BABA 'GÜNAYDIN' YAZMAYINCA!
Köşe Yazısı

BABA 'GÜNAYDIN' YAZMAYINCA!

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
15 Sep 2026 7 dk okuma 219

*- AYAKLARINA KUVVET Okullar açıldı… Çeşitli yorumlar ve haberler yapıldı, her yıl olduğu gibi… Ama beni bir bisiklet fotoğrafı çok etkiledi. Tahmin edenler olduğu gibi görüntüyü Urla Gökkuşağı atölyesini yönetin Atalay Ergezen kullanmış.

Fotoğraf altında şunlar yazıyordu:
“Bazı bisikletlere pozitif ayrımcılık!
7 yaşında çocuk arkada, 12 yaşındaki diğer çocuk kendi bisikletinde.
Anne Urla’ nın 4 km uzağındaki köyden çocuklarını okula böyle getirip götürüyor.
Hani ayaklara mistik bir kutsiyet atfedilir...
Saat 16:00 deki geri dönüşe yetiştirmek için sıradaki işleri biraz erteledim.
Tüm bakım ve kontroller tamamlandı, yola hazır.
Pedallarınıza kuvvet…”
Atölye’de tabiriyle yere basacak yer kalmamış, iç içe geçmiş bisikletlerden.
Bunu da ufaklık Efe’den duymuştum sanıyorum…
Bu da gençlik ve genç kalanlar için umut verici bir gelişme diye düşünüyorum.

*- ÖDÜLÜNÜ ALDI
Birkaç gün İstanbul- Kadıköy’den bir kadın telefonla aradı.
Akşam, bir ödül töreni varmış, beni ya da benim önereceğim birinin
davetli olarak törene katılmasını diledi.
O gün İstanbul’da olmadığımı, aklıma da bir isim gelmediğini
belirterek, ‘Size şöyle yardımcı olabilirim. Bana mail atın, ben de
haberi okuyup, değerlendirmeye çalışayım’ dedim.
Adını, yeri, filmi, aklınıza ne gelirse hepsini söylemiş ama nedense o
an not almayı ihmal etmiştim, nasılsa bana dönecek, diye…
Bu akşam, bilgisayarımda kayıplara karışan face ve instigram
hesaplarıma, şifreleri unuttuğum için, nasıl gireceğimi düşünüp,
uğraşırken, baktım fotoğraflı kısa bir mesaj geldi.
Acaba asistan kadın mı göndermişti?
Birlikte okuyalım:
“14/09/2026 tarihinde gerçekleştirilen Magnova Ödülleri töreninde,
medya ve sanat dünyasının başarılı isimleri ödüllerine kavuştu.
Gecede dikkat çeken kategorilerden biri olan "Yılın Başarılı Görüntü
Yönetmeni Ödülü"nün sahibi Batuhan Vuruşkanlar oldu...”
Kutladım, tebriklerimi yanıt olarak gönderirken, ‘nicelerini bekliyorum!’ dedim.
Benzer olayı çok yıllar önce, belki de 50 yıl önce Denizlili Bulut
Aras ile yaşamıştım.
Sinemaya yeni yeni girmiş, adını duyurmaya başlamıştı.
‘Haberini gönder!’ demiştim…

*- ‘GÜNAYDIN’ AİLEM
Funda Arbak genç takipçilerimden…
Yazılarımı okuyor, bazen fotoğraflar da gönderiyordu.
Sevgili arkadaşım Aynur Can, beni takip etmesini söyledi, diye
düşünüyorum Funda Arbak için…
Funda Arbak “Günaydın” mesajını bazı dostlarım gibi yazdıktan sonra,
bir hikayeyi paylaşmış…
Kendisi mi yazdı, bir yerden mi alıntı yaptı tam çıkaramadım ama
‘ibretle’ okudum…
Bakalım siz de ‘ibret’ alacak mısınız bu zamanda…
“Babam 79 Yaşında ve Her Sabah Aile Grubuna Aynı Mesajı Yazıyor:
“Günaydın Ailem...”
Babamın adı Ahmet. 79 yaşında. Dört kardeşiz ve yıllar önce
WhatsApp'ta bir aile grubu kurmuştuk.
Başlarda doğum günlerini organize etmek, fotoğraflar paylaşmak ve
önemli gelişmelerden birbirimizi haberdar etmek için kullanıyorduk.
Zamanla grup, günlük hayatın her türlü mesajıyla dolup taştı.
Babam WhatsApp kullanmayı oldukça geç öğrendi.
Hızlı yazmakta zorlanır, bazen yanlış harflere basar, bazen de tuhaf
açılardan çekilmiş fotoğraflar gönderirdi.
Sonra bir alışkanlık edindi...
Her sabah, genellikle saat yedi buçuk ile sekiz arasında aile grubuna
şu mesajı yazardı:
‘Günaydın ailem.’
Bazen yanına bir güneş, bazen de bir fincan kahve emojisi eklerdi.
Hepsi bu kadardı.
Yıllarca bu alışkanlığı bize sevimli geldi.
Sonra o kadar alıştık ki, neredeyse fark etmez olduk.
Çocukları okula götürürken mesajını görür, cevap vermeden geçerdim.
Kardeşim öğlen cevap verirdi.
Kız kardeşim bazen sadece bir kalp bırakırdı.
Babam ise hiçbir zaman sitem etmezdi.
Ertesi sabah yine aynı mesajı yazardı...

