40 LİRAYA DAMACANA SU
Köşe Yazısı

40 LİRAYA DAMACANA SU

YAŞAR EYİCE
YAŞAR EYİCE
13 May 2025 15 dk okuma 178

*- ‘BANA BACAKLARIM LAZIM’ Avukat Senih Özay İzmir’de birkaç ‘aykırı’ olarak adlandırdığım hukukçulardan biri… ‘Hak, hukuk, adalet!’ diye şimdi sokaklarda bağıranlar var ya, Senih Özay bu konuda kendini yıllarca parçalayanlardan biri. Nerede adaletsizlik varsa, mutlaka ‘ekibiyle’ birlikte kendisi de ön safta meydanlardaydı. Şimdi ilk kez, ‘hukuk dışı’ bir konuda makale yazmış. Benim de sıkıntım benzer olduğu için, Ankaralı Sevgi de, araştırıp bulmuş ve Senih Özay’ın yazısını göndermiş.

*- ‘YA KULLAN, YA VAZGEÇ!’

“Dünyadaki tüm Dr. uzmanlarca esas alınan bilimsel kaide şudur:

‘Bir uzvunu, bir azanı, devamlı Kullanmazsan onu ilerde hiç kullanamazsın !..’

Aşağıda verilen ‘bilimsel  makaleyi’ dikkatlice okuyun ve hayatınıza uygulayın!..

‘Ya kullan, ya vazgeç!...’

Yaşlandığımızda ayaklarımız daima güçlü kalmalıdır.

Yaşlandığınızda, saçın grileşmesinden (veya) cildinin sarkmasından (veya) kırışmasından korkmamalıyız.

ABD Dergisi'nin ‘Önleme’ dergisinde özetlendiği üzere, ‘uzun ömürlülük’ belirtileri arasında ‘güçlü bacak kasları’, ‘en önemli ve gerekli olanı’ olarak en üstte listelenmiştir.

Dikkat!

‘Bacaklarınızı iki hafta hareket ettirmeyin, bacak gücünüz 10 yıl azalır.’

*- SADECE İKİ HAFTANIN ZARARI

Danimarka'daki Kopenhag Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, iki haftalık ‘hareketsizlik sırasında’ hem yaşlı hem de gençlerin bacak kas gücünün üçte bir oranında zayıfladığını ortaya çıkardı ki bu da ‘20-30 yıllık yaşlanmaya eşittir.’

Bacak kaslarımız zayıfladıkça, daha sonra, - rehabilitasyon egzersizleri- yapsak bile iyileşmemiz uzun zaman alacaktır.

Bu nedenle yürüyüş gibi düzenli egzersizler çok önemlidir.

Tüm vücut ağırlığı / yükü bacaklarda kalır.

Ayak, insan vücudunun ağırlığını taşıyan bir tür sütundur.

İlginçtir ki bir kişinin kemiklerinin% 50'si ve kaslarının% 50'si iki bacaktadır.

*- PANDEMİDEN SONRA

Yukarıda yazılanlar kesinlikle doğrudur.

Mutlaka bir yakınınız bu anlattıklarımın doğruluğunu ispatlayacak şekilde rahatsızdır.

Her şeyden önce ben tanığım, çünkü bunun sıkıntısını çekiyor ve tedavisini görmeye çalışıyorum.

Çünkü bende de pandemiden sonra zayıflayan ayak kaslarım yüzünden, yürüme zorluğu ve denge bozukluğu yaşıyorum.

Bir ihmal, bir tembellik, bir sözde keyifli yatmak ve bunu uzatmak beni ve benim gibileri ne hale getirdi.

Görünüşte bir şey yok!

Ama yürüyün bakalım, ne kadar gidebileceksiniz?

Ağrılar sizi rahat bırakacak mı?

Fizik tedavisi dünyanın parası…

Devletin fizyoterapistlerinde sıra bulmak kolay mı?

O da sadece on günlük bir süre, bir yılın içinde…

Uzman hekimlerden gün ve sıra almak da hiç de kolay değil…

Hocalara ulaşmak ise imkansız gibi…

Bu konunun ciddiyetini daha nasıl anlatabilirim?

