TATARİSTAN BULGAR KENTİ
Köşe Yazısı

TATARİSTAN BULGAR KENTİ

RUHİ ÇİLEK
RUHİ ÇİLEK
01 Jun 2025 5 dk okuma 215

Yolumuz Tataristan’ın başkenti Kazan’a düştü, şehirde dolaşırken bir sonraki gün için günübirlik “Bulgar?? kenti gezisine katılmaya karar verdik. Altınorda devletinin batı bölümüne bir dönem ve bugünkü Bulgarların atası sayılanlara da başkentlik etmiş, bugün tarihsel manada olmasa bile kültürel manada eski günlerine kavuşmaya başlamış, İslam ağırlıklı dense de diğer dinlerin de eserlerinin bulunduğu arkeolojik buluntuları ayağa kaldırılmaya devam edilen bir yerleşim yeri, Bolgar. Enteresan bilgi

Bulgar dili, Orta Asya Türk dillerinden türediği kabul edilmektedir, genel manada… Daha iddialısı ve detaylısı, tarihi Türk Halkı Hunların Volga (İtil) nehri çevresinde yaşayan Türk kavimlerinin Ogur grubuna mensup bir dil olduğudur. “Bulgar” adı da, bulunan arkeolojik kalıntılar ile desteklendiği üzere, Orta Asya Türk dilleri ile aynı kökenden geldiği, muhtemelen de Çuvaşça ile akrabalığı da göz önüne alınınca artık fazlaca söylenecek bir şeyler kalmıyor gibi… Yine hem okumalardan hem de sorularımıza verilen cevaplardan anladığım kadarı ile “Bulgar” Türkçedeki “bulamak” fiili ile ortak kökten türediği ve “Bular”, “Bulgamak” yani karıştırmak, düzeni bozmak manasında yaygın olarak kullanılmakta imiş… Yine bunun yaklaşık 9. yüzyıla kadar bu niteliğini koruduğunu bilahare bugünkü Bulgar Hanlığının dağılması üzerine Bulgaristan tarafına göçen bölümleri ile de yereldekilerde karışmalarına binaen de ciddi değişikliklere uğramakla birlikte aynı kökenden türediklerini öğrenmekteyiz. Bugün Bulgaristan’daki Bulgar denilen günümüz Bulgar topluluklarını da, dağılan Büyük Bulgar Hanlığının Karadeniz bozkırlarından gelen Proto-Bulgarlar, yerelde yaşayan Slavlar ve aynı coğrafyadaki Trakların oluşturduğunu öğreniyoruz. Anladığım yine çok enteresan bir durum var batıya göç edenler Ortodoks’luğu tercih ederken kuzey-doğuya göç edenler İslam’ı tercih etmişler gibi…

Buradan ötesini konunun uzmanı tarihçilere bırakıp ilerleyeceğim… Konuyu anlamak ve kavramak adına bu kadar tarihi bilgi yeter bence…

UNESCO Dünya Miras Listesinde yer alan Bulgar kenti buluntuları bünyesindeki müzelerden biri de “Kuran Müzesidir”. Müze küçük lakin bulunan kentteki maksada matuf hayatları yansıtması bakımından, çeşitli el yazımı Kuranlar, çok değişik süslemeler, hatlar, ayetler, hadisler tekmili birden… Ayrıca muhtemelen arazi üzerinde betonlaştırmayı arttırmamak ve genel manada silueti bozmamak niyeti ile yeraltında birkaç kattan oluşan birde “Medeniyet Müzesi” bulunmaktadır. Yukarıda devam eden kazı çalışmalarından elde edilen buluntuların sergilenmesine müsait alanların da olduğu görünmekte olan müzede, Bolgar Kenti ve medeniyetlerine ait arkeolojik ve etnoğrafik buluntular kronolojik bir konsepte münasip düzende yerlerini almışlar.

Girişte sizi büyük bir kayanın üstüne yerleştirilmiş camlar üstüne Rusça ve İngilizce kısa bir tanıtım levhası karşılamakta, hemen arkasında da giriş kapısı oluşturan ahşap bir “anıt giriş” bulunmaktadır. Ziyadesiyle geniş bir alana kurulmuş, nehir girişi hariç anlaşılan o ki Batı ve Doğu olmak üzere iki adet giriş kapısı var kentin. Biz Batı Girişini kullanarak kente adımımızı attık evvelemirde Rusça “Çernaya Palata”, Tatarca “Kara Pulat” denen bir yapıya geliyoruz, kare kesitli kubbeli bir yapı lakin ne maksatla yapılmış ve ne maksatla kullanılmış meçhul… Farklı zamanlarda Kara Pulat adlı yapının, cami, türbe, hanegâh, hapishane ve mahkeme olarak kullanıldığı rivayet edilmektedir.

