BAŞKANA DEĞİL ÖZEL KALEME BİLE ULAŞILAMIYOR
Köşe Yazısı

BAŞKANA DEĞİL ÖZEL KALEME BİLE ULAŞILAMIYOR

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
09 Sep 2025 13 dk okuma 178

*- AKLIMIZDA OLSUN ‘Çöpüne sahip çık!’ isimli bir vakıf var. Sık sık gündeme göre kısa ve öz açıklamalar yapıyor. Şimdi okullar açıldı ve öncesinde şu bilgilendirme ile birlikte uyarı görevi yapıyorlar. Söyledikleri şöyle: “Okula dönüş hazırlıkları başladı! Çantalar, defterler, kalemler… Ama unutmayalım: her seçimimiz doğayı etkiliyor. Daha az atık üretmek ve doğayı korumak için: - Eldeki malzemeleri yeniden kullanın. - Eski defterlerin boş sayfalarını değerlendirin. - Tek kullanım

*- BURNU KALKMIŞ!

Söylediler inanmadım.

Türkiye’nin en önemli birçok şehrinden daha fazla nüfusu olan mahallelere sahip Bornova Belediye Başkanı’nın burnu kalkmış,

Bu ne demek?

Şöyle diyeyim:

‘Burnu kalkmış başkan!’ ifadesi genellikle kibirli, kendini beğenmiş ya da halktan kopuk görülen yöneticiler için kullanılır.

Ama bu deyim bazen mecazi anlamının ötesine geçip magazin ya da sosyal medya yorumlarında daha renkli biçimlerde de karşımıza çıkabiliyor.

Örneğin, ‘Gönül Dağı dizisindeki Dilek karakterinin ayrılığı) (https://www.haberimport.com/gonul-dagi-nin-dilek-inin-ayrilik-nedeni-ortaya-çıktı-resmen-burnu-kalkmış-trt-1-trt1-olali-boylesini-gormedi/16976/) ,’resmen burnu kalkmış( şeklinde yorumlanmış.

Bu, karakterin değişen tavırlarına yönelik bir eleştiri olarak sunulmuş. Benzer şekilde, bazı belediye başkanlarının halkla mesafeli duruşları da ‘burnu kalkmış gibi algılanabilir’ diye yazılmış bir köşe yazısında, bile…

Bu deyim, halkın yöneticilerden beklediği alçak gönüllülükle doğrudan ilişkili.

Sizce, bir liderin, bir belediye başkanının, halkla kurduğu bağda kibir ne kadar belirleyici olur?

Yoksa bazen ‘burnu kalkmış’ olmak, karizma mı sayılır?

Bu konuyu İzmir Gazeteciler Cemiyeti Onursal Başkanı Erol Akıncılar ustaya ya da Celal Demir ustaya da sorup, danışacağım.

Belirttiğim gibi, bazıları halka tepeden bakmayı ‘karizma’ olarak görebiliyor.

Şimdi de ‘Karizma’ sözcüğü üzerinde durmam gerekiyor, ama ana konudan kopacağım için başka zamana bırakıyorum.

Kaldığımız yerden, yani başlangıçtan itibaren devem edelim!

*- SENDİKACI BAŞKAN

Önceleri adı ilk kez duyulduğunda Bornova Belediye Başkanı Ömer Ekşi olarak söz ediliyordu.

Sonra nüfus kaydına göre soyadının ‘Eşki!’ olduğu anlaşıldı.

Neciymiş?

Sendikacı!

Siz hiç ‘Sendikacı’ diye bir meslek duydunuz mu?

Herhalde bundan ‘onur’ duyuyor olmalı ki, ‘Sendikacı Belediye Başkanı’ olarak halka lanse edildi.

Son zamanlarda, özellikle Büyükşehir Belediyesi’ne karşı kazan kaldıran sendikacılardan ‘Memiş’ mi ne, ne oldu?

Gitti!

Çünkü İzmir halkı, buna Bornovalılar da dahil, ‘Biz belediye çalışanlarına karşıyız!’ diye, sosyal medyada ayağa kalktılar.

