Bugünün Tuzu Kuru Olanı, Tuz Bile Bulamadığı Günleri Özlemez
Şimdilerde çoğumuzun en büyük arayışı, eski günler. Ancak bu arayış asla geçmişe, eskiye özlem yani nostalji değil. Alaşağı edilen değerlerin yerini vasat bile değil, niteliksizin niteliksizi olanların almış olmasının kederi yalnızca. Tıpkı aile yadigârı sedir, ceviz ağacından mobilyaların yerine formikadan yapılmışları, bakır kap kacak yerine yeni diye alüminyum tencereleri, yün olmayan fabrika halısı için el dokuması, kökboyası yünden, öz motifli halıları silip attığımız gibi. Yetmedi onları
Hemen herkesçe bugün mumla aranan vaktindeki altın gibi değerlerimiz yerine naylondan olanları değer edinince olacağı buydu; çürük kokusu solumak. O halde “nostalji”, ortalık kokuşmadan önceki hoş ıtırları anışlar için edilebilecek en son söz olabilir. Zira kimine göre nostaljik bulunanlar aslında eski ile yeninin, dün ile bugünün kıyas verileridir. İrdeleyici bir kıyasın verileri eskinin kasasındadır. Dünden bugüne ne kadar yol almışız ya da çuvallamış mıyız görülebilsin diye o kasa açılacak ki kıyasta kullanılacak ölçütler bir bir ortaya çıksın. Yıllık yağış ortalamasına kadar da geçen senenin, son on yılın verilerine bakmak ne kadar nostalji ise çoğu zaman eskileri özlem ile anmak da o kadar nostaljidir. O halde her eskiyi anış “nostalji” içermez, kimisi mevcut durum tespiti için gerekli göz atmalardır.
Öylesine kanallara bakınıyordum, seyre değer bir şey bulmak için. Bir konuşmaya denk geldim. Konuyu başından izlemediğim için konuşulanları da bilemiyorum haliyle. Konuk katılımcının sözleri düşündürücü idi; “nostaljiyi bırakın. Eskiler şöyle iyi idi, böyle güzeldi demeyi bırakalım. Bugünün geri döndürülemez koşullarını görelim.” Ve televizyonu kapattım. Çünkü o söz üzerine yazılması gerekenler vardı.
Kimseler durup dururken eski günleri özlemez, meğer eskiden ne kadar mutlu olduklarını dile getirmez. O halde ne oldu da hemen herkes, hep bir ağızdan evvelce her şeyin daha güzel olduğunu söyler oldu? Eğer bu soruya yanıt vermek istersek geride kalmış olanlar ile içinde bulunduğumuz koşulları karşılaştırıp irdelemek, sorgulamak gerek. Yok, sorup soruşturmayacaksak yani bir yerde gerçeklerden kaçacaksak o zaman “bırakın nostalji hastalığını. Bugüne bakın” deyip geçilecek elbet.
Eğer bugün, dünü mumla arıyorsak ki çoğumuz bunu saklamıyor, dünden bugüne elimizden, cebimizden, soframızdan, sosyal hayatımızdan ve geri kalan her şeyden kaybettiklerimiz var mı, varsa neler onlara bakmalı ki dünün daha güzel olduğunu söyleten sebepler ortaya çıksın. Hem eskileri anmak yalnızca nostaljik bir tavır olsa idi o zaman en nostaljik alan astroloji olmaz mıydı? Astrolojik öngörüler, on yıllar, yüzyıllar öncesindeki yıldız dizilimlerinin tekrarı hesaba katılarak yapılırmış meğer. Asırlar öncesinin gökyüzü haritasına bakmak da astrolojide nostalji değil, istatistiki veri kabul edilirmiş.