“Kara Odanın” hemen güney kısmında kervansaray ya da hamam olarak kullanıldığı düşünülen “Beyaz Oda” adını verdikleri Kara Odadan daha büyük bugün müze olan bir yapı bulunmaktadır. Esasen antik kent bugün bir müzeler kenti haline gelmiş görünmektedir. Bolgar Medeniyetler Müzesi, Yazı tarihi Müzesi, Antik Tıp ve İlaç Müzesi, Ekmek Müzesi v.b. Diğer taraftan dini yapılar da adeta bir dinler mozaiği, Katedral, Kilise, Cami, Minareler… Tanıtım tabelalarının nerdeyse tamamı 3 dilde hazırlanmış, Rusça, Tatarca (Bulgarca) ve İngilizce…

Kiril Alfabesi kullanarak yazıyor olmalarına rağmen, Tatarca’nın bizim bugün kullandığımız kelimelere ne kadar benzediğini bir kez daha tespit ediyoruz; Икм?к музее (Ekmek Müzesi), Кече манара (küçük minare), Табиб йорты музее (Tabib yurdu Müzesi), Язу тарихы музее (Yazı Tarihi Müzesi),  ?к м?чет (Ak Mescit), ve daha yüzlercesi…

En son olarak da, modern mimari örnekleri bir araya getirilerek “Ak Mescit” adını verdikleri “Bolgar İslam Akademisini” bünyesinde barındıran bir cami inşaa etmişler, önüne de kocaman bir havuz koymuşlar, insanlar havuzun Camiye en uzak tarafına oturup, tıpkı Hindistan’daki “Taç Mahal” önü fotoğraf çekimlerine benzer fotoğraflar elde etmeye uğraşıyorlar…

RUHİ ÇİLEK'ın Diğer Yazıları

İNEBOLU TİCARET ve SANAYİ ODASI, TÜRK OCAĞI

İnebolu seyahatimiz benim için inanılmaz öğretici oldu, mesela İnebolu’da “Ticaret ve Sanayi Odası” olur mu diye sorsalardı, çokbilmişliğimle hemen olur mu öyle şey, ilçelerde “Esnaf ve Sanatkârlar Odası olur mu?" derdim. Meğerse varmış, hem de nerelerde, nerelerde… Öğrenmenin sınırı yok şüphesiz… Ben “eksiğim çok” dedikçe bazı dostlarım, kızıyorlar…

25 Oct 2026 246

SÜZGEÇ İSKELESİ ve İSTİKLAL YOLU

İnebolu’nun “süzgeç iskelesi” ya da “süzgeçli kapı” adı ile anılmış olduğunu ilk defa Vâlâ Nureddin’in (Vâ-Nu) “Bu Dünyadan Nazım Geçti” adlı kitabında görmüştüm. Milli mücadele senelerinde Ankara Hükümetinin İnebolu geçiş noktası için, Anadolu’ya girişte tatbik edilen çok sıkı kontrol noktası manasında kullanılmış olduğunu kolayca anlıyoruz.

20 Oct 2026 400

OĞUZ ATAY ÖYKÜ ÖDÜLLERİ VE İNEBOLU KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ

Sınıf arkadaşları toplantısı için bu kez İnebolu’da idik, arkadaşımız Ahmet Çeçen’in mükemmel organizasyonu ile merkez başta olmak üzere çevre köyler ve ilçeler ile ziyadesiyle ün yapmış Valla ve Horma Kanyonlarını gezdik.

11 Oct 2026 455

DÜNYA KAZAN BEN KEPÇE ÜZERİNE

Büyük Usta Aziz Nesin’in çok kitabını okumuştum lakin ilk defa “gezi yazıları” kapsamında “Irak ve Mısır” adlı kitabını okudum. İlk izlenimim, diğer tüm eserlerinde olduğu üzere, burada da öğreticiliğine, belgeleyiciliğine, ve ufuk açıcılığına hiç ara vermiyor. Hani benim haddime değil bu mevzuda derinlemesine ahkâm kesmek lakin “bir eksiğini daha gidermişin birisinin duygu yansıtması” diyelim…

04 Oct 2026 354

DÜNYA KUPASINDAN GERİ DÖNÜŞ

Ziyadesiyle gecikmeli bir yazı, belki güncelliğini de çok yitirdi lakin ancak sıra geldi diyelim, hem fena mı oldu tekrar hatırladık mezkûr süreci. Gidişimiz gibi dönüşümüzde “enler” ile oldu, öyle diyor kerameti kendinden menkul zevat, gidiş muhteşemmiş geliş büyük hüsranmış vs vs… Bir zamanlar Orhan Boran’ın “evet-hayır oyunu” için bir daveti vardı, “mehter marşı ile geliyorsunuz, İzmir marşı ile gidiyorsunuz” diyordu ya… Durum tam da o…

27 Sep 2026 484

Yorumlar (0)

Yorumlar yükleniyor...