Avukat Senih Özay’ın araştırmasını, bilimsel makalesini sizlerle paylaşmaya devam edeyim:

*- KALÇALARIN GÜCÜ

“İnsan vücudunun en büyük ve en güçlü eklem ve kemikleri de bacaklardadır.

Güçlü kemikler, güçlü kaslar ve esnek eklemler, insan vücudundaki en önemli yükü taşıyan, ‘Demir Üçgeni’ oluşturur.

İnsan faaliyetinin% 70'i ve kişinin hayatındaki enerjinin yakılması iki ayak tarafından yapılır.

Bunu biliyor musun?

Bir insan gençken, ‘kalçaları  küçük bir arabayı kaldıracak kadar güçlüdür!..’

Ayak, ‘vücut hareketinin merkezidir.’

Her iki bacak birlikte, insan vücudundaki sinirlerin% 50'sine, kan damarlarının% 50'sine ve içlerinden akan kanın% 50'sine sahiptir.

Vücudu birbirine bağlayan büyük dolaşım ağıdır.

Yalnızca ayaklar sağlıklı olduğunda, ‘geleneksel kan akımı’ düzgün bir şekilde akar, böylece güçlü bacak kaslarına sahip kişiler kesinlikle, ‘güçlü bir kalbe’ sahip olurlar.

*- YAŞLANMA AYAKLARDAN BAŞLIYOR

Yaşlanma ayaklardan yukarıya doğru başlar.

Bir kişi yaşlandıkça, beyin ve bacak arasındaki talimatların aktarımının doğruluğu ve hızı, kişinin gençliğinden farklı olarak azalır.

Ayrıca, ‘Kemik Gübre Kalsiyumu’ adı verilen şey, zaman geçtikçe er ya da geç kaybolacak ve yaşlıları kemik kırılmalarına daha yatkın hale getirecektir.

Yaşlılardaki kırıklar, özellikle beyin trombozu gibi ölümcül hastalıklar olmak üzere, ‘bir dizi komplikasyonu’ tetikler.

Yaşlı hastaların% 15'inin uyluk kemiği kırığı nedeniyle bir yıl içinde öleceğini biliyor musunuz?

Bacak egzersizi, 60 yaşından sonra bile asla çok geç değildir.

Ayaklarımız zamanla yavaş yavaş yaşlansa da, ayaklarımızı egzersiz yapmak ömür boyu sürecek bir iştir.

Sadece bacakları güçlendirerek, ‘daha fazla yaşlanmayı önleyebilirsiniz.’

*- YARIM SAATLİK YÜRÜYÜŞ

Bacaklarınızın yeterli egzersiz yapmasını sağlamak ve bacak kaslarınızın sağlıklı kalmasını sağlamak için her gün ‘en az 30-40 dakika yürüyün.’

Burada bilimsel makaleye bir eklenti yapayım:

“Benim doktorlarım (nörolog, fizikçi, fizyoterapist, diyetisyen, dermatolog, Ortopedi ve Travmatoloji) uzmanlarının ortak tavsiyesi, sabah yataktan kalkmadan önce ve kalkınca ayakta yapacağım hareketleri günde üç dafa tekrarlayarak bacak kaslarımı güçlendirmek ve günde iki kez sabahtan ve öğleden sonra yarımşar saat yürüyüş yaparak güçlendirmeyi pekiştirmeyi kesinlikle öneriyorlar…Ve takibini yapıyorlar…”

*- SANAT ve ANTİKA FUARDA

1500’ün üzerinde yerli ve yabancı sanatçının, 8 binden fazla resim ve heykelin yer aldığı İAAF – 2. İzmir Sanat ve Antika Fuarı, sanatseverler tarafından yoğun ilgi gördü.

Bu yıl ikinci kez 7-11 Mayıs tarihlerinde düzenlenen İAAF- İzmir Sanat ve Antika Fuarı’nda çeşitli etkinliklerin yanında Gülsin Onay, Kerem Görsev, Hakan Aysev konserleri de büyük ilgi gördü.

Fuar, bugün de (11 Mayıs) Fuar İzmir’de devam edecek. 