Bunları da geçelim….

*- MAKAN ARACI YERİNDE

Bornova Belediyesi’ne uğradım…

Başkan Beyle görüşmek, ya da randevu almak istediğimi belirttim.

‘Yok!’ de dediler.

Olabilir, hep makamda oturacak değil ya!

Zaten biz de, ‘işinin başında ol!’ dediklerimizi, ‘çalışmaları takip et!’ anlamında kullanıyoruz.

Bakalım herkes görevini yapıyor mu?

Dışarıda beklerken, birkaç kişi uzun süre sohbet ediyor.

Saat 12’yi biraz geçmişti ki, birinin telefonu çaldı…

Kulağıma takılan şöyleydi:

‘Tamam müdürüm ben de şimdi geldim!’

‘Şimdi geldim!’ lafına da bu arada takılmış oldum.

Müdür, tatile girilmek üzere iken neden arayabilir?

Resmi arabayı, herhalde özel işi için kullanacak değildir?

Ne bileyim aklıma takıldı…

Bu arada belirteyim, Başkanın makam arabası da oradaydı…

Demek ki, başkan yürüyerek denetimlerini yapıyordu, masraf olmasın diye!

*-  SORULAR

Danışmadaki, kibar görevli, not alıyor!

‘Başkanımızı neden arıyorsunuz?’ diye soruyor.

Tabi bundan önceki soru şu?

‘Randevunuz var mı?’

Yok!

Görevine devam ediyor?

- Adınız- soyadınız?

- Telefonunuz?

*- Başkanımızla hangi konuda görüşmek istiyorsunuz?

Yanıtım şöyle:

‘Tanışmak istiyorum!’       

Gencecik, kibar kızımız, yüzüme bakıyor?

Ben tekrarlıyorum:

‘Tanışmak istiyorum! Yani bir beklentim, isteğim yok!’

Bunları kağıt parçasına yazıyor, başkanlık makamına iletiyor,

Özel Kalemde kaç kişi var?

Bir kişi mi, birden çok fazla mı?

Görseydim, sizinle paylaşırdım.

Çünkü, içeriye girmek imkansız…

Ben, ‘Kendi evim, kendi yuvam!’ olarak kabul ettiğim Bornova Belediyesi’nin Başkanlık makamına çıkıp, konuşamıyorum…

Ağzımdan baklayı çıkarıyorum:

‘Ben gazeteciyim, özel kaleme çıkıp, başkanla neden görüşmek istediğimi anlatmak istiyorum.

Vatandaşa yasak anladım.

Peki gazetecilere de mi yasak, başkanlık makamına gidip, bırakın başkanı, özel kalemle mi görüşmek yasak?’

*- KOŞARAK MERDİVENLARI ÇIKTI

‘Öyle olur mu efendim’ diyen kapı görevlisi genç kızımız ‘Bir saniye!’ diyor ve koşarak merdivenlerden makam odasına gidiyor.

Arkasından bakıyorum..

Güvenlikçiler, ‘İsterseniz şurada oturun!’ diyor, beklerken…

Askerlikte ‘Sıfır saniye!’ denir ya, bu kadar kısa zamanda tekrar dönüyor.

Haber şöyle:

‘Özel Kalem toplantıdaymış, efendim…’

Yüksek sesle ‘Allah Allah özel kalem de toplantıya alınıyormuş!’ diyorum.

Demek ki, ne başkan ne de  özel kalemde çalışanlar ne vatandaşlarla, ne de gazetecilerle görüşmek istemiyorlar….

Bırakın babadan, dedenin dedesinden bile Bornovalı olarak ben bu ‘sendikacı’ belediye başkanının seçimlere kadar ne adını duydum, ne de mesleğini, ne kadar Bornovalı ya da siyasetçi haberim yok…

İşçilerin hakları için herhalde İzmir’den Ankara’ya kadar bir ay gerçek sendikacılarla yürüdüğüm, yazılarımla destek verdiğim zamanlarda yoktu, bilemiyorum.

