AYAKKABILARINI GİYDİKTEN SONRA GÖRELİM
Köşe Yazısı

AYAKKABILARINI GİYDİKTEN SONRA GÖRELİM

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
27 May 2025 13 dk okuma 168

*- GRAMAJ OYUNLARI Paraya doymayanların bir hırsızlığından daha söz etmek istiyorum: Bir gün önce alışverişe çıktım, belli başlı üç marketi dolaştım. Hepsinden, ihtiyacım olan ürünleri birer ikişer aldım. Aynı ürün ama markası değişik. Ne var bunda diyenlere, isimle birlikte fiyatları da değişiyor. Aynı ürün, ama fiyatı farklı? Olur mu, oluyor! İşin ilginç yanı, hepsinin gramajıyla oynanmış… Yani geçen zamanla şimdiki zaman içinde bu ürünlerin fiyatları ile gramajları değiştirilmiş.

*- EVRENSEL TEKNİKLE BİR OYUN

Tiyatro ve sinema oyuncusu Levent Üzümcü’yü çoğunluk tanır.

İzmirli olan Levent Üzümcü, şimdi doğduğu kentte doyuyor.

Levent Üzümcü’nün genel sanat yönetmenliğinde İzmirli sanatseverlerle buluşan “Şehirler Yollar Hikayeler” isimli, beden dilinin yarattığı evrenselliğe dayanan oyun, dünya üzerinde bugün milyonlarca insanın etkilendiği “zorunlu göç” olgusu üzerinde duruyor.

“Şehirler Yollar Hikayeler” oyunu, Türkçe bilmese dahi 7’den 70’e izleyen herkesin rahatlıkla anlayabilmesi için Lecoq Tekniği’ne dayanılarak hazırlandı.

Halide Demir Polatlı’nın açıklamasına göre;

Lecoq Tekniği, Fransız tiyatro pedagogu ‘Jacques Lecoq’ tarafından geliştirilen bir oyunculuk ve fiziksel tiyatro yöntemi.

Bu teknik, ‘maskeler, doğaçlama ve mim’ gibi unsurları kullanarak oyuncuların yaratıcı ifade gücünü ortaya çıkarmayı amaçlıyor.

Türkiye'de de bu teknik üzerine çalışmalar yapılmakta ve bazı tiyatro oyunları bu yönteme dayanılarak sahnelenmektedir.

Örneğin, İzmir’de sahnelenecek ‘Şehirler Yollar Hikâyeler’ adlı oyun, Lecoq Tekniği ile hazırlanmış ve fiziksel anlatımı ön plana çıkaran bir yapım olarak dikkat çekiyor.

Şunu da ilave edeyim:

Kariyerinde birçok önemli yapımda yer alan Levent Üzümcü,  özellikle ‘Avrupa Yakası’ dizisinde canlandırdığı, ‘Cem Onaran’ karakteriyle geniş bir kitleye ulaşmıştı.

Ayrıca ‘İstanbul Şehir Tiyatroları'nda uzun yıllar oyunculuk yapmış, ancak 2015 yılında siyasi duruşu nedeniyle görevinden ihraç edilmişti.

Tiyatro sahnesinde de oldukça aktif olan Üzümcü, ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’, ‘Hayvan Çiftliği’ ve ‘İstibdat Kumpanyası’ gibi oyunlarda rol almıştı.

*- ŞİİR OKUYARAK

Nevzat Karagülle, Çeşme Çiftlikköy’deki evinin bahçesinde meyve ve sebze yetiştirirken, ‘şiir’ okuyor, güzel sözler ediyor.

Böylece ‘bol ve sağlıklı ürün’ aldığını belirten bir zamanların ünlü ‘Nevzat Bebe’ si,  ‘Her insan kendi çilesinin şairidir. Deftere yazarsa şiir, içine yazarsa dert olur!’ diyor.

