her yıl Aralık ayının 12-18 günleri arasında kutlanan, ülkemizin tarım ve sanayi ürünlerine dikkat çekmek, yerli üretimin önemini vurgulamak ve tüketicileri bu yönde bilinçlendirmek amacıyla özellikle okullarda kutlanan önemli bir etkinliktir.
Ülkemiz zengin kültürü, çeşitli iklim ve coğrafi özellikleri, tarihi mirası ve tarımsal ürün çeşitliliği ile coğrafi işaretler konusunda oldukça zengin kaynaklar barındırmaktadır.
*- İŞARETLE OLSA
Coğrafi işaretli ürünler yöreden kaynaklanan doğal faktörler, beşerî faktörler veya ünüyle benzerlerinden ayrışmakta, yöreye özgü birçok faktörün etkisiyle kendine has özellikler kazanmaktadır.
Coğrafi işaretler bağlı olduğu coğrafyada hâlihazırda var olan kültürel ve doğal mirası içerdiğinden çok değerlidir, hem ulusal hem de uluslararası pazarda güçlü bir yere sahiptir.
Bu nedenle son yıllarda ticaret hayatında ve tüketici pazarında oldukça önem arz eden bir kavram haline gelmeye başlamıştır.
*- BÜYÜK KATKI SAĞLIYOR
Coğrafi işaretli ürünler ülke genelinde yerli malı tüketimini de teşvik edici özelliktedir.
Yerel halkın elindeki bu kıymetli kaynakların farkında olması ve bu kaynakları iyi değerlendirmesi sonucunda yöreye büyük ekonomik katkılar sağlanabilmektedir.
Coğrafi işaretlerin yöreye ve ekonomiye yönelik işlevlerine bakıldığında ise bölgenin tanıtımını sağlayarak turizme katkıda bulunduğu, yerel kalkınmayı sağlayarak göçü önlediği, yerel üretimi ve kırsal kalkınmayı sağladığı, ürün ve yöre arasındaki bağın korunduğunu görüyoruz. Bununla birlikte üretim metodunun ve ürünün diğer özelliklerinin tescille sicile kaydedilmesiyle geleneksel bilginin ve kültürel değerlerimizin de koruma altına alınması sağlanmaktadır.
“Tutum Yatırım ve Türk Malları Haftası” gibi özel temalı günlerde çocuklar başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerine bulundukları bölgenin karakteristik ürünlerinin tanıtılması, bu ürünlerin coğrafi işaret tescili ile ülkemizin yerli mallarının tercih edilmesine yönelik bir farkındalık kazandırılması ayrıca bir önem arz etmektedir.
*- SADECE BAZI OKULLARDA
Gerek okullarımızda gerekse halka ulaşmanın mümkün olduğu her ortamda ‘Yerli Malı’ kullanımı özendirilmeli, önemi vurgulanmalı ve bu bağlamda coğrafi işaretlerin sahip olduğu değerler ifade edilmelidir. Bunun yanında, yerel kaynak ve hammaddeleri kullanarak yeni ve yenilikçi gıda ürünleri geliştirmek, tüketicilere güvenilir ve sağlıklı seçenekler sunmak gıda mühendisleri olarak bizlerin görevlerinden biridir.
Ülkemize özel gıda ürünlerinin uluslararası standartlara uygun olarak sürdürülebilir üretimi sayesinde hem iç tüketimde hem de ihracatta ülke ekonomisine katkı sağlanacak, bu ürünler de istenen ekonomik değere kavuşulacaktır.
Bu önemli hafta dolayısıyla Gıda Mühendisleri olarak ülkemizin coğrafi işaretlerinin önemini bir kez daha hatırlatıyor ve değerini korumak için dün olduğu gibi yarında çalışmaya devam edeceğimizi belirtmek istiyoruz.
Tüm tüketicileri yerli ve coğrafi işaretli ürünleri tüketmeye çağırıyoruz! ‘
*- YERLİ MALI KALDI MI?
Ne güzel ve moral verici bir açıklama değil mi?
Ben şunu merak ediyorum:
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası, Coğrafi İşaretli Ürünler Çalışma Grubu yöneticilerine soruyorum:
‘Yerli malımız kaldı mı?
Nerede var?
Gümrüklerde olabilir mi?
Baksanıza hemen her gün, tarım ürünlerimizin kimyasal kullanıldığı için gerisin geriye bize iade edildiğini okuyor, televizyonlarda seyrediyoruz.
