ATATÜRK'Ü AĞIZLARINA ALAMAYANLAR, 'SELANİK'İ AGIZLARINA DOLADILAR
Köşe Yazısı

ATATÜRK'Ü AĞIZLARINA ALAMAYANLAR, 'SELANİK'İ AGIZLARINA DOLADILAR

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
12 Dec 2024 10 dk okuma 151

*- ‘GERİ ZEKALI’ MI SANIYORLAR? Devlet Memurlarının bazı hesapsız ve insafsız açıklamalarını hayretle izliyorum. Bazısı çizmeyi aşıyor. Bazısı yaptığı açıklamaların suç olduğunun farkında değiller. Neyse lafı fazla uzatmadan, ‘hayretimin’ nedenini anlatmaya çalışayım. 'Niksar Halk Eğitim Merkezi Müdürü Şakir Bolat ve Konya’da Atatürk Ortaokulu Müdürü Mehmet Binbir, sosyal medya hesabından ‘Halep’ten gelenler geri dönüyor. Artık Selanik’ten gelenler de geri dönsün’ şeklinde bir paylaşım y

*-  BİLİNÇLENDİRME ve EĞİTİM

Tarihsel Bilginin Yaygınlaştırılması Rumeli ve Balkan göçmenlerinin Osmanlı İmparatorluğu’ndan bugüne Türk kültürüne ve toplumuna yaptığı katkıları anlatan içerikler hazırlanmalıdır.

Yerel ve ulusal medya, eğitim kurumları ve sosyal medya platformlarında bilgilendirici kampanyalar yürütülebilir.

Kültürel Etkinlikler Rumeli ve Balkan kültürünü tanıtan festivaller, paneller ve sergiler düzenlenebilir.

İnsanlara bu toplulukların tarihsel bağlarını ve kültürel katkılarını göstermek için somut örnekler sunulabilir.

*- TOPLUMUN DAYANIŞMASINI GÜÇLENDİRME

Topluluklar Arası Diyalog Farklı kökenlerden bireyleri bir araya getiren toplantılar, etkinlikler ve projeler organize edilebilir.

Pozitif Mesajlarla Karşılık Verme ‘Ötekileştirici söylemlere’ karşı ‘birlikte daha güçlüyüz’ temalı pozitif kampanyalar düzenlenebilir.

*- HUKUKİ ÖNLEMLER

Mevzuat ve Şikayet Mekanizmaları Sosyal medyada nefret söylemi ve ayrımcılık içeren paylaşımların yasal olarak cezalandırılabilir olduğuna dikkat çekilmeli.

Bu tür içeriklerle karşılaşıldığında; Platformların şikayet mekanizmaları kullanılabilir.

Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi kapsamında ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçu çerçevesinde hukuki işlem başlatılabilir.

Kamu Görevlileri İçin Cezai Yaptırımlar Kamu görevinde bulunan kişilerin ayrımcı söylemlerine karşı hızlı idari soruşturma başlatılmalı ve gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.

*- SOSYAL MEDYA STRATEJİLERİ

Hızlı Tepki ve Doğru Bilgilendirme Ayrımcı paylaşımlara hızlı bir şekilde pozitif mesajlarla yanıt verilmelidir.

Etkili Hashtag Kampanyaları Sosyal medya kampanyaları için etkileyici ve birlik mesajı taşıyan hashtag’ler kullanılabilir.

‘BizRumeliyiz’ veya ‘BirlikteDahaGüçlüyüz’ gibi.

Sosyal Medya Eğitimi Ayrımcılık ve nefret söylemini tanımlayan ve buna karşı nasıl tepki verileceğini öğreten eğitim içerikleri hazırlanabilir.

*- KAMUOYU YARATMA

Basın ve Medya Desteği Ayrımcı söylemleri kınayan ve Rumeli göçmenlerinin toplumdaki yerine dair olumlu hikayeler paylaşan medya içerikleri hazırlanabilir.

Ünlülerin Katılımı Sanatçılar, yazarlar ve akademisyenler bu konularda açıklamalar yaparak dayanışmayı artırabilir.

*- UZUN VADELİ ÇÖZÜMLER

Müfredatta Değişiklik Okullarda göç tarihi, Balkanlar ve Rumeli insanının Anadolu’ya katkıları hakkında eğitim verilmelidir.