Bu kısa zamanda ‘kapı görevlisi’ sevgili kızımızın babasının de bir meslektaşımız olduğunu öğrenmiş oldum.

İyi de tanıyorum, bizim yanımızda mesleğe başlamış ve İzmir’de isim yapmıştı.

*-  GAZETECİ BABA

‘Babam az sonra gelecek!’ dedi.

Selamımı iletmesin ve birlikte çalıştığımızı söyledim.

Neden durmadım?

Benim terazime göre, iyi ve başarılı bir meslektaşımın kızının Belediye Başkanı tarafından ‘kapı görevlisi’ olarak görevlendirilmesiydi..

Gururuma dokundu.

Belki o meslektaşım ‘Kızıma iş buldum!’ diye sevinmiştir.

Ama yapılan muameleyi kabullenemiyorum.

Benzer bir olayı da bir zamanlar İzmir- Konak Belediyesi’nde hem de ‘Gazeteci’ bir belediye başkanının uygulamasından öğrenmiştim, Murat Eştürk ile birlikte…

Üniversite mezunu iki gencimize layık görülen görev, temizlik işleri idi.

Vallahi billahi İzmir’in göbeği Çankaya’da üzerinde belediyenin iş elbisesi, ellerinde süpürge ve saplı teneke faraş ile çöpleri ve duraktakilerin sigara izmaritlerini toplarken görünce, benim betim benzim atmıştı.

Küçümsediğimden değil…

Durumuna uygun iş buymuş, ömrünü şehre hizmet ve insanları bilgilendirmek olan bir foto muhabirinin üniversite mezunu evlatlarına verilen görev buydu…

*- ANILARIM CANLANDI

Belediyenin içinde bulunduğu Bornova Büyükpark’ta gezip gençlik günlerimi, şimdi ‘Kızlar Kahvesi’ adı verilen mekandaki selvi ağaçlarına filesini asıp iddialı voleybol müsabakaları yaptığımız günleri düşündüm.

Şimdi ‘Kızlar Kahvesi’nin bir bölümü ‘ kağıt oyun alanı’ olarak kullanılıyor, gibi geldi bana.

Eski zamanlarda, kentin memuran takımının takıldığı ‘Şehir Kulubü’ karşıda mahzun kalmış, kapalıydı.

Aynen Gençlik Merkezi gibi…

Biz Şehir Kulübünün bahçesini öğrenci buluşma yeri gibi kullanıyor, imtihanlara burada hazırlanırken, ‘Sütsan dondurmacısını’ heyecanla beklerdik.

Önceki belediye başkanlarının ‘gurur abidesi’ idi Gençlik Merkezi…

Üniversite öğrencilerinden tutun da, ihtiyaç sahiplerine her türlü imkan sağlanıyor, ücretsiz yemek çıkarılıyordu…

İşte oralarda, duvara yazılan ‘Kürtçe Sloganlar’ dikkatimi çekti.

Yüzlerce insan görüyor, ne başkan ne de müdürleri ya da belediye çalışanları görmüyor, sildirmiyorlar…

Herhalde ‘Dostluk’ türküleri söylerken, konu önemsenmemiş…

‘En iyisi ben belediyeden uzaklaşayım, seçimlere kadar!’ diye düşündüm.

Nasılsa yakında seçimler var….

‘Yar saçların lüle lüle, başkan sana güle güle..’ der, bir başkasını makama getiririz…

*- ‘VAY ANASINI’ NELER NELER VA

Çoğunluğu teknik ve bilimsel olmak üzere, her telden çalan spor yazarı- akademisyen meslektaşım Murat Adıtatar, “BARIŞ ALPER YILMAZ’IN NEOM’U!” başlıklı, merakla okuduğum uzunca bir yazıyı kaleme almış.

Bir kısmını paylaşacağım.

Ben merakla ve ilgiyle okudum, ‘Vay anasını!’ demekten kendimi alamadım.

“Galatasaray’ın milli futbolcusu Barış Alper Yılmaz’a Suudi Arabistan takımlarından NEOM, 40 milyon euro civarında bir transfer teklifi yaptı.