Dün ile bugünün kıyasından beklenen şey, bugünün dünden daha ileriye, daha iyiye gitmiş olmasıdır kuşkusuz. Ama ya geride kalan dünden biz, bugün, her anlamda pek gerilerde kalmış isek? Kaçınılacak öylesi yüzleşmelerde sığınak olsa olsa “nostalji” olgusu olabiliyor belki de! Diyelim ki saygı gibi olmazsa olmaz bir kavramın şimdilerde hitaptan, yollardaki akıştan apartman yaşamına yerle bir edildiğini görüp de sanki bataklıkta yaşadığınız hissine kapılıp, saygının hala unutulmadığı o yakın geçmişi özlemle anmak asla nostalji değildir. Kaybedilmiş en öncelikli değere duyulan kederdir. Henüz bulunamamış efsanevi altın kent Eldorado’nun aranmasından sonraki bugün en umutsuz arayışa dönüşen saygı olgusunu anmak hiç de öyle eskilere takılıp kalmışlık olamaz. Aksine, yolları kasıp kavuranların halinden apartman yaşamına kadar başını alıp gitmiş keyfiyetin yani saygısızlığın bataklığından kurtuluş için çabadır.
Bir sorunun nedeni, niçini hakkındaki gerçekler o konu eni boyu irdelenmeden ortaya konamaz. Diyeceğim, teşhis koymak için tahliller gerek ille; başta da kan tahlili. Tahlili doktor yaptıracak elbet. Bu arada… Neden bugün orta yaşa varmış hatta aşmış yani diploması bir hayli eski doktorlar yeğlenir oldu; sırf eski diploma nostaljisi olsun diye mi? Keşke öyle olsa idi! Malum, şimdilerde diplomalar ne kadar eski ise o kadar güvenilir bulunmakta. Ismarlama diplomalar ortada cirit attığından beri!
Şimdinin koşulları elbette dünden farklı ve hep de öyle olacak. Ama farklılaşmaması, korunması gerekenler de var. Etik gibi. Etiğin çürümesi, tuzun kokması ise eğer, o zaman tuzun kokmadığı zamanlara hasret duymak nostalji değil, erdemsel bir şey! Değişmeyen tek şey değişimdir, deee… Ancak! Koşullar değişsin bırakalım, insanlar değil! Herkeste ille olması gereken saygı, etik, erdem değil! Malum, yaratıldığımız üzere dosdoğru olmamız buyurulmamış mıydı bize? O zaman?
O zaman ne oldu da yan bahçedeki evde, aynı ya da komşu blokta dahası aynı sokakta bir cenaze, hasta olsa günlerce radyo, televizyon açmayan bizler yanı başımızdaki acılara burun kıvırır, yaraya tuz basar olduk birdenbire? Her türlüsünden kural tanımazlığı sıradanlaştırdık, normalleştirdik? Öyle ki saygısızlık olimpiyatında uzun atlama, yüksek atlama rekorlarını kimselere bırakmamayı hedef koyup, rekor denemelerine girdi isek bu durum hiç de iyiye gidiş olmadığından irdelenmeli, sorgulanmalı. Zira nostalji deyip geçilemeyecek şeylerin başında kendine saygıdan, doğaya, çevreye, insana, çocuğa, kadına, diğer canlılara, yasalara, başkalarının haklarına, her şeye saygı gelir. Bugün, her anlamda, her şeye saygının yitirilişinden duyulan rahatsızlıktan yakınırken bu sorunun çoklukla yaşanmadığı günleri anmak nostalji değil, yalnızca özeleştiridir.
Gelelim en can alıcı yere… Denizin rengi, denize kendisini besleyen ırmakların değil de her türlüsünden atık döküldüğünden bulandığında o bulanık suda yok olan doğru renge özlem duyulacak tabii ki. Bu, şu demek, yapılan yanlışlar, çok sürmez doğruyu aratır yani özletir. Ama… Her şeyde hem de en hastalıklısından aşk meşk arayanlar bunu nasıl anlasın? Belli ki artık tuzu kuru olanlardan olunca, tuzun dahi bulunamadığı günler öyle bir unutulmak isteniyor ki “tuz” bahsi duyulmak bile istenmiyor. Tuzu anımsamak, nostaljik yani hastalıklı bulunuyor üstelik!
Yorumlar yükleniyor...