AYŞEİ YASEMİN YÜKSEL
Köşe Yazıları
Kehribar Kapanı
Hiç gözyaşından kurulmuş tuzak gördünüz mü?
Ahtapot Süzülüşündeki Hile
Hile, çok hilekâr bir kavram. Öyle ki bir bakmışsınız aradığınız çözüm o olmuş, bir bakmışsınız çürüme gibi bir çözümsüzlüğün temelinin harcı olmuş. Hile, ikili yönlü bu rolü ile en hilekâr olgu diyebiliriz.
Felek Budalası ve Baterist
Hayat, kendisini doğru çalacak virtüözler ister. Bir coşkulu, bir hüzünlü, bir esip gürlemeli, bir dingin melodiyi en iyi çalacaklar bateristlerdir. Zira hayat, bateri çalmaya benzer.
Hollanda’daki O Mola
Bir, haşere olmasına haşere ama haşerat sınıfından olmamayı kendisine yön bellemiş uğurböceğine bir de görünürde insan olmasına insan ama haşerelere öykünen insanlara bakınca…
Güvelenmiş Bir Kavram; Güven
İçinde “güve” canlısını barındıran bir kavram güven sözcüğü. Güveler, kışlık erzaklardan, sandıkta bekleyen elişlerine, yıllardır giyilmekte ve yıllarca da giyilecek olan kazaktan mantoya, paltoya dadanıp, kemirerek delik deşik eden zararlı böceklerden öte bir şey değildir, malum. En son güven kavramına dadandılar ki ne dadanış!
Taş Uzaktan Gelmezmiş
Öylesi baharda ekim, güzde hasat meseleleri bilirim ki ilk Annemden duymuştum. İster kardeş, ister emmi, emmioğlu, yeğen tarlası olsun sınır komşu tarla, yakın akrabalığın, sınırın tanınmadığı dönemler olurmuş. Dededen kalma birbirine bitişik halde uzanan tarlalardan hangisinin sahibi baharda elini tez tutarsa yandaki tarlanın en az bir iki karış içine kadar sürermiş toprağı sonra da fazladan sürdüğü yerler sanki kendininmiş gibi tohum serpermiş bir de.
Gölge, Kendini Asıl Sanırsa
Asıl olan dururken aslı astarı olmayanı asılmış gibi göstermek mantığın iflası, aklın, gerçeğin de katlidir. Akıl dolayısı ile de mantık sahibi biri siyaha “beyaz” demez zira. Kırmızıya da mavi. Eğer renk körü değil ise.
Şifa Ağlayan Ağacın Gözyaşı ve O Ağacın Adası
“Sussam gönül razı değil, söylesem faydası yok” acı gerçeği bir yanda, “yaratılanı sev, Yaratan’dan ötürü “yol çizici gerçeği bir yanda iken; Tekrar anımsayalım istediğim yazımdan önce;
Köpekbalıkları, Ringalar ve Kefal Sürüsü
Gözlerden ırak güncelerinin sürüp gittiği bir belgeselin başındaydım yine. Yüzde doksan beşi su ile kaplı Biscayne Ulusal Park’ında topraktan suyun altına, karıncasından balığına verilen yaşam savaşı, var olma mücadelesi aslında bizim topraklarımızdan doğmuş bir öğüdün yansıması idi. Hani bizlerin tutmaktan çok tekrar tekrar söylemeyi sevdiğimiz o söz!
Berrak Suyu Bulanık Eden Dalgıçlar
Çocuktum. Okul öncesinden beri evde radyodan, televizyondan dinlenilen iki şey vardı; ajans yani haberler ve futbol maçları. Bunlardan geri kalan zamanlarda da Annem en çok Türk Sanat Müziği ve fasıllar, Yurttan Sesler dinlerdi. Sonradan fark ettim ki kulağıma gelen her ses, tını bende birikim oluşturmuş.
ZÜLBİYE
Zülbiye bizim koridorun her şeyidir. CEO değildir, yetkili değildir. Ama söz sahibidir. Bazen son sözü söyleyendir hatta. Bir konuştu mu o, son söz söylenmiştir.