Hasandağı ile Güreşe Tutuşan Kum Tanesi; Olgunun, Algıya Yenilişi
Köşe Yazısı

Hasandağı ile Güreşe Tutuşan Kum Tanesi; Olgunun, Algıya Yenilişi

AYŞEİ YASEMİN YÜKSEL
AYŞEİ YASEMİN YÜKSEL
13 Dec 2025 4 dk okuma 311

Olmazları oldurmanın, kum taneciğini dağ gibi göstermenin bir yolu varmış meğer. Buna da “algı yönetimi?? denirmiş. Algıyı yöneten, olguyu da biçimlendirirmiş.

Kim, niye algı yönetimine başvurmak ister? Bu sorunun yanıtını bilemesek de nedense çağrıştırdığı bir Aksaray sözü var. Çapını aşan işlere kalkışanlar için söylenen “Hasandağı ile güreşiyor” deyişi o söz.

Şimdilerde Hasandağı ile güreşen güreşene. Ne kum tanesi olduğuna ne de güreşçi olup olmadığına bakmadan üstelik. Boyunu aşan işlere kalkışanlar sonunda boyunun ölçüsünü alacaktır daaa… İşin içine algı yönetimi girmeseydi! Ölçüde tartıda ayar değiştirilip, oyunun kuralı diyelim ki yenilenin galip ilan edilmesine vardırılmasaydı! Algı yönetimi bu olmalı. Gerçek olmayanı gerçekmiş gibi kabul ettirebilmek hokus pokusu yani!

Madem böyle bir yöntem kullanılır olmuş o zaman kum tanesinin ulu dağlara, tek hücreli bir deniz canlısının balinaya kafa tutmasına, güreşe davet edebilmesine şaşmamalı. Hoş,  böyle bir güreş olsa bile sonucu belli idi; sonuçların eğilebilir, bükülebilir, istenilen hale getirilebilirliğini sağlayan algı yönetimi devreye girene kadar. Algı yönetiminin devreye girmesi demek, ağır çeken terazi kefesinin değil de hafif kaçan kefenin dolu olduğunun ilanı demekmiş,  öğrendik.

Boyun ölçüsünün alınacağı daha boyu aşan işlere kalkışıldığında belli olan işlerin üstesinden gelinemeyip, işler sarpa sardığında durumu tam tersi göstermekte bir harikadır algı yönetimi. Kaybettiğimizde kazanmış gibi gözükmenin ya da bu kaybedişin aslında bir kazanç olduğuna ikna etmenin yolu algı yönetimi tabii. Matematiğin yapamayacağını bile yapacak, eksiyi artı diye öne koyacak tek işlem algı yönetimi oluyor bu durumda.

Algılar ile oynamanın neler sağlayabildiğinin farkına varan bir kum tanesi neden ulu ulu dağlara kafa tutmasın o zaman? Madem iki artı iki eşittir dört eder sonucu yerine binde kırk dört eder bellensin istenip de bunun gerçeği çarpıtmak olduğu umursanmıyor? Gerçekleri değil de gerçek diye gösterilmek istenilenlere inandırmanın formülü bulunmuş madem? Değil mi ki algı yönetimi ile istenirse sinek, kartalı avlamış gösterilebiliyor?

Diploma, algıdır. Bir diploma alınana kadarki tüm emek, eğitim de olgu.  Madem eğitim süreci üzerinde “doktor” yazan bir diploma ile sonlanıyor o zaman diplomayı göze sokmak algıya yöneliktir. Çünkü doktora muayeneye gidecek olan, depreme dayanaklı ev için mühendise başvuracak olan, avukata işi düşen, sahte de olsa görünürde bir diploma sahibinin geçmişinin filmini izlemeyecek duvarda; duvarda asılı diplomayı görecek tek.  Sahte diplomaların getirisi sipariş edilmiş meslekler ile ne sıfatlar kazanılabildiğini hep birlikte yaşadık, gördük. Buncağız örnek ile yetinelim. Dahası da vardır tabii.

Daha dahasına girmeden… İnternet üzerinden sipariş ile edinilen diplomalar sayesinde yani bir kâğıt parçası, görsel kullanılarak algımız ile nasıl oynadığını biliyoruz artık. Suretlerin, asılların yerine geçmesinin sayesinde olduğu algı yönetimi şimdilerde öyle bir şahlanışta olmalı ki ortalık kırbaç şaklamasından geçilmez oldu.

AYŞEİ YASEMİN YÜKSEL'ın Diğer Yazıları

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...