Ressam Güneş Çağlarcan, geçen sene de fuara katıldığını belirterek ‘İlgi çok güzel. Burada olmak her zamanki gibi çok keyifli. Geçen sene burada 1500 kişiyle tanışmıştım. Bu sene de benzer bir yoğunluk var, çok mutluluk verici. En yoğun, en güzel ilgi her zaman İzmir’de var. Bir sanatçı olarak çok mutluluk verici’ şeklinde konuştu.

Sanatçı Şermin Ayşe Tepe de ‘Geçen yıl da katılmıştım. İstanbul sanatçısı olarak yeniden buradayım. Çok memnunum, ilgi çok güzel. Gelecekte çok daha iyi olacağını düşünüyorum. İkinci kez düzenlenmesine rağmen ilgiden çok memnunuz. Çok kişiyle tanışma fırsatı elde ettik’ şeklinde konuştu.

*- HIYARAĞASI!

Sevgili okuyucularım, dilimize ‘değim’ olarak giren sözcüklerden biri de ‘Hıyarağası’dır.

Birçok kişi gibi ben de ‘Nereden geldiğini’ sonradan öğrendiğim ‘Hıyarağası’nin kaynağına bakalım;

‘Ankara Yenikent'in eski adı Zir Köyü'dür.

Sincan İlçesine bağlıdır.

Ankara Çayı, Çubuk'tan gelir, diğer şehir içi kollarla beslenir, şehri boydan boya katederek verimli, sulak ve arkeolojik Zir Vadisinden geçerdi.

Vadi'nin toprağı bol dışkı gübreli olduğundan, yetiştirilmesi nisbeten kolay olan hıyar tarımı ön plandaydı.

Hasılatı yükleyip Ankara Toptancı Hali'ne yetiştiren çiftçinin eline bir anda çok para geçerdi.

Adet olduğu üzre para aynı gece, Ulus Çankırı Caddesindeki pavyonlarda harcanırdı.

Kontrolsüzce para savuran bu tiplere pavyon emekçilerinin taktığı isim, ‘hıyarağası’ idi.

*- HEMEN TANINIRLARDI

Hayat mektebinden yetişmiş emekçiler, ağa(!)yı daha mekanın kapı önünde kılık kıyafetinden, beden dilinden tanır, içerdeki herkese, ‘Bir hıyarağası geldi!..’ diye haber uçurulurdu.

‘Ağa’ o gece, cebindeki parayı saçıp savurur, son kuruşuna kadar sağılır; sabah köyüne dönebilmek için pavyoncudan borç alırdı.

İşte bu bölgede dünyaya gelen ve içerisinde çok derin felsefi anlamlar barındıran ‘hıyarağası’ güzel dilimizin seçkin bir sözcüğü olarak halen yaşantısını sürdürmektedir.

Gidişata bakılacak olursa; günümüzde gerek ülkemizde, gerek dünya genelinde kültür, sanat, spor, sanayi, ticaret, tarikat, diplomasi, siyaset gibi alanlarda da bir gecede kazandığı parayı ezip bir de üzerine borçlanan bu tiplerin oldukça revaçta olduğunu söylemek yanlış olmaz!,,

*- EMİRALEM ÇİLEK FESTİVALİ

İzmir’in Menemen ilçesinde.15. Emiralem Çilek Festivali, yüzbinlerin en tatlı ve lezzetli buluşma noktası olarak yapılıyor.

Emiralem'in dillere destan olan çileği için, İzmir'in her noktasından ve çevre illerden Menemen'e gelen vatandaşlar, doyasıya bir festival atmosferi yaşarken, Oğuz Görceğiz ve Mustafa Ceceli konserleriyle coşku doruğa ulaştı.

Yaklaşık 7 bin tonluk rekoltesiyle İzmir'in çilek üretiminin yüzde 55'ini karşılayan Emiralem'de üretici ve tüketiciyi bir araya getiren festival, 7'den 77'ye her yaştan vatandaşa hitap eden etkinlikleri, renkli stantları, gün boyu müziğiyle büyük ilgi çekti.

Bandonun ezgileriyle renklenen kortej yürüyüşü, Çilek Kafe'nin yanında yer alan konser alanında son buldu.

Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, ‘Emiralem'de yetişen çileğimiz dünyaca ünlü bir tada ve aromaya sahip. Bölgemize, ülkemize ve uluslararası seviyede dünyaya tanıtmakla ilgili bir irade ortaya koyuyoruz.

Önümüzdeki yıl düzenleyeceğimiz 16. Emiralem Çilek Festivali'miz, uluslararası seviyede olacak.

Çiftçi bir ailenin evladı olarak her zaman söylediğim gibi ilçemizin tarımsal üretimini çok önemsiyorum.

Bu kapsamda zeytinyağı fabrikamızın yeniden ilçemize kazandırılmasından tutun da, buğday eleme makinesi alımına ve yüz binlerce fide dağıtımına kadar Menemen tarımı için elimizi taşın altına koymaktan hiçbir zaman çekinmedik ve çekinmeyeceğiz de…’ ifadelerini kullandı.

*-YAŞANTISI SADE

Serveti 280 milyon doların üzerinde olmasına rağmen, her dışarı çıktığında, yerel Cajun restoranlarından kalan jambalaya'ları (Afrika, İspanyol ve Fransız etkilerini birleştirerek geliştirilen, çoğunlukla et ve/veya deniz ürünleri ile pirinç ve baharatlarla karıştırılmış sebzelerden oluşan lezzetli bir pirinç yemeğidir.) aldığı görülür.

Tek istisna, doğum günüdür;

o gün kendisine bir kadeh burbon ve üç dolarlık bir şapka hediye eder.

*- HAYAT FELSEFESİ, ‘İNSANLIK!’

Samuel L. Jackson belki de Hollywood'un en fakir aktörlerinden biri olabilir.

O'nun hayat felsefesinde insanlık var!

Oyunculuk, seslendirme ve reklam anlaşmalarından yılda yaklaşık 25 milyon dolar kazanıyor.

O, dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye adanmış biri.

Özellikle yetersiz fonlanan okullardaki eğitime odaklanan çeşitli hayır kurumlarına 35 milyon dolar bağışladığı biliniyor.

Alzheimer'a olan kişisel bağlılığından yola çıkarak bu hastalıkla ilgili araştırmalara 20 milyon dolar katkıda bulundu.

Hayırseverliği aracılığıyla, memleketi Tennessee, Chattanooga'daki suçu azaltmayı ve toplum gelişimini teşvik etmeyi amaçlayan bir gençlik programına 10 milyon dolar bağışladı.

Samuel L. Jackson, 280 milyon dolarlık servetine rağmen cömert bir yıldız.

*- TAKSİCİ OLDUM

İzmirli Eylül Gönül Öztül anlatıyor:

‘Cuma akşamı gecenin bir yarısı, Alsancak'ta taksi arıyordum.

Fakat etrafta bir tane bile yoktu.

Arabasını park etmiş yemek yiyen bir taksi şoförü gördüm.

Adama yaklaşıp, ‘Abi müsait misin?’ dedim.

O da, ‘Ehliyetin var mı?’ diye sordu.

Karşıyaka'ya kadar taksiyi ben kullandım, o paşa paşa yemeğini yedi.

Bunu hangi ülkede yaşayabilirsin.’

*- ‘YEMEĞE DE BEKLERİZ!’

Bir arkadaş anlattı.

‘Geçenlerde Alsancak'ta yürürken sıkışınca bir lokantanın tuvaletine girmiş.

Tuvaletten sonra elini kolunu sallaya sallaya restorandan çıkarken elemanlardan biri arkasından seslenmiş:

‘Bir gün yemeğe de bekleriz...’

İzmirliler bilir, toplu taşımada Kentkart uygulaması vardır.

Karta para yüklersiniz, otobüslerde manyetik okuyucuya tutarsınız ve okuyucu okuduğuna dair sinyal sesi verir.

Kentkart uygulamasının ilk yılları idi.

Yaşlı ama çok tonton bir teyze elinde Kentkartla otobüse bindi.

Nedense kartı şoförün suratına doğru tuttu (Herhalde paso gibi gösterilecek zannetti).

Şoför iki-üç saniyelik şaşkınlık periyodunu atlattıktan sonra, ‘Biiiiip!’ dedi.

Teyze bi şey olmamış gibi geçip şoförün arkasına oturdu.

