Evlilikte Çocuk Yoksa Üzerinde Aile Cüzdanı Yazan Belgen Varmış, Ne Yazar?
Keyfi tanımlar, tek onu yapanı bağlar. Kimine göre beyaz, karın rengidir kimine göre de pamuğun ya da bulutun. O kimileri beyazın ne olduğunu kendince tanımlar belki; ama o kadar! İçeriğini değiştiremez. Sonuçta kar da, pamuk da, bulut da hatta su köpüğü, kimi çiçeklerin taç yaprakları hep beyazdır!
Yine de keyfi olup olmadığına bakılmaksızın hançer gibi saplanan bireysel yaklaşımlar yani
tanım haline sokulmuş görüşler çıkabilir. Elbette onları dikkate alacaklar olduğundan
duyumsatacağı his, yalnızca acı, üzüntü olabilir. Tıpkı aile kavramındaki gibi. Aile, evlilik
yolu ile kurulur. Evlilik, iki kişiden oluşur malum, yani eşlerden. Ve iki kişinin artık bir aile
olduğu atılan imzalar sonrası yetkilerce ellerine verilen belge olan Aile Cüzdanı ile de onanır.
Ailenin başlangıcı ola ola iki kişidir yani. Sonrasında genişleyebilmesi kadersel biraz.
“Allah’a kalmış” diyeyim de uzun uzun yazmaya gerek kalmasın, kısadan anlaşılsın! Olur a,
“bana göre”, “bence” gibi tek yapana özgü dogmatik bir yaklaşım, Aile Cüzdanı için iki kişiyi
yeterli bulmayabilir! İyi de, hadi, üç kişiyi bile yeterli bulmayacak yine kendince
yaklaşımlar birbiri peşi sıra çıkagelirse ya?
Bir aile kurmak için evlenilmesine karşın o evlilikte çocuk yoksa Aile Cüzdanına karşın yine
de aile olunamamış mı sayılacak iki kişilik aileler yani? O zaman Aile Cüzdanları koşullu mu
verilecek? “Şu kadar yıl içinde çocuk sahibi olunmaması halinde cüzdan, aileden olmaktan
evli olmak kategori değişikliğine uğradı mı denilecek? Hangi ölçüte göre bu olgu? Bir kişinin
fikri, adı üzerinde yalnızca o bir kişiyi kapsar. Üzerinde Aile Cüzdanı yazan ve ilkten yalnızca
iki kişiye verilen resmi belgeler öyle düşünmez ama! Konuşmadan önce düşünmek gerek!
Zira düşünmeden edilen laflara cüzdanlar yanıt vermekte yoksa! O zaman…
Tamam, evlilik var, bir de çocuk. Aile, üç kişi artık. Ama çocuk kardeşsiz. Kardeş yoksa o
ailede bir noksanlık yok mu? Tamamlanamamış bir aile değil mi o zaman tek çocuklu aile?
Tek çocuğa sahip olmak bile pek cesur karar çoğu aile için artık. Ev kira ise bir de… Varsa
eğer düzenli gelir, o da büyük olasılıkla çalışan kesimin yüzde kaçını kapsayan asgari ücret
ise… Barınmadan ısınmaya, beslenmeden geri kalan tüm faturalara, işe gidiş geliş yol
parasından, okul servis giderlerine her bir kalem, asgari ücretten dev lokmalar kopartmakta
ise… Pek çok öğrencinin zenginlik olarak gördüğü sabahları okul kantininden alınacak bir
poğaçanın, tostun fiyatı ortada iken… Bırakın gebeliği, gebelik öncesi beslenmenin ne denli
önemli olduğu apaçıkken kendi karınlarını doyuramayanlar için bir çocuk bile
üstlenilemeyecek bir bakım. Bezinden mamasına hepten para, para, para… Bu arada,
marketlerde alarm en çok hangi ürünlere takılmakta idi? Çocuk bezi, çocuk maması,
zeytinyağına, değil mi?