Tiyatro Ustası Levent Üzümcü’nün sahneye uyguladığı teknikle seyirci önüne çıkan ‘Şehirler ve yolların’ ele alındığı hikayeyi duyunca, kritikleri de düşününce aklıma Morgan Freeman’ın şu sözleri geldi:

‘Benim hayatımı yargılamadan önce...

Benim ayakkabılarımı giy ve benim geçtiğim yollardan, sokaklardan, dağ ve ovalardan geç.

Hüznü, acıyı ve neşeyi tad...

Benim geçtiğim senelerden geç,

Benim takıldığım taşlara takıl, yeniden ayağa kalk ve aynı yolu tekrar git.

Benim gittiğim gibi...

Ancak ondan sonra, beni yargılayabilirsin…’

Şimdi Tütün Eksperi, köylerin ve yollarının fatihi Sezgin Can, ‘Kim?’ diye sormadan anlatayım:

*- TAŞLARA TAKILDIKTAN SONRA

‘Morgan Freeman, kendine özgü sesi ve ekrandaki etkileyici varlığı ile tanınan ikonik bir Amerikalı aktör, yapımcı ve anlatıcıdır.

Freeman birçok ödül kazanmıştır, bunlar arasında bir ‘Akademi Ödülü’, bir ‘Altın Küre Ödülü’ ve bir ‘Ekran Oyuncuları Derneği Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ bulunmaktadır.

En ünlü filmlerinden bazıları ‘Esaretin Bedeli (1994)’, ‘Milyon Dolarlık Bebek (2004)’, ‘Yedi (1995)’ ve ‘Bruce Almightly (2003)'dir.

Oyunculuğun ötesinde, Freeman ‘Penguenlerin Yürüyüşü (2005)’ ve ‘Kurt Deliğinden Geçmek (2010–2017)’ gibi birçok belgesel anlatmıştır. Derin, otoriter sesi onu Hollywood'un en çok aranan anlatıcılarından biri haline getirmiştir.

Bence kariyerinde Türkiye’de bazı siyasiler tarafından biliniyor.

Onlar da ‘penguenciler!’ olarak biliniyorlar.

Acaba yanılıyor muyum?’

Bu son satırlar da işin şakası…

*- İNSAN OLMAK İÇİN

Okumanın dışında zaman buldukça bateri çalmayı seven Poyraz Ata Başev’e kulak verelim:

‘Kültürlü olmak çok kitap okumak, üniversiteler bitirmek çok yer gezip görmek sosyal yaşantı değil!.

Kültürlü olmak edeptir, saygıdır, özü duru kalbi berrak kalmaktır.

En mühimi de, insan olmak ve insan kalabilmektir...’ diyor ve anlatıyor:

‘Doğaseverler köy okulları için koştu.

Koşunun iki amacı vardı; Birinci amacımız köy okullarına kitap desteği sağlamak. İkinci amacımız ise böyle bir sosyal etkinlikte yer almak.

Herkes yanında birkaç tane seri kitap getirdi.

Koşu, Okul Aile Birliklerine Destek Projesi kapsamında, İzmir Doğaseverler Topluluğu iş birliği ile Kültürpark’ta yapıldı.

Benzer organizasyonlar hemen her şehrimizde yapılıyor.

İnsan olduğumuzu anımsayıp, insanlara bir şekilde ulaşmak ve böyle anlamlı ihtiyaçlarını karşılamak için birlik olmalıyız…’

Yaklaşık 200 doğaseverin koştuğu etkinlikte yüzlerce kitap toplandı. Nefes egzersizleri ile güne başlayan gönüllü koşuculara, turun bitmesinin ardından su ve elma ikram edildi.

*- CEHALET ile MEDENİYET

Cehalet asla sorgulamaz, daima yargılar.

Cehalet öğrenmez, yalnızca ve hep inanır.

Cehalet asla okumaz ve öğrenmeye gerek duymaz, O hep hatmeder.

Cehalet asla hoş görmez, O hep katleder.

Cehalet ilkeldir, asla sosyalleşmez.

Medeniyet ise;

Kadın ve erkeğin birlikte yürüyebilmesidir.