*- GEÇ UYANINCA
“Geçen çarşamba biraz geç uyandım.
Kahvaltı ederken telefonuma baktığımda babamdan hiç mesaj gelmediğini
fark ettim.
İlk anda pek önemsemedim.
Saat 09.15'te kız kardeşim gruba yazdı:
“Babam iyi mi, bilen var mı?”
Kardeşim bilmediğini söyledi.
Saat 09.30 olduğunda dört kardeş de WhatsApp'ta babamızın en son ne
zaman çevrimiçi olduğuna bakıyorduk.
Saat 10'da onu üç kez aramıştım.
Cevap vermiyordu.
Kız kardeşim babama daha yakın oturuyordu ve evine gideceğini söyledi.
Yirmi dakika içinde dört kardeş, büyük bir telaşa kapılmıştık.
Aklımdan türlü türlü şey geçiyordu...
Ya düşmüşse?
Ya bir şey olmuşsa?
Kardeşim, doktor randevusunun ne zaman olduğunu bilen olup olmadığını sordu.
Kimse bilmiyordu...
Sonra babam mesaj yazdı:
“Günaydın. Mehmet'le kahvaltı yapıyorum. Telefonu şarja bırakmışım.”
Ardından da şunu ekledi:
‘Ne oldu?’

*- RAHATLAMA ve UTANMA
İçimi büyük bir rahatlama kapladı.
Ama aynı zamanda utandım da...
Kız kardeşim onu aradı ve neredeyse azarlayacaktı.
Babam gülmeye başladı.
Sonra şöyle dedi:
‘Bir gün mesaj yazmayayım, hepiniz beni hatırladınız.!’
Bu söz beni derinden sarstı.
Şaka yapıyordu...
Ama haklıydı.
Yüzlerce sabah boyunca aslında sessizce bizim hâlâ orada olduğumuzu
kontrol eden oydu.
O, ‘Günaydın ailem’ diye yazıyor, biz ise ne zaman uygun olursak cevap
veriyorduk.
Sadece bir gün mesaj yazmadığında, o basit mesajın aslında hiç de
önemsiz olmadığını anladık.

*- ZİYARETLER
O hafta sonu babamı görmeye gittim.
Ona her sabah neden mesaj yazmaya başladığını sordum.
Cevabı yüreğimi burktu...
Annem öldükten sonra evin sabahları çok sessizleşmiş.
Kırk dokuz yıl boyunca annemle birlikte kahvaltı etmişler.
Sonra bir gün, masada sadece kendisi ve tek bir fincan kahve kalmış...
Aile grubuna attığı o mesaj, güne birileriyle konuşarak başlama şekliymiş.
Ama bunu bize hiç söylememiş.
Çünkü ona göre:
‘Herkesin kendi hayatı var.’
Kaç kez onun ‘Günaydın ailem’ mesajını okuyup başka işlerle
ilgilenmeye devam ettiğimi düşündükçe içim acıdı.
‘Sonra cevap veririm’ demiştim...
Ama bazen o ‘sonra’ hiç gelmeyebilir.
Bu hikâyeyi, artık her sabah herkesin mutlaka babama cevap verdiği bir
masala dönüştürmek istemiyorum.
Hayat devam ediyor.
Çalışıyoruz, uyuyoruz, koşturuyoruz...
Bazı günlerimiz karmakarışık geçiyor.

*- BÜYÜK DEĞİŞİKLİK
Ama artık bir şey değişti.
Neredeyse her sabah mutlaka biri cevap veriyor.
Bazen oğlum okula giderken çektiği bir fotoğraf gönderiyor.
Kız kardeşim havanın nasıl olduğunu soruyor.
Babam o gün ne yemek yapacağını anlatıyor.
Bazı günler sohbet beş dakika sürüyor, bazı günler ise saatlerce...
Geçenlerde babam bu kez saat dokuz olmasına rağmen mesaj yazmadı.
Ama bu sefer kimse telaşlanmadı.
Kardeşim ilk mesajı yazdı:
“Günaydın baba... Bugün senden önce biz davrandık.”
Babam da üç tane gülme emojisi gönderdi.
Belki size küçük ve önemsiz bir şey gibi gelebilir...
Ama artık şunu daha iyi anlıyorum:
Yaşlı insanlar çoğu zaman “Kendimi yalnız hissediyorum” diyerek
arkadaşlık istemezler.
Bazen bunu her sabah aynı birkaç kelimeyi yazarak yaparlar...
“Günaydın ailem...”
Ve belki de bazı “Günaydınlar”, aslında şunu söylemenin en sessiz hâlidir:
“Ben hâlâ buradayım... Beni unutmayın.”
Sevdiklerimizin küçük seslerini, küçük alışkanlıklarını ve sessizce
uzattıkları ellerini... Lütfen daha geç olmadan fark edelim.”
Geçenlerde, eşini kaybetmiş  aile dostumuz bir erkeği yemekte ağırladık.
Konu evlatlardan açıldı…
İnanın şöyle dedi:
“Yurt dışında olanları bir yana koyalım. Ama buradakiler haftada bir
bazen arıyorlar. Bu da beni üzüyor…”
Funda Arbak ‘Baba ve günaydın’ yazısını o kadar güzel nakletmiş ki,
ben de utandım…
Çünkü yazmak benim işim, haber ayağıma gelmiş, atlamışım…

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 374

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...