KİZİ MEHMET (ATAGÖZ)
Eski lakin çok güzel, en azından benim için çok çok güzel, Çeşme Cami Önü Çarşısının birbirine en fazla 20 mt mesafede 3 güzide bakkalı Kizi Mehmet, Hışım Mehmet, Atalay Abi… Her birisi ile ayrı ayrı güzel hatıralarım var, yeri geldikçe bunlara değineceğim…
Mehmet Atagöz Abimizin lakabı ise artık hangi hislerin yansıması ve hangi kelimelerin zaman içinde yuvarlanması ya da kısaltılması ise “Kizi Mehmet”e evrilmiştir… Akla en münasip olan ve sıklıkla anlatılan ise kizi kelimesinin “kızıl” kelimesinin evrilmiş hali olmasıdır. Bilindiği üzere de Mehmet Abimiz orta boylu, oldukça beyaz tenli, yuvarlak yüzlü, koyu ve sık saçlı, saçın rengi de yanlış hatırlıyorsam şimdiden özür dileyerek yazıyorum, kızıl ve kınalı siyaha yatkın bir haldeydi… Mehmet Abinin siyah bir önlüğü vardı dükkânın kapısı açılınca üzerine giyilen ve kepenkler kapatılınca çıkarılan, her daim lekesiz tertemiz bir hali ile…
Mehmet Abi; dönemin her esnafında geçerli olan veresiye defteri usulü ile alışveriş yapılan bir düzene sahip idi, veresiye defteri bayağı kalın ilaveten bir adet de değildi belki de bunların manası fazla sayıda müşteri sahibi olmaktı. Şimdi kredi kartlarına yazdırılan borç ya da taksit talebi o dönem esnafa yazılırdı hem de gecikme faizi olmaksızın… Şüphesiz bunun aksini anlatan hikâyeler de hatırlamak mümkün lakin hatırladığım babamın içtiği “Bafra Sigarası” 60 kuruş idi ve yazdırır idik ödeme döneminde de şüphesiz makul bir süre sonra olmak kaydıyla yine 60 kuruş idi. Bu rakamı bu kadar sarih hatırlıyor olmamın sebebi de bir vade babamı çaktırmadan fazlaca borca sokmuşluğumdur, “Mehmet Abi, babam dedi ki bir paket Bafra verecekmişsin, bir de 40 kuruş verip deftere 1 Tl borç yazacakmışsın” finans yöntemiyle birkaç ay ilerlemiştim ki, büyük mahcubiyet yaşadım… Oysa sistem ne kadar güzel kurgulanmıştı lakin ömrü kısa sürdü, her yalan dolan işte olduğu üzere… Babama değil de, Mehmet Abiye bu konuda mahcubiyetim hala beni çaktırmadan terletir… Ama mahcup olmadığım vaziyet ise ara sıra kendime aldığım Bafra Sigaralarıdır. Gerçi diğer taraftaki mahcubiyeti bir defa daha yaşamayacağımdan onu da behemehâl terk etmiştim.
Maalesef her çocuk gibi çocuk yaşta sigaraya içmeye başlamıştım sanki bir halt varmış gibi… Mehmet Abimiz yapmaz idi lakin karşıdaki Atalay Abimiz, paket açıp tek tek sigara satardı, Şimdi net hatırlamıyorum ama galiba tanesi 5 kuruşa Bafra Sigarası alıyordum. Yine hatırladığım kadarı ile açık satılan 2 sigara vardı, Bafra ve Birinci… Hani sonraları, “iç birinci ol devrimci” diye takdim edilen sigara o zamanın asi ruhlu ama fakir gençleri için en münasip mamuldür. Kizi Mehmet tek tek sigara satmaz idi 3. Komşu bakkal “Hışım Mehmet” ise külliyen sigara satmaz idi… Uzun yıllar içip, sigarayı hiçbir mecburiyet olmaksızın yaklaşık 25 sene önce bırakabilmiş olmanın da bugün mutluğunu ve sağlığını yaşıyorum.
Değerli Öğretmenimiz ve büyüğümüz Ahmet Akgül’ün “1960 öncesi Çeşme” kitabında şöyle yer almıştır, Mehmet Abimiz, “Altındaki dükkân ise Mehmet Atagöz’ün bakkal dükkânıydı. Orta boyda, az şişman, her zaman sağlıklı görünen, güleç yüzlü biriydi bakkal Mehmet Efendi. O bu dükkânda uzun yıllar bakkallık yaptı. Dürüstlüğüyle herkesin güvenini kazanmış, kendisini mahalleliye sevdirmişti.”
Mehmet Abimiz sonradan kabristana çıkan yokuşun başındaki evinin altına taşıdı dükkânını, burası önceki yerin oldukça küçük bir kopyası idi lakin artık satılan malzemeler de şekil değiştirmişti o kadar ki “karpostal” bile satılır hale gelmişti, eee ne de olsa turizm merkeziydik gayri…
Evet, “bakkalın market, dükkânın shop” olmadığı devrin kahramanı Mehmet Abimiz artık aramızda değil… Kendisini büyük saygı ve hürmetle anıyorum…
Yorumlar yükleniyor...