90 DAKİKA YİNE BAŞLIYOR
Köşe Yazısı

90 DAKİKA YİNE BAŞLIYOR

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
17 Oct 2026 11 dk okuma 229

*- İYİ Kİ VARSINIZ!... Bir insanda, her zaman kendini belli eden, aileden gelen, şeyler vardır. Nezaket, samimiyet, iyi terbiye, akıl gibi… Eskiler, yani yaşlılar buna ‘kumaşı güzel!’ derlerdi. Merak ediyorum zamanımızda, milyonlarca insan arasında ‘kumaşı güzel’ kaç kişi çıkar?

Doğan Prepol’un paylaştığı gibi;

Kendini geliştirmiş, karakterli, çalışkan ve dürüst insanların;
ahlaksız, cahil, zorba ve yalakalar tarafından ayaklarının
kaydırıldıklarına hep tanıklık ediyoruz.

Demek ki, Türkiye’de, büyük bir ahlak problemi var.

Bunu nasıl çözeceğız?

Umarım bu konu toplum olarak ele alınır, zor da olsa çözülür!...

Acaba rezil bir çağa mı denk geldik?

Baksanıza; ayıp sessizleşti, vicdan yoruldu, ‘insan’ kalmak direnç oldu…”

Bir tek kişinin bize ‘İyi ki varsın!’ demesi bile, var olduğumuz için
mutlu olmamızı sağlar!...

İyi ki varsınız!...



*- GİTTİĞİNİZ LOKANTA

Adam açmış!

Hayırlı, bereketli olsun!

Ama o gün, bir kaşık çorba yapmış, bir kaşık da fasulyeli pilav,
bedavacılara (arkadaşlarına) ikram etmiş, al sana Master Şef…

Ya da televizyondaki yarışmada yemek yapıyor, ‘şefin kitaplarını
okudum’ falan diyor, ürç ay sonra, yani yarışmanın sonunda ‘master
şef’ oluyor.

Avrupa dillerinde üç aşağı beş yukarı, yani neyse, bazı sözcükler
birbirine çok benzer.

Ben Almanca’dan örnek vereceğim, siz de bunu İngilizce’den,
İspanyolca’dan, İtalya’dan falan sayın ya da örnekleyin.

Almanca’da ‘Maister’den yani ‘usta’ sözcüğünden derlemişler, ‘Usta
şefe!’ , ‘Master  Şef’ deyip çıkmışlar.

Aşçılıkta ‘ustalığı’ anlatmak istiyorlar, allayıp pullayıp birilerini
ortaya çıkarıyorlar.

Yani bizleri bilmemne kutusuna bağlı kılıyorlar.

Zaten kitap okuma, ya da eski yıllarda olduğu gibi ne komşuluk, ne de
akrabalık falan kalmadığından gidip gelmeler cebimizi düşündürdüğünden
‘mecbur’ oluyor, boynumuzu bükmek zorunda kalıyoruz.

Ama Kızılcık Şerbeti’nde ‘Baba’ figüründeki adam gibi burnumuzdan kıl
da aldırmıyoruz.

‘Oyunda güç budur’ diyorlar…

Her şeyden daha fazlası her akşam bizi ekran başına toplayan yani
televizyon oluyor.

Tabii biz de, esir oluyoruz, ama nedense farkında olmuyoruz.

Bir gün beni bir televizyonun canlı yayınına davet ettiler.

Bir gün, canlı yayında ‘yemek programı’ yapan İzmir’deki bir
televizyon programına davet ettiler.

Şef aşçı kadın biz program yapımcıları ile ordan burdan konuşurken,
sıra tadıma geldi.

Yemekten başka her şeye benziyordu..

Benden ‘Nefis, enfes, harika!...’ gibi övücü laflar etmem bekleniyordu
herhalde, ‘Kusura bakmayın aceleden olmalı, beğenmedim…’ gibisinden
laflar ettim.

Herkes bozuldu.

Şef aşçı kadın da, kendini savunan bazı laflar etti…

Sonra dost olduk.

Bir şehrimizde ‘Yemek fabrikası’ kurmuş, birçok kuruma yemek veriyordu.

Davet etti, iki arkadaşımla ‘hayırlı olsun’a gittim.

