BAŞKANLARA SENDİKA BASKISI
Köşe Yazısı

BAŞKANLARA SENDİKA BASKISI

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
13 Sep 2025 11 dk okuma 174

*-YAŞADIĞINI HİSSETTİRMEK Çok sayıda ünlü ismin katıldığı bir etkinlikte, yaşlı bir adam koltuk değneklerine dayanarak sahneye çıktı ve sessizce koltuğuna oturdu. Sunucu ona, ‘Sık sık doktora gidiyor musun?’ diye sordu. Yaşlı adam, ‘Evet, çok gidiyorum!’ diye cevap verdi. ‘Neden?’ diye sunucu sordu. Yaşlı adam, ‘Çünkü hastaların doktora gitmesi gerekiyor... ki doktor hayatta kalabilsin!’ diye gülümseyerek söyledi. Seyirciler onun bu komik sözlerine gülüp alkışladılar. Sunucu daha sonra

*- İNSANLIĞI ORTADAN KALDIRABİLİR

Son zamanlarda ‘Tarafsız Ses’e takılmaya başladım.

Yani gerçek haberlere…

Dikkatimi çeken bir iki haberi paylaşayım…

Örneğin;

Teknoloji dünyası, ‘AI 2027’ adı verilen yeni bir raporla sarsılmış.

Senaryoya göre yapay zekâ, 2027 yılı civarında insan seviyesini aşarak ‘süper zeka’ hâline gelebilir ve önümüzdeki on yıl içinde insanlığın varlığını tehdit edebilir.

Raporda, yapay zeka araştırmalarının kısa sürede kendi kendini otomatikleştireceği, bu durumun insan denetimini hızla azaltacağı vurgulanıyor.

Süper yapay zekanın yalnızca teknolojik ve ekonomik alanda değil, aynı zamanda askeri ve jeopolitik dengelerde de belirleyici olabileceği belirtiliyor.

Şimdi şu satırlara dikkatinizi çekmek istiyorum:

Uzmanlar, en büyük tehlikenin ‘uyum sorunları’ olduğunu söylüyor.

Yani makinelerin hedeflerinin insan çıkarlarıyla çelişmesi, kontrol mekanizmalarının yetersiz kalması ve yapay zekanın öngörülemez şekilde hareket etmesi olasılığı dikkat çekiyor.

Raporda ayrıca siber güvenlik açıkları, yapay zeka algoritmalarının çalınması ve devletler arası yapay zeka yarışı gibi risklere de işaret ediliyor.

*- EKSTRALAR BEKLENİYOR

Bir başka haber şöyle:

‘Bucalı işçiler Başkan Duman’ın sözünü tutmasını bekliyor!’

Allah Allah başkan halka ya da seçmenlere değil de işçilere söz vermiş!

Neymiş acaba?

İzmir'in Buca Belediyesi'nde 3 aydır ödenmeyen maaş ve geriye dönük toplu sözleşme farkları nedeniyle önceki gün iş bırakıp, belediye binasını işgal eden işçilerin eylemi dün de devam etmiş.

İşçiler, her seferinde ödeme sözü verip erteleyen Buca Belediye Başkanı Görkem Duman'ın bu kez sendikanın baskısıyla bugün ödeme yapmasını beklediklerini belirtti.

‘Allah Allah!’ demeyeyim de ne diyeyim?

*- HADİ HADİ İYİSİNİZ

Baksanıza işçiler sıkıntıda, profesörlere henüz yaklaşamamışlar.

Ya da akademisyenlere!

Hakları mı?

Tabii ki, baksanıza başkan söz vermiş, önüne gelen evrakları imzalamış…

Buna ‘Toplu sözleşme’ mi ne, böyle bir şey diyorlar her halde?

Bu arada neymiş efendim?

Başkana sendikanın baskısı varmış!

Ne günlere kaldık!

Bir bu kalmış…

Yine başkanı buluyorlar, makamında görüşmelerini yapıyor.

Ya Bornova Belediye Başkanına ne demeli?

Yani ‘sendikacı’ başkana?

Adamın arabası kapıda, ama kendisi yok…

Bırakın Başkan Ekşi pardon ‘Başkan Eşki’yi, ne deniyorsa, ama Özel Kalem, ama sekreter neyse, yetkili olan da yok!

Nerede?

Toplantıdaymış…

Nereden mi biliyorum, Başkan’la tanışmaya gittim, kimliğimi kapıdaki kibar görevliye yazdırdım, ‘Sizi ararlar!’  denildi de oradan biliyorum…

Belki ararlar, günün birinde…

Yani sıkıntıya girdikleri bir sırada,

Bornovalı olarak ben de ne söyleyeceğimi anlatayım:

‘Hadi be, sende!’

