87 YAŞINDA ÇOCUK YAPACAKMIŞ
Köşe Yazısı

87 YAŞINDA ÇOCUK YAPACAKMIŞ

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
02 Jan 2025 14 dk okuma 150

*- ÜRETİM BAŞTACI EDİLMELİ Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in de belirttiği gibi tüm kentlerimizde, üretimin baş tacı edildiği, üreticinin hakkını aldığı, tüketicilerimizin sağlıklı ve ekonomik gıdaya ulaştığı bir düzen için sorumluluk almaya kararlılıkla devam edilmelidir. Aksi halde tüm söylemler lafta kalır. Hatta, üretim kalitesinin yükselmesi, üreticinin daha çok kazanması için destek programlarının arttırarak sürdürülmesi üretici kadar tüketici için de çok önemlidir.

*- KARŞIYAKA’NİN BELEDİYE ÜNİVERSİTESİ

İzmir’in adına şarkılar yazılıp bestelenen ilçesi Karşıyakalılar, yıllardır süren stadyum ve üniversite özlemlerinden birini yerel belediye sayesinde kavuştular.

Hatta bu ‘3. Yaş Üniversitesinde’ mezuniyet coşkusu da yaşandı.

Karşıyaka Belediyesi 3. Yaş Üniversitesi’nde eğitim gören 60 yaş ve üzerindeki 82 katılımcı, programı başarıyla tamamlayarak mezun oldu. Bostanlı Suat Taşer Sanat Merkezi’nde düzenlenen törenle başarı belgesi alan 82 çınar, kep atmanın sevincini yaşadı.

Belediye Başkanı Yıldız Ünsal, ‘Çınarlarımızı yürekten kutluyor, onlara sağlıklı ve aktif bir yaşam diliyorum’ dedi.

‘Hayat boyu öğrenme’ eğitim-öğretim programıyla sağlıklı ve aktif yaş almayı desteklemek amacıyla Türkiye’de yerel yönetimler arasında bir ilk olarak yaşama geçirilen Karşıyaka Belediyesi 3. Yaş Üniversitesi, 2024-2025 eğitim-öğretim yılı güz dönemini coşkulu bir mezuniyet töreniyle noktaladı.

3. Yaş Üniversitesi çatısı altında ileri yaşlı bireylerin, sosyal hayata katılmaları, yeteneklerini geliştirmeleri ve öğrenmeye devam etmeleri için örnek çalışmalar gerçekleştiriliyor.

Geriatri Derneği Başkanı Mevlüt Ülgen, Karşıyaka Belediyesi 3. Yaş Üniversitesi’nin diğer yerel yönetimlere örnek olduğunu vurgulayarak, mezun olan çınarları tebrik etti.

*- MİNİKLER HEM EĞLENDİ HEM ÖĞRENDİ

İzmir Karşıyakalı 60 yaş üstündekilerden sonra Muğlalı miniklere gidelim.

Muğla Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri, kırsal mahallelerde bulunan 93 okulu ziyaret ederek 7 bin 843 öğrenciye afet ve acil durum eğitimi verdi. 

3 aylık süre içerisinde kırsal mahallelerdeki 93 okulu ziyaret eden itfaiye ekipleri kapsamlı eğitim dışında, öğrencilere 10 bin adet boyama kitabı dağıttı.

İtfaiye Dairesi Başkanlığı Eğitim Amiri Mehmet Haluk Önen ‘Kırsal mahallelerde öğrencilerin küçük yaşlardan itibaren bilinçli bireyler olarak yetişmesi için afet ve acil durum eğitimleri düzenledik. Eğitimlerde yangın ve diğer afetlere karşı alınan önlemler sayesinde can ve mal kaybı riskini minimize edilmesini hedefledik. Kırsal mahallelerde bulunan okullarda eğitimlerimiz 2025 yılında da devam edecek’ dedi.

Başkan Ahmet Aras; ‘İnsanların erken yaşta aldığı eğitimler, öğrendiği bilgiler geleceklerini şekillendirir’ diyerek görüşünü açıkladı.

*- 87 YAŞINDA EVLENECEKMİŞ!...

Şimdide bu eğitim programlarından sonra ‘Rose’yi anlatayım, Michail Böhme’nin ağzından anlatayım:

“Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra ‘Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz?’ dedi...

Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki, yumuşak bir el omzuma dokundu...

Döndüm...

Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi, bana gülümseyerek bakıyordu...

‘Ben Rose’ dedi..

‘Benim adım Rose, yakışıklı... 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?...’

Güldüm, ‘Tabii’ dedim...

‘Hadi sarıl bana...’

Öyle sımsıkı sarıldı ki, ‘Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin?’ diye şaka yaptım..

Minik bir kahkaha ile yanıtladı:

‘Buraya zengin bir koca bulmaya geldim.

Evlenip birkaç çocuk doğuracağım.

Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım!..’

*- HAYATINI YAŞIYORDU

Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik.

Hemen arkadaş olmuştuk.

Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık...

Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum.

Sömestr boyunca Rose kampüsün ilahesi oldu.

Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu.

İyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını yaşıyordu.

Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu...

*- VİSKİNİN SONUCU

Sömestr sonunda, Futbol Balosuna davet ettik Rose'u, konuşma yapması için...

Orada bize verdiği dersi unutmama imkân yok...

Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı.

Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü.

Konuşma darmadağın olmuştu.

Şaşkın, biraz da utanmış mikrofona doğru eğildi...

‘Ne kadar beceriksizim, değil mi?, Özür dilerim.

Buraya gelmeden önce ‘heyecanım yatışsın’ diye bir duble viski attırdım. Sonucu görüyorsunuz...

Şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil...

Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?’

*- PİŞMAN OLMAYIN

Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına başladı:

‘Yaşlandığımız için eğlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz...

Eğlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız.

Genç kalmanın, mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır;

Her gün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak.

Bir rüyanız olmalı mutlak... Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz. Etrafımızda dolaşan pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok...

Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır:

Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz...

Ben 87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum.

Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır.

Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur.

Oysa bir yaş daha büyümek için, mutlak bir şeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir.

Asla pişman olmayın;

Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz çünkü...

Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır...

Pişman olmaktan korktukları için hiçbir şey yapmayanlardır...’

*-  ‘ÇOK GEÇ!’ DİYE BİR ZAMAN YOKTUR

Ders yılı sonunda Rose, yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi...

Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur içinde öldü. Cenaze törenine 2 binden fazla üniversite öğrencisi katıldı.

‘Yapabileceğimiz her şeyi yapmak için asla geç olmayacağını’ hepimize hem de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu...

Rose'un öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders olmalıydı:

‘Çok Geç Diye Bir Zaman Yoktur!’

Her zaman bir rüyanız ve onu gerçekleştirebilecek ruhunuzun olması dileği ile…

*- TERS AÇI

Tamer Dursun’un kalemi çok güçlü.

Bazen sivri uçlu oluyor, bazen da yuvarlak…

Ama yazdıkları, yani eserleri hep, benim gibiler gibi uzun…

Mizah anlayışı da değişik.

Ateş Akkor ile Halil Vural da, en iyi mizahçılarla yarışacak derecedeler.

Tam Haldun Simavi’nin istediği gibi kısa, öz ve vurucular.

Şimdi dünyaya tersten bakan Tamer Dursun’a göz atalım:

‘Ülkemizde işsizlik oranı % 10'un, düşsüzlük oranı % 90'ın üzerinde.

Herkes başını sokacak bir ev arıyor. Kimse ‘Şöyle bütün bedenimle girebileceğim bir evim olsun!’ demiyor.

Yani bir yerlerimiz dışarda kalsa da olur. Hayallerimiz bile yarım yamalak.

*- ‘YÜZÜ!’ OLSAYDI

Tanrı'nın tutup, kitap okunmayan insanlara kitap göndermesi ilahi bir şaka olmalı.

Sevgi kalbe uyan anahtar gibidir. Olmuyorsa, ya anahtar yanlıştır ya da kalp bozuk.

Her ayran gönüllü, eninde sonunda bir yoğurda varıp cacık olur.

Geçenlerde ortak tanıdıklarımıza ‘Keşke yüzüme karşı konuşsaydı!’ diye sitem etmiş. Kulağıma geldi. ‘İnanın bir yüzü olsaydı, kesinlikle konuşurdum!’ dedim.

*- TARLA YERİNDE

Kendi kendine gelin güvey olana anca bir çeyrek takarız. O kadar.

Her insan bir kitaptır.

Kimisi okunmasa da olur.

Sağırsa bir şekilde anlatırız. Ama sığırsa imkânsız.

Tanıdığım iki ihtiyar kardeş vardı.

Tarla sınırı yüzünden birbirlerine küsüp yıllarca konuşmamış ve öylece de ölüp gitmişlerdi.

Geçenlerde o tarlaya gittim.

Tarla duruyor ama onun yüzünden birbirlerini kırıp dökenler artık yoklar.

Ne garip!

*- İLACA GÖRE HASTALIK

Buldukları ilaca göre hastalık üreten sisteme kapitalizm denilir.

‘Kansızlık!’ her zaman bir hastalık olmayabilir.

İçinde semah dönmeyeceğin yüreği dergâh belleme.

Biz de sihirbaz sayılırız.

Her ne kadar şapkadan tavşan çıkaramıyor olsak da, kalbimizden öküz çıkardığımız çok olmuştur.

*- EN TEHLİKELİ İNSAN

İğne ipliğe küser, yerde kalan düğme olur.

Cenazeyi bizimle kaldırıp, düğün derneği başkasıyla kuruyorlar.

Güzel anılar, kumbarada biriktirilen para gibidir.

Öyle bir yaşa ki, yıllar sonra kumbarayı açtığında, üzülmeyesin.

Abdallığımızı aptallık sanıyorlar. Yazık.