Şimdi ‘Kabahat kimde?’ diye sorsak onlar da, Ziraat Mühendislerini, Ziraat Mühendisleri de ‘Tarım araç ve ilaç satanları’ suçlayacaklardır.
Suçu gelin yapıp süslemişler. Hiç kimse almamış.
Durum böyle işte!
*- KİME YARIYOR?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı Eylül ayında süt, yumurta ve tavuk eti üretiminde kayda değer bir artış yaşandığını açıkladı.
Ticari süt işletmeleri, Eylül ayında 903 bin 509 ton inek sütü topladı. Böylece, geçen yılın aynı dönemine göre %14,9'luk bir artış kaydedilmiş oldu.
Ocak-Eylül dönemi itibarıyla ise süt toplama miktarı %9,8 oranında arttı.
Sütün yanı sıra, süt ürünlerinde de dikkat çekici bir artış gözlemlendi. İnek peyniri üretimi %11,6, ayran üretimi %9,2, yoğurt üretimi %0,9 ve tereyağı üretimi %13,9 oranında arttı.
İçme sütü üretimi ise Eylül 2023’e kıyasla %7,2 oranında yükseldi.
Tavukçuluk sektörü de büyüme kaydetti.
Tavuk yumurtası üretimi %4,1 arttı, kesilen tavuk sayısı %10 artarken, tavuk eti üretimi %11,8 oranında yükseldi.
Hindi eti üretimi ise %16,7 arttı. Ocak-Eylül dönemi verilerine göre, yumurta üretimi %4,8, tavuk eti üretimi ise %6,3 oranında artış kaydetti.
Ne güzel haberler değil mi?
Su gibi, çimento gibi, çoğu yabancı tekellerin elinde değil mi, bu şirketlerin…
Üretim arttı ama tüketiciye bir faydası oldu mu?
Bunları da yazacaktım ama sokaktaki vatandaşın ‘sessiz çığlıkları’ beni durdurdu.
Şimdi bir acı gerçekten söz edeceğim…
Yapılan bir araştırmaya göre; Gençlerin yarısı aile desteğiyle ayakta duruyor…
*- İŞSİZ GENÇLER
Yeni bir yıla girerken Türkiye’de gençlerin beklentilerini, harcama alışkanlıklarını, eğilimlerini, güven algılarını anlamak için yeni bir araştırmaya imza atıldı.
Türkiye’de genç nüfusun harcama alışkanlıklarına, eğilimlerine ve güven algılarına odaklanan yeni bir araştırma, 15-24 yaş arası gençlerin yarısının ailelerinden finansal destek veya harçlık aldığını ortaya koydu. Araştırmada gençlerin %53’ünün, fırsat bulursa yurt dışında yaşamak istediği görüldü.
‘2025'e Girerken Türkiye'de Gençler Araştırması’ yayımlandı.
Türkiye’nin 19 farklı şehrinden örneklemi temsil eden 15-24 yaş arası 482 gençle anket ve 12 gençle derinlemesine görüşme yöntemiyle yapılan araştırma, gençlerin yarısının aile desteğiyle ayakta durduğunu ortaya koydu.
2 gençten birinin ailesinden harçlık veya finansal destek aldığını gösteren araştırma, tam zamanlı çalışanlarda dahi aile desteğinin %27 seviyesinde olduğunu buldu.
*- İNDİRİMİ BEKLİYORLAR
Araştırma sonuçlarına göre 15 - 24 yaş aralığındaki gençlerin aylık ortalama harcama tutarı 17 bin TL olarak tespit edilirken, ilk üç harcama kalemini sırasıyla gıda, giyim ve eğitim başlıklarının oluşturduğu görüldü. Gençlerin aylık ortalama harcamasının mevcut şartlarda bir asgari ücrete karşılık geldiğini söyleyen araştırmacı Murat Akdağ, ‘Önyargıların aksine gençler alışveriş tercihlerinde ‘savurgan’ değil, tam tersi ‘tutumlu’ ve ‘rasyonel’ olmaya özen gösteriyor. Gençler için alışveriş, artık bir tür stratejik planlama gerektiriyor. Gençler ihtiyaçlarına ulaşabilmek için büyük indirim dönemlerini bekliyor, almak istedikleri ürünlerin fiyat alarmlarını açarak fiyat düşüşlerini takip ediyor. Favori listesindeki ürünlerin fiyatlarını her akşam kontrol ettiğini söyleyen gençler var” dedi.
