Uyku Sersemi Bir Çağrı; “Uyanın
Demek ki ayakta iken dahi uykulu hallerimiz var ki bir seslenişi sıkça duyar olduk; “uyanın??. Gözleri kapalı, uzanmış halde olanlardan değil, ortalıkta deli gibi koşturmaktakilerden istenen uyanmak, farkındalık düzeyinin en üste çıkması. Canhıraş çağrılara bakılırsa pek çoğumuzun kimi olgulardaki farkındalığı yerlerde sürünüyor olmalı.
Şimdilerde birbirine taban tabana zıt düşenlere kadar her yandan duyulan “uyanın” seslenişi ile kaç kişi hedeflenen farkındalığa kavuştu acaba? En önemlisi de nasıl ve hangi uyanış amaçlanmakta? Hani, herkesin sabahları iş, okul için olmasa bile en azından kahvaltı etmek üzere ayaklanması olmamalı kastedilen. Olsa olsa eğri ile doğruyu bile ayırt edemeyen dar açılı bakıştan ayırt edebilir geniş açılara bir sıçrayış olmalı.
En çok videolar ile verilen bu mesajı dinleyenlerin tümü aynı şeyi mi anlamakta yoksa kendince yorumlar mı yapmakta ne istenildiğine dair? Zira öyle olur ki başta “anladım, hem de çok iyi anladım” sanılan şey sözün sonuna gelince “nasıl büyük bir yanılgıya düşmüşüm. Anladığımı sandığım, anlatılan değilmiş meğer” dedirtebilir. Tıpkı yüzmelere doyulmaz, tabanı tarihi sütunlar ile dolu Pamukkale’nin o ılık, şifalı havuz suyundan kendini birden buzlu kutup sularında çırpınırken bulmak gibi yahut en zorlu zirveye tırmanmış dağcının, yanardağ çanağı olan doruktan krater uçurumuna düşmesi gibi tersyüz edebilir oysa, gerçekte anlatılan ile anladım sanılanın örtüşmemesi.
Diyeceğim, bir şeyin başı onun sonu hakkında ipucu vermeyebilirmiş. Tıpkı ilk iki dizesi okunur okunmaz “ne anlattığını çözdüm” kanısı uyandırsa da son iki dizesi ardından “anladığımdan ne kadar farklı bir şey imiş meğer anlatılan” dedirterek nasıl yanıldığımızı yüze ezber bozarak vuran o kısacık dörtlükteki gibi. Neydi o, son sözü duymadan, son satırı, son adımı görmeden hiçbir konu hakkında kesin yargıda bulunulamayacağını anlatan dörtlük?
“Kara gözler,
Kara gözler.
Gemim deryada kaldı,
Kaptanım kara gözler”
Başta kara gözlü birinden bahsedildiği izlenimi uyandıran bu dörtlüğün ne gözün karası ile ne de birinin kaşı gözü ile ilgili olmadığı dörtlüğün sonunda fark edilebiliyor ancak. “Kara”, tek siyah değildir, toprak da kara olarak adlandırılır, malum. Göz de tek görme organı değil, gözlemek fillinin de köküdür. Yani konunun, lafın, her işin doğrusunu anlamak için gözden kaçırdıklarımızın yüzümüze pek şiirsel vuruluşudur bu örnek.
Tek bir sözcüğe sıkıştırılmış “uyanın” çağrısı gibi seslenişler, ne istendiğini anlatmada nasıl da eksik gedik kalıyor! Hâlbuki neyi, nasıl yapacağını bilen birine yarım yamalak kalmış görünen böylesi bir iş yaraşır mı? Diyelim ki etli yaprak sarması tarifi verirken asma yaprağı ve kıymadan bahsedilmezse ortaya etli yaprak sarması nasıl çıkacak? O halde ekranların ötesinden ekran önündekilere “uyanın” diyenler, kimlerin, neye, nasıl uyanacaklarını tam olarak sayıp dökecekler ki bir boşluk doğmasın. Malum, boşlukları herkes kendi istediğince, kendince doldurur. Öyle ya, istenilen uyanışın çalar saat kurularak olmayacağı apaçık ortada. Tarif de, tanımlamalar da noksan ise çağrılar havada kalır.
Akıl edebilen bilinçtekilere zaten çağrı gerekmez. Akıl edebilmekte zorlananlara verilecek mesajlar da belirsizlik içermemelidir. Zira kapsamı tam anlamı ile ortaya konmamış bir davet, belirsizliktir. Böylesi bir bulanıklığa yol açmamanın tek yöntemi de 5N1K diye kısaltılmış “Ne, Nerede, Ne zaman, Neden, Nasıl, Kim?” soru yanıtlarının çağrılarda mutlak içerilmesi. İçerilmemesi durumunda doğacak gri alanlar, herkesin kendince bir çıkarımda bulunmasına, aklına estiğince tavır takınmasına neden olur.
Ki okuduğunu anlamada Dünya sonuncularından olmayı kaç kez başarmışken çerçevesi bile çizilmemiş sözleri nasıl anlayacaklar? Zira farklı etik anlayışından, değerlerden, kültür alt yapısından, yaklaşımlardan gelenlerin bir olguyu kendi pencerelerinden değerlendirecekleri apaçık bir gerçek. Öyle olunca da kişiden kişiye çıkarımlar çok farklılık gösterecek, değişecek haliyle. Öyleyse başta uyanış çağrıları 5N1K ilesi ile tutarlı olmalı. Nedeni, nasılı anlatılmalı ki amacı, kapsamı yanlışa yol açmayacak biçimde belli olsun.
O halde anlaşılır olmak, adım adım izlenecek bir doğru yol alışa bağlı. İlkin soru işareti uyandırmayacak, yoruma açık olmayacak. Eveleyip gevelemeden, kem küm, mırın kırın etmeden anlatılacak anlatılmaya çalışılanlar. Kaçak dövüşmeden. Açık ve net halde. Neyse ki dillendirmeyi üstlendiği konuyu çok iyi anlatanlarımız var hala, şükür ki!
Evet, uyanalım! Uykunun hangisinde olursak olalım, top atılsa duymayacak kadar derininden, gece yarısı üç beş arasındakinden, ağırından, sabaha karşı hafiflemişinden, tavşan uykusunda olanlara kadar uyanalım. Uyanmak, farkındalığa ise hiç durmayalım. Yok, eğer uyanmak denince anlaşılan şey gözlerin gece kapatılıp, sabah açılması ise o zaman haliyle uyuyan da çok olur, uyku da pek tatlı olur.
Yorumlar yükleniyor...