En tehlikeli insan, kaybedecek bir şeyi olmayan insandır ve zincirin en kolay halkasıdır. Ondan katil de yaparsınız, hırsız da, arsız da yaparsınız.

*- İNSANOĞLU İNSAN

Belki hayvanlar da kızdıklarında, birbirlerine

‘Vay insanoğlu insan!’,

‘İnsanın önde gideni’,

‘Oha, insana bak!’,

‘İnsansın oğlum sen…’

‘Sana hayvan diyenin ben taaa...’ falan diyorlardır. Kim bilir?

*- DEĞİŞTİR

Tanrı eline bir mendil tutuşturmuş.

İster halay çek, ister ağla…

İnsanlara derdini anlatamamak, bıçağın tersiyle ekmeği kesmeye çalışmak gibidir.

Ekmeği kesemiyorsan, bu ne ekmeğin suçudur, ne de bıçağın.

Bütün hata bıçağı tutan elindir.

Elini değiştir.

Dilini değiştir.

*- ÖYLE YAŞA Kİ

Ne kadar çok konuşuyor bu insanlar.

Hem de tek kelime etmeden.

İnsana varmayı beceremeyenlerin, Tanrı’ya ulaşma çabaları çok anlamsız.

Sen yanındakinin gönlüne girememişsin, Tanrı’nın gözüne nasıl gireceksin?

Öyle bir yaşa ki, Tanrı da sana inansın.

*- BİR KELİME BİLE…

Kusursuz bir cinayet için ille de bir silaha ihtiyaç yoktur.

Bazen bir kelimeyle bile insan öldürülür.

Küçük köpek büyük köpeği görünce havlamaya başlar.

Bu onun cesurluğundan değil, korkusundandır.

Küçük insanlarda da durum farklı değildir.

Oysa bir köy mezarlığı kadardır bu yere göğe sığdıramadığımız dünya. Ve hısım akraba olmasa da, herkesten daha yakındır bize ölüm.

*- BOŞUNA BEDDUA ETME

İnsanı üzen, Tanrıyı da üzmüştür.

Derde derman olamamışsın, dünyaya ferman olsun ne yazar?

Dergâh yıkılır, derviş ölür.

Sen duayı hatırla.

Aşk biter, seven ölür.

Sen sevdayı hatırla.

Boşuna birileri için beddua edip durma.

Tanrı kimsenin kiralık katili değildir.

Sadece dal kırılmaz, cam kırılmaz ya da kalem kırılmaz.

Elbette insan da kırılır en ince yerinden.

*- ‘DELİ’ DİYORLAR! OLSUN…

Dünya bir pazar yeri değil ve sen ağırdan da olsa, satma kendini.

Ya çözüm sorunun ta kendisidir ya da sorun çözümün.

Hep baştan sona gitme, bazen de sondan başa git.

‘Aynı yol’ deme sakın.

Yol aynı olsa da o yolu giden aynı insan değildir.

Her körkütük aşkta ille de bir kör ve bir kütük vardır.

‘Kendimle konuşuyorum!’ diye bana ‘deli’ diyorlar.

Olsun.

Önceden beni anlamayanlarla konuşmam da düpedüz aptallıktı.”

*- DÜNYANIN NÜFUSU

Yeni yılın ilk gününde dünya nüfusu 8,09 milyar, ABD nüfusu 341 milyon olarak açıklandı.

ABD Nüfus Sayım Bürosu'nun tahminlerine göre, dünya nüfusu 2024 yılında 71 milyondan fazla artarak yeni yılın ilk günü 8,09 milyar oldu.

Öte yandan Avrupa’nın endişeli olduğu bir karar var.

Ukrayna transitinin durmasıyla Avrupa'da Rus doğalgazı dönemi 1 Ocak 2025 itibarıyla sona erdi.

Rusya'nın Ukrayna üzerinden Avrupa'ya gaz sevkiyatı, 2025'in ilk günü sona ermiş gözüküyor.

Moskova'nın Avrupa gaz piyasasındaki uzun süreli arz hakimiyeti de böylelikle sonlanmış oldu, gelen haberlere göre.

Kiev, yeni transit anlaşması müzakere etmeyi reddetmişti.

Bakalım ne gibi siyası, ticari ve ekonomik gelişmeler olacak?

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

EN BÜYÜK ÖDÜL

*- YANILGI Hayatın en büyük yanılgılarından biri, mutluluğu “bir gün”e ertelemek. Oysa zaman geri alınmıyor; yaşananlar silinmiyor ve hangi günün son günümüz olduğunu bilmiyoruz. Kendine iyi gelmek için hayatının kusursuz bir hale gelmesini bekleme. Çünkü bazen hayatı gerçekten yaşamak, ‘sonra’ dediğimiz şeyin hiç gelmeyebileceğini fark etmekle başlar. Sağlıklı ömürler diliyorum…

26 Oct 2026 221

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 378

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 222

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 175

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 375

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...