"Şiirin düşünceye, düşüncenin hayata karıştığı bir dil kurdu"; MELİH CEVDET ANDAY 111 YAŞINDA...
"Kimseden korkmuyorsan dünyada Dostuna güveniyorsan İyi günler bekliyorsan hele İyi günlere inaniyorsan Üstelik hava da güzelse Yaşamak güzel şey Çok güzel şey doğrusu."
Bu dizelerin Şairi, Deneme, Roman ve Oyun Yazarı Melih Cevdet Anday, Kemal Tahir ve Doğan Avcıoğlu gibi 13 Mart doğumludur; yani bugün...
Orhan Veli, Oktay Rifat, Ahmed Arif, Cemal Süreya gibi "yolu da şiiri de Ankara'dan geçmiş" şairler arasındadır.
Orhan Veli ve Oktay Rifat'la "Garip Akımı''nın kurucularındandır da Anday.
Çağdaş Türk şiirinin en devrimci hareketini başlatmıştırlar.
Bu üç genç ozan, geleneksel şiire kafa tutmuştur adeta.
Tarık Özyıldırım'ın, Evrensel 'deki yazısındandır bu ifadeler;
"Geleneksel şiire kazan kaldıran genç şairler; birçok alaya, hakarete karşın şiiri temelden değiştireceklerine inanırlar. 1937’de başlayan bu asi şiir hareketi 1941’de 'Garip' adlı ortak şiir kitabıyla bir manifestoya dönüşür.
Artık şiirde ne kafiye ne ölçü ne de sanatlı bir söyleyiş vardır.
Şiir; sıradan insanın, sıradan hallerini anlatır.
Örneğin;
'Bir misafirliğe gitsem/ Bana temiz bir yatak yapsalar/ Her şeyi, adımı bile unutup, Uyusam' dizeleri"…
Cumhuriyet Dönemi'nde şiir, roman, deneme, tiyatro ve çeviri gibi farklı türlerde birçok eser yazmış, Türk edebiyatının usta şairlerindendir Anday...
****
"Genellikle çarpıcı buluşlara, zaman zaman espri ve taşlamaya dayanan, çok yalın dilli şiirlere imza atmıştır.
Daha çok insan ve doğa karşısında çeşitli sorunların, bakış açılarının, değerlendirmelerinin yoğunlaştığı" şiirleri vardır.
Melih Cevdet Anday, “Şiir, bütün özelliği edasında olan bir söz sanatıdır.”
“Şiir, bilinen sözcüklerle bilinmeyen sözler oluşturmaktır.” tümceleriyle şiirini özetler.
****
O ,"güzel günlerin şairidir,
Saadetten alır ilhamını
Kızlara çeyizlerinden bahsetmiştir
Mahpuslara affı umumiden... Çocuklara müjdeler vermiştir
Babası cephede kalan çocuklara..."
****
Sosyalist olduğunu söyler...
Bu yüzden yıllarca polis takibindedir, işten atılmış, sürgün edilmiştir.
Bakın nasıl anlatır o dönemi;
"Bizim politik bir içeriğimiz vardır, bu solcu bir içeriktir.
Bu yüzden polis bizi izlerdi.
Beni o ara Balıkesir’in Ömerköyü’ne sürdüler.
Altı kez işimden oldum.”
Şilili ozan Pablo Neruda da Melih Cevdet için, "Nâzım Hikmet’ten sonra çok büyük bir Türk şairi daha buldum, bütün gece gözüme uyku girmedi” demiştir...
****
Yakın dostlarından Dünya çapında mizah yazarımız Aziz Nesin, "Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim" kitabında Melih Cevdet'ten şöyle söz eder;
"Melih Cevdet Anday,
duygularıyla değil aklıyla yazan şair.
Ama baştan beri öyle mi? Hayır...İlk şiirlerinin kaynağı duyguydu, aklın güdümüne giren duygu...
İlk şiirleri de, sonrakiler gibi akıl şiirleri olsaydı, Melih'in bugünkü şair ünü olmazdı.
Vakıf, 7 Eylül 1990"
Kitapta bir de Anday'a yazdığı mektup örneği yer almıştır;
"Sevgili Melih,
Ödüller, armağanlar ve onursal payeler, haklı mı haksız mı verildi diye her zaman tartışılır ve hep tartışılacaktır da...
Verilenlerden değerinin tartışılmasına hiç kimsenin yüreklenemeyeceği çok az sanatçı vardır.
Çok seyrek görülen bu sanatçılar, aldıkları ödüllerle ve kendilerine sunulan onursal payelerle, bu ödülleri verenleri de ödüllendirmiş ve onursal payeleri sunanları onurlandırmış olurlar.
İşte sen, çok seyrek görülen toplumun bu seçkinsanatçılarının başında gelenlerdensin.
Senin onursal şairliğinin haklılığı haksızlığını seni sevmeyenler bile tartışamayacaktır; güzel olanı
da budur.
Çünkü sen, Türk yazınında kıskanılmayacak bir doruğa yükselmiş bulunuyorsun.
Sen yılın onursal yazarı değil, yılların onursal yazarsın!
Şimdi Paris'te bulunmam zorunu yüzünden, yazık ki, içki bardağımı seni kutlamak için kaldıramıyorum. Ama salt gelecek yılında değil, pekçok gelecek yılların onursal yazarlarını kutlamak için, içki bardaklarını birlikte kaldırmamız diliyorum.
Sıkı dur sevgili Melih, dayan bre Melih!"
(Nesin Yayınevi, Ağustos 2006)
****
"Türk şiirindeki yenilenmeyi başlatan kendine özgü felsefi şiir akımı öncüsü"
Melih Cevdet Anday bugün 111 yaşında...
Büyük Usta'yı
Rosenberg’ler için yazdığı unutulmaz “ANI” şiiriyle anıyorum;
“Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil bu anılacak şey değil
Apansız geliyor aklıma
Neredeyse gün doğacaktı
Herkes gibi kalkacaktınız
Belki daha uykunuz da vardı
Geceniz geliyor aklıma
Sevdiğim çiçek adları gibi
Sevdiğim sokak adları gibi
Bütün sevdiklerimin adları gibi
Adınız geliyor aklıma
Rahat döşeklerin utanması bundan
Öpüşürken bu dalgınlık bundan
Tel örgünün deliğinde buluşan
Parmaklarınız geliyor aklıma
Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm
Kahramanlıklar okudum tarihte
Çağımıza yakışan vakur, sade
Davranışınız geliyor aklıma
Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil unutulur şey değil
Çaresiz geliyor aklıma.
Yorumlar yükleniyor...