Yasal Çerçeve Geliştirmelidir.

Bu yazdıklarım, daha doğrusu anlatmaya, nakletmeye çalıştıklarım, 'Niksar Halk Eğitim Merkezi Müdürü Şakir Bolat ve Konya’da Atatürk Ortaokulu Müdürü Mehmet Binbir’ e yanıt değil. Belirtmiştim, bunlara ve bu kafada olanlara, kurtarıcımız ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bazıların doğrudan ya da ‘Selanik’ veya Rumeli üzerinden dolaylı şekilde hakaret etme cüretini gösterenlere kendi görüşümü belirten yazıları daha sonra dolambaçlı yoldan değin doğrudan yanıt vereceğimi belirtmiştim.

Bu yazdıklarım anladığınız ve gördüğünüz gibi ‘Rumeli Camiasına’ ders şeklinde ele alınmış durumda.

Maddeler, birlikte olmaktan çok, parçalara ayrılmış olanlara ‘Bunları uygulayın’ dersi ve talimatı halinde düzenlenmiş.

Umarım herkes ama herkes bu yazılanlardan bir ders almıştır.

*- ÖFKE KONTROLU

Sanıyorum, bazı zavallılarının söylediklerinin bende yarattığı ‘öfke patlamasını’ okuyucularımız anlıyordur.

Nasıl olmasın?

Öfke Kontrolü çok ama çok önemlidir, herkes için.

Öfke patlamalarını yaşantımızın her anında görüyor, yaşıyoruz.

Uzmanlar, sakinleşme tekniklerini, duygu kontrolünü, duygularla başa çıkmayı öğretmeye çalışıyorlar.

Ben de izin verirseniz, bu konuda çocukları ele alacağım.

Tabii bunun için ebeveynlik ipuçları da notlarımın içinde serpilmiş durumda.

Şimdi konuya giriyorum:

*- DOĞAL VE SAĞLIKLI DUYGU

Çocuklar öfkelendiğinde ortalık biraz karışabilir, değil mi?

Aslında öfke, çok doğal ve sağlıklı bir duygudur.

Ancak öfkeyi nasıl ifade edeceğini bilmeyen çocuklar, bu duyguyla başa çıkmakta zorlanabilir.

Önemli olan, öfkeyi tanımalarını ve doğru bir şekilde ifade etmelerini sağlamaktır.

Çocuklara, duygularını sözel olarak ifade etmeyi öğretmek oldukça yardımcı olabilir.

‘Sinirlenmek normaldir, ama bu duyguyla ne yapacağımızı bilmeliyiz’ gibi yaklaşımlar, onlara yol gösterici olacaktır.

*- CEZALANDIRMAK OLMAZ

Öfke patlamaları yaşayan bir çocuğa bağırmak ya da cezalandırmak yerine, ona sakinleşme teknikleri öğretmek faydalıdır.

Nefes egzersizleri, duygularını çizerek anlatma gibi yöntemler çocuğun kendini daha rahat hissetmesine yardımcı olabilir.

Ayrıca, onun öfkesini anlamak ve sabırlı bir şekilde dinlemek, duygusal zekasını geliştirecektir.

Herhalde ben dahil, belli yaşın üzerindekiler ‘öfke patlamasından’ yani eğitiminden geçmediğimiz için, Akdeniz ikliminin etkisi altındayız. Hemen parlıyoruz, sinirlenip öfkeleniyoruz.

Öfkemizi kontrol altına alamayınca da kaba gücümüzü gösteriyoruz.

Öfkemizi kontrol edebilirsek, ağzımıza geleni söyleyerek, uzmanlara göre rahatlıyoruz.

Rahatlamanın da çeşitli yolları var.

Bir gün de bunları anlatırım.

*- ÜÇ İDAMLIK

Şimdi size bir hikaye anlatacağım.

Herhalde içinden kendimize göre yorumlar çıkaracağız.

Hikaye şöyle.

Üç kişi giyotinle idama mahkûm olur.

Bunlardan biri papaz, biri hâkim, biri de fizikçi...