Neyse yakında seçimler var…

‘Yar saçların lüle lüle, Başkan sana güle güle!’ deriz.

Nereden mi biliyorum?

Ankara ve İstanbul’da köyler, yani bizim Bornova dahil konuşulurken, ‘Bu kez iş sağlama alınacak!’ deniliyor.

Bu sağlama işi nasıl?

Özetle ‘Yenilenme’ ve ‘Gerekli değişim!’ olarak adlandırılıyor….

*- GÜZEL SÖZ; ‘HAK ALMAK!’

Neyse ben yine İzmir’in Buca belediyesine döneyim.

Bakın Sendikacı Değer Yıldız ne diyor?

‘Bu eylemin amacı kendi haklarımızı almak.

3 aylık alacaklarımız, erzak fişlerimiz var ve sözleşmeden kaynaklı geriye dönük almamız gereken haklarımız var.

Haklarımızın bir an önce bize ödenmesi için burada mücadele ediyoruz!’

Yasayı anımsatayım, görevi de:

‘Belediye Başkanları yani işverenler basiretle tüccar yani tacir gibi hareket etmek zorundadır…’

Yani cebindeki parayı nasıl harcıyor, ya da özel şirketini nasıl yönetiyorsa buna göre hareket etmek zorundadır.

Yoksa suç işler…

Kentin parasını ‘Hak verilmez alınır!’ diye tavır takınanlara sadece hakları neyse buna göre hareket ederek haklarını verir…

Hak ettiklerinden fazlasını değil…

Hak edenler de, akşam yattıklarında ‘Ben maaşımı hak ediyorum, işimi layıkıyla yapıyorum!’ diyebiliyorlarsa ne mutlu onlara…

Bakın bir de bir sendikacının bakış açısını anlatacağım, daha doğrusu paylaşacağım…

Yorumu size aıt:

*- BÜTÜN BELEDİYE BAŞKANLARINA

Belediyecilik yapan sendikacı Murat Bekar, “İmzalanan toplu sözleşmelerle 'Küçük bir nefes aldık' derken, şimdi elde ettiğimiz kazanımlar elimizden alınmaya veya taksite bağlanmaya çalışılmaktadır. Buradan bütün belediye başkanlarımıza sesleniyoruz.

Personelin özlük hakları olan maaşları ile tasarruf olmaz.

Emekçinin hakkından tasarruf olmaz.

Alacaklarımızın bir an önce ödenmesini talep ediyoruz.

Aksi takdirde tüm işçi ve memur emekçileri olarak alın terimiz olan alacaklarımız ödenene kadar bu meydanlarda mücadelemiz omuz omuza işçisiyle memuruyla sürdüreceğiz’ diyor.

Ne kadar güzel sözler ve görüş…x

Ama; bir de sorsun bakalım halka, belediye çalışanlarından memnunlar mı?

İster ‘A’ belediye olsun, isterse ‘B’ belediye…

Yani sizin oturduğunuz kentin belediyesi…

Siz memnun musunuz, hizmetlerden ve çalışanlardan…

Sakın konuyu ‘Particiliğe’ getirmeyin, yoksa hepimiz baştan kaybederiz…

*- KENT DENETÇİLERİ DÖNEMİ

İzmir Büyükşehir Belediyesi, yerel demokrasinin güçlendirilmesi adına ‘Kent Denetçileri’ uygulamasını başlatma kararı aldı.

Projeyle İzmir’de kentsel çevre ve kamu hizmetlerinin izlenmesine katkı sağlayacak 20 kent denetçisi seçilecek.

Çalışmaya 18 yaşını dolduran ve en az 6 aydır İzmir’de yaşayanlar başvurabilecek. Başvuru sistemi iki hafta açık kalacak.

*- KARŞIYAKA’DA KESİNTİSİZ ULAŞIM

İzmir Büyükşehir Belediyesi Karşıyaka’da Kemal Baysak Bulvarı’nı İZBAN hattı üzerinden Şemikler Mahallesi’ne ve Anadolu Caddesi’ne bağlayacak yeni imar yolu için çalışmalarını sürdürüyor.