Yakın zamanda, bana yine ulaştı, bu kez turistik bir ilçede lüks bir
restoran açmış ‘Görüşelim,  o eski günleri konuşalım’ davetinde
bulundu.

Yani bana kızmamış, ‘Doğruyu söyledin!’ diyor, konuşmalarımızda.

Ben okuyucularıma soruyorum, ‘Siz bu güne kadar kamera karşısında,
hayır beğenmedim…’ diyerek gerçeği söyleyene rastladınız mı?

Tabii beni o geceden sonra, hiçbir şekilde davet etmediler.

İlla ‘Beğendim’ diye bir kural yok…

Ama ‘beğenmedim’ diyen de yok…

Şunu söyleyeyim:

Gazetelerde, televizyonlarda özetle medyada çıkan methiyelere sakın inanmayın…

Aralarında çok nedir iyiler vardır, o da zaten sizin gittiğiniz lokantadır…

Bu arada aklıma Sabahattin Ali’nin şu sözleri geldi:

“Kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim.

Kimseden akıllı, kimseden güzel ya da kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok.

Kimse için ‘en’ değilim, ‘daha’ değilim.

Bu devasa iddiasızlığın verdiği özgürlüğün hastasıyım…”



*-KANDIRMACA ÜZERİNE

Ne derler?

Biz hep mahalle baskısının etkisi altında kalır, ‘Ne derler?’ diye
çekinir, adımlarımızı buna göre atarız_

Ayşe Şener de, ‘Ne derler?’ dedikten sonra şunları yazmış:

“Sevdiğin ayakkabı ayağını sıkar, ‘Giydikçe bollaşır’ derler,

Saçının kesimi içine sinmemiştir, ‘Uzadıkça şekil alır’ derler,

İşler planladığın gibi başlamamıştır, ‘Takma kafana kervan yolda
düzülür’ derler…”

Şimdi de çok önemli bir konuya değinmek istiyorum.

Bizim çocukluğumuz ve hatta gençliğimizde en büyük idealimiz bir güzel
‘bisiklet’ sahibi olmak idi…

Ama zamane gençliği başta olmak üzere herkesin hayali iyi bir araba
sahibi olmak.

Erkan Ayan, ‘Gelecek 1 yıl içinde araç almayı düşünenler dikkat!’
diyerek önemli bir noktaya dikkat çekiyor.

Ben de Marmara Bölgesi felaketinde, İstanbul’daki yüzlerce aracın
sular altında kaldığı manzaraları gördüğümde, Karşıyakalı Sarışın’a
‘Yazık hepsi hurda oldu!’ demiştim.

Bir de çıkıp, ‘Hasarı sigortadan ya da otopark veya avm
yöneticilerinizden alırsınız’  diye ahkam kesip, insanlara sözde moral
aşılamaya çalışanlara da gülüyorum.

Belki bir gün uzun uzun bu konuya girerim, ama can sıkmaya hiç niyetim
yok, şimdilik.

Şimdi güncele dönelim ve bir başka gerçeği konuşalım:

Biliyoruz ki, İstanbul’da yaşanan sel felaketleri sonrasında binlerce
araç sel hasarı alarak pert hale geldi.

Pert olmayan bazı araçlar ise kabin içine kadar su alacak şekilde suya gömüldü.

Öyleyse;

Araç alırken sadece mevcut plakasına bakmayın!

Plaka geçmişini mutlaka sorgulayın.

Bazı kişiler, aracın plakasını değiştirerek geçmişteki hasarları
gizlemeye çalışabilir. Ekspertiz sürecinde aracın geçmiş plakalarının
da sorgulanmasına özellikle dikkat edin.

Burada önemli bir ayrım var:

Aracın başına gelenleri açıkça belirterek yapılan dürüst ticarete
elbette sözümüz yok.

Ancak selde sürüklenmiş veya suya gömülmüş bir aracı temizleyip
kurutarak “tramersiz, hatasız, kazasız, boyasız” şeklinde satmaya
çalışanlar mutlaka olabilir. ❗

Sel hasarlı araçlarda elektronik arıza riski ciddi olabilir.

İlk etapta hiçbir sorun görünmese bile zaman içerisinde oksitlenme ve
paslanma nedeniyle elektronik sistemlerde ve çeşitli parçalarda
arızalar ortaya çıkabilir.