Tanımlamalarımızı ailenin kaç kişi olması gerektiğinden çok bir ailenin kurulabilmesi için
olmazsa olmazlar sağlanabilmiş mi, bir çocuğun akıl, ruh ve beden olarak sağlıklı
gelişebilmesi için gereken beslenmeleri, sağlık giderleri gibi zorunlu harcamaların karşılanıp
karşılanamayacağında yoğunlaştırsak? Gelir-gider dengesini gözden kaçırmasak! Gelir, ev
kirasında tükeniyorsa hangi bütçe ile ailecilik oynanacak bu durumda? Bu bütçenin neresine
sığdırılacak ola ola bir çocuk bile olsa? Ne kadar ekmek o kadar köfte gerçeği ortada iken?
Bir görüşe bakılırsa Aile Cüzdanı ile aile olduğumuzu belgelediğimiz halde çocuksuz olunca
aile olamıyormuşuz meğer! Hadi aile olabilelim diye göz karartılıp bir çocuk sahibi olunsa…
Bu kez de asla ikinci çocuk sahibi olunamayacak; daha tek çocuğun her gün içmesi gereken
süt sağlamaz iken, beslenme torbasına her gün bir yumurta olsun konulamazken ikinci çocuk
olacak şey mi?
Yalnızca iki kişiye verilen Aile Cüzdanını hiçe saymak olmaz mı çocuksuz evliliklerin aile
sayılamayacağı bireysel yaklaşımı? O zaman şu da bir görüş olarak öne sürülürse ne olacak?
Tek çocuk da aile olmak için yeterli değildir, çocuklar kardeşsiz olmaz! Ki son çeyrek
yüzyıldan önceki kuşak olarak nerede ise hepimiz kardeşli, üç, dört çocuklu ailelerde
büyüdük! Bizim kuşakta evlilik sıradandı, aileler hayli genişti!
Oysa bir alyansın ederinin neredeyse bir asgari ücreti bulduğu şimdilerde yuva kurulamaz
oldu. Bugünün gençleri işsiz, haliyle de geleceksiz olunca. Hala anne baba eline bakanlar,
kurduğu yuvaya nasıl bakacak, öyle ya? Dil yani Türkçe, matematik ile aynı mantık, zekâ
kökünden. O yüzden denmiş olmalı “bin düşün, bir konuş” diye! Yine de dedik ya bir yuva
kurulmuş bir de çocuk sahibi olunmuş olsun…
Şimdi ev artık üç kişilik. Ama çocuk, tek çocuk sonuçta. Kardeş yok? Oldu mu ama? Bir
noksan yok mu bu kadroda? Evlilik tamam, çocuk da tamam daaa, kardeş yoksa? Bir başka
görüşe göre de “bu ailede kardeş olgusu bulunmadığından aile tanımında noksanlık var”
denilse hadi o zaman? İki kişi azdı aile için, üç de az bulunursa ne olacak yeni bir görüşe
göre? Kaç üç kişilik aile, aile tanımından çıkartılıverecek anında? Ya da? En acısı, fenası,
beteri? Şimdiye kadar aile sayılmaktaki üç kişilik aile diyelim ki tek evlatlarını kaybetti…
Trafik kazasında, şehit düşerek, bir ahlak yoksunu elinde yahut? O tek çocuklarının kaybının
ardından şimdiye dek kapsamında oldukları aile tanımından çıkarılacaklar mı birdenbire?
Evlat acısından başka bir de tanım acısı mı yaşayacaklar? Öyle sözler var ki… Ağızlardan
çıkmayagörsünler ardından sonsuz söze gebeler; aile tanımında olduğu gibi!
Aile sayılmak için tek çocuk az bulunduğunda zorlana zorlana ikinci çocuk edinildi diyelim
ki. Ev horantası dörde çıktı böylece. Öyleyse artık hakkıyla, tam bir aile sayılıyor olmalılar.