İzmir’in en uzun sokaklarından 1671 Sokak da Mavişehir’e bağlanacak. Karşıyaka trafiğini rahatlatacak çalışmaları yerinde inceleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, ‘İzmir’in dört bir yanında benzer işlerimiz yürüyor, bu da onlardan bir tanesi. Çok kısa sürede yolu trafiğe açacağız. Karşıyaka trafiğini rahatlatacak güzel bir iş daha başarılmış olacak’  dedi.

*-  PAY KAPMAK İSTEYENLER

Can Y. adlı kişi emekli deniz subayı,

Aynı zamanda makine mühendisi de olan Can Y, bir hafta önce şöyle yazmış.

Can beyin makalesini yeni gördüm.

Komutan, ya da denizci veya makine mühendisi emeklimiz Can Y. Şöyle diyor:

‘Günümüzde siyasi iktidarın yönetim şekli ve uygulamaları nedeniyle sosyal medyaya yansıyan üst düzey askeri yetkililerin siyasi ortamdan pay kapma çabası nezaketin biraz ötesine geçmiş durumda, hepimiz fark ediyoruz.

Ben askerin siyasetçiye yakınlaşmasını, siyasetçinin de askeri kendi oy potansiyelini attırmak için kullanmasını doğru bulmuyorum.

Bunlar zaman içinde orduyu yok eder, bitirir; bunu en başta söylemeliyim.

Şimdi size bir asker neden siyaset içinde olmamalı onu tarihi bir örnek ile anlatmak istiyorum.

*- ÖNCELİKLE GÖREV

Karl Dönitz ve onunla birlikte denizaltı komutanlarının, Hitler'in siyasi ideolojisine olan bakış açıları oldukça karmaşıktı.

Bu durum, askerlerin siyasetin kirli sularından uzak durması gerektiği düşüncesini destekleyen önemli bir örnek teşkil eder.

Dönitz, bir amiral olarak öncelikli görevini donanmanın savaş kabiliyetini artırmak ve denizdeki operasyonları yürütmek olarak görüyordu.

Onun için asıl hedef, askerî disiplin ve profesyonellikti.

Nazi Partisi'nin ideolojik amaçları ve ırksal politikaları, Dönitz'in ve komutanlarının gündeminde öncelikli bir yer tutmuyordu.

Onlar kendilerini, siyasi bir rejimin değil, Alman devletinin ve ordusunun sadık hizmetkârları olarak görüyorlardı.

Zaten bu yaklaşım, mahkemedeki savunmalarında da sıkça vurgulanmıştır.

Nitekim askerî bir liderin siyasi ideolojilere boyun eğmesi, onun profesyonel ahlakını ve savaş hukuku ilkelerini zedeleyebilir.

*- BİR ASKER!...

Dönitz örneğinde görüldüğü gibi, denizaltı komutanları, Hitler'in ideolojik hedeflerini içselleştirmek yerine, operasyonel emirleri yerine getirmeye odaklandılar.

Bu, onları Nazi rejiminin en acımasız suçlarından uzak tuttu.

Askerî liderler, bir ulusun güvenliğinden sorumlu olan ve kararlarını rasyonel, stratejik ve etik ilkelere dayandırması gereken profesyonellerdir.

Siyasetin kutuplaştırıcı doğası ve ideolojik körlüğü, bu rasyonel düşünme yeteneğini köreltebilir.

Bir asker, bir ideolojiye hizmet etmeye başladığında, insanlığa karşı işlenen suçların bir parçası olma riskini taşır.

Bu yüzden, askerî gücün ve liderliğin siyasetten bağımsız kalması, hem ordunun profesyonel bütünlüğü hem de uluslararası hukukun korunması için hayati önem taşır.

*- BAĞIMSIZ KALDIĞINDAN

Sonuç olarak, Karl Dönitz'in idam edilmemesi, askeri liderlerin siyasi ideolojilerden bağımsız kalmasının bir zaferi olarak görülebilir.

Mahkeme, onun askeri bir komutan olarak savaş suçlarından sorumlu olduğunu kabul etti, ancak onu, Nazi ideolojisini benimseyen ve bu ideoloji uğruna insanlık dışı suçlar işleyen siyasi liderlerden ayırdı.

Bu ayrım, askerin görev alanının sadece savaş taktikleri ve ulusal savunma olduğunu, siyasi amaçların ise sivil liderlerin sorumluluğunda olması gerektiğini vurgulayan bir ilke haline geldi.

Bu prensip, modern dünyada orduların toplumsal ve siyasi istikrarda oynaması gereken rol için temel bir ders niteliği taşımaktadır: askeri profesyonellik ve etik, siyasi sadakatin her zaman önünde gelmelidir.”

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...