Araç almadan önce:

• Plaka geçmişini sorgulayın.

• Ekspertizi detaylı yaptırın.

• Elektronik sistemleri kontrol ettirin.

• Su/sel hasarı izlerini özellikle araştırın.

• Sadece “boyasız, kazasız, tramersiz” ibaresine güvenmeyin.

Son sözüm şöyle:

Bugün ucuz görünen bir araç, yarın çok daha pahalıya mal olabilir…”



*- MADEM ÖYLE, İŞTE BÖYLE

İzmirli Güliz Güzeldiyar Yazarlar Derneği’nin açtığı ‘eğitim’ e
katılanlardan biri.

Geçenlerde ‘Başarı belgesini’ paylaştı, kutladım.

Zaten daha önce kendisine hikaye ve roman yazmasını önermiştim,
gönderdiklerini görüp okuduktan sonra.

Güliz Hanım her gün sayısız paylaşımlarda bulunuyor.

Hepsini tek tek okuyup ‘beğendim’ işaretini koymakta zorlanıyorum.

Ahlaki konuların dışında dini sözcükleri de paylaşıyor.

Ben de ‘Madem öyle, işte böyle!’ diyerek şunları paylaşmaya çalıştım:

Adamın biri kalkmış camiye gitmek üzere temizce giyinmiş yola çıkmış..!

Giderken yolda düşmüş, kalkıp üstünü silkeleyip evine dönmüş..!

Elbisesini değiştirip  temiz kıyafetlerle tekrar yola çıkmış..!

Yeniden düşmüş, yeniden eve gidip üstünü değişip yola çıkmış..!

Yolda giderken elinde lamba ile onun yolunu aydınlatan bir adam görmüş..!

Beraber mescide doğru ilerlemişler..!

Düşen adam lambayı tutana namazı kendisinin kıldırmasını söylemiş
kabul etmemiş..! Lambayı tutan adam

Düşen adam niçin istekli olmadığını namaz kıldırmayı kabul etmediğini
sorunca lamba tutan adam kendisini şeytan olduğunu söylemiş..!

Düşen adam şok olmuş ve neden kendine ışık tutup yolunu aydınlattığını sormuş..!

Şeytan demiş ki;

Seni düşüren bendim..! Mescide gitmemen için ve sen birinci defa
düştüğünde eve gidip elbiseni değişip tekrar mescide doğru çıkınca
ALAH senin tüm günahlarını affetti..!

Ben seni ikinci defa düşürdüm sen tekrar üşenmedin eve gidip elbiseni
değiştin.. !

Tekrar yola çıktın bu defa Allah senin geçmiş ehli beytinin
günahlarını bağışladı..!

Ben korktum ki 3. Düşmende Allah dünyadaki tüm Müslümanların
günahlarını bağışlayacak..!

O sebeple senin güvenli bir şekilde mescide ulaşman için lambayla
yolunu ben aydınlattım...!



*- ASLA VAZGEÇME

Bir iyilik yapacaksan zorluklarından dolayı o işi yapmaktan asla
vazgeçme bunun karşılığında ne kadar mükafat kazanacağını tahmin bile
edemezsin..!

Bütün hamd ve övgüler ancak Allah'adır..!

HZ. Ali’ninedin ahlaki, HZ. Süleyman’ın saadeti, HZ. Eyübün sabrı, HZ.
Yusufun güzelliği, HZ. Hamza’nın cesareti, HZ. Ali’nin bilgisi ve 124
bin Peygamberin duası seninle olsun.

Bir ünlü ne diyor?

“O küsmüş, bu darılmış!...

Şu mesafe koymuş!..

İnan hiç umurumda değil…

Taşın çiçek açmadığını, suyu boşa harcadığımda anladım…”

Bu arada Sanatçı Serdar Ortaç’tan bir hayat dersi aklıma geldi…

Serdar Ortaç, ‘Hayatımın en büyük hatası kumar oynamam…’ diyor,
kendini bu lanetten bir türlü soyutlamadığını ‘günah çıkartırcasına’
anlatıyor.



*-  90 DAKİKA UYGULAMASI YENİDEN BAŞLADI

İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde, İZBAN’ın 90 dakika aktarma
sistemine yeniden dahil edilmesi ve 29 Ekim’de toplu ulaşım ücretinin
1 kuruş olarak uygulanması kararlaştırıldı.