Ama ne gezer? Bir başka görüşümüz daha var çünkü! Madem aile üzerine görüşler… O
zaman, işte görüşlerden bir başka bir görüş…
İki çocuk sahibi olunsa bile yetecek mi iki kardeş, bir karı kocayı aile yapmaya? Bir görüşe
göre yetmez! Tamam, iki çocuk var daaa… Diyelim ki ikisi de oğlan, ileride birbirlerinin
çocuklarına amca olacaklar. Ama tam bir ailede teyze sıfatı taşıyan da olmalı, dayı sıfatı da,
hala sıfatı da. Dahası yenge de olmalı, enişte de. Diyelim ki iki kız çocuğu var evde. O iki kız
ilerde evlendiklerinde teyzelik olgusunu doldurabilecek tek. Dayı, amca olgusu boş kalacak
çocuklarında. Onlar olmayınca yenge de olmayacak. Dayıoğlu da. Olmaz! Aile dediğinde
dayı, teyze, hala, amca, enişte, yenge, kuzen ne varsa olacak ki tam olsun olunca! Yoksa
noksan kalır. Noksan da tam değildir, malum! Bu da bir Görüş! Aile tanımı çocuğa
endekslendiğinde, elbette tanım sündürüldükçe sündürülüp, genişletildikçe genişletilecek
kimilerince.
Babadan miras evine güvenerek, geri kalan yaşamında evi badana bile ettiremeyecek olsa da
en az dört çocuğu olan emekli bir karı kocanın haline bakalım hadi. Evet, bir görüşe uyup,
dört evlat sahibi olmuşlar olmasına daaa… Çocuklarının her biri bu hayat kavgasında bir yana
savrulmuş. Kimi en uzak yurtdışı köşelerine gitmiş. Kimi doğduğun yer değil doyduğun yer
gerçeğinde baba evine bayramlarda bile yol masrafı nedeni ile gelemez olmuş Kalakalmışlar
mı bir başlarına? Kâğıt üzerinde onca çocuk, gelin, damat, torun var güya. Ama… Elde var
koca bir yalnızlık! Dön dolaş sonunda varılacak nokta, o iki kişilik başlangıçtaki, nikâh
masasındaki gerçek. Vardıkları nokta, en baştaki halleri sonunda. Hani büyüyüp, tam da
tanımdaki aile gibi olmuşlardı? Kendi çocukları kapılarını çalamaz oldu ise bu aile hala tam
anlamı ile aile olarak anılabilecek mi? Ya parçalanmış aileler?
Dahası, fiziksel olarak bir engel olmasa da nedensiz yere çocuk sahibi olunamadığını hep
duyar oldu. Bugünün çevresel, besinsel, stres yüklü koşulları nedeni ile. Sonunda çareyi bir
çocuk evlat edinmekte bulsun böyle bir aile. Evlat edindikleri çocuğun biyolojik anne babası
değiller haliyle. Çocuğun her an çıkıp gelebilecek gerçek anası babası var. Bu aile hangi
tanıma girecek? Evlat edindiklerinde hangi tanımda olacaklar, edindikleri evlat ellerinden
alındığında hangi tanıma uygun kaçacaklar? Çocuk ellerinden alınırsa aile sınıflamasından
aile değil de evli sınıfına mı düşürülecek bu aile?
Konu, çocuklu ya da çocuksuz aile kavramı olmamalı. Gündem olması gereken her gencin
evini barkını, yuvasını kurabilecek ve kurduğu yuvayı sürdürebilecek her türlü koşula sahip
olup olmadığı, günümüz gerçekleri olmalı. Ve bir yuvaya, aileye sahip olunmada yolu
tıkayan, niyeti gerçekleşmeye götürtmeyen tüm koşulların ortadan kaldırılıp, yuva kurmak
isteyen herkese hayatlarını kurabilmelerinin yolunun açılması olmalı! Bunun aksini söylemek,
savunmak mümkün müdür?
Aile kavramını sayısal çerçeveye indirgemekten çok toplumsal gerçekler doğrultusunda mı
konuşsak artık? Aile kurmayı belirleyenin istemekten çok maddi koşullar olduğunu,
kurulmuş aileleri genişlemekten alıkoyan başta geçim derdi gibi başa çıkılamayan koşullardan
başlayarak mı konuşsak? Aile gibi toplumun yapı hücresi olan çekirdeği ele alırken doğru
yolda olabilelim diye!
Yorumlar yükleniyor...