Çoğu insan NEOM adını bu teklif nedeniyle ilk kez duymuş olabilir.

Gerçekte NEOM nedir?

Bir şehir düşünün...

Evdeki akıllı cam duvar, sabah güneşin doğuşuna göre otomatik saydamlaşıyor.

Uyandığınızda evin sistemi sağlık verilerini kontrol ediyor: nabız, uyku kalitesi, stres seviyesi. Kahvaltı buna göre hazırlanıyor.

İş yerine gitmek için araba kullanmaya gerek yok; yeraltı hızlı treniyle 15 dakikada 100 km ötedeki iş merkezine ulaşılıyor.

Evdeki akıllı cam duvar, sabah güneşin doğuşuna göre otomatik saydamlaşıyor.

Çalışma ofisleri gökdelen değil; yan yana uzanan modüllerden oluşuyor.

Yapay zekâ destekli iş toplantılarında farklı ülkelerdeki ekip arkadaşlarını hologram sayesinde yanındaymış gibi hissediyorsun.

Öğle arası dışarı çıkınca 5 dakika yürüyerek kafe, park ya da alışveriş alanına ulaşabiliyorsun.

Dışarda hava sıcak ama şehir içi mikro iklimlendirme sayesinde hep ılıman.

Spora gitmek için drone-taksi var. 

Trojena’daki yapay gölette kayak sezonu dışında su sporları yapabiliyor.

Çocuklar şehir içindeki dijital eğitim merkezinde ders yapıyor; yapay zekâ öğretmenler, interaktif deneyimler sunuyor.

İş sonrası eve dönüldüğünde pencerenden bakıp paralel cam duvarlarda sonsuz bir ışık yansıması görülebiliyor.

Şehir tamamen yenilenebilir enerjiyle çalıştığından gökyüzünde ışık kirliliği az; Samanyolu bile seçilebiliyor.

Uyurken evin yapay zekâsı enerji tüketimini düşürüyor, ertesi gün için kişisel bir program hazırlıyor.

İşte Barış Alper Yılmaz’ı transfer etmek isteyen kulüp bu şehrin takımı.

*- NASIL BİR ŞEHİR?

Dünyada yapılacak ilk büyük 15 dakikalık akıllı şehirin adı NEOM...

NASIL BİR ŞEHİR?

NEOM, Suudi Arabistan’ın Tabuk bölgesinde, Kızıldeniz kıyısında 26.500 km²’lik bir alana yayılan dev bir megaproje olarak 2017’de duyuruldu.

İsmin kökeni “neo” (yeni) ve “M” harfinden; hem kelime anlamıyla ‘gelecek’ hem de Prens Muhammed Bin Selman’ın baş harfinden oluşuyor.

Proje, Suudi Arabistan’ın yalnızca petrole bağlı ekonomisinden dönüşüm stratejisi olan “Vision 2030” kapsamındaki en büyük yatırımlardan biri.

Ulaşım, turizm, sanayi, eğlence ve konut alanlarında yaratıcı bir model sunmayı hedefleyen şehirde, 460.000 yeni iş, 48 milyar dolarlık ekonomik katkı vaat ediliyor.

*- 15 DAKİKALIK ŞEHİR

Akıllı şehrin dört ana bileşeni bulunuyor.

“The Line” isimli bölüm 170 km uzunluğunda, 500 m yükseklikte ve sadece 200 m genişliğinde tek parçadan oluşan camla kaplı bir şehir.

Yanlış duymadınız genişliği sadece 200 m.

Şehir planında, tüm ihtiyaçlara 5 dakikalık yürüme mesafesinde erişim; milyonlarca insanın yaşadığı entegre, sürdürülebilir ve doğayla iç içe bir yaşam vaat ediliyor.

Hızlı trenle uçtan uca ulaşım yalnızca 15 dakikada tamamlanacak şekilde tasarlanmış .

İlk etap olarak yalnızca 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğunda bir segmentin 2030’a kadar tamamlanması, tümünün ise 2045’e kadar bitirilmesi planlanıyor.”

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...