*- HERKES BİLİR
İzmirller gibi tüm Egeliler ve de İzmir’e çeşitli nedenlerle gelenler, İzmir Enternasyonal Fuarının ziyaretçiler mutlaka Basmane’deki büyük çukuru görmüşlerdir.
Buraya çok ortaklı büyük bir ‘Ticaret Merkezi’ yapılacaktı, Amerika ve Avrupa’da örnekleri olduğu gibi.
Hemen her dönemde bu çukur gündeme gelir, çeşitli söylentiler çıkar.
Bugün de, ETİK Başkan Yardımcısı Bülent Tercan, ‘Basmane çukuruna yapılacak projede beş yıldızlı otelde olmalı!’ açıklamasını yaptı.
Bülent Tercan, İzmir kent merkezinde çirkin görünümü ve sorunlu durumuyla yıllardır çözümsüz bir şekilde bekleyen Basmane Çukuru için düşünülen proje içinde, büyük ölçekli otoparkı ve toplantı salonları da olan beş yıldızlı bir otelin yer almasını istediklerini açıkladı.
Tercan olası bir AVM inşaatının tarihi Kemeraltı Çarşısı’na da, İzmir ve Alsancak esnafına da büyük zarar vereceğine dikkat çekti.
İzmir’in nitelikli yatak sayısı açısından otel fakiri bir şehir olduğunu belirten Bülent Tercan, İl yetkilileri ile İzmir Ekonomik Kalkınma Kurulu Başkan ve üyelerine seslendi.
*- AVM ZENGİNİ, OTEL FAKİRİ BİR ŞEHİR
Bülent Tercan; ‘AVM zengini, otel fakiri bir şehirde yaşıyoruz. İzmir’in her köşesinde, haddinden fazla AVM var. Halkapınar, Alsancak Liman arkası konut ve işyeri olarak kullanılan kulelerle doldu, Basmane Çukuru İzmir’in çözüm bekleyen büyük sorunlarından biri.
Madem ki sıfırdan yeni bir plan yapılıyor, şehrin gerçek ihtiyacının ne olduğuna karar ve öncelik verilmeli.
Bir AVM kesinlikle düşünülmemeli.
Turizmciler olarak, düşünülecek bu proje içerisinde, ancak, toplantı ve kongre turizmine uygun salonlarıyla, çekim gücünü katlayacak ve bölgeyi rahatlatacak büyük otoparkıyla, nitelikli yatak ve kaliteli hizmet anlayışıyla kentin konaklama açığını azaltacak beş yıldızlı bir otel de yer alırsa bu ihtiyacın karşılanabileceği kanısındayız.
Bu Unesco Daimi Miras listesine girmeye çalışan KemeraltıTarihi Çarşısı içinde, İzmir merkezi ve Alsancak esnafı için de canlandırıcı bir unsur olacaktır.
İzmir Kongreler ve Fuarlar şehri olacaksa, Basmane Çukuru’nun değerlendirilme şekli hayati önemdedir.
Basmane Çukuru kararlarını donanımlı ve estetik bir otelinde yer alacağı proje lehinde kullanmalarını diliyoruz’ dedi.
*- BARIŞI KORUMAK
İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu TBMM’de yaptığı konuşmalarda, Suriye konusunu ele aldı ve ‘Türkiye’nin, çatışmanın önlenmesi, barışa zorlama, barışı koruma, barış inşası, insani yardım, barışın sürdürülmesi, barışın kalıcılığının tesisi gibi konularda, dünyanın birçok noktasında etkin bir şekilde rol almasıdır.’ İfadelerini kullandı.
Tamer Osmanağaoğlu’“Suriye’deki son gelişmelerde dahi MİT, terör örgütlerinin faaliyetlerini engelleyen ve sahada belirleyici bir aktör olarak öne çıkmıştır. Nokta operasyonlarla terör örgütü yöneticilerinin etkisiz hâle getirilmesi, MİT’in etkinliğinin en somut göstergelerindendir.’ dedi.
*- TÜRK MİLLETİNİN SESİ
MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu özetle şöyle konuştu:
‘Yeniden ayağa kalmak için gün sayan Suriye; Türk milletinden yükselecek sese bakmaktadır.