Engelsiz Yaşam Köyü’nün Büyükşehir Belediyesi bünyesine alınması ve
merkeze Dr. Burhan Özfatura’nın adının verilmesi de oturumun öne çıkan
başlıkları arasında yer aldı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin ekim ayı birinci oturumu,
Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Özuslu yönetiminde
gerçekleştirildi.

Oturumda toplu ulaşım, İzmir Körfezi’nin korunması, engelli bireylere
yönelik hizmetler ve kentin ulaşım altyapısına ilişkin konu başlıkları
görüşüldü.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kapsamında düzenlenecek tören ve kutlama
etkinliklerine katılımı kolaylaştırmak ve toplu ulaşımı teşvik etmek
amacıyla, toplu ulaşım ücretinin 1 kuruş olarak uygulanması
kararlaştırıldı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı ESHOT, İZTAŞIT, İZULAŞ, METRO AŞ
ve İZDENİZ AŞ’de uygulanacak tarife doğrultusunda, Cumhurbaşkanlığı
kararnamesi çıkarılması hâlinde ulaşım ücretsiz olacak.



*- İZBAN’DA 90 DAKİKA AKTARMA

İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde görüşülen önergeyle İZBAN’ın,
16 Ekim itibarıyla 90 dakika aktarma sistemine dahil edilmesi uygun
bulundu.

Böylece uygulama yeniden başladı.

İzmirim Kart ile yapılan ilk binişin ardından 90 dakika içinde
İZBAN’da gerçekleştirilecek aktarmalar, 20 kilometreye kadar ücretsiz
olacak.

*-İzmir Körfezi bilimsel verilerle mercek altına alınacak

İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Körfezi ve kıyı ekosistemlerinin
korunmasına yönelik bilimsel araştırma ve izleme çalışması başlatmaya
hazırlanıyor.

Başkanlık makamınca meclis gündemine eklenen önergeyle, “İzmir İli
Oşinografik Araştırma ve İzleme Projesi” hizmetinin TÜBİTAK Marmara
Araştırma Merkezi’nden (TÜBİTAK MAM) satın alınması konusu meclisin
değerlendirmesine sunuldu.

Önerge, görüşülmek üzere ilgili komisyonlara sevk edildi.



*-Buca-Sarnıç hattı için yeni planlama süreci

İzmir’de Buca merkez ile Gaziemir  arasındaki ulaşımı güçlendirmesi
hedeflenen Buca-Sarnıç güzergâhı için yeni bir planlama adımı atıldı.

Güzergâhın imar planlarına işlenmesi şeklindeki önerge, görüşülmek
üzere ilgili komisyonlara havale edildi.

İzmir Ulaşım Ana Planı doğrultusunda hazırlanan çalışma kapsamında,
mevcut ulaşım sisteminin iyileştirilmesi, bağlantıların sürekliliğinin
sağlanması ve güzergâh çevresindeki kentsel gelişme eğilimlerinin
değerlendirilmesi hedefleniyor.

Ayrıca yeni gelişme alanlarının belirlenmesi öngörülüyor. Bu kapsamda
hazırlanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve Revizyonu ile bilgi
amaçlı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı ve Revizyonu önerisinin, üst
ölçekli planlar çerçevesinde değerlendirilmesi gündeme geldi.



*- Buca Onat Tüneli ile Otogar arasındaki bağlantı yolları planlanıyor

İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi oturumunda, Buca Onat Tüneli ile
Otogar arasındaki ulaşımı sağlayacak bağlantı yollarına ilişkin imar
planı değişikliği önerisi de gündeme geldi.

“Buca Onat Tüneli-Otogar Arası Bağlantı Yolları Uygulama Projesi”
kapsamında hazırlanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliği
önerisi, görüşülmek üzere komisyonlara havale edildi. Düzenlemeyle,
bağlantı yollarının projeye uygun şekilde planlanması hedefleniyor.

Oturumda, meclis birinci ve ikinci başkan vekillerinin seçimi de
gerçekleştirildi. Gizli oylama sonucunda Altan İnanç Birinci Başkan
Vekili, Ümran Göçen ise İkinci Başkan Vekili seçildi.

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 366

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 219

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 173

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 374

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 352

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...