Otobüsteki herkes kahkahalarla gülerken bense şoförün zekasına hayran olmuştum,

Böylesine aşırı güzelliklerle dolu bir şehri ve insanlarını sevmemek

mümkün mü????

İzmirli olsun olmasın, gülücükleriniz eksik olmasın…’

*-  40 LİRAYA DAMACANA SU

İzmirlileri güvenli alışverişle buluşturmak için hizmete başlayan İZMAR mağazaları, Gel Al su satış noktalarıyla yurttaşları uygun fiyatlı suyla buluşturdu.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iştirakleri tarafından üretilen İzmir Su, Şaşal Su ve Badem Su’nun tek çatı altında yer aldığı noktalarda 19 litrelik damacana su 40 TL’ye satışa sunuluyor.

İzmirliler, piyasada fiyatı 185 TL’ye kadar ulaşan 19 litrelik damacana suları, ‘Gel Al noktalarında’ İzmir Su markalı boş damacanalarını getirerek sadece 40 TL’ye alabiliyor.

Sular İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraklerinde, kendi öz kaynaklarıyla üretiliyor.

Vatandaş fiyatlara inanamıyor…’

Bornova’daki Homeros Vadisi’nden gelen İzmir Su, Menderes’in Şaşal Köyü’nden doldurulan Şaşal Su ve Ödemiş Bademli’de üretilen Badem Su ürünleri tek çatı altında yer alıyor.

Damacanası olmayan yurttaşlar ise 19 litrelik damacana suyu 140 TL’ye alabiliyor.

Mağazalarda 5 litrelik Şaşal Su 20 TL, 1,5 litrelik Şaşal Su 7 TL, 0,5 litrelik Şaşal Su ise 3 TL’den satışa sunuluyor.

*-

YAŞAR EYİCE'ın Diğer Yazıları

TELEFONDAKİ SES; 'BEN BAŞBAKAN SÜLEYMAN DEMİREL'

*- ÇOK YAKINIMIZDA Plastik sorunu sandığımız kadar uzakta değil. Günlük hayatımızda kullanıp attığımız plastikler zamanla mikro plastiklere dönüşerek suya, toprağa ve besin zincirine karışıyor. Üstelik mikro plastikler yalnızca doğada değil, soframızda da karşımıza çıkıyor. İçtiğimiz suda, deniz ürünlerinde, tuzda ve farklı gıdalarda mikro plastik parçacıkları olduğu biliniyor. Yani plastik kirliliği gündemimizde olmasa bile hayatımızın içinde.

24 Oct 2026 362

SAĞLIKLI KALMAK İÇİN YEMEK TARİFİ

*- GENÇ KALMANIN SIRRI Çok değerli dostlarımız mesajlarına cevap yetiştiremiyorum. Bu nedenle herkese şükranlarımı buradan iletmek istiyorum. Mustafa Foçalı ‘yaş günü olanlara’ bakın nasıl sesleniyor: “Yaş Almak Değil, Gönül Büyütmektir Marifet!

22 Oct 2026 219

AMERİKA'DAN BİR DOST KAZIĞI DAHA

*- SERVETİMİZ "Yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur. İçten bir güçle kırılırsa yaşam başlar, çünkü sahici dönüşümler hep içten başlar." denilir.

21 Oct 2026 173

ÇOCUK DÖVMEKLE İNSAN OLUNMAZ

*-İNANMAYIN Size bir gerçeği açıklayayım: Herkes olmasa da çoğunluk bilir ama seslendirmez. ‘Sağlık nedenleriyle’ diyerek işini bırakın yetkililer genelde yalan söylüyorlar.

20 Oct 2026 374

BİR HAYATIN KADRAJI: RAGIP TARANÇ

*- ELDE DEĞİL Altın çöpe atılınca değeri düşmez. Onu çöpe atan sadece elindekinin kıymetini bilmediğini gösterir. Hayatta da böyledir. Birileri seni görmedi diye değersiz olmazsın. Birileri kıymetini bilmedi diye eksilmezsin. Birileri seni kaybetti diye sen kaybetmiş olmazsın. Asıl mesele, onların ne yaptığı değil; senin bundan sonra ne yapacağın.

20 Oct 2026 352

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...