Çocuğundan önce ölmemek için dua eden Gazzeli anne, yeni doğan çocuklarını görmek için beklerken İsrail bombardımanıyla süt kokan bebeklerinin cesedine dahi ulaşamayan Filistinli baba, sadece bir lokma lapa için sürünerek yardım kampına erişmeye çalışan Afrikalı çocuk, palalarla katledilmemek için, yakılarak öldürülmemek için dua eden Arakanlı Müslüman, baskı altında var oluş mücadelesi veren Doğu Türkistanlı soydaşlarımız, kendi müftülerini dahi seçmelerine müsaade edilmeyen Balkan Türklüğü, Türkiye’den yükselecek sese, Türkiye’nin uzatacağı ele, Türk asrının getireceği adaletli ve azametli dönemi iple çekmektedir. Her şeyden öte; buhrandan buhrana sürüklenen, çıkmak için çırpındıkça daha da batan insanlık, Türkiye’den yükselecek bayrağa dikkat kesilmiştir.’
*- ULUSLARARASI GÜVENLİK
Soğuk savaşın sona ermesinin ardından, milletlerarası politikalardaki değişimlerle birlikte bölgesel çatışmalar uluslararası güvenliğin önemli başlıklarından birisi haline geldi.
Etnik, dini, kültürel ve jeopolitik motivasyonlar; bölgesel çatışmaların temelini oluşturmuş, Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya başta olmak üzere birçok bölgede tehlikeli gelişmelerin yaşanmasına zemin hazırladı.
Türkiye’nin jeopolitik konumu itibariyle sahip olduğu özel koşullar, benzeri olmayan sorunlara muhatap kalmasına sebep oldu.
Türkiye’nin özgün önlemler alarak milli menfaatlerini koruma ihtiyacı son yıllarda iyiden iyiye hissediliyor.
*- MÜCADELE KADAR ÖNEMLİ
Devletlerin yanı sıra, devlet dışı aktörlerin de müdahil olduğu çatışmaların; özellikle terörizm, kaçakçılık ve çok sayıda organize suç faaliyetine zemin hazırlayan sonuçlar doğurmasının önüne geçmek de en az alandaki mücadele kadar önemlidir.
Son 2 asır içinde; emperyalist emel sahibi başat aktörlerin ‘Ortadoğu’nun dışında Afrika ve Türkistan coğrafyasını da mücadele alanı haline getirdiğini görüyoruz.
Hali hazırda mücadele alanlarının başında gelen hemen güneyimizde, günler kan ve gözyaşıyla günleri kovalarken, zamanın çelikten dişlileri geri dönülmesi zor gelişmeleri ardı ardına doğururken, kulaklarımızı tıkamamız elbette düşünülmemelidir.
Türkiye’nin, çatışmanın önlenmesi, barışa zorlama, barışı koruma, barış inşası, insani yardım, barışın sürdürülmesi, barışın kalıcılığının tesisi gibi konularda üzerine düşeni, yapacağı günleri bekliyoruz.
Çare; umudunu kaybedenlerin umutlarını kanatlandırmak, karanlık dehlizlerde bir ışık huzmesi arayanlara ışık olmaktır.
*- DANIŞMANLAK PEŞİNDE KOŞAN TÜRKLER
Yabancı işçi sayısı 10 yılda 2 kat artan Almanya’nın en büyük işgücü kaynağını da Türkiye oluşturuyor.
Avrupa’nın ekonomik lokomotifi olarak görülen Almanya’da ekim ayında %3,4 olarak ölçülen işsizlik oranı, ülkenin ekonomik sağlığının bir göstergesi olsa da, yaşlanan nüfus ve düşen doğurganlık oranları, ülkeyi sessiz bir işgücü kriziyle karşı karşıya bırakıyor.
Almanya’da Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelerden yaklaşık 2,8 milyon kişinin çalıştığını ve halihazırda 700 bin civarı açık pozisyon bulunduğunu belirten Zehra Şentürk Yavuz, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
‘Almanya Federal Ekonomi Bakanlığı’na göre 801 meslek grubunun 352’sinde nitelikli işgücü açığı bulunuyor.
Nitelikli İşgücü Göç Yasası gibi politikalarla nitelikli çalışanların ülkeye gelmesi kolaylaştırılsa da, özellikle inşaat, sağlık, endüstriyel üretim gibi sektörlerde hâlâ ciddi bir işgücü eksikliği söz konusu.’
*- BİR NUMARALI İŞGÜCÜ KAYNAĞI
Federal İstatistik Ofisi’nin (Destatis) geçtiğimiz günlerde paylaştığı verilere göre, son 10 yılda yabancı işçi alımının en az iki katına çıktığına işaret ediyor.
Bu ülkelerin ilk sıralarında %10’luk payıyla Türkiye geliyor.
Söz konusu gelişmeler, Almanya’nın işgücü piyasasında dışa bağımlı hale geldiğini ortaya koyuyor.