İdam sehpasına ilk papaz çıkarılır. Başını giyotinin altına yerleştirir ve sorarlar:

‘Son sözün nedir?’

Der ki:

‘Ben Allah’a inanıyorum, O beni kurtaracaktır. Allah... Allah... Allah...’

Giyotini indirdiklerinde boynuna birkaç santim kala giyotin durur.

Halk şaşırır ve hep bir ağızdan bağırır:

‘Onu serbest bırakın; Allah sözünü söylemiş ve onu korumuştur.’

Böylece papaz idam edilmekten kurtulur...

*- ‘ADALET’ DEYİNCE

Sıra hâkime gelir, ona da sorarlar:

‘Demek istediğin en son söz nedir?’

Der ki:

‘Ben papaz gibi Allah’a inanmıyorum.

Ama adalete güveniyorum.

Adalet... Adalet... Adalet...’

Giyotini indirirler, giyotin hâkimin de boynuna birkaç santim kala durur...

Bunun üzerine insanlar tekrar şaşırır ve bağırırlar:

‘Adalet sözünü söyledi, onu serbest bırakın…’

Böylece hâkim de boynunun kesilmesinden kurtulur...

*- GERÇEĞİ SÖYLEYİNCE

Sıra fizikçiye gelir. Ona da

‘Son sözünü söyle’ derler

Der ki:

‘Ben ne Allah’a inanan bir papazım, ne de adalete güvenen bir hâkim..

Bildiğim tek şey şudur:

Giyotinin ipinde bir düğüm var ve o düğüm giyotinin tam inmesine engel oluyor.’

Görevliler giyotini kontrol edince gerçekten de bir düğüm olduğunu görürler.

Düğümü açıp tekrar bırakırlar, böylece fizikçinin başı bedeninden kopar..

Yani;

Toplumdaki ‘düğümler’ ve ‘sorunlara’ işaret edip gerçekleri söylemenin acı sonuçları olabilir!..

Gerçeği söylemeye cesareti olanlar, bedel ödemeyi göze almalıdır..”

*- UĞUR LOKANTASI’NA MİCHELİN ÖDÜLÜ

İzmir’in en köklü lokantalarından biri olan Tarihi Adil Müftüoğlu Uğur Lokantası, 70. yılında Dünyanın en önemli gastronomi organizasyonu Michelin Guide ‘Bib Gourmand’ kategorisinde ödül aldı.

2024 yılında da aldığı ödülü ikinci kez almayı başaran Adil Müftüoğlu Uğur Lokantası, geleneksel Türk mutfağının bir kez daha ödüllendirilmesinin gururunu yaşıyor.

Adil Müftüoğlu Uğur Lokantası’nın üçüncü kuşak işletmecisi Alpay Okyay, iki yıldır üst üste aldıkları bu ödül ile geçmişten günümüze lezzet odaklı anlayışının tescillenmesinden dolayı memnun olduklarını söyledi.

*- MAVİŞEHİR’DEKİ SATIŞI YARGIYA TAŞINDI

İzmir Büyükşehir Belediyesi, TOKİ’ye ait Mavişehir’deki arazinin açık artırma yöntemiyle satışına ilişkin yürütmeyi durdurma ve iptal davası açtı.

Ankara 3. İdare Mahkemesi nezdinde açılan davanın gerekçeleri arasında arazinin bir kısmının denizde, bir kısmının kıyı kenar çizgisinde kalması, Gediz Sulak Alan sınırındaki arazinin koruma bölgesinde kalması ve özel mülkiyete geçirilmesi aşamasında imar planı iptal davalarındaki gerekçenin dikkate alınmaması yer alıyor.

Bir süre önce oranın rekreasyon alanı olmasıyla ilgili plan kararı iptal edilmişti ve o alan plansız kalmış durumda.

Sanki yeni bir plan yapılmaya da açık gibi görünüyor.

Bu durumu bir boşluk olarak görüp de burada bir rant çalışması yapmayı düşünen birilerinin orayı hazırlayıp aldığını düşünülüyor.

Belediye Yetkilileri, ‘orada hiç kimsenin inşaat yapmasına izin vermeyeceğimizi tekrar ifade etmiş olalım’ diyorlar.

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 367

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 220

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 174

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 374

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 353

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...