İşte bu yüzden cehaletin tek korkusu daima ve hep kadındır.

Çünkü kadın ne öğrenirse daima çocuklarına onu öğretir. İşte bu nedenle de cehalet kadının aydınlanmasını ve öğrenmesini asla istemez.

*- ARI ve SİNEK

Arıları ve sinekleri ağzı açık bir şişeye koymuşlar.

Şişenin taban tarafını ışığa doğru, açık olan ağız kısmını da karanlığa doğru yerleştirmişler.

Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru ilerlemiş ama şişenin tabanı kapalı olduğundan dışarı çıkmayı başaramamışlar.

Bu arada sinekler, şişenin ağzına doğru doluşmuşlar ve dışarı çıkıp karanlıkta kaybolmuşlar.

Karanlık tarafta bulunan şişenin açık ağzına doğru tek bir arı bile gitmemiş!

Camın önünde ışığa doğru çabalamaya devam etmişler.

*- ARILARIN DAVRANIŞI

İnsanın aklına hemen arıların akılsızca davrandıkları geliyor.

Ancak daha derinlemesine düşününce; Karşımıza anıt gibi dikilen bir yaşam tarzı ortaya çıkıyor...

A. Einstein’e göre arılar olmazsa, insan yaşamı 4 yıl sonra son bulur...

Arılar nerede, hangi çiçek ile besleneceğini bilen, yüzlerce kovan arasında kendi kovanını bulabilen ve o kovanın yüzlerce peteği arasından kendininkine yumurtlamayı hiç şaşırmadan uygulayabilen bir canlıdır...

Ve bu olağanüstü canlı, ‘Nasıl olur da şişenin ağzını bulup çıkamaz’ değil mi?

*- ENGEL HEP VAR

Kuşkusuz Işığa doğru yürüyenlerin önünde her zaman engeller olacaktır...

Onlar, engellere rağmen ışıktan vazgeçmeyeceklerdir...

Ve bu uğurda da gerektiğinde ölmeyi göze alabileceklerdir.

Sinekler ise karanlığa doğru sıvışan kaçaklardır.

Hiç umursamadan Karanlığa doğru yürüyenlerdir.

Sinsi, ilkesiz, yüreksiz, korkak, bencil varlıklardır.

Sadece kendi yaşamları değerlidir.

Nerede yemek varsa, nerede rahat yaşayacaklarsa, nerede çok para kazanacaklarsa oraya giderler.

Değerlerin bi önemi yoktur....

*- ARI KAÇMAZ

Arıyı kovalamak isterseniz o kaçmaz, sizinle savaşır.

İğnesini sapladığında öleceğini bilerek savaşır.

Ve değerleri için ölür.

Ama sinekler kaçarlar.

Sonra yılışık yılışık tekrar dönerler terk ettikleri yere...

Mikrop taşıyan ayaklarıyla ezerler; yaşadığımız her yeri...

Arılar yumurtalarını yalnızca kovanlarına bırakırlar.

Oysa sinekler her yere yumurtlar, her yerde ürerler.

Çöplüklerde, tuvaletlerde, bataklıklarda…

Onlar için yumurtalarını bırakacakları yerin bile hiç önemi yoktur.

Sinek olup karanlığa mı?

Arı olup aydınlığa mı?

*- SELAM OLSUN HAYVANSEVERLERE

Engellere rağmen ışığa yürüyenlere, ışığa ulaşmak için çabalayanlara, insanca değerler yaratma adına mücadele edenlere ve ışık saçanlara selam olsun...

Madem hayvanlardan söz ettik, bir noktada tabiatın, varoluşunun nedeni olan yol gösterici arılardan ve de kahrolası sineklerden şimdi de bizden ayrılmayan diğer hayvanlara ve sevdiklerimiz için yapılanları anlatayım:

Sahipsiz hayvanların mama ihtiyacı için kalıcı bir model geliştirildi.

Sivil toplum örgütleri ve turizm işletmeleri ile ‘Pet Maması Döngüsel Ağı’ projesi hayata geçirildi.