Öyle ki yılda yaklaşık 288 bin vasıflı yabancı işçi istihdamı olmadan, Alman işgücü büyüklüğü 2040'ta yaklaşık 46,4 milyondan 41,9 milyona düşme riski taşıyor.
Buna göre, Almanya’da çalışmak isteyen adaylar, Nitelikli İş Gücü Göç Yasası kriterlerine uygunluklarını değerlendirmeli, mesleki niteliklerini kontrol etmeli, Almanca dil becerilerini geliştirmeli ve başvuru belgelerini Alman standartlarına uygun şekilde hazırlamalı.
Özellikle sağlık ve eğitim gibi yasayla düzenlenmiş mesleklerde denklik zorunluyken, diğer meslekler için de denklik işlemleri büyük önem taşıyor.
Şunu da belirteyim:
Hiçbir kişi ve danışmanlık şirketinin, Almanya için iş garantisi gibi bir vaat sunması mümkün değil!
Sakın dolandırıcılara paranızı kaptırmayın, doğru yolu seçin.
Türkiye’den Almanya’ya giden çalışanlar arasında yaşanan sorunların başında, iş ortamına uyum sağlayamama ya da şirketin çalışandan memnun kalmaması geliyor.
*- TÜSED 2025 EYLEM PLANI ÇALIŞTAYI GERÇEKLEŞTİRDİ
Türkiye Sigorta Sektörünün en köklü ve ülke genelinde en geniş ve güçlü örgütlenme ağına sahip, 89 yıldır sigorta eksperliği mesleğinin birleştirici gücü konumundaki Türkiye Sigorta Eksperleri Derneği (TÜSED)’ in geleneksel olarak düzenlemekte olduğu sigorta eksperleri çalıştayı Antalya’ da gerçekleştirildi.
Zorunlu Sigortalarda Atama Kriterlerinin; sisteme dışarıdan, manuel müdahale edilmeksizin otomatik atama, sistemin protokol dahilinde denetlenmesi, adil dağılım, sıralama ve rotasyonun önemi, uzmanlık alanı, bölgesel coğrafi uyum, çakışma önleme, performans, geçmiş veriler ve mücbir sebepler bazında kurgulanmasının gerekliliği üzerinde görüş birliğine varıldı.
Sistemin performans ve puanlama kriterlerinin belirlenmesinde ise; eğitim, uzmanlık, deneyim, yetkinlik, performans, disiplin, bölgesel esneklik, iş kabul/ret, çakışma oranları, rapor ve hizmet kalitesi ve yine mücbir sebeplerin dikkate alınmasının önemine değinildi.
Çalıştaya hazırlık gayesi ile gerçekleştirilen ilk günde katılımcılardan sigorta eksperliği mesleğinin yakın geleceğine yönelik önemli ve çok kıymetli görüş ve geri bildirimler alındı.
Şunu söyleyebiliriz.
‘Sigorta eksperliği, yalnızca bir meslek değil; adaletin ve güvencenin teminatıdır!’
Sigortacıların mesleki sorumluluğu, yalnızca bugünü değil, yarını da inşa etmektir.
Geleceği birlikte şekillendirecekler, ama düzgün ve hakkakiyetli bir şekilde.
*- TÜRK-AMERİKAN İLİŞKİLERİ
Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ve İntegral Yatırım iş birliğiyle hayata geçirilen CEO Network Platformu, ilk etkinliğinde Türk-Amerikan ilişkilerini ele aldı.
Toplantıda, iki ülke arasında 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi için 2030 vurgusu yapıldı.
Yenilenebilir enerji, yapay zeka, finans ve fintek gibi stratejik sektörlerdeki fırsatların ele alındığı etkinlikte; TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında iş birliğinin hızlandırılmasının önemini vurgularken, İntegral Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Cenk Ulukartal, Türk-Amerikan ilişkilerinde teknoloji, enerji ve finans gibi stratejik sektörlerde iş birliğini artırmak için önemli fırsatlar olduğuna dikkat çekti.
Amerikan Şirketler Derneği (AmCham) Başkanı Tankut Turnaoğlu da Türkiye’nin ABD’ye ihracatının hızla büyüdüğünü ve ABD’nin Türkiye’nin ikinci büyük ticaret pazarı haline geldiğini ifade ederek, iki ülkenin ekonomik bağlarının güçlenmeye devam ettiğini belirtti.