Bu iş birliği sayesinde gıda atıkları mamaya dönüştürecek.

Böylece hem artan mama ihtiyacı karşılanacak hem de gıda israfı önlenecek.

Gıda israfının önüne geçecek, hayvanlar için sağlıklı ve besin değeri yüksek mama üretilmesini sağlayacak projede paydaşlar PAKO Sokak Hayvanları Sosyal Yaşam Kampüsü’nde bir araya gelerek, Pet Maması Döngüsel Ağı İyi Niyet Beyanı’na imza attı.

*- ETKİLENECEKLER

Veteriner Hüseyin Gökhan Özdemir, mamanın ciddi masraf olduğunu, bu sorunu sürdürülebilir, kalıcı bir çözümle aşmak için böyle bir projeyi hayata geçirdiklerini söyledi.

Özdemir, “Bu çalışma ile sadece mama döngüsüne katkı koymayacaksınız. İklim krizi var. Araştırmalar Akdeniz Havzası’nda sıcaklığın 4 yıl içinde 4 santigrat derece daha artacağını söylüyor.

Bu durumdan en çok İzmir gibi kıyıdaki kentler etkilenecek.

Biz bu proje sayesinde iklim kriziyle mücadeleye de katkı sunuyoruz. İklim krizi, gıda ile ilgili ciddi sorunlar yaratıyor.

Sürdürülebilir gıdaya erişimin sağlanması için bu çalışma çok önemli. Dünyada gıdaya ulaşamayan birçok insan ve birçok hayvan var’ dedi.

*- ÜRETİM SÜRÜYOR

Pet Maması Döngüsel Ağı Proje Koordinatörü Sinan Okçuoğlu da atıkların verimli kullanılmasını sağlayarak, girdilerin azaltılmasına katkı sunduklarını ifade etti.

Okçuoğlu, ‘Proje kapsamında otellerde çıkan gıdalar, üretim tesisinde mama hammaddesi olarak kullanılacak. Hem ekonomik olarak kazanç sağlamak hem de israfın önüne geçmek için önemli bir adım.

Sokak hayvanları yasasının değişmesiyle birlikte önümüzdeki 3-5 yıllık süre zarfında, barınaklarda bugün yaklaşık bin 500 civarında olan köpek sayısının, 5 binlere, 10 binlere kadar çıkması söz konusu.

Bu da ciddi mama ihtiyacı demek.  Biz bu proje ile maliyetleri önemli ölçüde düşürüyoruz” diye konuştu.

PAKO Mama Üretim Tesisi Sorumlusu Gıda Mühendisi Özge Akçay Asal ise 2025 yılının ilk 5 ayında 38 ton mama üretimi gerçekleştirdiklerini belirterek,  “Üretim tesisimizde hedefimiz yıllık 120 ton mama üretmek. Bunu başardığımız zaman, 6 milyon liralık katmadeğer sağlayacağız” şeklinde konuştu.

*- KÖPEKLER İÇİN UYGUN OLAN ATIKLAR

Köpekler için hazırlanacak mamaların kriterleri de açıklandı.

Buna göre otellerden pişmiş, haşlanmış veya pişmemiş, kırmızı ve beyaz et ürünleri alınabilecek.

Ancak bunların baharatlı olmaması önemli.

Kırmızı ve beyaz etten yapılan sosis, salam, sucuğun yanı sıra yağsız, tuzsuz, sossuz pişmiş ya da haşlanmış makarna, pirinç, yumurta de alınabiliyor.

Mercimek, nohut, arpa, yulaf, pirinç gibi bakliyatlar, yine baharat ve tuz içermeyen havuç, kabak, bezelye, brokoli, bürüksel lahanası, kereviz, patates gibi çiğ veya haşlanmış sebze atıkları alınacak.

Meyveler, soslu ve yağlı gıda atıkları, kemikler, çay ve kahve atıkları, içine çatal, bıçak, peçede gibi ürünlerin karıştığı atıklar ise alınmayacak.

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 375

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 221

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...