*- BİRAZ DAHA SABREDECEKLER
Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerindeki potansiyele dikkat çeken Tankut Turnaoğlu, Türkiye’nin ABD’ye ihracatının son yıllarda hızla artarak ABD’yi Almanya’dan sonra ikinci büyük pazar haline getirdiğini vurguladı. Dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında da iş birliğinin hızla ilerlemesi gerektiğini, bu bağlamda IBM, Microsoft, Netflix ve Amazon gibi şirketlerin Türkiye’deki faaliyetlerini artırdığını kaydeden Turnaoğlu, Türkiye’nin ABD ile ekonomik ilişkilerde kat ettiği mesafenin, jeopolitik zorluklara rağmen büyümeye devam ettiğini belirtti.
Turnaoğlu, iki ülke arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret hedefinin ulaşılabilir olduğunu ve bu projeksiyonla devam ederse bu hedefin 2030 yılında yakalanabileceğine dikkat çekti.
*- FUARCILIKTA ‘REKOR’ YILI
Türkiye’de üyelerine düzenli olarak fuar teşviki veren ilk ve tek oda olan İzmir Ticaret Odası(İZTO), 2024 yılında bir rekora imza attı.
Pandemi sonrasındaki süreçte fuarcılık çalışmalarının hız kazandığına dikkat çeken İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, ‘Rakamları incelediğimizde 2024 yılında, son 5 buçuk yılın toplam destek tutarına yakın destek ödemesi gerçekleştirildiğini görüyoruz. 2025 yılında hedefimiz, daha çok ülkeye ve fuara ulaşmak. Üyelerimizin farklı pazarlara açılmasına katkı sağlamaktan dolayı büyük memnuniyet duyuyoruz’ dedi.
İzmir Ticaret Odası, 2024 yılında yurtiçi ve yurtdışındaki fuarlara katılan 573 üyeye stantlı katılım teşviği verilirken 1.678 üyenin katılımıyla yurtiçindeki önemli fuarlara ziyaret organizasyonları düzenlendi.
Bu organizasyonlara katılan 1.238 üyeye konaklama teşviği verildi.
Yurt dışı fuarlara düzenlenen ziyaret organizasyonlarına katılan üye sayısı 2023 yılında 20 organizasyon kapsamında 520 iken, bu yıl toplam 31 yurtdışı fuara düzenlenen ziyaret organizasyonlarına 576 üye katıldı. 2024 yılında toplam, 2.827 üye, Odanın fuar desteklerinden faydalandı.
*- EN İYİ 100 KOBİ ARASINDA
ABD Ticaret Odası tarafından düzenlenen “Amerika’nın En İyi 100 KOBİ’si (CO-100) Ödülleri” Washington’da düzenlenen törenle sahiplerini buldu.
Türk kadın girişimci tarafından Amerika’da kurulan Atlanta merkezli şirket, verdiği şirketleşme, vergi ve muhasebe hizmetleriyle bu prestijli listeye girerek ödül töreninde büyük bir başarıya imza attı.
14 binden fazla başvuru arasından seçilen işletmeler, ekonomik büyümeye yaptıkları katkılar ve yerel toplulukları destekleyen çalışmaları nedeniyle ödüllendirildi.
Seçkin bir jüri tarafından değerlendirilen şirketler, Amerika’daki küçük ve orta ölçekli işletmelerin en iyileri olarak öne çıktı.
Amerika, Atlanta merkezli Manay CPA Kurucu Ortağı ve CEO’su Burcu Bree Manay, Amerika’nın En İyi 100 KOBİ’si arasında yer alarak uluslararası başarılarını kanıtladı.
Aldıkları ödülün hayallerini gerçeğe dönüştürmek isteyen girişimcilere motivasyon kaynağı olmasını dilediğini belirten Burcu Bree Manay, “20 yılı aşkın süredir Amerika’da girişimcilerin ve işletmelerin yanında olmaktan gurur duyuyoruz. 4 kıtaya yayılan 60’tan fazla çalışanımızla Türkçe, İngilizce ve İspanyolca dillerinde hizmet vererek hem yerel hem de uluslararası ölçekte çözümler üretiyoruz’ ifadelerini kullandı.
Bu arada haddim olmayarak yine ‘şüpheci’ yanım ortaya çıktı.
Türkiye’de olduğu gibi yurt dışında da, Nasreddin Hoca’nın dediği gibi ‘Parayı veren düdüğü çalıyor!’
Özellikle aracı kurumlara dikkat olunması gerektiği hemen her ülkede birinci sırada yer alıyor.
Bilmem anlatabiliyor muyum?
Yorumlar yükleniyor...